Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2421 E. 2010/3069 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kooperatifler kanunu↗ ibraname↗ sebepsiz zenginleşme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı ...'a icra dosyasında toplam (33.950) YTL tutarında ödeme yapılıp ibraname alındığı, davalıların bu miktarda sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davalı eski yöneticilerin müvekkili kooperatif adına imzaladıkları bonolarla müvekkilini zarara uğrattıkları ileri sürülmüş olup dava, davacı kooperatifin eski yöneticileri olan davalılar tarafından kooperatifin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi hükmü yollamasıyla, TTK’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Dosya içeriğine göre, davalılar hakkında genel kurulda dava açılması yolunda usulen verilmiş bir karar bulunmadığı gibi, davanın da denetçiler tarafından açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın ibrazına ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, işin esasının incelenmesine girişilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8203 E. 2010/9005 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11248 E. 2010/1977 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · şirket zararı · yetki · yönetim kurulu kararı · tacir
Benzer bu karardaSomut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı eski yöneticilerin basiretli bir «tacir» gibi davranarak dava konusu alım-satım işlemlerini yaptıkları, ticaret hayatının olağan risklerinden doğan zarardan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hatta bu «yönetim kurulu» üyeleri arasında davalı ... de vardır.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · sorumluluk davası · şirket zararı · ihtiyati tedbir · muvafakat · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:ibraz · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın «ibrazına» ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gere …
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · şirket müdürü · şirket zararı · ara karar · kesin süre · kesin hüküm
Benzer bu karardaBu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2421 E. , 2010/3069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çumra Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2005/68 - 2008/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ün müvekkili kooperatifin 05.06.2004 tarihli genel kurul toplantısından önceki yönetim kurulu başkanı, diğer davalı ...'in ise 2004 yılı sonuna kadar görev yapan müdürü olduğunu, davalıların müvekkili kooperatifi temsilen ... Akman lehine keşide ettikleri 15.06.2003 keşide tarihli iki adet bono ile müvekkilini borçlandırdıklarını, gerçekte müvekkili ile ... arasında hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığını, öğrendiklerine göre bu bonoların Sinan tarafından ...'den haricen alınan 3 adet araç karşılığında düzenlendiğini, müvekkilinin bonolara dayanılarak girişilen icra takibi dolayısıyla dava dışı ciro yoluyla hak sahibi ...'a toplam (33.950) YTL ödendiğini ve davalıların böylece sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ...vekili ile ..., ayrı ayrı dava konusu senetlerin davacı kooperatif adına ...'den alınan borç karşılığında teminat amacıyla düzenlendiğini, dolayısıyla kooperatifin kendi borcunu ödediğinden herhangi bir sebepsiz zenginleşmenin sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiş, davalılardan ...vekili ayrıca dava konusu senetlerin kooperatif hesaplarında gözükmediğini, ancak kooperatif adına alınan borçların "emanet alınan" adıyla defterlere kaydedildiğini, bu paraları kooperatife müvekkilinin getirdiğini, kooperatifin ...'den borç aldığı savunması kabul edilmezse emanete alınan paralar dolayısıyla müvekkilinin kooperatiften olan alacağının, dava konusu miktarı karşılayacak kadarının takas-mahsubunu istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı ...'a icra dosyasında toplam (33.950) YTL tutarında ödeme yapılıp ibraname alındığı, davalıların bu miktarda sebepsiz zenginleştikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davalı eski yöneticilerin müvekkili kooperatif adına imzaladıkları bonolarla müvekkilini zarara uğrattıkları ileri sürülmüş olup dava, davacı kooperatifin eski yöneticileri olan davalılar tarafından kooperatifin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesi hükmü yollamasıyla, TTK’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın kooperatif adına açılabilmesi için genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Dosya içeriğine göre, davalılar hakkında genel kurulda dava açılması yolunda usulen verilmiş bir karar bulunmadığı gibi, davanın da denetçiler tarafından açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın ibrazına ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, işin esasının incelenmesine girişilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015197000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz