Ayrılma akçesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2741 E. 2023/6502 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayrılma akçesi↗ müdürün azli↗ şirket müdürünün azli↗ kayyım tayini↗ azil↗ takas-mahsup↗ pay defteri kaydı↗ kayyım atanması↗ ortaklıktan çıkarılma↗ nispi vekalet ücreti↗ delil tespiti↗ takas↗ ticaret sicili tescili↗ kayyım↗ olağanüstü genel kurul↗ şirket müdürü↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ ara karar↗ yargılama giderleri↗ mirasçılık↗ pay defteri↗ ifa↗ mahsup↗ limited şirket↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/54 E., 2021/492 K.
Taraflar arasındaki asıl davada şirket müdürünün azli, şirkete kayyım atanması ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile pay defterine kaydı ile karşı dava ise karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılması ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; ... ve ... ...'ın %50 oranında ortak oldukları ... Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinde her iki ortağın şirket müdürü olarak seçildiğini, ... ...'ın 03.11.2012 tarihinde vefat etmesiyle, geriye mirasçı olarak davacıların kaldığını, davacılara intikal eden pay ve oranlarına vakıf olunduğu ve davacıların paydaşlığının kabul edildiğinin aşikâr olduğunu, ancak geçen süre zarfında davacıların tescil işlemleri yerine getirilmediği gibi usulüne uygun genel kurul toplantısı da yapılamadığını, tescilin gerçekleştirilmesi için davacıların resen tescilin yapılabilmesi için Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak şirket müdürünün talebi olmadığından bahisle olumlu bir sonuç alınamadığını, gönderilen ihtarlara rağmen sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ve 598 inci maddelerinin yerine getirilmediğini, ayrıca şirketin iyi yönetilmediğini, her geçen gün dava konusu şirketin borcunun arttığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin atfıyla 553 üncü maddesi gereğince şirket müdürünün azlini talep ettiklerini ileri sürerek hali hazırdaki müdür olan ...'ın müdürlük sıfatından kaynaklanan yetkilerinin kaldırılmasını, nihai karar verilinceye kadar geçen süre zarfından acil işleri yerine getirecek geçici nitelikte kayyım ataması yapılmasını, şirketin bugünkü mal varlığının tespit edilmesini, şirket müdürünün davacı mirasçılara intikal eden esas sermaye paylarının Ticaret Siciline tescil edilmesine karar verilerek pay defterine kaydedilmesini, şirket müdürü ...'ın azli ile olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıp şirkete müdür atanıncaya kadar akademisyen unvanına ve gerekli niteliği haiz kayyım atanmasını talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesine göre diğer ortakların onayına gerek kalmaksızın davacıların esas sermaye paylarının intikalinin gerçekleştiğini, bunun için dava açılmasının gereksiz olduğunu, gelir gider tablosu ve bilançonun müzakeresi maksadıyla ortakların 01.06.2013 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması için davet edildiğini, ancak davacıların davete rağmen toplantıya katılmadıkları gibi temsilcide göndermediklerini, şirketin olağan ve önemli kararların alınamadığını, mal varlığının tespiti hususunda dava yolu ile değil delil tespiti ile istemenin mümkün olduğunu, şirkete kayyum tayin edilmesi için şirket organlarında eksiklik olmasının şart olduğunu şirket müdürü ...'ın yetkisinin 2029 yılında sona ereceğini, görevini aksatmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı davada ise karşı davalıların murisin mirasını reddetmediklerini, bu nedenle şirket borcundan müşterek ve müteselsilen mesul olduklarını, karşı davalıların şirketten çıkarılmalarının gerektiğini, şirketteki pay bedellerinin ayrılma akçelerinin tespitini istediklerini ve bakiyenin ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00 TL'nin davacılar ve karşı davalıların kanunen ödemek zorunda bulundukları murislerini şirkete olan borçlarından dolayı alacağın 14.08.2013 tarihinden itibaren T.C. ... Bankası avans faizi üzerinden faizi ile birlikte karşı davalılardan tahsiline, şirketten karşı davalıların çıkarılmalarının kabulü ile karşı davalıların şirketteki payları karşılığının hükme yakın ayrılma akçesinin gerçek değerinin belirlenmesi ve şirket tarafından ödenmesine, bu alacakları ile borçlarının takas-mahsup edilmesine, şirketten ayrılan karşı davalıların paylarının şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra mirasçıların şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları ifa ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden ara kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların ortaklıktan çıkarılması isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları temsilen vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması taleplerinin kabulü gerektiğini, davalı tarafça şirketin içi boşaltıldığını, şirketin 2015-2016 ve 2017 yıllarında zarar ettiği hususu dosya kapsamında tespit edildiğini, davanın açıldığı tarihte alacak talebi kapsamında davalı tarafın haklı bulunmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinden davalının sorumlu olması gerektiğini, karşı dava yönünden ise nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın bu yönlerden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması talebine, karşı dava ise karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasına istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesi, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesinin ikinci fıkrasının olayda uygulama yerinin bulunmamasına ve ortaklıktan çıkarılmaya yönelik haklı sebebin oluşmamasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirketin feshi | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3547 E. 2015/10765 K.
Ortak:kayyım tayini · kayyım
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki asıl davada «şirket müdürünün azli», şirkete «kayyım atanması» ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile «pay defterine kaydı» ile karşı dava ise karşı davalıların şirket «ortaklığından çıkarılması» ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra «mirasçıların» şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği, «şirket müdürünün azli» ve şirkete «kayyım atanması» isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları «ifa» ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden «ara» kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların «ortaklıktan çıkarılması» isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları «temsilen» vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinde her iki ortağın «şirket müdürü» olarak seçildiğini, ... ...'ın 03.11.2012 tarihinde vefat etmesiyle, geriye «mirasçı» olarak davacıların kaldığını, davacılara intikal eden pay ve oranlarına vakıf olunduğu ve davacıların paydaşlığının kabul edildiğinin aşikâr olduğunu, ancak geçen süre zarfında davacıların tescil işlemleri yerine getirilmediği gibi usulüne uygun genel kurul toplantısı da yapılamadığını, tescilin gerçekleştirilmesi için davacıların resen tescilin yapılabilmesi için Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak şirket müdürünün talebi olmadığından bahisle olumlu bir sonuç alınamadığını, gönderilen ihtarlara rağmen sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ve 598 inci maddelerinin yerine getirilmediğini, ayrıca şirketin iyi yönetilmediğini, her geçen gün dava konusu şirketin borcunun arttığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin atfıyla 553 üncü maddesi gereğince şirket müdürünün azlini talep ettiklerini ileri sürerek hali hazırdaki müdür olan ...'ın müdürlük sıfatından kaynaklanan yetkilerinin kaldırılmasını, nihai karar verilinceye kadar geçen süre zarfından acil işleri yerine getirecek geçici nitelikte «kayyım» ataması yapılmasını, şirketin bugünkü mal varlığının tespit edilmesini, şirket müdürünün davacı mirasçılara intikal eden esas sermaye paylarının Ticaret Siciline tescil edilmesine karar verilerek «pay defterine» kaydedilmesini, şirket müdürü ...'ın azli ile «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılıp şirkete müdür atanıncaya kadar akademisyen unvanına ve gerekli niteliği haiz «kayyım atanmasını» talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6416 E. 2022/386 K.
Ortak:müdürün azli · kayyım tayini · azil · kayyım atanması · kayyım · şirket müdürü · limited şirket
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki asıl davada «şirket müdürünün azli», şirkete «kayyım atanması» ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile «pay defterine kaydı» ile karşı dava ise karşı davalıların şirket «ortaklığından çıkarılması» ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra «mirasçıların» şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği, «şirket müdürünün azli» ve şirkete «kayyım atanması» isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları «ifa» ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden «ara» kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların «ortaklıktan çıkarılması» isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları «temsilen» vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinde her iki ortağın «şirket müdürü» olarak seçildiğini, ... ...'ın 03.11.2012 tarihinde vefat etmesiyle, geriye «mirasçı» olarak davacıların kaldığını, davacılara intikal eden pay ve oranlarına vakıf olunduğu ve davacıların paydaşlığının kabul edildiğinin aşikâr olduğunu, ancak geçen süre zarfında davacıların tescil işlemleri yerine getirilmediği gibi usulüne uygun genel kurul toplantısı da yapılamadığını, tescilin gerçekleştirilmesi için davacıların resen tescilin yapılabilmesi için Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak şirket müdürünün talebi olmadığından bahisle olumlu bir sonuç alınamadığını, gönderilen ihtarlara rağmen sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ve 598 inci maddelerinin yerine getirilmediğini, ayrıca şirketin iyi yönetilmediğini, her geçen gün dava konusu şirketin borcunun arttığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin atfıyla 553 üncü maddesi gereğince şirket müdürünün azlini talep ettiklerini ileri sürerek hali hazırdaki müdür olan ...'ın müdürlük sıfatından kaynaklanan yetkilerinin kaldırılmasını, nihai karar verilinceye kadar geçen süre zarfından acil işleri yerine getirecek geçici nitelikte «kayyım» ataması yapılmasını, şirketin bugünkü mal varlığının tespit edilmesini, şirket müdürünün davacı mirasçılara intikal eden esas sermaye paylarının Ticaret Siciline tescil edilmesine karar verilerek «pay defterine» kaydedilmesini, şirket müdürü ...'ın azli ile «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılıp şirkete müdür atanıncaya kadar akademisyen unvanına ve gerekli niteliği haiz «kayyım atanmasını» talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organsız kalma · istinafa cevap dilekçesi · bağlılık yükümü · limited şirket müdürü · organsızlık · sıfat yokluğu · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında bulunan davalı ... ve ... vekillerinin «istinafa cevap dilekçelerinde» ve bölge adliye mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan tespite göre, davalı şirkete, genel kurul toplantısı yapılması için gerekli işlemleri yürütmek amacı ile kayyum atandığı, atanan kayyumun bahsekonu genel kurulu sağladığı ve şirkete yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1875 E. 2017/4526 K.
Ortak:azil · kayyım · limited şirket · dava sebebi · e-defter
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki asıl davada «şirket müdürünün azli», şirkete «kayyım atanması» ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile «pay defterine kaydı» ile karşı dava ise karşı davalıların şirket «ortaklığından çıkarılması» ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinde her iki ortağın «şirket müdürü» olarak seçildiğini, ... ...'ın 03.11.2012 tarihinde vefat etmesiyle, geriye «mirasçı» olarak davacıların kaldığını, davacılara intikal eden pay ve oranlarına vakıf olunduğu ve davacıların paydaşlığının kabul edildiğinin aşikâr olduğunu, ancak geçen süre zarfında davacıların tescil işlemleri yerine getirilmediği gibi usulüne uygun genel kurul toplantısı da yapılamadığını, tescilin gerçekleştirilmesi için davacıların resen tescilin yapılabilmesi için Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak şirket müdürünün talebi olmadığından bahisle olumlu bir sonuç alınamadığını, gönderilen ihtarlara rağmen sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ve 598 inci maddelerinin yerine getirilmediğini, ayrıca şirketin iyi yönetilmediğini, her geçen gün dava konusu şirketin borcunun arttığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin atfıyla 553 üncü maddesi gereğince şirket müdürünün azlini talep ettiklerini ileri sürerek hali hazırdaki müdür olan ...'ın müdürlük sıfatından kaynaklanan yetkilerinin kaldırılmasını, nihai karar verilinceye kadar geçen süre zarfından acil işleri yerine getirecek geçici nitelikte «kayyım» ataması yapılmasını, şirketin bugünkü mal varlığının tespit edilmesini, şirket müdürünün davacı mirasçılara intikal eden esas sermaye paylarının Ticaret Siciline tescil edilmesine karar verilerek «pay defterine» kaydedilmesini, şirket müdürü ...'ın azli ile «olağanüstü genel kurul» toplantısı yapılıp şirkete müdür atanıncaya kadar akademisyen unvanına ve gerekli niteliği haiz «kayyım atanmasını» talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra «mirasçıların» şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği, «şirket müdürünün azli» ve şirkete «kayyım atanması» isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları «ifa» ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden «ara» kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların «ortaklıktan çıkarılması» isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları «temsilen» vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
Benzer bu karardaAyrıca şirket aleyhine icra takiplerinin bulunması şirket müdürünün «azil» «sebebi» olarak kabul edilmiş ise de bu takiplerin dayanağı borçların nasıl ve hangi tarihte oluştuğu, şirketin likiditesi mevcut olmasına rağmen yönetimin ödeme yapmaktan imtina edip etmediği hususları dahi incelenmeden, mahkemece davanın devamı sırasında tedbiren atanan ve mahkemece verilen görev zımnında düzenlenen «kayyım» raporlarına istinaden karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava 19/11/2013 tarihinde açılmış olup «kayyımların» düzenlemiş olduğu 20.03.2014 «havale» tarihli rapora göre şirketin elektrik ve doğalgaz borçlarının ödenmemesi sebebiyle işletmenin gayrifaal durumda olduğu, 24.06.2014 havale tarihli raporda ise şirketin «defterleri» üzerinde inceleme yapılması için davalı tarafa süre verilmesine rağmen defterlerin «tesliminden» imtina edildiği ve gerekli incelemenin yapılamadığı belirtilmiştir.
Şti'nin borca batık durumda olmadığı ancak davalının şirketin mali açıdan denetlenebilmesi yönündeki «özen yükümlülüğünü» ve yasanın şirket müdürüne yüklediği görevlerini ihmal ettiği, şirketin ödenmeyen borçları sebebiyle çalışamaz hale geldiği ve ancak dava esnasında «azil» baskısı nedeniyle bu eksikliklerin giderildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürlüğü · şirket müdürlüğü · özen yükümlülüğü · havale · teslim
Benzer bu karardaDava, davalının «limited şirket müdürlüğünden» azli istemine ilişkindir.
Dava 19/11/2013 tarihinde açılmış olup «kayyımların» düzenlemiş olduğu 20.03.2014 «havale» tarihli rapora göre şirketin elektrik ve doğalgaz borçlarının ödenmemesi sebebiyle işletmenin gayrifaal durumda olduğu, 24.06.2014 havale tarihli raporda ise şirketin «defterleri» üzerinde inceleme yapılması için davalı tarafa süre verilmesine rağmen defterlerin «tesliminden» imtina edildiği ve gerekli incelemenin yapılamadığı belirtilmiştir.
Şti'nin borca batık durumda olmadığı ancak davalının şirketin mali açıdan denetlenebilmesi yönündeki «özen yükümlülüğünü» ve yasanın şirket müdürüne yüklediği görevlerini ihmal ettiği, şirketin ödenmeyen borçları sebebiyle çalışamaz hale geldiği ve ancak dava esnasında «azil» baskısı nedeniyle bu eksikliklerin giderildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra «mirasçıların» şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar «verilmesine yer olmadığına» karar vermek gerektiği, «şirket müdürünün azli» ve şirkete «kayyım atanması» isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları «ifa» ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden «ara» kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların «ortaklıktan çıkarılması» isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları «temsilen» vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
Taraflar arasındaki asıl davada «şirket müdürünün azli», şirkete «kayyım atanması» ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile «pay defterine kaydı» ile karşı dava ise karşı davalıların şirket «ortaklığından çıkarılması» ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «azil» ve «kayyım tayini» talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin redd …
… si maksadıyla ortakların 01.06.2013 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması için davet edildiğini, ancak davacıların davete rağmen toplantıya katılmadıkları gibi «temsilcide» göndermediklerini, şirketin olağan ve önemli kararların alınamadığını, mal varlığının tespiti hususunda dava yolu ile değil «delil tespiti» ile istemenin mümkün olduğunu, şirkete kayyum tayin edilmesi için şirket organlarında eksiklik olmasının şart olduğunu «şirket müdürü» ...'ın «yetkisinin» 2029 yılında sona ereceğini, görevini aksatmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı davada ise karşı davalıların murisin mirasını reddetmediklerini, bu nedenle şirket borcundan müşterek ve müteselsilen mesul olduklarını, karşı davalıların şirketten çıkarılmalarının gerektiğini, şirketteki pay bedellerinin «ayrılma akçelerinin» tespitini istediklerini ve bakiyenin ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00 …
Benzer bu karardaAncak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2741 E. , 2023/6502 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/291 Esas, 2022/329 Karar
HÜKÜM
Esastan ret; asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2014/54 E., 2021/492 K.
Taraflar arasındaki asıl davada şirket müdürünün azli, şirkete kayyım atanması ve şirket esas sermaye paylarının davacılara intikali ile pay defterine kaydı ile karşı dava ise karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılması ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; ... ve ... ...'ın %50 oranında ortak oldukları ... Toprak ve Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketinde her iki ortağın şirket müdürü olarak seçildiğini, ... ...'ın 03.11.2012 tarihinde vefat etmesiyle, geriye mirasçı olarak davacıların kaldığını, davacılara intikal eden pay ve oranlarına vakıf olunduğu ve davacıların paydaşlığının kabul edildiğinin aşikâr olduğunu, ancak geçen süre zarfında davacıların tescil işlemleri yerine getirilmediği gibi usulüne uygun genel kurul toplantısı da yapılamadığını, tescilin gerçekleştirilmesi için davacıların resen tescilin yapılabilmesi için Amasya Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurduğunu, ancak şirket müdürünün talebi olmadığından bahisle olumlu bir sonuç alınamadığını, gönderilen ihtarlara rağmen sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 596 ve 598 inci maddelerinin yerine getirilmediğini, ayrıca şirketin iyi yönetilmediğini, her geçen gün dava konusu şirketin borcunun arttığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 644 üncü maddesinin atfıyla 553 üncü maddesi gereğince şirket müdürünün azlini talep ettiklerini ileri sürerek hali hazırdaki müdür olan ...'ın müdürlük sıfatından kaynaklanan yetkilerinin kaldırılmasını, nihai karar verilinceye kadar geçen süre zarfından acil işleri yerine getirecek geçici nitelikte kayyım ataması yapılmasını, şirketin bugünkü mal varlığının tespit edilmesini, şirket müdürünün davacı mirasçılara intikal eden esas sermaye paylarının Ticaret Siciline tescil edilmesine karar verilerek pay defterine kaydedilmesini, şirket müdürü ...'ın azli ile olağanüstü genel kurul toplantısı yapılıp şirkete müdür atanıncaya kadar akademisyen unvanına ve gerekli niteliği haiz kayyım atanmasını talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesine göre diğer ortakların onayına gerek kalmaksızın davacıların esas sermaye paylarının intikalinin gerçekleştiğini, bunun için dava açılmasının gereksiz olduğunu, gelir gider tablosu ve bilançonun müzakeresi maksadıyla ortakların 01.06.2013 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması için davet edildiğini, ancak davacıların davete rağmen toplantıya katılmadıkları gibi temsilcide göndermediklerini, şirketin olağan ve önemli kararların alınamadığını, mal varlığının tespiti hususunda dava yolu ile değil delil tespiti ile istemenin mümkün olduğunu, şirkete kayyum tayin edilmesi için şirket organlarında eksiklik olmasının şart olduğunu şirket müdürü ...'ın yetkisinin 2029 yılında sona ereceğini, görevini aksatmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş;
karşı davada ise karşı davalıların murisin mirasını reddetmediklerini, bu nedenle şirket borcundan müşterek ve müteselsilen mesul olduklarını, karşı davalıların şirketten çıkarılmalarının gerektiğini, şirketteki pay bedellerinin ayrılma akçelerinin tespitini istediklerini ve bakiyenin ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000.000,00 TL'nin davacılar ve karşı davalıların kanunen ödemek zorunda bulundukları murislerini şirkete olan borçlarından dolayı alacağın 14.08.2013 tarihinden itibaren T.C. ... Bankası avans faizi üzerinden faizi ile birlikte karşı davalılardan tahsiline, şirketten karşı davalıların çıkarılmalarının kabulü ile karşı davalıların şirketteki payları karşılığının hükme yakın ayrılma akçesinin gerçek değerinin belirlenmesi ve şirket tarafından ödenmesine, bu alacakları ile borçlarının takas-mahsup edilmesine, şirketten ayrılan karşı davalıların paylarının şirket adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan sonra mirasçıların şirket ortaklıkları tescil edildiği görülmekle hisse tesciline ilişkin davanın konusuz kaldığı, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması isteminin anıldığı şekilde üç ayrı kararla üç ayrı tarihte ret edildiği de gözetilerek 2014 yılındaki istemden sonra şirketin 7 yıl boyunca faaliyet gösterdiği, ortakları ile genel kurulları ifa ettiği de anlaşılmakla bu yöndeki istemin önceden ara kararlarda ret edildiği gerek ve nedenlerle neticede bilirkişi raporları ve gelen şirket kayıt ve işlemlerinde bunu gerektirir bir hukuki neden de görülmediğinden neticede reddine ilişkin hüküm tertibine karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise dava sürecinde 11.09.2014 yılında 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun(6552 sayılı Kanun) 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile yapılan değişiklikle konusuz kaldığına dair 26.09.2017 tarihinde beyan sunulduğu ve bu hususa dair ihtilafın bulunmadığı, bu talebin konusuz kaldığının kabulü ile bu karşı dava ile talep edilmiş hususta karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, karşı davalı mirasçı ortakların ortaklıktan çıkarılması isteminin ise 08.07.2019 tarihli üçlü akademisyen bilirkişi heyeti ana raporu ile ve 15.09.2020 tarihli ek raporu ile de değerlendirilerek ortaya konulduğu muvacehede 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesindeki koşullara muvafık olmadığı, hisse bedellerinin ana sermayenin %20'si fevkinde olduğu, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasında anılan üst sınırı geçen miktar nedeniyle istemin reddi gerektiği, kaldı ki şirket genel kurullarına paydaşları temsilen vekillerinin iştirakinin de tarafların kabulünde bulunduğu gözetilerek koşulları oluşmayan ortaklıktan çıkarılma isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davacının hisse tescili talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının azil ve kayyım tayini talebinin reddine, karşı dava yönünden davacının alacak istemi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ortaklıktan çıkarılma talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması taleplerinin kabulü gerektiğini, davalı tarafça şirketin içi boşaltıldığını, şirketin 2015-2016 ve 2017 yıllarında zarar ettiği hususu dosya kapsamında tespit edildiğini, davanın açıldığı tarihte alacak talebi kapsamında davalı tarafın haklı bulunmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinden davalının sorumlu olması gerektiğini, karşı dava yönünden ise nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını savunarak kararın bu yönlerden kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi gerektiğini savunarak kararın bu yönden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması talebine, karşı dava ise karşı davalıların şirket ortaklığından çıkarılmasına istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesi, 6552 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle 6102 sayılı Kanun'un 612 nci maddesinin ikinci fıkrasının olayda uygulama yerinin bulunmamasına ve ortaklıktan çıkarılmaya yönelik haklı sebebin oluşmamasına göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977906700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz