Çek İstirdatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/14561 E. 2017/2104 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aciz vesikası↗ malvarlığına ilişkin dava↗ ticari faiz↗ hamil↗ keşideci↗ çek↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının hamili olduğu çekin davalı bankaya tahsil için verildiği ancak kaybedildiği, davacının önce akdi hakkında icra takibi yaptığı, alacağını tahsil edemediği, ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında yer alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ilamında da belirtildiği üzere söz konusu çek bedelini davalı bankanın davacıya ödemesi gerektiği, davacının iddialarının doğru olduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının kabulü ile 14.185,00 TL'nin 22/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının hamili olduğu çekin dava banka tarafından kaybedilmesinden doğan zararın tazminine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı çek keşidecisi olan şirketin ibraz tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Dava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden aciz vesikası alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir. Zararın doğabilmesi için keşidecinin çek ibraz tarihinde ödeme gücünün olması gerekir. Mahkemece, keşidecinin çek ibraz tarihinde malvarlığının bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9142 E. 2015/5967 K.
Ortak:aciz vesikası · malvarlığına ilişkin dava · keşideci
İncelediğiniz karardaDava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir.
Mahkemece, «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde «malvarlığının» bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı «çek» «keşidecisi» olan şirketin «ibraz» tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Benzer bu karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi · olumsuz oy · bono · vade
Benzer bu karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Yerel mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma kararında, davaya konu edilen bonoların «vade» tarihleri itibariyle «bono» «keşidecisinin» ödeme gücünün bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiği konusuna temas edilmiş, mahkemece bu kapsamda ilgili birimlerle yapılan yazışmalar sonunda dava dışı bono borçlusunun mali durumunun tespitine çalışılmıştır.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5194 E. 2017/7082 K.
Ortak:malvarlığına ilişkin dava · hamil · keşideci · çek · ibraz · Çek İstirdatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde «malvarlığının» bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı «çek» «keşidecisi» olan şirketin «ibraz» tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Zararın doğabilmesi için «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde ödeme gücünün olması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, asıl «çek» borçlusu hakkındaki davayı kazandığı, ancak asıl borçlunun «malvarlığının» bulunmaması sebebiyle alacağını tahsil edemediği, bu durumda zarara uğrayan davacının, çeki kaybeden bankadan alacağını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 5.250 TL'nin «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, bankanın çeki kaybettiği tarih ile davacının «keşideci» aleyhine hukuki yollara başvurması gereken «makul süre» içerisinde var ise «çek» hesabında bulunan paranın tahsilinin imkansız hale gelmesi veya bu zaman aralığında keşidecinin «malvarlıklarını» elinden çıkarması olgusunun kanıtlanması halinde banka ispatlanan zarardan sorumlu olur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere çekin banka tarafından kaybedildiği hususu çekişmesiz olduğu gibi, davacının da dava dışı «keşideciden» «çek» bedelini tahsil edemediği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · eksik inceleme · vekalet ücreti · avans faizi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, asıl «çek» borçlusu hakkındaki davayı kazandığı, ancak asıl borçlunun «malvarlığının» bulunmaması sebebiyle alacağını tahsil edemediği, bu durumda zarara uğrayan davacının, çeki kaybeden bankadan alacağını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, «tahsilde tekerrür olmamak» üzere 5.250 TL'nin «ibraz» tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-) Kabule göre de, davacı kendisini bir vekil ile «temsil» ettirmediği halde davacı yararına «vekalet ücretine» hükmolunması da doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Ancak, bankanın çeki kaybettiği tarih ile davacının «keşideci» aleyhine hukuki yollara başvurması gereken «makul süre» içerisinde var ise «çek» hesabında bulunan paranın tahsilinin imkansız hale gelmesi veya bu zaman aralığında keşidecinin «malvarlıklarını» elinden çıkarması olgusunun kanıtlanması halinde banka ispatlanan zarardan sorumlu olur.
Bu itibarla, mahkemece anılan hususlarda araştırma yapılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3656 E. 2010/3393 K.
Ortak:aciz vesikası
İncelediğiniz karardaDava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, «aciz vesikasının» dava tarihinden sonra alınması nedeniyle, dava tarihinde davacının off-shore şirketinden tahsili için gereken işlemleri tamamlamadığından erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/14561 E. , 2017/2104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/06/2015 tarih ve 2014/1355-2015/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu çekin davalı bankaya tahsil için verildiğini ancak davalı bankada çekin kaybedildiğini, banka ve keşideci hakkında ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde alacak davası açtıklarını, davalarının kabulüne karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/03/2012 tarih, 2011/9234 esas 2012/4144 karar sayılı ilamıyla davalı banka yönünden davacının önce kendi akidine gidip alacağını tahsil etmesi, tahsil edememesi halinde davalı bankaya müracaat etmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiğini, bozmaya uyularak banka yönünden davanın reddedildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, akitleri hakkında icra takibi yaptıklarını ve aciz belgesi aldıklarını ileri sürerek kaybedilen çekin bedeli olan 14,185,00 TL’nin keşide tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı banka lehine kesin hüküm altına alınmış bir karar olduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacının çeki tahsil amacıyla ibraz etmediğini, karşılığının olup olmadığı hususunun sorulmasını istediğini, borçlu hakkında aciz vesikası almış olan davacının bankadan sadece çek yaprağı bedelini talep edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının hamili olduğu çekin davalı bankaya tahsil için verildiği ancak kaybedildiği, davacının önce akdi hakkında icra takibi yaptığı, alacağını tahsil edemediği, ...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dosyasında yer alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ilamında da belirtildiği üzere söz konusu çek bedelini davalı bankanın davacıya ödemesi gerektiği, davacının iddialarının doğru olduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının kabulü ile 14.185,00 TL'nin 22/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının hamili olduğu çekin dava banka tarafından kaybedilmesinden doğan zararın tazminine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı çek keşidecisi olan şirketin ibraz tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Dava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından çek bedelinin tahsili hususunda keşideci aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden aciz vesikası alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir. Zararın doğabilmesi için keşidecinin çek ibraz tarihinde ödeme gücünün olması gerekir. Mahkemece, keşidecinin çek ibraz tarihinde malvarlığının bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/333767400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz