Şirketin feshi davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1347 E. 2023/4949 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi davası↗ re'sen araştırma↗ re'sen inceleme↗ hukuki menfaat↗ şirket müdürlüğü↗ esas sözleşme↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ ticaret sicili tescili↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ yargılama giderleri↗ kamu düzeni↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/393 E., 2020/671 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 72606 sicil numarası ile müvekkili kuruma kayıtlı olarak ticari faaliyet gösterdiğini, mülk sahibi... tarafından 30.03.2020 tarihinde müvekkili kuruma başvurarak davalı şirkete kendisine ait taşınmazın kiraya verildiğini, davalı şirketin mülkü Nisan 2019 yılında boşlattığını, mülk sahibi tarafından fabrika binasının 16.09.2019 tarihinde başka bir şirkete kiraya verildiğini, yeni kiracısının mağduriyet yaşamaması için davalı şirketin adres değişikliğinin re'sen yapılmasını talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili kurum tarafından davalı şirkete 31.03.2020 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun'un) 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi gereğince 30 gün içinde yeni adresin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, tebligatın muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını belirterek, süresi içinde tescil işleminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicilinde tescilinin yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aslolanın şirketin sicile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi olduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça Mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin şirket merkezin buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket esas sözleşmesinde belirlenen faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, ticaret sicildeki adres kaydının en büyük işlevinin şirket hakkındaki tebligatların bu adrese yapılması gerektiği, adresini değiştirip sicilde tescil ettirmeyen şirketin tescilli adresine yapılan tebligatların geçerli sayılacağı ve şirketin bunun sonuçlarına katlanacağı, davacı ... Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca işlem yapması gerekirken davalı şirketin adresinin tesbitini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu somut olayda, davalı şirketin ticaret sicile kayıtlı adresinde kain taşınmazın mülk sahibi...'nun 30.03.2020 tarihinde müvekkili Kuruma başvurduğunu, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasının uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle Mahkemenin müvekkili Kurumun 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca işlem yapması gerekirken davalı şirketin adresinin tespitini istenmesinde hukuki yararı olmadığı yönündeki kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline ve yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/2041 E.-2007/4977 K. sayılı ilamı), ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı ve bu nedenle hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme yetkisinin sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'sen inceleme yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'sen araştırma yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, limited şirket ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca şirket feshi davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca kamu düzenine ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin yeni adresinin tespiti ve ticaret sicile tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/338 E. 2024/1037 K.
Ortak:şirketin feshi davası · hukuki menfaat · şirketin feshi · ticaret sicili müdürlüğü · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı ve bu nedenle «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… t Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… aret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevi bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın ... açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağı olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi kapsamında sicil müdürünün inceleme «yetkisinin» sınırlı «yetki» olup somut olayda inceleme hakkından bahsedilemeyeceğini, «ticaret sicil müdürlüğünün» resen araştırma yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının resen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» tip ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshine» ilişkin dava açılmasının mümkün olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme · ortaklar kurulu kararı · kira sözleşmesi · yetki · ek tasfiye · ilan · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasına göre, yapılan «ilan» ve ihtarlara rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya «tasfiye» memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veyahut faaliyette bulunduğunu adres ve kayıtlarıyla bildirmeyen şirketlerin ticaret sicilinden resen silineceği, şirketin adreste bulunmamasının bu adresi «terk» anlamına gelmeyeceği gibi, ... adresinin mahkemece bulunmasının da mümkün olmadığı, şirketin iradesi yok sayılarak merkezinin burası olduğunun tespit edilemeyeceği, şirket adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararı ile değiştirilebileceği, sicil adresinin en büyük işlevinin «tebligatların» buraya yapılması olduğu, adresini değiştirip sicile bildirmeyen şirketin adresine yapılan tebligatların geçerli olacağı, davacının 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasına göre işlem yapması gerektiği, davalı şirketin adresinin tespitini istemesinde «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde kain taşınmazın mülk sahibinin müvekkiline başvurduğunu, davalı şirket ile yapılan «kira sözleşmesinin» 19.02.2020 tarihinde feshedildiğini belirterek, davalı şirketin adres değişikliğinin resen yapılmasını istediğini, bunun üzerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi gereğince, davalı şirket ve müdürüne «tebligat» yapılarak 30 gün içinde ... adresin tescilinin istenildiğini, ancak yasal süre içinde herhangi bir bildirim yapılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinde, «görevli» ticaret mahkemesinin tescili gerekli olan hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emredeceğinin düzenlendiğini ileri sürerek davalı şirketin ... adresinin tespiti ile «ticaret sicil müdürlüğüne» tescilini talep etmiştir.
… vacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde kain taşınmazın mülk sahibinin müvekkiline başvurduğunu, davalı şirket ile yapılan «kira sözleşmesinin» 19.02.2020 tarihinde feshedildiğini belirttiğini, bunun üzerine 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi gereğince, davalı şirket ve müdürüne «tebligat» yapılarak 30 gün içinde ... adresin tescilinin istendiğini, ancak yasal süre içinde herhangi bir bildirim yapılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar durumları tespit edilen şirketlere yönelik «terkin» işlemini kapsadığını, dava konusu olayın anılan tarihten sonra meydana geldiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasının tatbikinin mümk …
… aret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevi bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın ... açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağı olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1331 E. 2023/4649 K.
Ortak:şirketin feshi davası · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · ticaret sicili · dava şartı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu somut olayda, davalı şirketin «ticaret sicile» kayıtlı adresinde kain taşınmazın mülk sahibi...'nun 30.03.2020 tarihinde müvekkili Kuruma başvurduğunu, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasının uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle Mahkemenin müvekkili Kurumun 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca işlem yapması gerekirken davalı şirketin adresinin tespitini istenmesinde «hukuki yararı» olmadığı yönündeki kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline ve «yargılama giderleriyle» vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… t Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
Benzer bu kararda… 015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şahısların davacı Kuruma başvurup davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresten mahkeme kararıyla tahliye edildiğini bildirerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesini talep ettikleri, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapması gerektiği, davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu yeni adresi tescil etme görevi bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı olan adresinden İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla tahliye edildiğini, bu durumun mülk sahipleri tarafından müvekkili Kuruma bildirilmesi üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme · resen terkin · ortaklar kurulu kararı · fesih · ihtar · ihtarname · ilan · dava sebebi
Benzer bu kararda… 015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şahısların davacı Kuruma başvurup davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresten mahkeme kararıyla tahliye edildiğini bildirerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesini talep ettikleri, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapması gerektiği, davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu yeni adresi tescil etme görevi bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı olan adresinden İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla tahliye edildiğini, bu durumun mülk sahipleri tarafından müvekkili Kuruma bildirilmesi üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… raştırma yapılmasının Kurumun organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4263 E. 2023/5572 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · hukuki menfaat · esas sözleşme · şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · dava şartı
İncelediğiniz kararda… t Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
… cile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi olduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça Mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin «şirket merkezin» buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, ticaret sicildeki adres «kaydının» en büyük işlevinin şirket hakkındaki «tebligatların» bu adrese yapılması gerektiği, adresini değiştirip sicilde tescil ettirmeyen şirketin tescilli adresine yapılan tebligatların geçerli sayılacağı ve şirketin bunun …
Benzer bu kararda… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin tescilli adresinde bulunmaması bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunması mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin «şirket merkezin» buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen faaliyet adresi ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, davacı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen inceleme · yetki · ek tasfiye
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar ve yasada sayılan hâlleri tespit edilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinebileceğini, dava konusu somut olayda ise «tasfiye» memurunun 05.01.2018 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yaptığı, başvurunun 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen somut olayda mezkur hükmün uygulanabilir nite …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1344 E. 2023/4990 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen araştırma · re'sen inceleme · hukuki menfaat · şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · kaldırma ve yeniden hüküm · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… t Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durumun «fesih» «sebebi» sayıldığı, 6102 sayılı Kanunun 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden biri gerçekleşmişse, şirketin sona ereceğinin düzenlendiği, aynı Kanunun 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda aynı kanunun 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, yukarıda açıklanan anasözleşme ve kanun hükmü gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, Kanunun geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının bulunmadığı, işbu davada davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Bursa 2.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil müdürlüğünün inceleme «yetkisinin» sınırlı bir «yetki» olduğunu, re'«sen araştırma» yetki ve altyapısının bulunmadığını, tescile davet yazısının tebliğ edilememesinin davalı şirketin adresi bulunmadığının ispatı mahiyetinde olduğunu, Kanunun 33 üncü maddesinin müvekkilinin haber alması şartına bağlandığını, Ticaret Bakanlığının «şirketin feshi davası» açabilmesinin ancak 6102 sayılı Kanunun 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen hallerde mümkün olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru · fesih · yetki · ek tasfiye · ilan · dava sebebi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durumun «fesih» «sebebi» sayıldığı, 6102 sayılı Kanunun 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden biri gerçekleşmişse, şirketin sona ereceğinin düzenlendiği, aynı Kanunun 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda aynı kanunun 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, yukarıda açıklanan anasözleşme ve kanun hükmü gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, Kanunun geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının bulunmadığı, işbu davada davacının «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Bursa 2.
İcra Müdürlüğünce müvekkili kurumdan davalı «şirketin merkez» ve şube adresleri ile ortaklarının isim ve adreslerinin, şirketin «tasfiye» halinde olması halinde «tasfiye memurlarının» isim ve adreslerinin bildirilmesinin talep edildiğini, müvekkili kurumca davalı şirkete 20/09/2019 tarihinde 30 gün içinde yeni adres tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, «tebligatın» muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını, ayrıca şirkete para cezası uygulanması için Bursa Va …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil müdürlüğünün inceleme «yetkisinin» sınırlı bir «yetki» olduğunu, re'«sen araştırma» yetki ve altyapısının bulunmadığını, tescile davet yazısının tebliğ edilememesinin davalı şirketin adresi bulunmadığının ispatı mahiyetinde olduğunu, Kanunun 33 üncü maddesinin müvekkilinin haber alması şartına bağlandığını, Ticaret Bakanlığının «şirketin feshi davası» açabilmesinin ancak 6102 sayılı Kanunun 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen hallerde mümkün olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1347 E. , 2023/4949 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2089 Esas, 2021/1805 Karar
HÜKÜM
Davanın usulden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/393 E., 2020/671 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 72606 sicil numarası ile müvekkili kuruma kayıtlı olarak ticari faaliyet gösterdiğini, mülk sahibi... tarafından 30.03.2020 tarihinde müvekkili kuruma başvurarak davalı şirkete kendisine ait taşınmazın kiraya verildiğini, davalı şirketin mülkü Nisan 2019 yılında boşlattığını, mülk sahibi tarafından fabrika binasının 16.09.2019 tarihinde başka bir şirkete kiraya verildiğini, yeni kiracısının mağduriyet yaşamaması için davalı şirketin adres değişikliğinin re'sen yapılmasını talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili kurum tarafından davalı şirkete 31.03.2020 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun'un) 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesi gereğince 30 gün içinde yeni adresin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, tebligatın muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını belirterek, süresi içinde tescil işleminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicilinde tescilinin yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aslolanın şirketin sicile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi olduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça Mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin şirket merkezin buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket esas sözleşmesinde belirlenen faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, ticaret sicildeki adres kaydının en büyük işlevinin şirket hakkındaki tebligatların bu adrese yapılması gerektiği, adresini değiştirip sicilde tescil ettirmeyen şirketin tescilli adresine yapılan tebligatların geçerli sayılacağı ve şirketin bunun sonuçlarına katlanacağı, davacı ...
Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca işlem yapması gerekirken davalı şirketin adresinin tesbitini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu somut olayda, davalı şirketin ticaret sicile kayıtlı adresinde kain taşınmazın mülk sahibi...'nun 30.03.2020 tarihinde müvekkili Kuruma başvurduğunu, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasının uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle Mahkemenin müvekkili Kurumun 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca işlem yapması gerekirken davalı şirketin adresinin tespitini istenmesinde hukuki yararı olmadığı yönündeki kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline ve yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2007/2041 E.-2007/4977 K. sayılı ilamı), ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı gibi, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, bu nedenle davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı ve bu nedenle hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme yetkisinin sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'sen inceleme yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'sen araştırma yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, limited şirket ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca şirket feshi davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca kamu düzenine ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin yeni adresinin tespiti ve ticaret sicile tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954591800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz