Tahsil cirosu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12191 E. 2010/3143 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahsil cirosu↗ çekin ibrazı↗ aciz vesikası↗ çek iptali↗ illiyet bağı↗ ciro↗ reeskont faizi↗ hamil↗ keşideci↗ haciz↗ çek↗ temerrüt↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hamili olduğu çekin tahsil amacıyla teslim edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, çek iptali kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında ciro bulunmadığı, çek keşidecisi hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile temerrüdün oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya tahsil için davacı tarafından ibraz edilen çekin banka tarafından kaybedilmesine dayalı olarak çek bedelinin zarar olarak vekil olan bankadan tahsiline ilişkindir.
TTK’nun 730/6 ncı maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa’nın 600 ncü maddesinde belirtildiği üzere tahsil cirosu tevkili tazammun eder. Bu itibarla olayda davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki vekalet akdidir. Bu durumda davalının sorumluluğu Borçlar Kanunu’nun 390 ncı maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 321 nci maddesi hükümlerine tabidir. Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden aciz vesikası alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir. Zira davacı, keşideci karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir. Bu itibarla, mahkemece bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için çekin ibraz tarihi itibarıyla bankada karşılığı olması veya keşidecinin ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığını elinden çıkarması sebebiyle davacının çek bedelini tahsil edememe durumunun oluşması icap eder.
Bu itibarla, mahkemece (ibraz tarihinde çek karşılığının bulunmadığı anlaşıldığından) keşidecinin çek ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığı bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14561 E. 2017/2104 K.
Ortak:aciz vesikası · hamil · keşideci · çek · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «hamili» olduğu çekin tahsil amacıyla «teslim» edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, «çek iptali» kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında «ciro» bulunmadığı, çek «keşidecisi» hakkında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile «temerrüdün» oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Bu itibarla, mahkemece bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için «çekin ibraz» tarihi itibarıyla bankada karşılığı olması veya «keşidecinin» ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığını elinden çıkarması sebebiyle davacının «çek» bedelini tahsil edememe durumunun oluşması icap eder.
Benzer bu karardaAncak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı «çek» «keşidecisi» olan şirketin «ibraz» tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir.
Zararın doğabilmesi için «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde ödeme gücünün olması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · ticari faiz
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin ilamında da belirtildiği üzere söz konusu «çek» bedelini davalı bankanın davacıya ödemesi gerektiği, davacının iddialarının doğru olduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının kabulü ile 14.185,00 TL'nin 22/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece, «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde «malvarlığının» bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9414 E. 2010/506 K.
Ortak:hamil · keşideci
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «hamili» olduğu çekin tahsil amacıyla «teslim» edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, «çek iptali» kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında «ciro» bulunmadığı, çek «keşidecisi» hakkında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile «temerrüdün» oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Zira davacı, «keşideci» karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi belgesi · takibin kesinleşmesi · vade tarihi · zayi · uyuşmazlık konusu · bono
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Oysa, mahkemece bu hususlar nazara alınmadan ve «vade tarihi» itibariyle «bono» borçlusunun ödeme gücünün varlığı araştırılmadan yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5698 E. 2011/17644 K.
Ortak:aciz vesikası · hamil · keşideci
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «hamili» olduğu çekin tahsil amacıyla «teslim» edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, «çek iptali» kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında «ciro» bulunmadığı, çek «keşidecisi» hakkında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile «temerrüdün» oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Zira davacı, «keşideci» karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi nedeniyle iptal davası · takibin kesinleşmesi · zayi belgesi · zayi nedeniyle iptal · vade tarihi · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla, «müracaat borçlusu» olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18254 E. 2014/7640 K.
Ortak:hamil · çek · temerrüt · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «hamili» olduğu çekin tahsil amacıyla «teslim» edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, «çek iptali» kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında «ciro» bulunmadığı, çek «keşidecisi» hakkında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile «temerrüdün» oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, davalı bankaya tahsil için davacı tarafından «ibraz» edilen çekin banka tarafından kaybedilmesine dayalı olarak «çek» bedelinin zarar olarak vekil olan bankadan tahsiline ilişkindir.
Bu itibarla, mahkemece bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için «çekin ibraz» tarihi itibarıyla bankada karşılığı olması veya «keşidecinin» ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığını elinden çıkarması sebebiyle davacının «çek» bedelini tahsil edememe durumunun oluşması icap eder.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafın dava konusu çekin bedelinin tahsili için davalı Bankaya «ibraz» ettiği, Banka'nın ise çeki kaybettiğinden dolayı ödeme tarihinde ödeme yapamadığı, bu hususun davalı tarafında kabulünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 11.000,00 TL' nin 30/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 11.000,00 TL bedelli çekin tahsil için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı Banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» almak için mahkemeye başvurduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müracaat borçlusu · vekil hamil · ticari temerrüt faizi · zayi belgesi · keşide tarihi · zayi · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 11.000,00 TL bedelli çekin tahsil için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı Banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» almak için mahkemeye başvurduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafın dava konusu çekin bedelinin tahsili için davalı Bankaya «ibraz» ettiği, Banka'nın ise çeki kaybettiğinden dolayı ödeme tarihinde ödeme yapamadığı, bu hususun davalı tarafında kabulünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 11.000,00 TL' nin 30/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3656 E. 2010/3393 K.
Ortak:aciz vesikası
İncelediğiniz karardaDava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, «aciz vesikasının» dava tarihinden sonra alınması nedeniyle, dava tarihinde davacının off-shore şirketinden tahsili için gereken işlemleri tamamlamadığından erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12191 E. , 2010/3143 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 12.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.06.2008 tarih ve 2007/300-2008/353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tahsil amacıyla 27/12/2005 tarihinde davalı bankanın Kurtuluş Şubesi'ne verdiği 04/04/2006 keşide tarihli ve 8.000 TL bedelli çekin bankada kaybolduğunu, banka tarafından İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/2 esas sayılı dosyası ile zayi nedeniyle çek iptali kararının alındığını, müvekkilinin çek keşidecisine karşı kambiyo senetlerine özgü takip yapma, cezai başvuru ve cirantalardan tahsil haklarının ortadan kalması nedeniyle 03/07/2006 tarihli ihtarnameyle davalıdan zararını talep ettiğini, Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün 2006/9573 sayılı dosyası üzerinden çek keşidecisi hakkında başlattıkları ilamsız takibin semeresiz kaldığını ve borç ödemeden aciz vesikası alındığını ileri sürerek, 8.000 TL zararın temerrüt tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, BK’nun 60. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili bankanın çek iptali kararı alıp davacıya verdiğini, sorumluluk için çek borçluları hakkında borç ödemeden aciz vesikası alınmasının ve çek bedelinin çekin kaybedilmesi nedeniyle tahsil edilememiş olmasının gerektiğini, çek kaybolmasaydı dahi bedelinin keşideciden tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığını, faiz talebinin ve faiz başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hamili olduğu çekin tahsil amacıyla teslim edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, çek iptali kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında ciro bulunmadığı, çek keşidecisi hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile temerrüdün oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaya tahsil için davacı tarafından ibraz edilen çekin banka tarafından kaybedilmesine dayalı olarak çek bedelinin zarar olarak vekil olan bankadan tahsiline ilişkindir.
TTK’nun 730/6 ncı maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa’nın 600 ncü maddesinde belirtildiği üzere tahsil cirosu tevkili tazammun eder. Bu itibarla olayda davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki vekalet akdidir. Bu durumda davalının sorumluluğu Borçlar Kanunu’nun 390 ncı maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 321 nci maddesi hükümlerine tabidir. Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden aciz vesikası alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Zira davacı, keşideci karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir. Bu itibarla, mahkemece bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için çekin ibraz tarihi itibarıyla bankada karşılığı olması veya keşidecinin ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığını elinden çıkarması sebebiyle davacının çek bedelini tahsil edememe durumunun oluşması icap eder.
Bu itibarla, mahkemece (ibraz tarihinde çek karşılığının bulunmadığı anlaşıldığından) keşidecinin çek ibraz tarihi ile takip tarihi arasında mal varlığı bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması ve neticesine göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1014904700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz