Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5698 E. 2011/17644 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müracaat borçlusu↗ vekil hamil↗ zayi nedeniyle iptal davası↗ takibin kesinleşmesi↗ zayi belgesi↗ aciz vesikası↗ zayi nedeniyle iptal↗ vade tarihi↗ zayi↗ hamil↗ keşideci↗ iptal davası↗ uyuşmazlık konusu↗ bono↗ vade↗ kâr kaybı↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ kusur↗ vekalet ücreti↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet bono ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin zayi nedeniyle iptal davası açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden aciz vesikası verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun kaybına yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı masrafların da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, tahsil için verilen bononun davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının hamili bulunduğu 5 adet bononun tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından vekil-hamil sıfatıyla zayi belgesi alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak keşideci hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bono bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vekil konumunda olan davalı bankanın bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun vade tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından bono borçlusu hakkında başlatılan takip kesinleşmiş olup, ispat zorluğu söz konusu değildir. Bu itibarla, müracaat borçlusu olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için bononun vade tarihi ile takibin kesinleştiği tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir. Oysa, mahkemece bu hususlar nazara alınmadan ve vade tarihi itibariyle bono borçlusunun ödeme gücünün varlığı araştırılmadan yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2) Öte yandan, davacı taraf, davalıya söz konusu bonoları verirken alınan peşin ücret ile birlikte bonoların akıbetinin davalı tarafından kendisine bildirilmemesi nedeniyle yaptığı masrafların da tahsilini istemiştir. Davalı tarafından bonoların tahsili amacıyla davacıdan alınan avans ile birlikte davalının kusuru nedeniyle davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname masraflarının davalıdan tahsili yerinde olmuş ise de, söz konusu ihtarnamelerin vekil aracılığıyla gönderildiğinden bahisle ayrıca vekalet ücretinin de hüküm altına alınması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9414 E. 2010/506 K.
Ortak:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi belgesi · takibin kesinleşmesi · vade tarihi · zayi · hamil · keşideci · Tazminat
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla, «müracaat borçlusu» olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18254 E. 2014/7640 K.
Ortak:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi belgesi · zayi · hamil · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 11.000,00 TL bedelli çekin tahsil için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı Banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» almak için mahkemeye başvurduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari temerrüt faizi · keşide tarihi · temerrüt faizi · çek · temerrüt · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafın dava konusu çekin bedelinin tahsili için davalı Bankaya «ibraz» ettiği, Banka'nın ise çeki kaybettiğinden dolayı ödeme tarihinde ödeme yapamadığı, bu hususun davalı tarafında kabulünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 11.000,00 TL' nin 30/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Uyuşmazlık, davacının «çek» bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı «çek» borçlularına başvurmaksızın davalı Banka'da kaybolan çekin bedelini talep etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16220 E. 2012/7565 K.
Ortak:müracaat borçlusu · vekil hamil · zayi belgesi · vade tarihi · zayi · hamil · uyuşmazlık konusu · bono
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Bu itibarla, «müracaat borçlusu» olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 4.000,00 TL bedelli «bononun» «takas» için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınması için mahkemeye başvurulduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamaması veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi gerekir.
Dava, «takas» için bankaya verilen «bononun» davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takas · ciranta · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yararlanılan bilirkişi raporuna göre, dava konusu senedin davalı banka nezdinde kaybolduğu, davalı bankanın senet iptali davasını yetkili mahkemede açmayarak senedin tahsilinde gecikme yaşanmasına neden olduğu, davalı bankanın davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 4.000,00 TL’nın «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, «takas» için bankaya verilen «bononun» davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 4.000,00 TL bedelli «bononun» «takas» için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınması için mahkemeye başvurulduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, davacı taraf öncelikle senet borçlusuna ve «cirantalarına» başvurmadığı halde yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmetmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.
Ortak:vekil hamil · aciz vesikası · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · vade · kusur · Tazminat
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Benzer bu karardaDava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Davalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:protesto · illiyet bağı · lehtar · tazminat davası · teslim
Benzer bu karardaDava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Davalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir «tazminat davası» olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3111 E. 2012/9619 K.
Ortak:vekil hamil · zayi · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · Tazminat
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Benzer bu karardaİşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta ise de yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere bonoları düzenlemesi sırasında keşidecinin mal varlığı olup ta davalının bonoları zayii sırasında bunları elinden çıkardığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddia ve ispat edilmiş değildir.
Dava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yolların tüketilmesi · illiyet bağı · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bonoların tahsil için davalı bankaya «teslim» edildiği, banka tarafından Ziraat Bankası Kazan Şubesi'ne gönderilen bonoların «zayi» olduğu, senet borçlusuna karşı yapılan takipte tahsil imkanının kalmadığı, bankanın senetlerin kaybedilmesinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulün …
Dava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14561 E. 2017/2104 K.
Ortak:aciz vesikası · hamil · keşideci
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Benzer bu karardaDava konusu olayda, her ne kadar davacı tarafından «çek» bedelinin tahsili hususunda «keşideci» aleyhine takip yapılmış ve borç ödemeden «aciz vesikası» alınmış ise de bu durum, davalı bankanın sorumluluğu için yeterli değildir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının «hamili» olduğu çekin davalı bankaya tahsil için verildiği ancak kaybedildiği, davacının önce akdi hakkında icra takibi yaptığı, alacağını tahsil edemediği, ...
Dava, davacının «hamili» olduğu çekin dava banka tarafından kaybedilmesinden doğan zararın tazminine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · ticari faiz · çek · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde «malvarlığının» bulunup bulunmadığı ve bunları elinden çıkarıp çıkarmadığının araştırılması gerekirken bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, salt keşideci şirketin ibraz tarihinden sonra aciz halinde olduğuna ilişkin belgenin alınması nedeniyle davanın kabulü doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hukuk Dairesi'nin ilamında da belirtildiği üzere söz konusu «çek» bedelini davalı bankanın davacıya ödemesi gerektiği, davacının iddialarının doğru olduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı hakkında açılan alacak davasının kabulü ile 14.185,00 TL'nin 22/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Ancak, davalı bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle sorumluluğunun doğabilmesi için dava dışı «çek» «keşidecisi» olan şirketin «ibraz» tarihinde çek bedelini ödeme gücü olduğunun saptanması, bir başka deyişle, çek kaybedilmeseydi keşideciye başvurma halinde keşidecinin ödeme gücü olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
Zararın doğabilmesi için «keşidecinin» «çek» «ibraz» tarihinde ödeme gücünün olması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9142 E. 2015/5967 K.
Ortak:aciz vesikası · keşideci · bono · vade
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Benzer bu karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak mahkemece dava dışı «bono» borçlusunun davaya konu edilen bonoların kaybından yararlanmak suretiyle üzerinde bulunan mal varlığını devredip harcadığı hususuna değinilmişse de; bono «keşidecisinin» bu eylemlerinin hangilerinin bonoların «vade» tarihleri ile «aciz vesikasının» alındığı tarihlere isabet ettiği açıklanıp tartışılmış değildir.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşide tarihi · malvarlığına ilişkin dava · olumsuz oy
Benzer bu karardaAraştırma kapsamında gelen yazı cevapları ve içerikleri incelendiğinde, «bono» «keşidecisinin» «malvarlığını» devre ilişkin bir kısım faaliyetinin dava konusu bonoların «vade» ve «keşide tarihlerinin» öncesi dönemlere tarihlendiği, bir kısmının ise bono borçlusu hakkında alınan «aciz vesikasından» çok sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı bankaya tahsil amacıyla verilen iki ayrı «bononun» davalı tarafından kaybedildiğini, bono «keşidecisi» hakkında başlattıkları icra takibinin «olumsuz» sonuçlandığını ve hakkında «aciz vesikası» alındığını, müvekkilinin uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5698 E. , 2011/17644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/01/2010 tarih ve 2008/292-2010/29 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu 5 adet bonoyu tahsil edilmesi amacıyla davalı banka şubesine teslim ettiğini, ancak söz konusu bonoların vadelerinin gelmelerine rağmen ödeme yapılmadığını anlayan müvekkilinin davalı bankadan bono asıllarını protesto evrakı ile birlikte geri istediğini, müvekkilinin uzunca bir süre oyalandığını, daha sonra 4.000 USD bedelli 4 adet bono aslının masrafı ödenmiş olmasına protesto edilmemiş vaziyette iade edildiğini, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybedildiğinin bildirildiğini, davalının özensiz ve dikkatsiz davranışı nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 40.000 USD bedelli bononun kaybından dolayı 1.000 TL'nin, diğer bonolarla ilgili yapılan masraflar için 4.000 TL'nin ve 10.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 11.12.2009 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek kaybedilen bono nedeniyle 40.000 USD'nin, masraflar nedeniyle 4.301,12 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, kaybedilen bono nedeniyle müvekkiline karşı dava açılabilmesi için öncelikle davacının zararının doğmasının gerektiğini, kaybedilen senedin iptaline ilişkin karara dayalı olarak davacının senet borçlusundan talepte bulunmadığını, davacıya iade edilen senetlerin de keşidecisinin aynı olmasına rağmen bu senetlerin dahi tahsil edilemediğini, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığından manevi tazminat istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet bono ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin zayi nedeniyle iptal davası açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden aciz vesikası verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun kaybına yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı masrafların da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, tahsil için verilen bononun davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının hamili bulunduğu 5 adet bononun tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından vekil-hamil sıfatıyla zayi belgesi alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak keşideci hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bono bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vekil konumunda olan davalı bankanın bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun vade tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından bono borçlusu hakkında başlatılan takip kesinleşmiş olup, ispat zorluğu söz konusu değildir. Bu itibarla, müracaat borçlusu olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için bononun vade tarihi ile takibin kesinleştiği tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir. Oysa, mahkemece bu hususlar nazara alınmadan ve vade tarihi itibariyle bono borçlusunun ödeme gücünün varlığı araştırılmadan yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2) Öte yandan, davacı taraf, davalıya söz konusu bonoları verirken alınan peşin ücret ile birlikte bonoların akıbetinin davalı tarafından kendisine bildirilmemesi nedeniyle yaptığı masrafların da tahsilini istemiştir. Davalı tarafından bonoların tahsili amacıyla davacıdan alınan avans ile birlikte davalının kusuru nedeniyle davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname masraflarının davalıdan tahsili yerinde olmuş ise de, söz konusu ihtarnamelerin vekil aracılığıyla gönderildiğinden bahisle ayrıca vekalet ücretinin de hüküm altına alınması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
03/01/2012 KLY
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039226200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz