Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8774 E. 2010/201 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
toplantı tutanağı↗ sorumluluk davası↗ şirket zararı↗ muvafakat↗ ihbar↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro kaydı olmadığı halde davanın ihbar edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davacı şirket vekili, şirket genel müdürü ve yardımcısının verdiği vekâletname ile davayı açmıştır. Dava dosyası içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerden en az birinin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, anılan hususta davacı vekiline süre verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, her ne kadar mahkemece, davanın ihbar edildiği ... ile yapılan sözleşmeye konu hizmetin ifası için avukat olmaya gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kişiye yapılan ödemenin her hangi bir hizmet alımına ilişkin olup olmadığı, yani bu kişi tarafından davacı şirkete sözleşmeye konu bir hizmet verilip verilmediği, dolayısıyla, şirket kasasından karşılıksız olarak ödeme yapılıp yapılmadığı da mahkemece araştırılmadan davanın esastan da reddi doğru olmamıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro «kaydı» olmadığı halde davanın «ihbar» edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ara karar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8203 E. 2010/9005 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6496 E. 2010/2359 K.
Ortak:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · şirket zararı · muvafakat
İncelediğiniz karardaDava dosyası içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro «kaydı» olmadığı halde davanın «ihbar» edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusu · anonim şirket · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl «davanın konusu» maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
5 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · ek tasfiye
Benzer bu kararda1)Dava,davacı «anonim şirketinin» yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.
Taraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında «tasfiye» haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9516 E. 2013/12163 K.
Ortak:toplantı tutanağı · sorumluluk davası · muvafakat · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava dosyası içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre · yönetim kurulu kararı · ibraz · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine böyle bir davanın dinlenebilmesi için her halükarda sorumluluk davasının açıldığı tarihte görevde olan denetçilerden alınan vekaletnamenin «ibrazı» bir ön koşul değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2421 E. 2010/3069 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraname · sebepsiz zenginleşme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı ...'a icra dosyasında toplam (33.950) YTL tutarında ödeme yapılıp «ibraname» alındığı, davalıların bu miktarda «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın «ibrazına» ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gere …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11248 E. 2010/1977 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı · dava şartı
İncelediğiniz kararda1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro «kaydı» olmadığı halde davanın «ihbar» edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Somut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · yönetim kurulu kararı · tacir
Benzer bu karardaSomut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı eski yöneticilerin basiretli bir «tacir» gibi davranarak dava konusu alım-satım işlemlerini yaptıkları, ticaret hayatının olağan risklerinden doğan zarardan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Hatta bu «yönetim kurulu» üyeleri arasında davalı ... de vardır.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı · muvafakat
İncelediğiniz karardaDava dosyası içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro «kaydı» olmadığı halde davanın «ihbar» edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Bozma ilamına uyan mahkemece, davanın açıldığı tarihte denetçi olan ... tarafından verilen «muvafakatname» ve vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla davaya devam edilip hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · ihtiyati tedbir · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8774 E. , 2010/201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Isparta 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.02.2008 tarih ve 2004/731 - 2008/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı sırada baro levhasında kaydı bulunmayan ... isimli kişi ile vekalet sözleşmesi yaptığını, oysa bu kişinin gerek avukat olarak gerek başka bir sıfatla müvekkili şirkete hizmet vermediğini, buna rağmen bu kişiye 18.461 YTL ödeme yapıldığını, toplam şirket zararının 22.697,76 YTL olduğunu, bundan davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro kaydı olmadığı halde davanın ihbar edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davacı şirket vekili, şirket genel müdürü ve yardımcısının verdiği vekâletname ile davayı açmıştır. Dava dosyası içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerden en az birinin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, anılan hususta davacı vekiline süre verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, her ne kadar mahkemece, davanın ihbar edildiği ... ile yapılan sözleşmeye konu hizmetin ifası için avukat olmaya gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kişiye yapılan ödemenin her hangi bir hizmet alımına ilişkin olup olmadığı, yani bu kişi tarafından davacı şirkete sözleşmeye konu bir hizmet verilip verilmediği, dolayısıyla, şirket kasasından karşılıksız olarak ödeme yapılıp yapılmadığı da mahkemece araştırılmadan davanın esastan da reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ
Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008049300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz