Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/12242 E. 2011/15335 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bedelsizlik↗ tüzel kişilik↗ taahhütname↗ hasar↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece,davalı şirketin hukuken ayrı tüzel kişiliği bulunduğu, şirket müdürünün hisse devreden kişiye, şirkete ait aracı bedelsiz olarak vermeyi taahhüt etmesinin geçerli olmadığı, hasar bedelinin sigorta şirketinden talep edilmesinin davalının takdirinde bulunduğu, davacının davalı şirketi böyle bir davranışa zorlayamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/06/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/201 E. 2011/619 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · kötüniyet tazminatı · yemin · tespit davası · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,davalının «yemin» delinini kullandığı, borcu ispat edemediği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle,davanın kabulüne, «kötüniyet tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece davalı kooperatifin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de «menfi tespit» davasında, dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine «inkar tazminatına» hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesine hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle mahkemece, yazılı gerekçelerle «kötü niyet tazminatı» talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu durumda davalı aleyhine, «inkar tazminatına» hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7683 E. 2018/1324 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · tespit davası · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · menfi tespit · dava sebebi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; İİK'nın 72/5. fıkrası, "... borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava «sebebi» ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir..." hükmüne haizdir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının borçlu olmadığının tesbitine ilişkin karar kesinleştiğinden bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına», davalının icra takibinde kötü niyetli olmaması nedeniyle davacının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece davacının talepte bulunduğu da gözetilerek «kötü niyet tazminatına» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir. .../...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14699 E. 2011/7076 K.
Ortak:bedelsizlik · tüzel kişilik · taahhütname · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece,davalı şirketin hukuken ayrı «tüzel kişiliği» bulunduğu, şirket müdürünün hisse devreden kişiye, şirkete ait aracı «bedelsiz» olarak vermeyi «taahhüt» etmesinin geçerli olmadığı, «hasar» bedelinin sigorta şirketinden talep edilmesinin davalının takdirinde bulunduğu, davacının davalı şirketi böyle bir davranışa zorlayamayacağı gerekçesiyle, davanın …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin hukuken ayrı «tüzel kişiliği» bulunduğu, şirket müdürünün hisse devreden kişiye, şirkete ait aracı «bedelsiz» olarak vermeyi «taahhüt» etmesinin geçerli olmadığı, «hasar» bedelinin sigorta şirketinden talep edilmesinin davalının takdirinde bulunduğu, davacının davalı şirketi böyle bir davranışa zorlayamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinde davacı taraf devir ile ilgili şirket kaşe ve imzalı «taahhütname» isimli belge verildiğini, anılan belgede şirkete ait aracın borcu bittikten sonra davacıya devredileceğinin taahhüt edildiğini iddia etmiş, mahkemece, davacının hisselerini dava dışı kişilere devrettiği, hisse devir bedelinin bu kişilerden alınması gerektiği, şirketin ayrı bir «tüzel kişiliği» bulunduğu, şirket müdürünün devraldığı hisse nedeniyle, şirkete ait aracı davacıya vermeyi taahhüt etmesinin hukuken geçerli olmadığından bahisle davacının talebin …
Kural olarak «sözleşmenin nispiliği ilkesi» gereğince, davacı ile dava dışı şirket ortakları arasındaki devir sözleşmesine taraf olmayan davalı şirket yönünden, anılan «taahhütname» geçerli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmelerin nispiliği ilkesi · sözleşmenin nispiliği · limited şirket · temsil
Benzer bu karardaKural olarak «sözleşmenin nispiliği ilkesi» gereğince, davacı ile dava dışı şirket ortakları arasındaki devir sözleşmesine taraf olmayan davalı şirket yönünden, anılan «taahhütname» geçerli değildir.
Ancak, «limited şirketi» «temsile» yetkili müdürün şirketi temsilen 3. kişinin fiilini «taahhüt» mahiyetinde taahhütname vermesi mümkündür veya temsilcisi, ancak şirket maksat ve konusuna göre her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir.
2- Dava, «limited şirket» hisse devrinden kaynaklanan alacak istenime ilişkin olup, davacı taraf şirkette bulunan 100 adet hissesini dava dışı ... ve ...’e devretmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18715 E. 2015/117 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:itirazın kaldırılması · işlemden kaldırma · infaz · ihtiyati haciz · yetki · haciz · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, takip dosyasının 15.04.2013 tarihinde «infaz» nedeniyle «işlemden kaldırıldığı» ve «ihtiyati haciz» kararına dayalı hacizlerin kaldırılmış olduğu, böylece itirazların konusuz kaldığı gerekçesiyle, esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» kararının «itirazen kaldırılması» istemine ilişkin olup, aleyhine ihtiyati haciz istenenler mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına «yetki» ve diğer yönlerden itiraz etmişlerdir.
Talepte bulunanın beyanına göre, talep konusu borcun ödenmesi mahkemece verilen «ihtiyati haciz» kararının icrası aşamasında olmuştur.
Bu durumda borçlunun ihtiyati haczin haksız olduğunu ve zorlayıcı sebepler nedeniyle borcu ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği ve talebin «ihtiyati haciz» itiraz niteliğinde bulunduğu gözetilerek, aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu şirketin itirazları doğrultusunda, itiraz edilen ihtiyati haciz kararının y …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/12242 E. , 2011/15335 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2009 gün ve 2008/115-2009/219 sayılı kararı bozan Daire’nin 13/06/2011 gün ve 2009/14699-2011/7076 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı olduğunu, 29.06.2005 tarihinde 95 hissesini dava dışı Bilal İlgün'e, 5 hisseyi ise Yeter İlgün'e devrettiğini, aynı tarihli taahhütnamede şirket adına kayıtlı aracın borcu bittikten sonra kendisine verilmesine karar verildiğini, ayrıca aracın davacının kullanımında olduğu sırada kaza yaptığını, aracın kasko sigortasının bulunduğunu, ancak davalının gerekli evrakları vermemesi nedeniyle hasar miktarını kendilerinin karşıladığını ileri sürerek, aracın davacı adına kayıt ve tescilini, bu mümkün olmazsa bedeli olan 27.000 TL'nın ve araç hasar bedeli olarak ödediği 4.300 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taahhütnamenin sahte olarak düzenlendiğini, davacının hisselerini aktif ve pasifleriyle birlikte devrettiğini, şirketin borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,davalı şirketin hukuken ayrı tüzel kişiliği bulunduğu, şirket müdürünün hisse devreden kişiye, şirkete ait aracı bedelsiz olarak vermeyi taahhüt etmesinin geçerli olmadığı, hasar bedelinin sigorta şirketinden talep edilmesinin davalının takdirinde bulunduğu, davacının davalı şirketi böyle bir davranışa zorlayamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13/06/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 17/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1038317400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz