Toplantı tutanağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8891 E. 2010/4592 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
toplantı tutanağı↗ sorumluluk davası↗ ortaklar kurulu kararı↗ ibra↗ şirket zararı↗ denetime elverişlilik↗ kazanılmış hak↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ yetki↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ ibraz↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, benimsenen 05.06.2005 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu sözleşmelerde davalı ...’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyeleri, denetçiler ve genel müdürün ibra edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul
tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait bilançolarında ve genel kurul tutanaklarında dava konusu zararın geçmediği, açıkça tartışılarak yapılmış bir ibra bulunmadığı, bozma öncesi alınan 01.11.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre 72000 USD fazla ödemenin davalı ...'nın imzaladığı sözleşmeler nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne, diğer davalı bakımından önceki karar kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalılardan davacı limited şirketin eski Genel Müdürü olan ...bakımından da şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, limited şirket yöneticilerinin şirkete karşı sorumluluğu, anonim şirket için sevkedilen 341 ve 342. madde hükümlerine tabidir. Bu davalı, davacı şirketin imza yetkilisi Genel Müdürü olup, hakkında TTK’nun 341 ve 342. madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK.nun 342. maddesinde icrai yetkiyi haiz müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa karşı da sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, TTK'nun yöneticiler ile ilgili 341. maddesi uyarınca,böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için ortaklar kurulunca dava açılması yönünde karar alınması, davanın denetçilerden tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Yirmiden az ortaklı limited şirketlerde aynı Kanun’un 548. maddesi uyarınca denetçi bulunmadığı, idare hak ve görevinin bütün ortaklar ya da müdür sıfatını haiz olmayan ortaklara ait olduğu, bu ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim haklarının bulunduğu gözetilmelidir. Yönetici olmayan ortakların iştiraki ya da bunların davacı vekiline ya da başka bir vekile verecekleri bir vekaletname ile davanın görülmesi zorunludur. Bu bir usuli eksiklik olup, davanın bu nedenle hemen reddi gerekmeyip, sonradan tamamlanabilmesi de mümkündür.
Somut olayda, davacı vekiline yönetim kurulu Başkanı... vekalet vermiş olup,yargılamada bazen bu vekil,bazen bu vekilin yetki verdiği diğer bazı vekiller davacıyı temsil etmişlerdir. Dosyaya giren başka bir vekaletnamede davacıyı “temsilen hareket eden ... ve ...”vekalet vermiş olup, vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından bu kişilerin sıfatı anlaşılamamaktadır. Dosya içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu yönde bir delile dayanılmamış olup, tarafların genel kurulda anılan yönde bir karar alındığına ya da alınmadığına yönelik bir açıklamaları olmadığı gibi,mahkemece de bu noktada bir değerlendirme yapılmamıştır. Limited Şirketin ortak sayısı da dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu yönde daha önce temyiz itirazında bulunulmamış ve bozma yapılmamış olmasının, husumete ilişkin hususlarda kazanılmış hak oluşmayacağından, varılan bu sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir ortaklar kurulu kararı ibrazına ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise davanın, açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yönler tartışılmadan, doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır.
2-Bozma neden ve şekline göre,davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6496 E. 2010/2359 K.
Ortak:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · ibraz
İncelediğiniz karardaDosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl «davanın konusu» maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8203 E. 2010/9005 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2007/3690 E. 2008/5378 K.
Ortak:ibra · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz kararda… ..’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve genel müdürün «ibra» edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
… mece, bozmaya uyulmuş, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait bilançolarında ve genel kurul tutanaklarında dava konusu zararın geçmediği, açıkça tartışılarak yapılmış bir «ibra» bulunmadığı, bozma öncesi alınan 01.11.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre 72000 USD fazla ödemenin davalı ...'nın imzaladığı sözleşmeler nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne, diğer davalı bakımından önceki karar kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
TTK.nun 342. maddesinde icrai yetkiyi haiz müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde «yönetim kurulu» üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa karşı da sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin genel kurulunda davalı genel müdürün «ibra» edildiği, bu nedenle davalı Derya ile ilgili sorumluluğu gerektirecek bir hususun bulunmadığı, diğer davalıların zarara sebebiyet verdiklerinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 342. maddesinde anasözleşme, genel kurul veya «yönetim kurulu» kararıyla atanan genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Bu durum usuli bir noksanlık olup, yargılama sırasında gi-derilmesi mümkün bulunduğundan mahkemece, HUMK'nın 39. ve 40. mad-deleri gereğince davacı vekiline, genel kurul kararı alma ve denetçilerden alacağı vekaletnameyi «ibraz» etmek üzere süre verilerek, ibrazı halinde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın davanın görülüp sonuç-landırılması doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı · ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
Dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaDosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, şirket yöneticileri, denetçileri ve müdürleri aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olmadığı nazara alınmak suretiyle işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E. 2013/18288 K.
Ortak:ortaklar kurulu kararı · muvafakat · anonim şirket · limited şirket · ibraz · temsil
İncelediğiniz karardaBu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, «limited şirket» yöneticilerinin şirkete karşı sorumluluğu, «anonim şirket» için sevkedilen 341 ve 342. madde hükümlerine tabidir.
1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 13.05.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının «şirket müdürü» olarak görev yaptığı tarihlerde davacı şirketin 1999 yılına ilişkin hesaplarının vergi incelemesine tabi tutulması sonucu, davacı şirketin vergi cezası ödemek zorunda kaldığı ve davalının yönetim ve «temsili» nedeniyle bu durumdan sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 7.842,70 TL'nin 28/05/2003 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal …
1- Dava, «limited şirket» müdürünün şirkete verdiği iddia olunan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · şirket müdürü · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaTTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile somut uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesinin uygulanması gerekecektir.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» bulunduğu öngörülmüştür.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 13.05.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının «şirket müdürü» olarak görev yaptığı tarihlerde davacı şirketin 1999 yılına ilişkin hesaplarının vergi incelemesine tabi tutulması sonucu, davacı şirketin vergi cezası ödemek zorunda kaldığı ve davalının yönetim ve «temsili» nedeniyle bu durumdan sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 7.842,70 TL'nin 28/05/2003 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal …
Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.
Ortak:anonim şirket
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, «limited şirket» yöneticilerinin şirkete karşı sorumluluğu, «anonim şirket» için sevkedilen 341 ve 342. madde hükümlerine tabidir.
Benzer bu kararda1)Dava,davacı «anonim şirketinin» yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye
Benzer bu karardaTaraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında «tasfiye» haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8891 E. , 2010/4592 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.04.2008 tarih ve 2007/454 - 2008/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2010 gününde davalılar avukatı Birsen Köylü gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin eski genel müdürü ve genel müdür yardımcısı olan davalıların yönetim kurulu kararı ile belirlenen esaslar dışına çıkarak kokpit personeli alımı sırasında fazla ücret ödediklerini, şirketin bu nedenle zarara uğramış olduğunu ileri sürerek, 108.000 Doların davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin anılan sözleşmelerde imzası bulunmadığını, şirketi zarara uğratmadığını, 2000 yılı faaliyetlerinden dolayı ibra edilmiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...vekili, tüm işlemlerin yönetim kurulunun bilgisi dahilinde yapıldığını, zarara uğratacak bir işlem yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen 05.06.2005 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu sözleşmelerde davalı ...’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda yönetim kurulu üyeleri, denetçiler ve genel müdürün ibra edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul
tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait bilançolarında ve genel kurul tutanaklarında dava konusu zararın geçmediği, açıkça tartışılarak yapılmış bir ibra bulunmadığı, bozma öncesi alınan 01.11.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre 72000 USD fazla ödemenin davalı ...'nın imzaladığı sözleşmeler nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne, diğer davalı bakımından önceki karar kesinleştiğinden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalılardan davacı limited şirketin eski Genel Müdürü olan ...bakımından da şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. TTK’nun 556. maddesi atfı uyarınca, limited şirket yöneticilerinin şirkete karşı sorumluluğu, anonim şirket için sevkedilen 341 ve 342. madde hükümlerine tabidir. Bu davalı, davacı şirketin imza yetkilisi Genel Müdürü olup, hakkında TTK’nun 341 ve 342. madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK.nun 342. maddesinde icrai yetkiyi haiz müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa karşı da sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, TTK'nun yöneticiler ile ilgili 341. maddesi uyarınca,böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için ortaklar kurulunca dava açılması yönünde karar alınması, davanın denetçilerden tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Yirmiden az ortaklı limited şirketlerde aynı Kanun’un 548. maddesi uyarınca denetçi bulunmadığı, idare hak ve görevinin bütün ortaklar ya da müdür sıfatını haiz olmayan ortaklara ait olduğu, bu ortakların BK’nun 531. maddesi uyarınca denetim haklarının bulunduğu gözetilmelidir. Yönetici olmayan ortakların iştiraki ya da bunların davacı vekiline ya da başka bir vekile verecekleri bir vekaletname ile davanın görülmesi zorunludur.
Bu bir usuli eksiklik olup, davanın bu nedenle hemen reddi gerekmeyip, sonradan tamamlanabilmesi de mümkündür.
Somut olayda, davacı vekiline yönetim kurulu Başkanı... vekalet vermiş olup,yargılamada bazen bu vekil,bazen bu vekilin yetki verdiği diğer bazı vekiller davacıyı temsil etmişlerdir. Dosyaya giren başka bir vekaletnamede davacıyı “temsilen hareket eden ... ve ...”vekalet vermiş olup, vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından bu kişilerin sıfatı anlaşılamamaktadır. Dosya içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu yönde bir delile dayanılmamış olup, tarafların genel kurulda anılan yönde bir karar alındığına ya da alınmadığına yönelik bir açıklamaları olmadığı gibi,mahkemece de bu noktada bir değerlendirme yapılmamıştır.
Limited Şirketin ortak sayısı da dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu yönde daha önce temyiz itirazında bulunulmamış ve bozma yapılmamış olmasının, husumete ilişkin hususlarda kazanılmış hak oluşmayacağından, varılan bu sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir ortaklar kurulu kararı ibrazına ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise davanın, açıklanan usul yönünden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yönler tartışılmadan, doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır.
2-Bozma neden ve şekline göre,davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan ... vekilinin bir bölüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016779200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz