Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9414 E. 2010/506 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müracaat borçlusu↗ vekil hamil↗ zayi belgesi↗ takibin kesinleşmesi↗ vade tarihi↗ zayi↗ hamil↗ keşideci↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ vade↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tahsil için davalı bankaya verilen bononun davalı banka bünyesinde iken kaybolması nedeniyle davalı bankanın asli kusurlu olduğu, ancak davacının da bono iptal kararını davalıdan aldığı halde borçlu hakkında takibe başlamasında geciktiği, dolayısıyla davacının %25, davalının ise %75 oranında kusurlu bulundukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir
1-Dava, tahsil için verilen bononun davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının hamili bulunduğu 15.4.2001 vade tarihli, 3.500 Dolar bedelli bononun tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından vekil-hamil sıfatıyla zayi belgesi alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak keşideci hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bono bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vekil konumunda olan davalı bankanın bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun vade tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından bono borçlusu hakkında başlatılan takip kesinleşmiş olup, ispat zorluğu sözkonusu değildir. Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için bononun vade tarihi ile takibin kesinleştiği tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir. Oysa, mahkemece bu hususlar nazara alınmadan ve vade tarihi itibariyle bono borçlusunun ödeme gücünün varlığı araştırılmadan yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18254 E. 2014/7640 K.
Ortak:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi belgesi · zayi · hamil · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 11.000,00 TL bedelli çekin tahsil için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı Banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» almak için mahkemeye başvurduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temerrüt faizi · keşide tarihi · temerrüt faizi · çek · temerrüt · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafın dava konusu çekin bedelinin tahsili için davalı Bankaya «ibraz» ettiği, Banka'nın ise çeki kaybettiğinden dolayı ödeme tarihinde ödeme yapamadığı, bu hususun davalı tarafında kabulünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 11.000,00 TL' nin 30/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Uyuşmazlık, davacının «çek» bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı «çek» borçlularına başvurmaksızın davalı Banka'da kaybolan çekin bedelini talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5698 E. 2011/17644 K.
Ortak:müracaat borçlusu · vekil hamil · takibin kesinleşmesi · zayi belgesi · vade tarihi · zayi · hamil · keşideci · Tazminat
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla, «müracaat borçlusu» olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zayi nedeniyle iptal davası · aciz vesikası · zayi nedeniyle iptal · iptal davası · kâr kaybı · ihtarname · dosya masrafı · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Davalı tarafından bonoların tahsili amacıyla davacıdan alınan avans ile birlikte davalının «kusuru» nedeniyle davacı tarafından davalıya gönderilen «ihtarname» «masraflarının» davalıdan tahsili yerinde olmuş ise de, söz konusu ihtarnamelerin vekil aracılığıyla gönderildiğinden bahisle ayrıca «vekalet ücretinin» de hüküm altına alınması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
2) Öte yandan, davacı taraf, davalıya söz konusu bonoları verirken alınan peşin ücret ile birlikte bonoların akıbetinin davalı tarafından kendisine bildirilmemesi nedeniyle yaptığı «masrafların» da tahsilini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16220 E. 2012/7565 K.
Ortak:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi belgesi · vade tarihi · zayi · hamil · uyuşmazlık konusu · bono
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 4.000,00 TL bedelli «bononun» «takas» için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınması için mahkemeye başvurulduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamaması veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi gerekir.
Dava, «takas» için bankaya verilen «bononun» davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas · ciranta · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yararlanılan bilirkişi raporuna göre, dava konusu senedin davalı banka nezdinde kaybolduğu, davalı bankanın senet iptali davasını yetkili mahkemede açmayarak senedin tahsilinde gecikme yaşanmasına neden olduğu, davalı bankanın davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 4.000,00 TL’nın «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «takas» için bankaya verilen «bononun» davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 4.000,00 TL bedelli «bononun» «takas» için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınması için mahkemeye başvurulduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, davacı taraf öncelikle senet borçlusuna ve «cirantalarına» başvurmadığı halde yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmetmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18048 E. 2015/3486 K.
Ortak:müracaat borçlusu · zayi · hamil
İncelediğiniz karardaVekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Benzer bu karardaVekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, «hamilin» «zayi» nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «kambiyo senedi» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine «teslim» edilen «çek» ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda «temsil» «yetkisini» verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından «yetkili hamil» davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacı …
Somut olayda, davacı tarafın «müracaat borçlularına» başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi · yetkili hamil · müteselsil kefil · kambiyo senedi · kefil · hukuki yarar · çek · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine «teslim» edilen «çek» ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda «temsil» «yetkisini» verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından «yetkili hamil» davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacı …
Vekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, «hamilin» «zayi» nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «kambiyo senedi» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
1-Dava, tahsil için bankaya verilen kambiyo senetlerinin bir kısmının tahsil edilmeksizin «yetkisiz» kişilere usulsüz olarak iade edildiği, bir kısmının ise iade edilmediği gibi tahsili için de herhangi bir girişimde bulunulmadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12191 E. 2010/3143 K.
Ortak:hamil · keşideci
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «hamili» olduğu çekin tahsil amacıyla «teslim» edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, «çek iptali» kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında «ciro» bulunmadığı, çek «keşidecisi» hakkında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile «temerrüdün» oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Zira davacı, «keşideci» karşısında alacağı kanıtlama hususunda ispat zorluğu yaşamamış, keşideci aleyhine giriştiği takip kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsil cirosu · çekin ibrazı · aciz vesikası · çek iptali · illiyet bağı · ciro · reeskont faizi · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının «hamili» olduğu çekin tahsil amacıyla «teslim» edildiği davalı banka tarafından kaybedildiği, «çek iptali» kararı alındığı, çekin hamiline yazılı olduğu ve arkasında «ciro» bulunmadığı, çek «keşidecisi» hakkında kambiyo senetlerine özgü «haciz» yoluyla takip başlatılamadığı, yapılan ilamsız takipte tahsilat yapılamayıp borç ödemeden aciz belgesi alındığı, davacı hamilin çekin arkası yazdırılamadığından keşideciye karşı TTK’nun 644. maddesindeki haklarını kullanamadığı, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tahsil aşamasında çeki kaybettiğindenzararın tümünden sorumlu olduğu, başka çekleri de karşılıksız çıkan keşidecinin ticari durumunun iyi olmamasından davacı hamilin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile «temerrüdün» oluştuğu 28/07/2006 tarihinden itibaren uygulanacak «reeskont faizi» ile birlikte 8.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
TTK’nun 730/6 ncı maddesi delaletiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa’nın 600 ncü maddesinde belirtildiği üzere «tahsil cirosu» tevkili tazammun eder.
Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğuna hükmedilebilmesi için öncelikle davacının zarara uğraması ve bu zarar ile davalı bankanın eylemi arasında «illiyet bağının» bulunması gerekir.
Dava konusu olayda her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de, bu durum bankanın sorumluluğuna gidilmesi için yeterli değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9414 E. , 2010/506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asiye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.06.2007 tarih ve 2003/717-2007/324 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu 3500 USD bedelli bononun davalıya tahsil için verildiğini, ancak davalının bu bonoyu kaybettiğini ileri sürerek, 4.060 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmişti.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tahsil için davalı bankaya verilen bononun davalı banka bünyesinde iken kaybolması nedeniyle davalı bankanın asli kusurlu olduğu, ancak davacının da bono iptal kararını davalıdan aldığı halde borçlu hakkında takibe başlamasında geciktiği, dolayısıyla davacının %25, davalının ise %75 oranında kusurlu bulundukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir
1-Dava, tahsil için verilen bononun davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının hamili bulunduğu 15.4.2001 vade tarihli, 3.500 Dolar bedelli bononun tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından vekil-hamil sıfatıyla zayi belgesi alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak keşideci hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bono bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vekil konumunda olan davalı bankanın bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun vade tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından bono borçlusu hakkında başlatılan takip kesinleşmiş olup, ispat zorluğu sözkonusu değildir. Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için bononun vade tarihi ile takibin kesinleştiği tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir. Oysa, mahkemece bu hususlar nazara alınmadan ve vade tarihi itibariyle bono borçlusunun ödeme gücünün varlığı araştırılmadan yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 19.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007542100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz