Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/8203 E. 2010/9005 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “TTK’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğinden mahkemece HUMK’nun 39-40. maddesi hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak belirtilen eksiklik tamamlanmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11248 E. 2010/1977 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · şirket zararı · yetki · yönetim kurulu kararı · tacir
Benzer bu karardaSomut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı eski yöneticilerin basiretli bir «tacir» gibi davranarak dava konusu alım-satım işlemlerini yaptıkları, ticaret hayatının olağan risklerinden doğan zarardan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hatta bu «yönetim kurulu» üyeleri arasında davalı ... de vardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9516 E. 2013/12163 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · kesin süre · muvafakat · yönetim kurulu kararı · ibraz · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine böyle bir davanın dinlenebilmesi için her halükarda sorumluluk davasının açıldığı tarihte görevde olan denetçilerden alınan vekaletnamenin «ibrazı» bir ön koşul değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2421 E. 2010/3069 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ibraname · sebepsiz zenginleşme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı ...'a icra dosyasında toplam (33.950) YTL tutarında ödeme yapılıp «ibraname» alındığı, davalıların bu miktarda «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın «ibrazına» ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gere …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · ek tasfiye
Benzer bu kararda1)Dava,davacı «anonim şirketinin» yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.
Taraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında «tasfiye» haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12694 E. 2013/13846 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · tasdik kararı · anonim şirket · usulden reddi · ibraz
Benzer bu kararda1-Dava, «anonim şirket» yöneticisine karşı açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kurulan hüküm, Dairemizce mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın şirket adına denetçi ya da …
… yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece davacı şirketin denetçisinin kim olduğunun usulünce tespit edilmesi ve bu kişi tarafından verilen vekaletnameyi «ibraz» etmesi için davayı açan vekile süre verilmesi, anılan usuli eksikliğin giderilmesi halinde işin esasına girilmesi, aksi takdirde davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra davacı şirketin denetçisi olduğu bildirilen... tarafından davayı açan vekile verilen vekaletnamenin dosyaya «ibrazı» üzerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ticaret Sicil Memurluğu yazısı suret olup aslı gibi olduğu «tasdik» edilmediği gibi adı geçen kişinin verdiği vekaletname de şirket denetçisi sıfatıyla verilmemiş,...'in şahsı adına verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/8203 E. , 2010/9005 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.04.2010 tarih ve 2010/48-2010/688 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin yönetim kurulu ve eski muhasip üyesi olan davalının, muhasiplik görevini yaptığı 16.08.2004 - 16.03.2005 tarihleri arasında (3.820,00) YTL kasa açığı verdiğini ileri sürerek, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar Dairemizce “TTK’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiğinden mahkemece HUMK’nun 39-40. maddesi hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak belirtilen eksiklik tamamlanmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028224700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz