Ibra
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2007/3690 E. 2008/5378 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ibra↗ yönetim kurulu kararı↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin genel kurulunda davalı genel müdürün ibra edildiği, bu nedenle davalı Derya ile ilgili sorumluluğu gerektirecek bir hususun bulunmadığı, diğer davalıların zarara sebebiyet verdiklerinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-
Dava, davacı şirketin Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı ile bunlarla birlikte hareket ettiği iddia edilen kişiler hakkında açılan tazminat istemine ilişkin olup, niteliği itibariyle genel müdür Derya yönünden sorumluluk davasıdır. TTK'nın 342. maddesinde anasözleşme, genel kurul veya yönetim kurulu kararıyla atanan genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir. Aynı Kanun'un 341. maddesi hükmüne göre de, böyle bir davanın açılabilmesi için, genel kurulca davanın açılması yolunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Bu durum usuli bir noksanlık olup, yargılama sırasında gi-derilmesi mümkün bulunduğundan mahkemece, HUMK'nın 39. ve 40. mad-deleri gereğince davacı vekiline, genel kurul kararı alma ve denetçilerden alacağı vekaletnameyi ibraz etmek üzere süre verilerek, ibrazı halinde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın davanın görülüp sonuç-landırılması doğru değildir.
2-
Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8891 E. 2010/4592 K.
Ortak:ibra · yönetim kurulu kararı · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin genel kurulunda davalı genel müdürün «ibra» edildiği, bu nedenle davalı Derya ile ilgili sorumluluğu gerektirecek bir hususun bulunmadığı, diğer davalıların zarara sebebiyet verdiklerinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TTK'nın 342. maddesinde anasözleşme, genel kurul veya «yönetim kurulu» kararıyla atanan genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Bu durum usuli bir noksanlık olup, yargılama sırasında gi-derilmesi mümkün bulunduğundan mahkemece, HUMK'nın 39. ve 40. mad-deleri gereğince davacı vekiline, genel kurul kararı alma ve denetçilerden alacağı vekaletnameyi «ibraz» etmek üzere süre verilerek, ibrazı halinde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın davanın görülüp sonuç-landırılması doğru değildir.
Benzer bu kararda… ..’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve genel müdürün «ibra» edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
… mece, bozmaya uyulmuş, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait bilançolarında ve genel kurul tutanaklarında dava konusu zararın geçmediği, açıkça tartışılarak yapılmış bir «ibra» bulunmadığı, bozma öncesi alınan 01.11.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre 72000 USD fazla ödemenin davalı ...'nın imzaladığı sözleşmeler nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne, diğer davalı bakımından önceki karar kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
TTK.nun 342. maddesinde icrai yetkiyi haiz müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde «yönetim kurulu» üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa karşı da sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · ortaklar kurulu kararı · şirket zararı · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · muvafakat · anonim şirket
Benzer bu karardaDosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
… ..’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve genel müdürün «ibra» edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaBu durum usuli bir noksanlık olup, yargılama sırasında gi-derilmesi mümkün bulunduğundan mahkemece, HUMK'nın 39. ve 40. mad-deleri gereğince davacı vekiline, genel kurul kararı alma ve denetçilerden alacağı vekaletnameyi «ibraz» etmek üzere süre verilerek, ibrazı halinde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın davanın görülüp sonuç-landırılması doğru değildir.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · şirket müdürü · şirket zararı · ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK'nın 342. maddesinde anasözleşme, genel kurul veya «yönetim kurulu» kararıyla atanan genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · sorumluluk davası · şirket zararı · ihtiyati tedbir · muvafakat · anonim şirket · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Sözleşmeye aykırılık | Cezai şart
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12666 E. 2015/12199 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK'nın 342. maddesinde anasözleşme, genel kurul veya «yönetim kurulu» kararıyla atanan genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi · haksız eylem · cezai şart · dava şartı yokluğu · görevsizlik kararı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, yanlar arasında «işçi/ işveren ilişkisi» olduğu, işçinin iş akdi devam ederken gerçekleştirdiği «haksız eylem» ve işlemlere dayalı olarak «cezai şart» talep edildiği, davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilerek, HMK 114/1-c ve 115/2. maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Dava davacı şirketi «temsil» ve ilzama yetkili genel müdürü olduğu iddia edilen davalının sözleşmeye aykırı eylemleri sebebiyle «cezai şart» istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi gereğince davalı müdürün, yasa, anasözleşme veya iş görme koşullarını saptayan diğer hükümler ile öngörülen kuralları gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde Yönetim Kurulu üyelerinin tabi olduğu hükümler uyarınca, ortaklığa karşı hukuken sorumlu olacağı göz önüne alınarak ve işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «görevsizlik» kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2007/3690 E., 2008/5378 K.
11. Hukuk Dairesi 2007/3690 E., 2008/5378 K.
ANONİM ŞİRKET
GENEL KURUL KARARI
GENEL MÜDÜRÜN SORUMLULUĞU
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ]
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 40 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 341 ]
6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 342 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Dokuzuncu Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 05.10.2006 tarih ve 2001/973-2006/565 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar Derya ve İsmail'in imza yetkilisi olarak, Metehan'ın yetkili müdürün kayınbiraderi olarak, davalı M... Otomotiv Ltd. Şti.'nin bu kişiler ile işbirliği içinde olmak üzere müvekkilini zarara uğrattığını, davalı yöneticilerin E... TV kanalında birkaç dakikalık haber için 200.000 USD bedel ile M... Ltd. Şti. ile anlaşma yaptıklarını, kanal yetkilisi ile yapılan görüşmede kendilerine bu hizmet karşılığında 15.000 USD ödendiğini beyan ettiğini, böyle yüksek meblağlı sözleşmeden müvekkilinin yönetim kurulunun haberdar edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ait haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000 USD'nin faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
[…].. Ltd. Şti. vekili, tarafların serbest iradeleri ile sözleşmenin yapıldığını ve müvekkilinin edimini ifa ettiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Metehan vekili, müvekkilinin Derya'nın kayınbiraderi olarak so-rumlu tutulmasının doğru olmadığını, davaya konu sözleşme ile alakasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Derya vekili, müvekkilinin C... otomobilleri ithalatçısı olan davacı şirkete 1998 yılında genel müdür olarak atandığını, şirketi zararda iken kâr yapar duruma getirdiğini, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı İsmail vekili, müvekkilinin genel müdür yardımcısı olarak idari ve mali işlerden sorumlu olduğunu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda
davaya konu sözleşmenin yönetim kurulu kararlarına uygun olduğunun tespit edildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin genel kurulunda davalı genel müdürün ibra edildiği, bu nedenle davalı Derya ile ilgili sorumluluğu gerektirecek bir hususun bulunmadığı, diğer davalıların zarara sebebiyet verdiklerinin davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-
Dava, davacı şirketin Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı ile bunlarla birlikte hareket ettiği iddia edilen kişiler hakkında açılan tazminat istemine ilişkin olup, niteliği itibariyle genel müdür Derya yönünden sorumluluk davasıdır. TTK'nın 342. maddesinde anasözleşme, genel kurul veya yönetim kurulu kararıyla atanan genel müdürün kanuna, anasözleşme, veya işgörme koşullarını saptayan diğer hükümlerle yükletilen yükümlülükleri gereği gibi veya hiç yerine getirmemesi halinde yönetim kurulu üyelerinin tabi oldukları hükümler gereğince ortaklığa, pay sahiplerine ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olacağı ilkesi kabul edilmiştir. Aynı Kanun'un 341. maddesi hükmüne göre de, böyle bir davanın açılabilmesi için, genel kurulca davanın açılması yolunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir.
Bu durum usuli bir noksanlık olup, yargılama sırasında gi-derilmesi mümkün bulunduğundan mahkemece, HUMK'nın 39. ve 40. mad-deleri gereğince davacı vekiline, genel kurul kararı alma ve denetçilerden alacağı vekaletnameyi ibraz etmek üzere süre verilerek, ibrazı halinde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın davanın görülüp sonuç-landırılması doğru değildir.
2-
Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın (BOZULMASINA), (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer ol-madığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/16811300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz