Toplantı tutanağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/6496 E. 2010/2359 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
toplantı tutanağı↗ sorumluluk davası↗ davanın konusu↗ şirket zararı↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl davanın konusu maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı anonim şirketin ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan şirket zararının tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
TTK.nun yöneticiler ile ilgili 341 nci maddesi uyarınca, böyle bir davanın davacı şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması, davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava koşulu olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu yönde bir delile dayanılmamış olup, tarafların genel kurulda anılan yönde bir karar alındığına ya da alınmadığına yönelik bir açıklamaları olmadığı gibi, mahkemece de bu noktada bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı ibrazına ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava,açıklanan usul yönünden reddedilmek gerekirken,re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yönler tartışılmadan,doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır.
2) Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8203 E. 2010/9005 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı · ibraz
İncelediğiniz karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.
Ortak:anonim şirket
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Benzer bu kararda1)Dava,davacı «anonim şirketinin» yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye
Benzer bu karardaTaraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında «tasfiye» haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9516 E. 2013/12163 K.
Ortak:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · muvafakat · ibraz
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine böyle bir davanın dinlenebilmesi için her halükarda sorumluluk davasının açıldığı tarihte görevde olan denetçilerden alınan vekaletnamenin «ibrazı» bir ön koşul değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · yönetim kurulu kararı · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8891 E. 2010/4592 K.
Ortak:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · ibraz
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaDosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39 ve 40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir «ortaklar kurulu» kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan varsa denetçilerin, yok ise yönetici olmayan ortakların davacı vekiline ya da başka bir vekile bir vekaletname vermesine ol …
1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · ibra · denetime elverişlilik · kazanılmış hak · limited şirket · yetki · yönetim kurulu kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ..’nun imzasının bulunmadığı, davacı şirketin davaya konu sözleşmelerin düzenlendiği 2000 yılı faaliyetlerinin incelendiği 30.04.2001 tarihli olağan genel kurulunda «yönetim kurulu» üyeleri, denetçiler ve genel müdürün «ibra» edilmesine karar verildiği, bu nedenle ibra edilen sözleşmelerden dolayı sonraki yıllarda ödeme yapılmasının dava konusu yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı ... hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle, diğer davalı hakkındaki davanın esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, davalı ... hakkındaki husumet yönünden redde ilişkin kararın onanmasına, diğer davalı bakımından, mahkemece genel kurul tutanakları ve bilanço incelenerek bilançonun davaya konu sözleşmeleri de kapsayacak şekilde düzenlenmiş olup olmadığı ve ibranın bağlayıcı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği hususları üzerinde durulması gerekirken bu yönden «denetime elverişli» olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
… mece, bozmaya uyulmuş, 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait bilançolarında ve genel kurul tutanaklarında dava konusu zararın geçmediği, açıkça tartışılarak yapılmış bir «ibra» bulunmadığı, bozma öncesi alınan 01.11.2004 tarihli bilirkişi raporuna göre 72000 USD fazla ödemenin davalı ...'nın imzaladığı sözleşmeler nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, bu davalı bakımından davanın kısmen kabulüne, diğer davalı bakımından önceki karar kesinleştiğinden ayrıca karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı vekiline «yönetim kurulu» Başkanı... vekalet vermiş olup,yargılamada bazen bu vekil,bazen bu vekilin «yetki» verdiği diğer bazı vekiller davacıyı «temsil» etmişlerdir.
1-Dava, davalılardan davacı «limited şirketin» eski Genel Müdürü olan ...bakımından da «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11248 E. 2010/1977 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı
İncelediğiniz kararda1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Benzer bu kararda1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · yönetim kurulu kararı · tacir
Benzer bu karardaSomut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı eski yöneticilerin basiretli bir «tacir» gibi davranarak dava konusu alım-satım işlemlerini yaptıkları, ticaret hayatının olağan risklerinden doğan zarardan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Hatta bu «yönetim kurulu» üyeleri arasında davalı ... de vardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, şirket yöneticileri, denetçileri ve müdürleri aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olmadığı nazara alınmak suretiyle işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/6496 E. , 2010/2359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2007 tarih ve 2002/457-2007/717 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl davada davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı Avukatı ...geldi, davetiye tebliğini rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin % 20 hisse karşılığı ortağı ve aynı zamanda Genel Müdür sıfatıyla imza yetkililerinden biri olan davalının ihbar üzerine yapılan denetimine ilişkin raporda, sahte belge ve işlemlerle şirkete ait olan borçları kapattığı, şirketin parasını kendi hesabına geçirdiği, şirkete girmesi gereken komisyonlarla ilgili çekleri şahsı adına tahsil ettiği, avans borcunu gerçek dışı faturalarla kapattığı, şirket dışına para aktarma işlemleri yaptığı hususlarına yer verildiğini, şirketin bu olaylar nedeniyle itibar kaybettiğini, ceza davasının derdest olduğunu ileri sürerek, şimdilik 23.674.399,182 TL maddi zararın ve 50.000.000.000 lira manevi zararın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin sürekli denetim gördüğünü, müvekkilinin muhasebe bölümünü denetleme gereği duymadığını, denetim raporunun tek taraflı olduğunu, manevi zararın doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; karşı dava açarak, müvekkilinin iş akdine son verilmesi nedeniyle kıdem, ihbar ve maaş farkı toplamı olan 16.564.000.000 liranın ayrıca 30.000 USD karın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl davanın konusu maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı anonim şirketin ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan şirket zararının tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
TTK.nun yöneticiler ile ilgili 341 nci maddesi uyarınca, böyle bir davanın davacı şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması, davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava koşulu olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır. Bu yönde bir delile dayanılmamış olup, tarafların genel kurulda anılan yönde bir karar alındığına ya da alınmadığına yönelik bir açıklamaları olmadığı gibi, mahkemece de bu noktada bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ya da açılan davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı ibrazına ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava,açıklanan usul yönünden reddedilmek gerekirken,re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yönler tartışılmadan,doğrudan esasa girilmesi doğru olmamıştır.
2) Bozma neden ve şekline göre, asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009791100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz