Menfi tespit | Menfi tespit | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/15174 E. 2010/365 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekaletnamede yetki↗ takibin kesinleşmesi↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ menfi tespit davası↗ kötüniyet tazminatı↗ cy/cy şerhi↗ tespit davası↗ derdestlik↗ ipotek↗ hukuki yarar↗ yetki↗ geçersizlik↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının yaptığı takibin kesinleşmesinden sonra, davacının açtığı o dava sonunda vekaletnamede geçerli bir yetki bulunmadan ipotek tesis edildiği gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmekle, takibin dayanağı olan ipoteğin geçersiz hale geldiği, alacağın temeli olan hukuki ilişkinin ortadan kalktığı, böyle bir ipoteğe itibar edilemeyeceği, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, menfi tespit isteminin kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, var olduğu düşünülen hakkın kullanımı kapsamında başlatılmış bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacının davalı aleyhine işbu davadan önce Gebze 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi' ne açtığı davada, davacının davalı şirkete gerçekte borcu bulunmadığı ve ayrıca vekaletname kapsamı aşılarak ipoteklerin tesis edildiği ileri sürülerek, ipoteklerin kaldırılması talep edilmiş, işbu dava devam ederken 07.03.2006 tarihinde yargılamaya son verilerek, ipotek işleminin dayanağı olan vekaletnamenin ipotek tesisi için yeterli olmadığı, vekaletnamedeki yetki ve sebep dışına çıkılarak ipotek tesis edildiği, taraflar arasında alacak-borç ilişkisi olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu kararın bulunduğu dosyanın fotokopilerini davacı vekili ibraz etmiş olup, kararda kesinleşme şerhi bulunmadığı gibi, davalı yan kararın kesinleşmediğini temyiz dilekçesinde ileri sürmüştür. Temyize konu kararın gerekçesinde de anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği belirtilmemiştir. Mahkemece o kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulmadan, o mahkemece vekaletnamede geçerli bir yetki bulunmadığı gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verildiği, takibin dayanağı olan ipoteğin geçersiz hale geldiği gerekçesiyle menfi tespite karar verilmiştir.
Oysa, o davanın kabulü kararının kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulması, kesinleşmiş ise işbu davada davalı yanın derdestlik itirazındabulunmadığı da gözetilerek davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile şimdiki gibi menfi tespit isteminin kabulü kararı verilmesi gerekecektir. Şayet o davanın kabulü kararı temyiz edilip bozulur ve o davanın reddine karar verilip kesinleşirse işbu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmeli ve borcun gerçekte bulunmadığı iddiası incelenmemelidir.
Bu durumda, o kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulup, az önce açıklanan çerçevede davanın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer, temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/968 E. 2011/4599 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Bedellerin temerrüt faizi ile birlikte
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15548 E. 2013/21949 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, asıl dava yönünden davanın kabulü ile 11.000 USD ve 8.000 EURO’nun «temerrüt faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın reddine ilişkin verilen karar davalı banka vekilinin temyizi üzerine Dairemizce talep aşılarak karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12088 E. 2012/18785 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaBu kararın bulunduğu dosyanın fotokopilerini davacı vekili «ibraz» etmiş olup, kararda kesinleşme «şerhi» bulunmadığı gibi, davalı yan kararın kesinleşmediğini temyiz dilekçesinde ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaSomut olayda taraflar arasında noterde «hisse devri sözleşmesi» düzenlendiği, ortaklar kurulunun hisse devrine onay verdiği dosyaya «ibraz» edilen belgelerden anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denkleştirici adalet ilkesi · limited şirket hisse devri · hisse devri sözleşmesi · pay devri · hisse devri · pay defteri · muvafakat · limited şirket
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 520. maddesi gereğince «limited şirkette hisse devrinin» gerçekleşmesi için tarafların noterde «hisse devri sözleşmesi» düzenlemesi, ortaklar kurulunun devre «muvafakat» etmesi ve devrin «pay defterine» işlenmesi gerekir.
Dava, «limited şirket hisse devrinin» tamamlanmaması nedeniyle ödenen hisse devri bedelinin «denkleştirici adalet ilkesi» uygulanmak suretiyle tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece, davacının iddiasını kanıtlayacak delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda taraflar arasında noterde «hisse devri sözleşmesi» düzenlendiği, ortaklar kurulunun hisse devrine onay verdiği dosyaya «ibraz» edilen belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, dava dışı şirketin «pay defteri» celp edilmek suretiyle karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 520. maddesine uygun bir şekilde «pay devrinin» gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi, pay devri gerçekleşmişse bu takdirde şimdiki gibi davanın reddedilmesi, pay devri gerçekleşmemişse bu takdirde de dosya …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12242 E. 2011/15335 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedelsizlik · tüzel kişilik · taahhütname · hasar
Benzer bu karardaMahkemece,davalı şirketin hukuken ayrı «tüzel kişiliği» bulunduğu, şirket müdürünün hisse devreden kişiye, şirkete ait aracı «bedelsiz» olarak vermeyi «taahhüt» etmesinin geçerli olmadığı, «hasar» bedelinin sigorta şirketinden talep edilmesinin davalının takdirinde bulunduğu, davacının davalı şirketi böyle bir davranışa zorlayamayacağı gerekçesiyle, davanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/201 E. 2011/619 K.
Ortak:menfi tespit davası · kötüniyet tazminatı · tespit davası · kötüniyet · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin, var olduğu düşünülen hakkın kullanımı kapsamında başlatılmış bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, mahkemece «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının re …
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile davalının yaptığı «takibin kesinleşmesinden» sonra, davacının açtığı o dava sonunda vekaletnamede geçerli bir «yetki» bulunmadan «ipotek» tesis edildiği gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmekle, takibin dayanağı olan ipoteğin «geçersiz» hale geldiği, alacağın temeli olan hukuki ilişkinin ortadan kalktığı, böyle bir ipoteğe itibar edilemeyeceği, davalının «kötüniyetinin» kanıtlanamadığı gerekçesiyle, «menfi tespit» isteminin kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2-Ancak, mahkemece davalı kooperatifin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de «menfi tespit» davasında, dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine «inkar tazminatına» hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesine hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,davalının «yemin» delinini kullandığı, borcu ispat edemediği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle,davanın kabulüne, «kötüniyet tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · inkar tazminatı
Benzer bu karardaBu nedenle mahkemece, yazılı gerekçelerle «kötü niyet tazminatı» talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,davalının «yemin» delinini kullandığı, borcu ispat edemediği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle,davanın kabulüne, «kötüniyet tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece davalı kooperatifin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de «menfi tespit» davasında, dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine «inkar tazminatına» hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesine hükme bağlanmıştır.
Bu durumda davalı aleyhine, «inkar tazminatına» hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5472 E. 2010/11099 K.
Ortak:eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durumda, o kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulup, az önce açıklanan çerçevede davanın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… tokopi belgede davada savunulduğunun aksine devreden imzası altına ... imzasının olmasının ne anlama geldiği üzerinde durulup sonucuna göre karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, TTK'nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7683 E. 2018/1324 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · menfi tespit
İncelediğiniz kararda… ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin, var olduğu düşünülen hakkın kullanımı kapsamında başlatılmış bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, mahkemece «kötüniyet tazminatına» hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının re …
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile davalının yaptığı «takibin kesinleşmesinden» sonra, davacının açtığı o dava sonunda vekaletnamede geçerli bir «yetki» bulunmadan «ipotek» tesis edildiği gerekçesiyle «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmekle, takibin dayanağı olan ipoteğin «geçersiz» hale geldiği, alacağın temeli olan hukuki ilişkinin ortadan kalktığı, böyle bir ipoteğe itibar edilemeyeceği, davalının «kötüniyetinin» kanıtlanamadığı gerekçesiyle, «menfi tespit» isteminin kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; İİK'nın 72/5. fıkrası, "... borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir..." hükmüne haizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet tazminatı · kötü niyet · dava sebebi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının borçlu olmadığının tesbitine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davalının icra takibinde kötü niyetli olmaması nedeniyle davacının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece davacının talepte bulunduğu da gözetilerek «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir. .../...
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; İİK'nın 72/5. fıkrası, "... borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir..." hükmüne haizdir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/15174 E. , 2010/365 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.05.2007 tarih ve 2005/163-2007/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin bankalardan alacağı kredinin teminatı için müvekkili şirketin bazı taşınmazları üzerine ipotek verme yetkisi olan vekil ...' un tapuda düzenlenen ipotek sözleşmesinde bu yetki aşılarak, davalı şirketin ipotek alacaklısı olarak gösterildiğini, oysa vekaletin ipotek alacaklısı davalı değil, 3 ncü kişi banka olacak şekilde tesis edildiğini, vekilin davalı şirketin çalışanı olması dahi davalı şirketin kötüniyetini gösterdiğini, bu durumda davalı şirketin müvekkilinden bir hak talep edemeyeceği ve esasen bir alacağı da bulunmadığı halde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının takip başlattığını, yasaya aykırı olarak icra emri gönderdildiğinden itiraz edilemeyip takibin kesinleştiğini, Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2004/100 Esas sayılı dosyasına bu yolsuz ipotek tescilinin iptali için dava açtıklarını, o davada menfi tespit talep etmeyi unuttuklarını, yolsuz tescilin iptaline o davada karar verilse dahi, kesinleşmiş icra takibine etkisinin olmayacağını ileri sürerek, davalıya borçlu olunmadığının tespitini, en az % 40 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, İİK' nun 250/son cümlesine göre, ipoteğin iptali hakkındaki davalarda İİK' nun 72 nci maddesi hükümleri kıyasen uygulanacağından, bu davadan önce açılan o davanın sonucu alınmadan bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, öte yandan davalı şirket hiselerinin dava dışı Kombassan A.Ş.'ne devrindEn sonra ortaya çıkacak olan borçlara davalı şirketin ortaklarından olan davacı şirketin de ipotek vermeyi taahhüt ettiğini, bu dava konusu ipoteğin bu amaçla tesis edildiğini ve gerçek borca dayalı olduğunu, vekaletnamenin hisse devrinden sonra verilmesinin davacı şirketin kötüniyetini gösterdiğini ve hisse devrindeki taahhüde aykırı şekilde kaleme alındığını, 6 yıl boyunca benimsedikten sonra ipoteğe vekaletnamenin kapsamından ötürü itiraz ettiğini, ipotek geçersiz olsa bile, davacının borcunun sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının yaptığı takibin kesinleşmesinden sonra, davacının açtığı o dava sonunda vekaletnamede geçerli bir yetki bulunmadan ipotek tesis edildiği gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmekle, takibin dayanağı olan ipoteğin geçersiz hale geldiği, alacağın temeli olan hukuki ilişkinin ortadan kalktığı, böyle bir ipoteğe itibar edilemeyeceği, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, menfi tespit isteminin kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, var olduğu düşünülen hakkın kullanımı kapsamında başlatılmış bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, mahkemece kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyizine gelince; dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacının davalı aleyhine işbu davadan önce Gebze 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesi' ne açtığı davada, davacının davalı şirkete gerçekte borcu bulunmadığı ve ayrıca vekaletname kapsamı aşılarak ipoteklerin tesis edildiği ileri sürülerek, ipoteklerin kaldırılması talep edilmiş, işbu dava devam ederken 07.03.2006 tarihinde yargılamaya son verilerek, ipotek işleminin dayanağı olan vekaletnamenin ipotek tesisi için yeterli olmadığı, vekaletnamedeki yetki ve sebep dışına çıkılarak ipotek tesis edildiği, taraflar arasında alacak-borç ilişkisi olup olmadığının değerlendirilmesine gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu kararın bulunduğu dosyanın fotokopilerini davacı vekili ibraz etmiş olup, kararda kesinleşme şerhi bulunmadığı gibi, davalı yan kararın kesinleşmediğini temyiz dilekçesinde ileri sürmüştür.
Temyize konu kararın gerekçesinde de anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği belirtilmemiştir. Mahkemece o kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulmadan, o mahkemece vekaletnamede geçerli bir yetki bulunmadığı gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verildiği, takibin dayanağı olan ipoteğin geçersiz hale geldiği gerekçesiyle menfi tespite karar verilmiştir.
Oysa, o davanın kabulü kararının kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulması, kesinleşmiş ise işbu davada davalı yanın derdestlik itirazındabulunmadığı da gözetilerek davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğunun kabulü ile şimdiki gibi menfi tespit isteminin kabulü kararı verilmesi gerekecektir. Şayet o davanın kabulü kararı temyiz edilip bozulur ve o davanın reddine karar verilip kesinleşirse işbu davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmeli ve borcun gerçekte bulunmadığı iddiası incelenmemelidir.
Bu durumda, o kararın kesinleşip kesinleşmediği üzerinde durulup, az önce açıklanan çerçevede davanın ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer, temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin bir bölüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008355400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz