Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9455 E. 2012/13170 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ sorumluluk davası↗ şirket zararı↗ ihtiyati tedbir↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ yönetim kurulu kararı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, genel müdür olduğu dönemde dava konusu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin şirket finansman müdürü ve şirket ortaklarından ...’in oğlu olan kişinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, kredi borçlarının ödenmesiyle ilgili bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı anonim şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen sorumluluk davası niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, anonim şirket genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde davanın denetçiler tarafından açılmadığı, bu durumda açıklanan usulü eksikliğin giderilmesinin gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece, davanın açıldığı tarihte denetçi olan ... tarafından verilen muvafakatname ve vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla davaya devam edilip hüküm kurulmuştur. Ancak, adı geçen ...'un vekaletnamenin ve muvafakatnamenin verildiği tarih itibariyle denetçi sıfatı bulunmamaktadır. Anonim şirket tarafından yönetim kurulu üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, muvafakat tarihi itibariyle yetkili ve görevli bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir. Bu itibarla, somut olayda muvafakat tarihi itibariyle yetkili denetim kurulunun açılan davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onların verdiği vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve bu şekilde usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11470 E. 2010/2269 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · sorumluluk davası · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
İncelediğiniz kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
Benzer bu kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · e-defter
Benzer bu kararda1-Davalı vekilinin 22.09.2008 «havale» tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı
İncelediğiniz kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ara karar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2534 E. 2017/1568 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere yönelik iptal talebi ile «özel denetçi» atanması yönündeki talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/9455 E. , 2012/13170 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/07/2010 tarih ve 2010/214-2010/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olan davalının 2005 yılında genel müdürlük görevini üstlendiğini, müvekkiline ait müşteri çeklerini şahsi harcamalarında kullandığını ve ayrıca oğlunun aldığı krediyi şirket hesapları aracılığı ile ödeyerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, 123.454.00 YTL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava açılmasına ilişkin kararın alındığı genel kurul kararının iptalinin dava edildiğini, iddiaların yersiz olduğunu, harcamaların tamamen bu dönemde finans müdürü olan ve şirketin ortağı bulunan ...’in oğlu ...tarafından yapıldığını, belgelerinin bulunduğunu, bir kısım çekin ortaklığın kurulması sırasında evini satan müvekkiline şirket ortaklarının sözlü muvafakatiyle yine şirket finans müdürü tarafından bulunan ve evi satan yükleniciye verildiğini, bir kısmının yine ortakların evlerine yapılan harcamalarda kullanıldığını, anılan evin bir kısım ortakların istemi üzerine ortakların yeğenlerine bırakıldığını, 01.01.2006 tarihinde tüm belgelerin teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, genel müdür olduğu dönemde dava konusu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin şirket finansman müdürü ve şirket ortaklarından ...’in oğlu olan kişinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, kredi borçlarının ödenmesiyle ilgili bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı anonim şirketin yönetim kurulu üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen sorumluluk davası niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, anonim şirket genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde davanın denetçiler tarafından açılmadığı, bu durumda açıklanan usulü eksikliğin giderilmesinin gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece, davanın açıldığı tarihte denetçi olan ... tarafından verilen muvafakatname ve vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla davaya devam edilip hüküm kurulmuştur. Ancak, adı geçen ...'un vekaletnamenin ve muvafakatnamenin verildiği tarih itibariyle denetçi sıfatı bulunmamaktadır. Anonim şirket tarafından yönetim kurulu üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, muvafakat tarihi itibariyle yetkili ve görevli bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir. Bu itibarla, somut olayda muvafakat tarihi itibariyle yetkili denetim kurulunun açılan davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onların verdiği vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve bu şekilde usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062358600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz