Limited şirkette ortaklıktan çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2511 E. 2023/6458 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirkette ortaklıktan çıkma↗ ayrılma akçesi↗ esas sermaye payı↗ kar payı alacağı↗ kıdem tazminatı↗ müşteri portföyü↗ kar payı dağıtımı↗ limited şirket ortağı↗ mal kaçırma↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ hakim ortak↗ temsil yetkisi↗ kâr payı alacağı↗ belirsiz alacak davası↗ hukuki menfaat↗ haklı sebep↗ aktif husumet yokluğu↗ kâr payı dağıtımı↗ ortaklıktan çıkarılma↗ aktif husumet ehliyeti↗ kişilik hakları↗ kar payı↗ haksız eylem↗ muvazaa↗ şirket müdürü↗ aktif husumet↗ husumet ehliyeti↗ münhasırlık↗ şirket zararı↗ ek prim↗ tazminat davası↗ muacceliyet↗ üçüncü kişi↗ olumsuz oy↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ alacak davası↗ husumet yokluğu↗ kâr dağıtımı↗ taraf ehliyeti↗ haksız fiil↗ limited şirket↗ kâr payı↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/960 E., 2018/965 K.
Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkma, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti'ye yönelik ortaklıktan çıkma davasının kabulüne, bu şirkete yönelik kâr pay alacağı ve maddi tazminat taleplerinin reddine, davalılar .... Ltd. Şti. ve ... ...'e yönelik maddi tazminat davasının aktif husumetten reddine, ...'e yönelik maddi ve manevi tazminat davasının aktif husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Temz. ve Sosy. Hizm. Deko. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.nin (... şirketi) ortaklarından olduğunu, davalı ...'in bu şirketin ortağı ve temsile münferid yetkili müdürü olduğunu, şirketin 2010 yılından beri kâr dağıtımı yapmadığını, şirket müdürü ve eşini giderlerinin şirket kazancından ödendiğini, şirkette çalışmadığı halde ...'in eşinin kardeşinin şirkette sigortalı göstererek primlerinin ödendiğini, davalı ...'in yetkili mesul müdür sıfatıyla şirket kazançlarını kendi çıkarına kullandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve vergi dairesine karşı ağır borç altında olan şirketin iyi yönetilemediğini, diğer davalı ... ...'in tek ortağı olduğu davalı ... Grup Temz. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin (... şirketi) 2015 yılında ... şirketinin ortaklarından ve alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kurulduğunu, her iki şirketin faaliyet adresinin aynı olduğunu, ... şirketinin faaliyetleri yönünden davacının ortağı olduğu şirketin telefonlarının, arabasının, ekipmalarının ve işçilerinin kullanıldığını, davacı şirket işçilerinin ... tarafından kıdem tazminatları ödenmek için ... şirketinde işe alındıklarını, bu sebeple davacının ortağı olduğu şirketin müşterilerinin de ... şirketi ile çalışmaya başladıklarını, ortağı olduğu şirketin aleyhinde haksız rekabette bulunmak suretiyle zarara uğratıldığını, davalı ... şirketi müdürü ...'in gerçekleştirdiği haksız eylemler nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 632 nci maddesi uyarınca ... şirketinin müvekkiline karşı sorumlu, ayrıca müdürü olduğu şirket aleyhine haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunduğundan davalı ...'in de sorumluluğunun bulunduğunu, davalı ... şirketinin de haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle davalı ... ...'in ise ... şirketinin tek ortağı olup, eşi davalı ... ile birlikte ... şirketinin varlıklarının eksiltilmesi ve bu şirketin elemanları ve iletişim vasıtalarının kullanılması nedeniyle haksız rekabet suretiyle davacıyı zarara uğrattıklarından bu zarardan müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müvekkilinin haklı sebeplerinin bulunması nedeniyle ... şirketi ortaklığından çıkmasına, 2010 yılından bu yana kâr payı alacağının ödenmemesi ve şirket müdürünün haksız eylemlerinden dolayı ... şirketinin sorumluluğundan dolayı 3.000,00 TL maddi tazminatın ... şirketinden tahsiline, ...'in şirket müdürü olarak kötü yönetim ve haksız rekabeti nedeniyle 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın bu davalıdan tahsiline, davalı ... ...'in haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle 2.000,00 maddi tazminatın ... ... ve ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 25.09.2018 tarihli dilekçesiyle, belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği davasında 10.000,00 TL'lik maddi tazminat talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... şirketi ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...' yönünden davanın pasif husumetten reddi gerektiğini, müvekkili şirketin hiçbir zaman kâra geçmediğini, müvekkili ...'in de şirket kazancını harcamalarında kullanmadığını, şirketin SGK ve vergi borcu dışında başka borcunun olmadığını, davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin şartlarının oluşmadığını, manevi tazminatın şartlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar ... şirketi ve ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalının eşi olmakla birlikte 2015 yılı Mayıs ayına kadar ... şirketinde çalıştığını 2013 yılında emekliye ayrılmasına rağmen 2015 yılı Nisan ayına kadar çalışmaya devam ettiğini, bu tarihten sonra eşiyle problemleri olduğundan ayrı yaşamaya başladıklarını ve 2015 yılı Mayıs ayında ... şirketini kurduğunu, davacının ... şirketinin işçileri ve müşterilerinin ... şirketine aktarıldığı, iletişim araçlarının ve teçhizatlarının kullanıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının kendisinin fiilen ... şirketinden ayrıldığını, müvekkillerince davacının ortağı olduğu ... şirketine karşı haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in hem şirket ortağı hem de şirket müdürü olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmemesi sebebiyle davacının ortağı olduğu şirketin borca batık hale geldiği, büyük borç yükünün olduğu iki ortaklı şirkette ortakların artık bir araya gelmesi kabul edilemeyeceğinden 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında davacının şirket ortaklığından çıkması talebine ilişkin olarak haklı sebebin gerçekleştiği, ancak, mezkur Kanun'un 632 nci maddesine göre şirket müdürünün haksız eylemleri sebebi ile 3 üncü kişilerin zarara uğraması halinde bu zarardan şirketin sorumlu olduğu, somut olayda davacının 3 üncü kişi değil şirket ortağı olduğu dikkate alındığında şirket müdürünün eylemleri sebebi ile davalı ... şirketinin sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafça ayrılma akçesi talep edilmişse de, mali incelemeye göre davacının ortağı olduğu şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığı, borca batık olduğu tespit edildiğinden davacının talebinin reddi gerektiği, davacının, davalı ... şirketinden kar payı alacağını talep ettiği ancak, kar payı dağıtımı konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, davacının ortağı olduğu şirketin müdürü davalı ...'in kötü yönetimi ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebi ile talep ettiği maddi ve manevi zararın, esasen 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği şirkete ödenebilecek zarar niteliğinde olduğu, ancak davacının bu tazminatı kendisine ödenmesini talep ettiğinden, bu talebi bakımından aktif husumetinin bulunmadığı, davalı ... ...'in davacı şirket çalışanı olduğu, davalı ... şirketi ile aynı konuda faaliyet göstermek üzere 05.05.2005 yılında davalı ... şirketini kurduğu, davalı ... şirketinin çalışanlarını ve müşteri portföyünün davalı ... şirketine aktarılması ile 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde tanımlanan haksız rekabet koşullarının gerçekleştiği, ancak davacının ortağı olduğu şirketin bu haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın davacı tarafından talep edildiği, haksız rekabet nedeniyle zarara uğrayan dava açabileceğinden davacı, ortağı olduğu şirketin zararın tazminini talep edemeyeceğinden davalılar ... ... ve davalı ... şirketine karşı açılan davanın aktif husumetten reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti.ye karşı açtığı ortaklıktan çıkma davasının kabulü ile davacının davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına, davacıya ayrılma akçesi takdirine yer olmadığına, davacının davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti'ye karşı kar payı alacağı ve maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının davalılar .... Ltd. Şti. ve ... ...'e karşı haksız rekabet nedeniyle açtığı maddi tazminat davasının aktif husumetten reddine, davacının davalı ...'e karşı açtığı haksız rekabet nedeniyle uğranılan zarar ve kötü yönetim nedeniyle uğranılan zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat davasının da aktif husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayrılma akçesi talebinin reddinin doğru olmadığını, zira 6102 sayılı Kanun'un 642 nci maddesinin birinci fıkrasının koşulları gerçekleşmemiş olsa dahi bunun davacının ayrılma akçesi alamayacağı anlamına gelmediğini, doktrine göre bu alacağın müdürlerin yıllık raporlarında kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hale gelip, ayrılma akçesinin bağlandığı geciktirici koşulun sağlandığını, ayrılma akçesi verilmemesine dair hukuki alt yapının davalıların kötü niyetli eylemleri ile meydana geldiğini, kaldı ki 2018 yılında kişi ve şirketlerin kamuya borçlarının yapılandırılarak iyileştirildiğini, davalıların haksız eylemleri ile şirketin zarara sokulduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin ayrılma akçesinin şirketin öncelikli alacaklılarından sonra kaydedilmesi hakkı göz ardı edilerek talebinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin hisse değerinin 27.711,18 TL tespit edilmesi ve bu pay değerinin şirketin vergi borçlarından sonra alacak olarak kaydedilmesi isteklerinin değerlendirilmediğini, ...'in şirketi temsile yetkili tek başına müdür ve hakim ortak olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 623 ve devamı maddeleri gereği, ... şirketi adına dava açma yetkisinin de davalıda olduğunu, ancak adı geçenin haksız fiil niteliğindeki eylemleri sebebiyle kendi aleyhine dava açmasının hayat gerçekleri ile bağdaşmayacağını, müvekkilinin hukuki menfaati için dava açmasının olağan olduğunu, sadece şirkette ortaklık payı bulunan ve şirketi temsil yetkisi olmayan müvekkilinin mahkemede zararını talep etmesinin dışında başkaca bir talep yolunun olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde münhasıran, tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinin bulunduğunu, müvekkiline verilmesi talebi olmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi dar yorumlanarak ağır kusurlu davalılara karşı tazminat davasının külliyen reddinin isabetli olmadığını, şirketin hakim ortağı ...in, rakip şirket sahibi olan eşi ... ile açık seçik muvazaa döngüsü içinde müvekkillinin kişisel haklarını da ihlal ettikleri sabit olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre müvekkili lehine maddi tazminat, müvekkilinin kişilik haklarına ağır saldırı sebebiyle 58 inci maddesi hükmüne göre manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kamu ve SGK borçları ile sorumlu tutularak borç altına sokulduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre şirket ortağının da dava açma hakkının varlığının kabulü gerektiğini, bilirkişilerce haksız rekabet kapsamında hesaplanan tazminatın muvazaalı hareket eden tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili gerekirken husumet nedeniyle reddinin doğru olmadığını, manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, zira müvekkilinin, ortağı olduğu şirketin borca batık hale getirilmesi ile kişisel hakları zarar görerek yardıma muhtaç hale geldiğini, gelir elde edememesine rağmen 2013 yılına kadar çalıştığını ancak çalışmalarının karşılığını alamadığı gibi kamu borçları sebebiyle ağır bir vergi borcu altına sokulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin hayatına olumsuz etkilerinin olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ve 327 nci maddelerinin lafzı ve ruhuna aykırı olarak haksız eylem içinde olan davalılar lehine avukatlık ücretine hükmolunmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olduğu, ancak Mahkeme tarafından yaptırılan mali inceleme sonucunda şirketin hiçbir mal varlığının olmadığı, öz varlığını kaybettiği, pasifinin aktifinin üzerinde bulunduğu, başka bir deyişle borca batık durumda olduğu, rapor tarihi itibariyle davacının payına isabet eden bir ayrılma payı bulunmadığı tespit edildiğinden Mahkemece davacının isteyebileceği çıkma payının bulunmadığı kabul edilerek istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacı tarafta açıklama dilekçesinde davalı ... şirketine yöneltilen talepler bakımından şirketin dolaylı sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği, davacının bu iddiasının davalı şirket müdürünün yönetim yetkisini kötüye kullandığı iddiasına dayalı olduğu, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddialar bakımından şirket ortağının üçüncü kişi olarak kabulü ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 632 nci maddesinin uygulanması olanağının olmadığı, söz konusu istem yönünden davalı ... şirketinin pasif husumetinin bulunmadığı, davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, şirket müdürünün kötü yönetimi ve haksız rekabet sebebine dayalı olarak davalı ... hakkında maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, davacı tarafça sunulan "müvekkilime karşı sorumludur" şeklindeki ifadelerden ve istinaf dilekçesindeki "müvekkilim lehine maddi tazminat, müvekkilimizin kişilik haklarına ağır saldırı sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre manevi tazminat talebimizin" şeklindeki beyandan, tazminatın davacı lehine talep edildiğinin anlaşıldığı, aynı davada hasım gösterilen davalı ... şirketi yararına tazminat talep edildiğinin kabul edilmesi hali ile çelişki yaratacak nitelikte olduğu, davalı ... şirketi hesabına tazminat istemi içermeyen bu davayı davalı müdürün eylemlerinden zarar gören şirket tüzel kişiliğinin açması gerektiği, davacının şirket müdürüne açtığı maddi tazminat davası yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça manevi tazminata esas olarak gösterilen eylemlerin davalı ...'in şirket müdürü olarak gerçekleştirdiği işlemler olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar öncelikle şirket uhdesinde doğacağından ve ayrıca doğrudan davacıyı hedef alan bir eyleme dair bir iddia ve ispat bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca davalı müdürün iddia edilen eylemleri nedeniyle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, davacının, davalı ... şirketi ve ortağı davalı ... ... hakkında, davacının ortağı olduğu şirket müdürü ile biliştirak, hileli ve ... şirketine karşı haksız rekabet suretiyle şirketi zarara uğrattığından bahisle haksız rekabete dayalı olarak dava açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 56. maddesinde, haksız rekabetten kaynaklanan davaların, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin açabileceğinin düzenlendiği, eldeki davada menfaatleri zarar görenin davalı ... şirketi olduğu, bu halde dava açma yetkisinin haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar gören davalı ... şirketine ait olduğu, şirket ortağının şirket yerine bu davayı açamayacağı, Mahkemece bu nedenle davalı ... şirketi ve bu şirketin ortağı davalı ... ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması, ayrılma akçesinin ödenmesi, kâr payının verilmesi, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi zararın tahsili taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 54, 553, 632, 641 imci maddesinin ikinci fıkrası ve 638 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5107 E. 2015/12189 K.
Ortak:ayrılma akçesi · ortaklıktan çıkarılma
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in hem şirket ortağı hem de «şirket müdürü» olarak üzerine düşen «görevleri» yerine getirmemesi sebebiyle davacının ortağı olduğu şirketin borca batık hale geldiği, büyük borç yükünün olduğu iki ortaklı şirkette ortakların artık bir araya gelmesi kabul edilemeyeceğinden 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında davacının şirket ortaklığından çıkması talebine ilişkin olarak haklı «sebebin» gerçekleştiği, ancak, mezkur Kanun'un 632 nci maddesine göre şirket müdürünün haksız eylemleri sebebi ile 3 üncü kişilerin zarara uğraması halinde bu zarardan şirketin sorumlu olduğu, somut olayda davacının 3 üncü kişi değil şirket ortağı olduğu dikkate alındığında şirket müdürünün eylemleri sebebi ile davalı ... şirketinin sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafça «ayrılma akçesi» talep edilmişse de, mali incelemeye göre davacının ortağı olduğu şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığı, borca batık olduğu tespit edildiğinden davacının talebinin reddi gerektiği, davacının, davalı ... şirketinden «kar payı alacağını» talep ettiği ancak, «kar payı dağıtımı» konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, davacının ortağı olduğu şirketin müdürü davalı ...'in kötü yönetimi ve «haksız rekabet» teşkil eden eylemleri sebebi ile talep ettiği maddi ve manevi zararın, esasen 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği şirkete ödenebilecek zarar niteliğinde olduğu, ancak davacının bu tazminatı kendisine ödenmesini talep ettiğinden, bu talebi bakımından «aktif husumetinin» bulunmadığı, davalı ... ...'in davacı şirket çalışanı olduğu, davalı ... şirketi ile aynı konuda faaliyet göstermek üzere 05.05.2005 yılında davalı ... şirketini kurduğu, davalı ... şirketinin çalışanlarını ve «müşteri portföyünün» davalı ... şirketine aktarılması ile 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde tanımlanan haksız rekabet koşullarının gerçekleştiği, ancak davacının ortağı olduğu şirketin bu haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın davacı tarafından talep edildiği, haksız rekabet nedeniyle zarara uğrayan dava açabileceğinden davacı, ortağı olduğu «şirketin zararın» tazminini talep edemeyeceğinden davalılar ... ... ve davalı ... şirketine karşı açılan davanın aktif husumetten reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ...
Şti. ortaklığından çıkmasına, davacıya «ayrılma akçesi» takdirine yer olmadığına, davacının davalı ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ayrılma akçesi» talebinin reddinin doğru olmadığını, zira 6102 sayılı Kanun'un 642 nci maddesinin birinci fıkrasının koşulları gerçekleşmemiş olsa dahi bunun davacının ayrılma akçesi alamayacağı anlamına gelmediğini, doktrine göre bu alacağın müdürlerin yıllık raporlarında kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile «muaccel» hale gelip, ayrılma akçesinin bağlandığı geciktirici koşulun sağlandığını, ayrılma akçesi verilmemesine dair hukuki alt yapının davalıların kötü niyetli eylemleri ile meydana geldiğini, kaldı ki 2018 yılında kişi ve şirketlerin kamuya borçlarının yapılandırılarak iyileştirildiğini, davalıların haksız eylemleri ile «şirketin zarara» sokulduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin ayrılma akçesinin şirketin öncelikli alacaklılarından sonra kaydedilmesi hakkı göz ardı edilerek talebinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin hisse değerinin 27.711,18 TL tespit edilmesi ve bu pay değerinin şirketin vergi borçlarından sonra alacak olarak kaydedilmesi isteklerinin değerlendirilmediğini, ...'in şirketi «temsile» yetkili tek başına müdür ve «hakim ortak» olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 623 ve devamı maddeleri gereği, ... şirketi adına dava açma «yetkisinin» de davalıda olduğunu, ancak adı geçenin «haksız fiil» niteliğindeki eylemleri sebebiyle kendi aleyhine dava açmasının hayat gerçekleri ile bağdaşmayacağını, müvekkilinin «hukuki menfaati» için dava açmasının olağan olduğunu, sadece şirkette ortaklık «payı» bulunan ve şirketi «temsil yetkisi» olmayan müvekkilinin mahkemede zararını talep etmesinin dışında başkaca bir talep yolunun olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde «münhasıran», tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinin bulunduğunu, müvekkiline verilmesi talebi olmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi dar yorumlanarak ağır kusurlu davalılara karşı tazminat davasının külliyen reddinin isabetli olmadığını, şirketin hakim ortağı ...in, rakip şirket sahibi olan eşi ... ile açık seçik «muvazaa» döngüsü içinde müvekkillinin kişisel haklarını da ihlal ettikleri sabit olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre müvekkili lehine «maddi tazminat», müvekkilinin «kişilik haklarına» ağır saldırı sebebiyle 58 inci maddesi hükmüne göre manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kamu ve SGK borçları ile sorumlu tutularak borç altına sokulduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre şirket ortağının da dava açma hakkının varlığının kabulü gerektiğini, bilirkişilerce «haksız rekabet» kapsamında hesaplanan tazminatın muvazaalı hareket eden tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili gerekirken «husumet» nedeniyle reddinin doğru olmadığını, manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, zira müvekkilinin, ortağı olduğu şirketin borca batık hale getirilmesi ile kişisel hakları zarar görerek yardıma muhtaç hale geldiğini, gelir elde edememesine rağmen 2013 yılına kadar çalıştığını ancak çalışmalarının karşılığını alamadığı gibi kamu borçları sebebiyle ağır bir vergi borcu altına sokulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin hayatına «olumsuz» etkilerinin olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ve 327 nci maddelerinin lafzı ve ruhuna aykırı olarak «haksız eylem» içinde olan davalılar lehine avukatlık ücretine hükmolunmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… TTK 638/2 maddesi gereğince, davacının şirketten haklı sebeple ayrılma talebinin kabulü gerektiği, şirketin borca batık olması nedeniyle davacının davalı şirketten «ayrılma akçesi» olarak talep edebileceği herhangi bir miktarın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ...'deki ortaklığından çıkmasına izin verilmesin …
Dava, haklı nedenlerle şirket «ortaklığından çıkarılma» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/830 E. 2018/7880 K.
Ortak:ayrılma akçesi · şirket zararı · limited şirket
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in hem şirket ortağı hem de «şirket müdürü» olarak üzerine düşen «görevleri» yerine getirmemesi sebebiyle davacının ortağı olduğu şirketin borca batık hale geldiği, büyük borç yükünün olduğu iki ortaklı şirkette ortakların artık bir araya gelmesi kabul edilemeyeceğinden 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında davacının şirket ortaklığından çıkması talebine ilişkin olarak haklı «sebebin» gerçekleştiği, ancak, mezkur Kanun'un 632 nci maddesine göre şirket müdürünün haksız eylemleri sebebi ile 3 üncü kişilerin zarara uğraması halinde bu zarardan şirketin sorumlu olduğu, somut olayda davacının 3 üncü kişi değil şirket ortağı olduğu dikkate alındığında şirket müdürünün eylemleri sebebi ile davalı ... şirketinin sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafça «ayrılma akçesi» talep edilmişse de, mali incelemeye göre davacının ortağı olduğu şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığı, borca batık olduğu tespit edildiğinden davacının talebinin reddi gerektiği, davacının, davalı ... şirketinden «kar payı alacağını» talep ettiği ancak, «kar payı dağıtımı» konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, davacının ortağı olduğu şirketin müdürü davalı ...'in kötü yönetimi ve «haksız rekabet» teşkil eden eylemleri sebebi ile talep ettiği maddi ve manevi zararın, esasen 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği şirkete ödenebilecek zarar niteliğinde olduğu, ancak davacının bu tazminatı kendisine ödenmesini talep ettiğinden, bu talebi bakımından «aktif husumetinin» bulunmadığı, davalı ... ...'in davacı şirket çalışanı olduğu, davalı ... şirketi ile aynı konuda faaliyet göstermek üzere 05.05.2005 yılında davalı ... şirketini kurduğu, davalı ... şirketinin çalışanlarını ve «müşteri portföyünün» davalı ... şirketine aktarılması ile 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde tanımlanan haksız rekabet koşullarının gerçekleştiği, ancak davacının ortağı olduğu şirketin bu haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın davacı tarafından talep edildiği, haksız rekabet nedeniyle zarara uğrayan dava açabileceğinden davacı, ortağı olduğu «şirketin zararın» tazminini talep edemeyeceğinden davalılar ... ... ve davalı ... şirketine karşı açılan davanın aktif husumetten reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ayrılma akçesi» talebinin reddinin doğru olmadığını, zira 6102 sayılı Kanun'un 642 nci maddesinin birinci fıkrasının koşulları gerçekleşmemiş olsa dahi bunun davacının ayrılma akçesi alamayacağı anlamına gelmediğini, doktrine göre bu alacağın müdürlerin yıllık raporlarında kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile «muaccel» hale gelip, ayrılma akçesinin bağlandığı geciktirici koşulun sağlandığını, ayrılma akçesi verilmemesine dair hukuki alt yapının davalıların kötü niyetli eylemleri ile meydana geldiğini, kaldı ki 2018 yılında kişi ve şirketlerin kamuya borçlarının yapılandırılarak iyileştirildiğini, davalıların haksız eylemleri ile «şirketin zarara» sokulduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin ayrılma akçesinin şirketin öncelikli alacaklılarından sonra kaydedilmesi hakkı göz ardı edilerek talebinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin hisse değerinin 27.711,18 TL tespit edilmesi ve bu pay değerinin şirketin vergi borçlarından sonra alacak olarak kaydedilmesi isteklerinin değerlendirilmediğini, ...'in şirketi «temsile» yetkili tek başına müdür ve «hakim ortak» olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 623 ve devamı maddeleri gereği, ... şirketi adına dava açma «yetkisinin» de davalıda olduğunu, ancak adı geçenin «haksız fiil» niteliğindeki eylemleri sebebiyle kendi aleyhine dava açmasının hayat gerçekleri ile bağdaşmayacağını, müvekkilinin «hukuki menfaati» için dava açmasının olağan olduğunu, sadece şirkette ortaklık «payı» bulunan ve şirketi «temsil yetkisi» olmayan müvekkilinin mahkemede zararını talep etmesinin dışında başkaca bir talep yolunun olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde «münhasıran», tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinin bulunduğunu, müvekkiline verilmesi talebi olmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi dar yorumlanarak ağır kusurlu davalılara karşı tazminat davasının külliyen reddinin isabetli olmadığını, şirketin hakim ortağı ...in, rakip şirket sahibi olan eşi ... ile açık seçik «muvazaa» döngüsü içinde müvekkillinin kişisel haklarını da ihlal ettikleri sabit olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre müvekkili lehine «maddi tazminat», müvekkilinin «kişilik haklarına» ağır saldırı sebebiyle 58 inci maddesi hükmüne göre manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kamu ve SGK borçları ile sorumlu tutularak borç altına sokulduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre şirket ortağının da dava açma hakkının varlığının kabulü gerektiğini, bilirkişilerce «haksız rekabet» kapsamında hesaplanan tazminatın muvazaalı hareket eden tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili gerekirken «husumet» nedeniyle reddinin doğru olmadığını, manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, zira müvekkilinin, ortağı olduğu şirketin borca batık hale getirilmesi ile kişisel hakları zarar görerek yardıma muhtaç hale geldiğini, gelir elde edememesine rağmen 2013 yılına kadar çalıştığını ancak çalışmalarının karşılığını alamadığı gibi kamu borçları sebebiyle ağır bir vergi borcu altına sokulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin hayatına «olumsuz» etkilerinin olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ve 327 nci maddelerinin lafzı ve ruhuna aykırı olarak «haksız eylem» içinde olan davalılar lehine avukatlık ücretine hükmolunmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «limited şirket ortaklığından çıkma», maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ...
Benzer bu karardaDava, «limited şirkette» çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının çıkma talebinin kabulüne «şirketin zararda» olduğu gerekçesiyle ayrılma akçesine yönelik istemin reddine karar verilmiştir.
… aşamasındaki beyanlarında şirketin içinin boşaltıldığı iddiasını ısrarla sürdürmüş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 30.09.2014 tarihi itibariyle «şirketin zararda» olduğu bildirilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:derdestlik
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında «derdest» dava bulunduğu anlaşılmakta olup bu dava sonucu davacının «ayrılma akçesi» talebini etkileyecektir.
-
Şirketin feshi | Tasfiye | Ortaktan çıkarılma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2255 E. 2015/8166 K.
Ortak:esas sermaye payı · çıkma payı · ortaklıktan çıkma · limited şirket ortaklığı · haklı sebep · limited şirket · kâr payı · dava sebebi
İncelediğiniz kararda… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olduğu, ancak Mahkeme tarafından yaptırılan mali inceleme sonucunda şirketin hiçbir mal varlığının olmadığı, öz varlığını kaybettiği, pasifinin aktifinin üzerinde bulunduğu, başka bir deyişle borca batık durumda olduğu, rapor tarihi itibariyle davacının payına isabet eden bir ayrılma payı bulunmadığı tespit edildiğinden Mahkemece davacının isteyebileceği «çıkma payının» bulunmadığı kabul edilerek istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacı tarafta açıklama dilekçesinde davalı ... şirketine yöneltilen talepler bakımından şirketin dolaylı sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği, davacının bu iddiasının davalı şirket müdürünün yönetim «yetkisini» kötüye kullandığı iddiasına dayalı olduğu, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddialar bakımından şirket ortağının «üçüncü kişi» olarak kabulü ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 632 nci maddesinin uygulanması olanağının olmadığı, söz konusu istem yönünden davalı ... şirketinin «pasif husumetinin» bulunmadığı, davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, şirket müdürünün kötü yönetimi ve «haksız rekabet» «sebebine» dayalı olarak davalı ... hakkında maddi ve manevi «tazminat davası» açıldığı, davacı tarafça sunulan "müvekkilime karşı sorumludur" şeklindeki ifadelerden ve istinaf dilekçesindeki "müvekkilim lehine «maddi tazminat», müvekkilimizin «kişilik haklarına» ağır saldırı sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre manevi tazminat talebimizin" şeklindeki beyandan, tazminatın davacı lehine talep edildiğinin anlaşıldığı, aynı davada hasım gösterilen davalı ... şirketi yararına tazminat talep edildiğinin kabul edilmesi hali ile çelişki yaratacak nitelikte olduğu, davalı ... şirketi hesabına tazminat istemi içermeyen bu davayı davalı müdürün eylemlerinden zarar gören şirket «tüzel kişiliğinin» açması gerektiği, davacının şirket müdürüne açtığı maddi tazminat davası yönünden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davalı ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça manevi tazminata esas olarak gösterilen eylemlerin davalı ...'in «şirket müdürü» olarak gerçekleştirdiği işlemler olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar öncelikle şirket uhdesinde doğacağından ve ayrıca doğrudan davacıyı hedef alan bir eyleme dair bir iddia ve ispat bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca davalı müdürün iddia edilen eylemleri nedeniyle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, davacının, davalı ... şirketi ve ortağı davalı ... ... hakkında, davacının ortağı olduğu şirket müdürü ile biliştirak, hileli ve ... şirketine karşı haksız rekabet suretiyle «şirketi zarara» uğrattığından bahisle haksız rekabete dayalı olarak dava açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 56. maddesinde, haksız rekabetten kaynaklanan davaların, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin açabileceğinin düzenlendiği, eldeki davada menfaatleri zarar görenin davalı ... şirketi olduğu, bu halde dava açma yetkisinin haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar gören davalı ... şirketine ait olduğu, şirket ortağının şirket yerine bu davayı açamayacağı, Mahkemece bu nedenle davalı ... şirketi ve bu şirketin ortağı davalı ... ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyl …
Taraflar arasındaki «limited şirket ortaklığından çıkma», maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ...
Şti.nin (... şirketi) 2015 yılında ... şirketinin ortaklarından ve alacaklılarından «mal kaçırmak» amacıyla kurulduğunu, her iki şirketin faaliyet adresinin aynı olduğunu, ... şirketinin faaliyetleri yönünden davacının ortağı olduğu şirketin telefonlarının, arabasının, ekipmalarının ve işçilerinin kullanıldığını, davacı şirket işçilerinin ... tarafından «kıdem tazminatları» ödenmek için ... şirketinde işe alındıklarını, bu sebeple davacının ortağı olduğu şirketin müşterilerinin de ... şirketi ile çalışmaya başladıklarını, ortağı olduğu şirketin aleyhinde «haksız rekabette» bulunmak suretiyle zarara uğratıldığını, davalı ... «şirketi müdürü» ...'in gerçekleştirdiği «haksız eylemler» nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 632 nci maddesi uyarınca ... şirketinin müvekkiline karşı sorumlu, ayrıca müdürü olduğu şirket aleyhine haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunduğundan davalı ...'in de sorumluluğunun bulunduğunu, davalı ... şirketinin de haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle davalı ... ...'in ise ... şirketinin tek ortağı olup, eşi davalı ... ile birlikte ... şirketinin varlıklarının eksiltilmesi ve bu şirketin elemanları ve iletişim vasıtalarının kullanılması nedeniyle haksız rekabet suretiyle davacıyı zarara uğrattıklarından bu zarardan müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müvekkilinin «haklı sebeplerinin» bulunması nedeniyle ... şirketi ortaklığından çıkmasına, 2010 yılından bu yana kâr «payı alacağının» ödenmemesi ve şirket müdürünün haksız eylemlerinden dolayı ... şirketinin sorumluluğundan dolayı 3.000,00 TL «maddi tazminatın» ... şirketinden tahsiline, ...'in şirket müdürü olarak kötü yönetim ve haksız rekabeti nedeniyle 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın bu …
Benzer bu kararda… er ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir..." hükmünü, 641/1. maddesinin ise "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmünü içerdiğini, taraflar arasında uzun süreden beri devam eden bir anlaşmazlığın bulunduğu, davacının «ortaklıktan çıkma» talebinin yerinde görüldüğü, davacının davalı şirket bünyesindeki pay oranı ve bu payın değerinin bilirkişilerce tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, da …
TTK'nın anılan maddesinde haklı sebeplerin bulunması ve «şirketin feshine» karar verilmesinin talep edilmesi halinde mahkemenin «fesih» yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlendiğinden, mahkemenin haklı «sebebin» varlığını gözeterek neticeten «çıkma payının» belirlenmesine ilişkin görüşünde açıklanan hukuki nitelik itibariyle sonucu bakımından bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
… sayılı TTK'nın 638/2 ve 641/1. maddelerine dayalı olarak ortaklıktan çıkmasına izin verilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de esasen anılan madde hükmü «limited şirket ortaklığından» çıkmaya izne ilişkin olup, 6102 sayılı TTK'da somut uyuşmazlıkta olduğu şekilde kural olarak «anonim şirket» ortaklığından çıkmaya izin verilmesine ilişkin bir düzenlenme bulunmadığı gibi limited şirketlere ilişkin olarak bahsi geçen hükümlerin anonim şirketler bakımından …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirketin feshi · harç tamamlama · maktu harç · şirketin feshi · fesih · anonim şirket · harç · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAncak, işbu davada davacı dava dilekçesinde izah ettiği iddialara dayalı olarak «haklı sebepler» bulunduğundan bahisle davalı «anonim şirketin feshine» karar verilmesini istemiş, dava aşamasında mahkeme huzurunda alınan beyanında da %30 şirket payına karşılık gelen gerçek pay değerinin ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasını talep etmiştir.
2- Kabule göre de, dava «maktu harç» yatırılarak açılmış olup, davacının «çıkma payı» talebi üzerine «harç tamamlattırılmadan» davacının bu yöndeki talebinin kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
1- Dava, «anonim şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
TTK'nın anılan maddesinde haklı sebeplerin bulunması ve «şirketin feshine» karar verilmesinin talep edilmesi halinde mahkemenin «fesih» yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği düzenlendiğinden, mahkemenin haklı «sebebin» varlığını gözeterek neticeten «çıkma payının» belirlenmesine ilişkin görüşünde açıklanan hukuki nitelik itibariyle sonucu bakımından bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2170 E. 2020/5928 K.
Ortak:esas sermaye payı · kâr payı · dava sebebi · istinaf yoluna başvurulabilirlik · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… liye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olduğu, ancak Mahkeme tarafından yaptırılan mali inceleme sonucunda şirketin hiçbir mal varlığının olmadığı, öz varlığını kaybettiği, pasifinin aktifinin üzerinde bulunduğu, başka bir deyişle borca batık durumda olduğu, rapor tarihi itibariyle davacının payına isabet eden bir ayrılma payı bulunmadığı tespit edildiğinden Mahkemece davacının isteyebileceği «çıkma payının» bulunmadığı kabul edilerek istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacı tarafta açıklama dilekçesinde davalı ... şirketine yöneltilen talepler bakımından şirketin dolaylı sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği, davacının bu iddiasının davalı şirket müdürünün yönetim «yetkisini» kötüye kullandığı iddiasına dayalı olduğu, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddialar bakımından şirket ortağının «üçüncü kişi» olarak kabulü ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 632 nci maddesinin uygulanması olanağının olmadığı, söz konusu istem yönünden davalı ... şirketinin «pasif husumetinin» bulunmadığı, davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, şirket müdürünün kötü yönetimi ve «haksız rekabet» «sebebine» dayalı olarak davalı ... hakkında maddi ve manevi «tazminat davası» açıldığı, davacı tarafça sunulan "müvekkilime karşı sorumludur" şeklindeki ifadelerden ve istinaf dilekçesindeki "müvekkilim lehine «maddi tazminat», müvekkilimizin «kişilik haklarına» ağır saldırı sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre manevi tazminat talebimizin" şeklindeki beyandan, tazminatın davacı lehine talep edildiğinin anlaşıldığı, aynı davada hasım gösterilen davalı ... şirketi yararına tazminat talep edildiğinin kabul edilmesi hali ile çelişki yaratacak nitelikte olduğu, davalı ... şirketi hesabına tazminat istemi içermeyen bu davayı davalı müdürün eylemlerinden zarar gören şirket «tüzel kişiliğinin» açması gerektiği, davacının şirket müdürüne açtığı maddi tazminat davası yönünden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davalı ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça manevi tazminata esas olarak gösterilen eylemlerin davalı ...'in «şirket müdürü» olarak gerçekleştirdiği işlemler olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar öncelikle şirket uhdesinde doğacağından ve ayrıca doğrudan davacıyı hedef alan bir eyleme dair bir iddia ve ispat bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca davalı müdürün iddia edilen eylemleri nedeniyle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, davacının, davalı ... şirketi ve ortağı davalı ... ... hakkında, davacının ortağı olduğu şirket müdürü ile biliştirak, hileli ve ... şirketine karşı haksız rekabet suretiyle «şirketi zarara» uğrattığından bahisle haksız rekabete dayalı olarak dava açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 56. maddesinde, haksız rekabetten kaynaklanan davaların, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin açabileceğinin düzenlendiği, eldeki davada menfaatleri zarar görenin davalı ... şirketi olduğu, bu halde dava açma yetkisinin haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar gören davalı ... şirketine ait olduğu, şirket ortağının şirket yerine bu davayı açamayacağı, Mahkemece bu nedenle davalı ... şirketi ve bu şirketin ortağı davalı ... ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyl …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in hem şirket ortağı hem de «şirket müdürü» olarak üzerine düşen «görevleri» yerine getirmemesi sebebiyle davacının ortağı olduğu şirketin borca batık hale geldiği, büyük borç yükünün olduğu iki ortaklı şirkette ortakların artık bir araya gelmesi kabul edilemeyeceğinden 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında davacının şirket ortaklığından çıkması talebine ilişkin olarak haklı «sebebin» gerçekleştiği, ancak, mezkur Kanun'un 632 nci maddesine göre şirket müdürünün haksız eylemleri sebebi ile 3 üncü kişilerin zarara uğraması halinde bu zarardan şirketin sorumlu olduğu, somut olayda davacının 3 üncü kişi değil şirket ortağı olduğu dikkate alındığında şirket müdürünün eylemleri sebebi ile davalı ... şirketinin sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafça «ayrılma akçesi» talep edilmişse de, mali incelemeye göre davacının ortağı olduğu şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığı, borca batık olduğu tespit edildiğinden davacının talebinin reddi gerektiği, davacının, davalı ... şirketinden «kar payı alacağını» talep ettiği ancak, «kar payı dağıtımı» konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, davacının ortağı olduğu şirketin müdürü davalı ...'in kötü yönetimi ve «haksız rekabet» teşkil eden eylemleri sebebi ile talep ettiği maddi ve manevi zararın, esasen 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği şirkete ödenebilecek zarar niteliğinde olduğu, ancak davacının bu tazminatı kendisine ödenmesini talep ettiğinden, bu talebi bakımından «aktif husumetinin» bulunmadığı, davalı ... ...'in davacı şirket çalışanı olduğu, davalı ... şirketi ile aynı konuda faaliyet göstermek üzere 05.05.2005 yılında davalı ... şirketini kurduğu, davalı ... şirketinin çalışanlarını ve «müşteri portföyünün» davalı ... şirketine aktarılması ile 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde tanımlanan haksız rekabet koşullarının gerçekleştiği, ancak davacının ortağı olduğu şirketin bu haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın davacı tarafından talep edildiği, haksız rekabet nedeniyle zarara uğrayan dava açabileceğinden davacı, ortağı olduğu «şirketin zararın» tazminini talep edemeyeceğinden davalılar ... ... ve davalı ... şirketine karşı açılan davanın aktif husumetten reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ...
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ayrılma akçesi» talebinin reddinin doğru olmadığını, zira 6102 sayılı Kanun'un 642 nci maddesinin birinci fıkrasının koşulları gerçekleşmemiş olsa dahi bunun davacının ayrılma akçesi alamayacağı anlamına gelmediğini, doktrine göre bu alacağın müdürlerin yıllık raporlarında kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile «muaccel» hale gelip, ayrılma akçesinin bağlandığı geciktirici koşulun sağlandığını, ayrılma akçesi verilmemesine dair hukuki alt yapının davalıların kötü niyetli eylemleri ile meydana geldiğini, kaldı ki 2018 yılında kişi ve şirketlerin kamuya borçlarının yapılandırılarak iyileştirildiğini, davalıların haksız eylemleri ile «şirketin zarara» sokulduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin ayrılma akçesinin şirketin öncelikli alacaklılarından sonra kaydedilmesi hakkı göz ardı edilerek talebinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin hisse değerinin 27.711,18 TL tespit edilmesi ve bu pay değerinin şirketin vergi borçlarından sonra alacak olarak kaydedilmesi isteklerinin değerlendirilmediğini, ...'in şirketi «temsile» yetkili tek başına müdür ve «hakim ortak» olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 623 ve devamı maddeleri gereği, ... şirketi adına dava açma «yetkisinin» de davalıda olduğunu, ancak adı geçenin «haksız fiil» niteliğindeki eylemleri sebebiyle kendi aleyhine dava açmasının hayat gerçekleri ile bağdaşmayacağını, müvekkilinin «hukuki menfaati» için dava açmasının olağan olduğunu, sadece şirkette ortaklık «payı» bulunan ve şirketi «temsil yetkisi» olmayan müvekkilinin mahkemede zararını talep etmesinin dışında başkaca bir talep yolunun olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde «münhasıran», tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinin bulunduğunu, müvekkiline verilmesi talebi olmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi dar yorumlanarak ağır kusurlu davalılara karşı tazminat davasının külliyen reddinin isabetli olmadığını, şirketin hakim ortağı ...in, rakip şirket sahibi olan eşi ... ile açık seçik «muvazaa» döngüsü içinde müvekkillinin kişisel haklarını da ihlal ettikleri sabit olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre müvekkili lehine «maddi tazminat», müvekkilinin «kişilik haklarına» ağır saldırı sebebiyle 58 inci maddesi hükmüne göre manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kamu ve SGK borçları ile sorumlu tutularak borç altına sokulduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre şirket ortağının da dava açma hakkının varlığının kabulü gerektiğini, bilirkişilerce «haksız rekabet» kapsamında hesaplanan tazminatın muvazaalı hareket eden tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili gerekirken «husumet» nedeniyle reddinin doğru olmadığını, manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, zira müvekkilinin, ortağı olduğu şirketin borca batık hale getirilmesi ile kişisel hakları zarar görerek yardıma muhtaç hale geldiğini, gelir elde edememesine rağmen 2013 yılına kadar çalıştığını ancak çalışmalarının karşılığını alamadığı gibi kamu borçları sebebiyle ağır bir vergi borcu altına sokulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin hayatına «olumsuz» etkilerinin olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ve 327 nci maddelerinin lafzı ve ruhuna aykırı olarak «haksız eylem» içinde olan davalılar lehine avukatlık ücretine hükmolunmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 31.12.2013 tarihi itibariyle «ticari defter kayıtlarına» göre borca batık durumda görünen şirketin rayiç değerlere göre varlıklarının 1.894.973,25 TL tutarında borçlarından fazla olduğu, yabancı ortakların ..., ..., şirket aleyhine dava açtığı, şirketin de ...'e «husumet» yönelterek defter ve belgelerin «teslimini» istediği, davacının TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirketten çıkmasını haklı gösterecek bir «sebebinin» bulunmadığı, şirketin borca batık durumda olması halinin haklı nedenle çıkma sebebi olarak görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, şirket ortaklığından «haklı sebeple çıkma» ve «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, «istinaf yoluna başvurmuştur».
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haklı sebeple çıkma · esas sözleşme · ticari defter ve kayıtlar · ticari defter · iflas · teslim · e-defter · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 31.12.2013 tarihi itibariyle «ticari defter kayıtlarına» göre borca batık durumda görünen şirketin rayiç değerlere göre varlıklarının 1.894.973,25 TL tutarında borçlarından fazla olduğu, yabancı ortakların ..., ..., şirket aleyhine dava açtığı, şirketin de ...'e «husumet» yönelterek defter ve belgelerin «teslimini» istediği, davacının TTK'nın 638/2. maddesi uyarınca şirketten çıkmasını haklı gösterecek bir «sebebinin» bulunmadığı, şirketin borca batık durumda olması halinin haklı nedenle çıkma sebebi olarak görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… istem sonucu bölümünde davacının çıkma talebinin kabulü ile ...’in şirketten ayrılmasına karar verilmesini istemiş; ayrıca 04.07.2017 tarihli celsede “Her ne kadar «son» bilirkişi raporu davacının şirketten haklı nedenle çıkma «sebebi» bulunmadığını belirlemiş ise de, dava sırasında konulan tedbirler nedeniyle müvekkil şirketin faaliyeti adeta durmuş durumda olup, «iflasa» süreklenmektedir.
… ılıp bilirkişi raporları alındıktan sonra, şirketin borca batık olmadığı, davalı şirketin tapu iptali ve tescili davaları sonunda kendisine ait taşınmazlar üzerinde «esas sözleşmedeki» amacına uygun faaliyette bulunabileceği, davacının yönetici olduğu dönemdeki tasarrufları nedeniyle şirket faaliyetlerinin duraksadığı, kimsenin kendi kusuruna day …
1- Dava, şirket ortaklığından «haklı sebeple çıkma» ve «esas sermaye payının» gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2511 E. , 2023/6458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/538 Esas, 2022/14 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/960 E., 2018/965 K.
Taraflar arasındaki limited şirket ortaklığından çıkma, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti'ye yönelik ortaklıktan çıkma davasının kabulüne, bu şirkete yönelik kâr pay alacağı ve maddi tazminat taleplerinin reddine, davalılar .... Ltd. Şti. ve ... ...'e yönelik maddi tazminat davasının aktif husumetten reddine, ...'e yönelik maddi ve manevi tazminat davasının aktif husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Temz. ve Sosy. Hizm. Deko. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.nin (... şirketi) ortaklarından olduğunu, davalı ...'in bu şirketin ortağı ve temsile münferid yetkili müdürü olduğunu, şirketin 2010 yılından beri kâr dağıtımı yapmadığını, şirket müdürü ve eşini giderlerinin şirket kazancından ödendiğini, şirkette çalışmadığı halde ...'in eşinin kardeşinin şirkette sigortalı göstererek primlerinin ödendiğini, davalı ...'in yetkili mesul müdür sıfatıyla şirket kazançlarını kendi çıkarına kullandığını, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve vergi dairesine karşı ağır borç altında olan şirketin iyi yönetilemediğini, diğer davalı ... ...'in tek ortağı olduğu davalı ...
Grup Temz. Gıda Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin (... şirketi) 2015 yılında ... şirketinin ortaklarından ve alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla kurulduğunu, her iki şirketin faaliyet adresinin aynı olduğunu, ... şirketinin faaliyetleri yönünden davacının ortağı olduğu şirketin telefonlarının, arabasının, ekipmalarının ve işçilerinin kullanıldığını, davacı şirket işçilerinin ... tarafından kıdem tazminatları ödenmek için ... şirketinde işe alındıklarını, bu sebeple davacının ortağı olduğu şirketin müşterilerinin de ... şirketi ile çalışmaya başladıklarını, ortağı olduğu şirketin aleyhinde haksız rekabette bulunmak suretiyle zarara uğratıldığını, davalı ... şirketi müdürü ...'in gerçekleştirdiği haksız eylemler nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 632 nci maddesi uyarınca ...
şirketinin müvekkiline karşı sorumlu, ayrıca müdürü olduğu şirket aleyhine haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunduğundan davalı ...'in de sorumluluğunun bulunduğunu, davalı ... şirketinin de haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle davalı ... ...'in ise ... şirketinin tek ortağı olup, eşi davalı ... ile birlikte ... şirketinin varlıklarının eksiltilmesi ve bu şirketin elemanları ve iletişim vasıtalarının kullanılması nedeniyle haksız rekabet suretiyle davacıyı zarara uğrattıklarından bu zarardan müştereken sorumlu olduklarını ileri sürerek 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müvekkilinin haklı sebeplerinin bulunması nedeniyle ... şirketi ortaklığından çıkmasına, 2010 yılından bu yana kâr payı alacağının ödenmemesi ve şirket müdürünün haksız eylemlerinden dolayı ...
şirketinin sorumluluğundan dolayı 3.000,00 TL maddi tazminatın ... şirketinden tahsiline, ...'in şirket müdürü olarak kötü yönetim ve haksız rekabeti nedeniyle 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL manevi tazminatın bu davalıdan tahsiline, davalı ... ...'in haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle 2.000,00 maddi tazminatın ... ... ve ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 25.09.2018 tarihli dilekçesiyle, belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği davasında 10.000,00 TL'lik maddi tazminat talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... şirketi ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...' yönünden davanın pasif husumetten reddi gerektiğini, müvekkili şirketin hiçbir zaman kâra geçmediğini, müvekkili ...'in de şirket kazancını harcamalarında kullanmadığını, şirketin SGK ve vergi borcu dışında başka borcunun olmadığını, davacının şirket ortaklığından çıkma talebinin şartlarının oluşmadığını, manevi tazminatın şartlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalılar ... şirketi ve ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalının eşi olmakla birlikte 2015 yılı Mayıs ayına kadar ... şirketinde çalıştığını 2013 yılında emekliye ayrılmasına rağmen 2015 yılı Nisan ayına kadar çalışmaya devam ettiğini, bu tarihten sonra eşiyle problemleri olduğundan ayrı yaşamaya başladıklarını ve 2015 yılı Mayıs ayında ... şirketini kurduğunu, davacının ... şirketinin işçileri ve müşterilerinin ... şirketine aktarıldığı, iletişim araçlarının ve teçhizatlarının kullanıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacının kendisinin fiilen ... şirketinden ayrıldığını, müvekkillerince davacının ortağı olduğu ... şirketine karşı haksız rekabet oluşturacak eylemlerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in hem şirket ortağı hem de şirket müdürü olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmemesi sebebiyle davacının ortağı olduğu şirketin borca batık hale geldiği, büyük borç yükünün olduğu iki ortaklı şirkette ortakların artık bir araya gelmesi kabul edilemeyeceğinden 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında davacının şirket ortaklığından çıkması talebine ilişkin olarak haklı sebebin gerçekleştiği, ancak, mezkur Kanun'un 632 nci maddesine göre şirket müdürünün haksız eylemleri sebebi ile 3 üncü kişilerin zarara uğraması halinde bu zarardan şirketin sorumlu olduğu, somut olayda davacının 3 üncü kişi değil şirket ortağı olduğu dikkate alındığında şirket müdürünün eylemleri sebebi ile davalı ...
şirketinin sorumlu tutulamayacağı, davacı tarafça ayrılma akçesi talep edilmişse de, mali incelemeye göre davacının ortağı olduğu şirketin hiçbir mal varlığının bulunmadığı, borca batık olduğu tespit edildiğinden davacının talebinin reddi gerektiği, davacının, davalı ... şirketinden kar payı alacağını talep ettiği ancak, kar payı dağıtımı konusunda ortaklar kurulunca alınmış bir karar bulunmadığı, davacının ortağı olduğu şirketin müdürü davalı ...'in kötü yönetimi ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebi ile talep ettiği maddi ve manevi zararın, esasen 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi gereği şirkete ödenebilecek zarar niteliğinde olduğu, ancak davacının bu tazminatı kendisine ödenmesini talep ettiğinden, bu talebi bakımından aktif husumetinin bulunmadığı, davalı ...
...'in davacı şirket çalışanı olduğu, davalı ... şirketi ile aynı konuda faaliyet göstermek üzere 05.05.2005 yılında davalı ... şirketini kurduğu, davalı ... şirketinin çalışanlarını ve müşteri portföyünün davalı ... şirketine aktarılması ile 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde tanımlanan haksız rekabet koşullarının gerçekleştiği, ancak davacının ortağı olduğu şirketin bu haksız rekabet nedeniyle uğradığı zararın davacı tarafından talep edildiği, haksız rekabet nedeniyle zarara uğrayan dava açabileceğinden davacı, ortağı olduğu şirketin zararın tazminini talep edemeyeceğinden davalılar ... ... ve davalı ... şirketine karşı açılan davanın aktif husumetten reddi gerektiği gerekçesiyle davanın davalı ...
Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti.ye karşı açtığı ortaklıktan çıkma davasının kabulü ile davacının davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti. ortaklığından çıkmasına, davacıya ayrılma akçesi takdirine yer olmadığına, davacının davalı ... Temizlik ve Sosyal Hizmetler Dekorasyon Tic. San. Ltd. Şti'ye karşı kar payı alacağı ve maddi tazminat taleplerinin reddine, davacının davalılar .... Ltd. Şti. ve ... ...'e karşı haksız rekabet nedeniyle açtığı maddi tazminat davasının aktif husumetten reddine, davacının davalı ...'e karşı açtığı haksız rekabet nedeniyle uğranılan zarar ve kötü yönetim nedeniyle uğranılan zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat davasının da aktif husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayrılma akçesi talebinin reddinin doğru olmadığını, zira 6102 sayılı Kanun'un 642 nci maddesinin birinci fıkrasının koşulları gerçekleşmemiş olsa dahi bunun davacının ayrılma akçesi alamayacağı anlamına gelmediğini, doktrine göre bu alacağın müdürlerin yıllık raporlarında kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hale gelip, ayrılma akçesinin bağlandığı geciktirici koşulun sağlandığını, ayrılma akçesi verilmemesine dair hukuki alt yapının davalıların kötü niyetli eylemleri ile meydana geldiğini, kaldı ki 2018 yılında kişi ve şirketlerin kamuya borçlarının yapılandırılarak iyileştirildiğini, davalıların haksız eylemleri ile şirketin zarara sokulduğu kabul edilmesine rağmen müvekkilinin ayrılma akçesinin şirketin öncelikli alacaklılarından sonra kaydedilmesi hakkı göz ardı edilerek talebinin reddedildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin hisse değerinin 27.711,18 TL tespit edilmesi ve bu pay değerinin şirketin vergi borçlarından sonra alacak olarak kaydedilmesi isteklerinin değerlendirilmediğini, ...'in şirketi temsile yetkili tek başına müdür ve hakim ortak olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 623 ve devamı maddeleri gereği, ...
şirketi adına dava açma yetkisinin de davalıda olduğunu, ancak adı geçenin haksız fiil niteliğindeki eylemleri sebebiyle kendi aleyhine dava açmasının hayat gerçekleri ile bağdaşmayacağını, müvekkilinin hukuki menfaati için dava açmasının olağan olduğunu, sadece şirkette ortaklık payı bulunan ve şirketi temsil yetkisi olmayan müvekkilinin mahkemede zararını talep etmesinin dışında başkaca bir talep yolunun olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinde münhasıran, tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinin bulunduğunu, müvekkiline verilmesi talebi olmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un 553 üncü maddesi dar yorumlanarak ağır kusurlu davalılara karşı tazminat davasının külliyen reddinin isabetli olmadığını, şirketin hakim ortağı ...in, rakip şirket sahibi olan eşi ...
ile açık seçik muvazaa döngüsü içinde müvekkillinin kişisel haklarını da ihlal ettikleri sabit olduğu halde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 ve 50 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre müvekkili lehine maddi tazminat, müvekkilinin kişilik haklarına ağır saldırı sebebiyle 58 inci maddesi hükmüne göre manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin kamu ve SGK borçları ile sorumlu tutularak borç altına sokulduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre şirket ortağının da dava açma hakkının varlığının kabulü gerektiğini, bilirkişilerce haksız rekabet kapsamında hesaplanan tazminatın muvazaalı hareket eden tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili gerekirken husumet nedeniyle reddinin doğru olmadığını, manevi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, zira müvekkilinin, ortağı olduğu şirketin borca batık hale getirilmesi ile kişisel hakları zarar görerek yardıma muhtaç hale geldiğini, gelir elde edememesine rağmen 2013 yılına kadar çalıştığını ancak çalışmalarının karşılığını alamadığı gibi kamu borçları sebebiyle ağır bir vergi borcu altına sokulduğunu, davalıların eylemlerinin müvekkilinin hayatına olumsuz etkilerinin olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ve 327 nci maddelerinin lafzı ve ruhuna aykırı olarak haksız eylem içinde olan davalılar lehine avukatlık ücretine hükmolunmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 641 inci maddesinin birinci fıkrasına göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olduğu, ancak Mahkeme tarafından yaptırılan mali inceleme sonucunda şirketin hiçbir mal varlığının olmadığı, öz varlığını kaybettiği, pasifinin aktifinin üzerinde bulunduğu, başka bir deyişle borca batık durumda olduğu, rapor tarihi itibariyle davacının payına isabet eden bir ayrılma payı bulunmadığı tespit edildiğinden Mahkemece davacının isteyebileceği çıkma payının bulunmadığı kabul edilerek istemin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacı tarafta açıklama dilekçesinde davalı ...
şirketine yöneltilen talepler bakımından şirketin dolaylı sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği, davacının bu iddiasının davalı şirket müdürünün yönetim yetkisini kötüye kullandığı iddiasına dayalı olduğu, şirketin kötü yönetimine ilişkin iddialar bakımından şirket ortağının üçüncü kişi olarak kabulü ve dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 632 nci maddesinin uygulanması olanağının olmadığı, söz konusu istem yönünden davalı ... şirketinin pasif husumetinin bulunmadığı, davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, şirket müdürünün kötü yönetimi ve haksız rekabet sebebine dayalı olarak davalı ... hakkında maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, davacı tarafça sunulan "müvekkilime karşı sorumludur" şeklindeki ifadelerden ve istinaf dilekçesindeki "müvekkilim lehine maddi tazminat, müvekkilimizin kişilik haklarına ağır saldırı sebebiyle 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre manevi tazminat talebimizin" şeklindeki beyandan, tazminatın davacı lehine talep edildiğinin anlaşıldığı, aynı davada hasım gösterilen davalı ...
şirketi yararına tazminat talep edildiğinin kabul edilmesi hali ile çelişki yaratacak nitelikte olduğu, davalı ... şirketi hesabına tazminat istemi içermeyen bu davayı davalı müdürün eylemlerinden zarar gören şirket tüzel kişiliğinin açması gerektiği, davacının şirket müdürüne açtığı maddi tazminat davası yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça manevi tazminata esas olarak gösterilen eylemlerin davalı ...'in şirket müdürü olarak gerçekleştirdiği işlemler olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar öncelikle şirket uhdesinde doğacağından ve ayrıca doğrudan davacıyı hedef alan bir eyleme dair bir iddia ve ispat bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca davalı müdürün iddia edilen eylemleri nedeniyle manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı, davacının, davalı ...
şirketi ve ortağı davalı ... ... hakkında, davacının ortağı olduğu şirket müdürü ile biliştirak, hileli ve ... şirketine karşı haksız rekabet suretiyle şirketi zarara uğrattığından bahisle haksız rekabete dayalı olarak dava açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 56. maddesinde, haksız rekabetten kaynaklanan davaların, haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin açabileceğinin düzenlendiği, eldeki davada menfaatleri zarar görenin davalı ... şirketi olduğu, bu halde dava açma yetkisinin haksız rekabet sebebiyle ekonomik menfaatleri zarar gören davalı ... şirketine ait olduğu, şirket ortağının şirket yerine bu davayı açamayacağı, Mahkemece bu nedenle davalı ...
şirketi ve bu şirketin ortağı davalı ... ...'e karşı açılan maddi tazminat davası yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması, ayrılma akçesinin ödenmesi, kâr payının verilmesi, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi zararın tahsili taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 54, 553, 632, 641 imci maddesinin ikinci fıkrası ve 638 inci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981095300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz