6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12356 E. 2010/7245 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket ek tasfiye

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1)Dava,davacı anonim şirketinin yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.

TTK.nun yöneticiler ile ilgili 341 nci maddesi uyarınca,böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için davanın denetçi ya da denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması da gerekmektedir.Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, bu usuli koşul sonradan tamamlanabilir.Dolayısıyla,bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmemelidir.

Somut olayda,davacı vekiline dava sırasında vekalet veren şirketin tek denetçisi .. dava tarihinde denetçi ise de,vekaletnamenin düzenlendiği tarihten önce denetçilik görevi sona ermiştir. Vekaletname tarihinde denetçilerin kim ya da kimlerden olduğu, ...'in yeni seçime kadar görevi başında olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Taraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında tasfiye haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.

Bu durumda,mahkemece,HUMK.nun 39-40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek, halen görevi devam eden ya da davanın geldiği aşamada görevde olan denetçi ya da denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, verilen süre içerisinde bu koşul yerine getirilmez ise, açıklanan usuli koşul yönünden davanın reddi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yön tartışılmadan,doğrudan esasa girilmesi doğru olmamış,davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü gerekmiştir..

2)Bozma neden ve şekline göre,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8203 E. 2010/9005 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Özel denetçi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2534 E. 2017/1568 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Toplantı tutanağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9516 E. 2013/12163 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/12356 E.  ,  2010/7245 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.06.2008 tarih ve 2006/151-2008/259 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin yöneticisi olduğu dönemde imzaladığı sözleşmeler karşılığında tahsil ettiği satım bedellerini şirket hesaplarına aktarmadığını, tahsil ettiği bedelleri bir süre repoda yatırıp kazanç elde ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararların tutanak ile sabit olduğunu ileri sürerek, şimdilik 222.000,00 YTL' nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1)Dava,davacı anonim şirketinin yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.

TTK.nun yöneticiler ile ilgili 341 nci maddesi uyarınca,böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için davanın denetçi ya da denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması da gerekmektedir.Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, bu usuli koşul sonradan tamamlanabilir.Dolayısıyla,bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmemelidir.

Somut olayda,davacı vekiline dava sırasında vekalet veren şirketin tek denetçisi .. dava tarihinde denetçi ise de,vekaletnamenin düzenlendiği tarihten önce denetçilik görevi sona ermiştir. Vekaletname tarihinde denetçilerin kim ya da kimlerden olduğu, ...'in yeni seçime kadar görevi başında olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Taraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında tasfiye haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.

Bu durumda,mahkemece,HUMK.nun 39-40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek, halen görevi devam eden ya da davanın geldiği aşamada görevde olan denetçi ya da denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, verilen süre içerisinde bu koşul yerine getirilmez ise, açıklanan usuli koşul yönünden davanın reddi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan ve bu yön tartışılmadan,doğrudan esasa girilmesi doğru olmamış,davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü gerekmiştir..

2)Bozma neden ve şekline göre,davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle,davalı vekilinin bir bölüm temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan nedenle,diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,22.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021522000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.