Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11248 E. 2010/1977 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sorumluluk davası↗ şirket zararı↗ basiretli tacir↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı eski yöneticilerin basiretli bir tacir gibi davranarak dava konusu alım-satım işlemlerini yaptıkları, ticaret hayatının olağan risklerinden doğan zarardan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
TTK.’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için önce genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde bir karar alınması ve ardından da davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında sorumluluk davası açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna yetki verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket yönetim kurulu üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Hatta bu yönetim kurulu üyeleri arasında davalı ... de vardır.
Bu durumda mahkemece HUMK.’nun 39-40. maddesi hükümleri uyarınca, süre verilerek denetçilerin davaya iştirakinin sağlanması veya denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması ve verilen süre içerisinde bu koşul yerine getirilmez ise davanın usulden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, işin esasının incelenmesine girişilip, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. HD 2010/8203/2010/9005 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8203 E. 2010/9005 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12694 E. 2013/13846 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaSomut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
Benzer bu kararda1-Dava, «anonim şirket» yöneticisine karşı açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kurulan hüküm, Dairemizce mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın şirket adına denetçi ya da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasdik kararı · anonim şirket · usulden reddi · ibraz
Benzer bu kararda… yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece davacı şirketin denetçisinin kim olduğunun usulünce tespit edilmesi ve bu kişi tarafından verilen vekaletnameyi «ibraz» etmesi için davayı açan vekile süre verilmesi, anılan usuli eksikliğin giderilmesi halinde işin esasına girilmesi, aksi takdirde davanın «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
1-Dava, «anonim şirket» yöneticisine karşı açılan «sorumluluk davası» olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kurulan hüküm, Dairemizce mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca böyle bir davanın şirket adına denetçi ya da …
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra davacı şirketin denetçisi olduğu bildirilen... tarafından davayı açan vekile verilen vekaletnamenin dosyaya «ibrazı» üzerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Ticaret Sicil Memurluğu yazısı suret olup aslı gibi olduğu «tasdik» edilmediği gibi adı geçen kişinin verdiği vekaletname de şirket denetçisi sıfatıyla verilmemiş,...'in şahsı adına verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9516 E. 2013/12163 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaSomut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna «yetki» verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket «yönetim kurulu» üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.
1- Dava, davacı şirketin eski «yönetim kurulu» üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Hatta bu «yönetim kurulu» üyeleri arasında davalı ... de vardır.
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · kesin süre · muvafakat · ibraz · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… e davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığı ile açılması gerektiği, bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacı tarafça eski «yönetim kurulu» üyeleri olan davalılar hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin açılan davaya «muvafakatı» içerir 04.05.2009 tarihli genel kurul «toplantı tutanağı» sunulduğu, ancak daha önce verilen süreler ile 12.07.2010 tarihli celsede verilen «kesin süreye» rağmen 2007 yılında «görevli» olan denetçilerinden vekaletname alınarak mahkememize sunulmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğu nedeniyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine böyle bir davanın dinlenebilmesi için her halükarda sorumluluk davasının açıldığı tarihte görevde olan denetçilerden alınan vekaletnamenin «ibrazı» bir ön koşul değildir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2421 E. 2010/3069 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraname · sebepsiz zenginleşme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava dışı ...'a icra dosyasında toplam (33.950) YTL tutarında ödeme yapılıp «ibraname» alındığı, davalıların bu miktarda «sebepsiz zenginleştikleri» gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, HUMK’nun 39-40. madde hükümleri uyarınca davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde açıkça alınmış bir kararın «ibrazına» ve denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava usulden reddedilmesi gere …
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12356 E. 2010/7245 K.
Ortak:Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · ek tasfiye
Benzer bu kararda1)Dava,davacı «anonim şirketinin» yöneticisi olduğu dönemde davalının şirkete verdiği iddia edilen zararın tazminine ilişkindir.
Taraf vekillerinin bu koşula ilişkin verdikleri dilekçelerde de bu hususta bir açıklık bulunmamaktadır.Dava sırasında «tasfiye» haline girdiği ileri sürülen davacı şirketin,denetleme organı tasfiye halinde görevde bulunduğundan,aksi yöndeki davacı vekilinin yazılı beyanı isabetsizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11248 E. , 2010/1977 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/05/2008 tarih ve 2005/9-2008/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin genel müdürü, ticaret müdürü ve yönetim temsilcisi olan davalıların, görev yaptıkları dönemde dava dışı Aktaş A.Ş.'nden hava yastığı alıp Rusya'da mukim Tonar firmasına sattıklarını, yapılan bu işlemin davalıların yetkisi dışında olduğu gibi, alınan ürünleri alım bedellerinin daha altındaki fiyattan satmak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek, (15.524.870.922) TL'nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı eski yöneticilerin basiretli bir tacir gibi davranarak dava konusu alım-satım işlemlerini yaptıkları, ticaret hayatının olağan risklerinden doğan zarardan davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve üst düzey yöneticileri olan davalılar tarafından şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
TTK.’nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için önce genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde bir karar alınması ve ardından da davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Ancak açıklanan koşullar dava şartı olmayıp sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla bu yöndeki usulü eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda da davadan sonra alınan 17.04.2004 tarihli genel kurul kararı ile davalılar hakkında sorumluluk davası açılması ve davayı açan avukata vekaletname verilmesi için denetim kuruluna yetki verilmişse de davacı şirket denetçilerince davayı açan avukata vekaletname verilmemiş olduğu ve davanın davacı şirket yönetim kurulu üyelerinin verdiği 14.03.2002 tarihli vekaletname ile sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Hatta bu yönetim kurulu üyeleri arasında davalı ... de vardır.
Bu durumda mahkemece HUMK.’nun 39-40. maddesi hükümleri uyarınca, süre verilerek denetçilerin davaya iştirakinin sağlanması veya denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınması ve verilen süre içerisinde bu koşul yerine getirilmez ise davanın usulden reddedilmesi gerekirken, re`sen dikkate alınması gereken bu yön üzerinde durulmadan, işin esasının incelenmesine girişilip, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009406200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz