6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tahsil cirosu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12191 E. 2010/3143 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsil cirosu çekin ibrazı aciz vesikası çek iptali illiyet bağı ciro reeskont faizi hamil keşideci haciz çek temerrüt ibraz teslim

Atıf yapılan mevzuat: BK · TTK — TTK 644TTK 730

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hamili olduğu çekin tahsil amacıyla teslim edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, çek iptali kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında ciro bulunmadığı, çek keşidecisi hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile temerrüdün oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı bankaya tahsil için davacı tarafından ibraz edilen çekin banka tarafından kaybedilmesine dayalı olarak çek bedelinin zarar olarak vekil olan bankadan tahsiline ilişkindir.

TTK’nun 730/6 ncı maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa’nın 600 ncü maddesinde belirtildiği üzere tahsil cirosu tevkili tazammun eder. Bu itibarla olayda davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki vekalet akdidir. Bu durumda davalının sorumluluğu Borçlar Kanunu’nun 390 ncı maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 321 nci maddesi hükümlerine tabidir. Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden aciz vesikası alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir. Zira davacı, keşideci karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir. Bu itibarla, mahkemece bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için çekin ibraz tarihi itibarıyla bankada karşılığı olması veya keşidecinin ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığını elinden çıkarması sebebiyle davacının çek bedelini tahsil edememe durumunun oluşması icap eder.

Bu itibarla, mahkemece (ibraz tarihinde çek karşılığının bulunmadığı anlaşıldığından) keşidecinin çek ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığı bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Çek İstirdatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14561 E. 2017/2104 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9414 E. 2010/506 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5698 E. 2011/17644 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Çek İstirdatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18254 E. 2014/7640 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3656 E. 2010/3393 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/12191 E.  ,  2010/3143 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.06.2008 tarih ve 2007/300-2008/353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin tahsil amacıyla 27/12/2005 tarihinde davalı bankanın Kurtuluş Şubesi'ne verdiği 04/04/2006 keşide tarihli ve 8.000 TL bedelli çekin bankada kaybolduğunu, banka tarafından İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/2 esas sayılı dosyası ile zayi nedeniyle çek iptali kararının alındığını, müvekkilinin çek keşidecisine karşı kambiyo senetlerine özgü takip yapma, cezai başvuru ve cirantalardan tahsil haklarının ortadan kalması nedeniyle 03/07/2006 tarihli ihtarnameyle davalıdan zararını talep ettiğini, Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün 2006/9573 sayılı dosyası üzerinden çek keşidecisi hakkında başlattıkları ilamsız takibin semeresiz kaldığını ve borç ödemeden aciz vesikası alındığını ileri sürerek, 8.000 TL zararın temerrüt tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, BK’nun 60. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili bankanın çek iptali kararı alıp davacıya verdiğini, sorumluluk için çek borçluları hakkında borç ödemeden aciz vesikası alınmasının ve çek bedelinin çekin kaybedilmesi nedeniyle tahsil edilememiş olmasının gerektiğini, çek kaybolmasaydı dahi bedelinin keşideciden tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığını, faiz talebinin ve faiz başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hamili olduğu çekin tahsil amacıyla teslim edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, çek iptali kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında ciro bulunmadığı, çek keşidecisi hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile temerrüdün oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı bankaya tahsil için davacı tarafından ibraz edilen çekin banka tarafından kaybedilmesine dayalı olarak çek bedelinin zarar olarak vekil olan bankadan tahsiline ilişkindir.

TTK’nun 730/6 ncı maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa’nın 600 ncü maddesinde belirtildiği üzere tahsil cirosu tevkili tazammun eder. Bu itibarla olayda davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki vekalet akdidir. Bu durumda davalının sorumluluğu Borçlar Kanunu’nun 390 ncı maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 321 nci maddesi hükümlerine tabidir. Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden aciz vesikası alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.

Zira davacı, keşideci karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir. Bu itibarla, mahkemece bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için çekin ibraz tarihi itibarıyla bankada karşılığı olması veya keşidecinin ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığını elinden çıkarması sebebiyle davacının çek bedelini tahsil edememe durumunun oluşması icap eder.

Bu itibarla, mahkemece (ibraz tarihinde çek karşılığının bulunmadığı anlaşıldığından) keşidecinin çek ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığı bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014904700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.