Adres tespiti ve tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4263 E. 2023/5572 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirketin feshi davası↗ resen inceleme↗ re'sen inceleme↗ hukuki menfaat↗ esas sözleşme↗ şirketin feshi↗ şirket merkezi mahkemesi↗ ticaret sicili tescili↗ kamu düzeni↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin tescilli adresinde bulunmaması bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunması mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin şirket merkezin buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket esas sözleşmesinde belirlenen faaliyet adresi ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, davacı ... Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca işlem yapması gerekirken mahkemeden davalı şirketin adresinin tesbitini istemesinde hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar ve yasada sayılan hâlleri tespit edilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinebileceğini, dava konusu somut olayda ise tasfiye memurunun 05.01.2018 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yaptığı, başvurunun 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen somut olayda mezkur hükmün uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle yerel mahkemenin kararının yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/2041 E. ve 2007/4977 K. sayılı ilamı), ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince ticaret sicil memurunun inceleme yetkisinin sınırsız bir yetki olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda resen inceleme yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca şirketin feshi davası açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının yeni adresinin tespiti ve ticaret sicile tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 32, 33, 210 ve 636 ncı maddeleri ve TSY'nin 36 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1339 E. 2023/4931 K.
Ortak:şirketin feshi davası · resen inceleme · re'sen inceleme · hukuki menfaat · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · kaldırma ve yeniden hüküm · dava şartı · Adres tespiti ve tescili
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
… ırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığını, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… nin, davalının adresini güncellemediği bu durumun mağduriyet oluşturduğundan davalının adresinin kaldırılmasını davacıdan talep ettiği, davacının ise davalı şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
… ırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı · ticaret sicili müdürlüğü · tebligat · ihtarname · ilan · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… un üzerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin (TSY) 36 ncı maddesi gereğince, davalı şirket ve müdürüne «tebligat» yapılarak 30 gün içinde yeni adresin tescilinin istendiğini, ancak yasal süre içinde herhangi bir bildirim yapılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesine göre, «görevli» ticaret mahkemesinin tescili gerekli olan hususun bulunduğu sonucuna varırsa bunun tescilini sicil müdürüne emredeceğinin düzenlendiğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret sicil müdürlüğüne» tescilini talep etmiştir.
… HKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin on birinci bendi uyarınca yapılan «ilan» ve ihtarlara rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya «tasfiye» memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veyahut faaliyette bulunduğunu adres ve kayıtlarıyla bildirmeyen şirketlerin ticaret sicilinden re'sen silineceği, şirketin adreste bulunmamasının bu adresi «terk» anlamına gelmeyeceği gibi yeni adresinin mahkemece bulunmasının da mümkün olmadığı, şirketin iradesi yok sayılarak merkezinin burası olduğunun tespit edilemeyeceği, şirket adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararı ile değiştirilebileceği, sicil adresinin en büyük işlevinin «tebligatların» buraya yapılması olduğu, adresini değiştirip sicile bildirmeyen şirketin adresine yapılan tebligatların geçerli olacağı, davacının 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin on birinci bendi uyarınca işlem yapması gerektiği, davalı şirketin adresinin tespitini istemesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… güncellememesi nedeniyle mağdur olduklarını belirttiğini, bunun üzerine 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince, davalı şirket ve müdürüne «tebligat» yapılarak 30 gün içinde yeni adresin tescilinin istendiğini, ancak yasal süre içinde herhangi bir bildirim yapılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar durumları tespit edilen şirketlere yönelik «terkin» işlemini kapsadığını, dava konusu olayın anılan tarihten sonra meydana geldiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… nin, davalının adresini güncellemediği bu durumun mağduriyet oluşturduğundan davalının adresinin kaldırılmasını davacıdan talep ettiği, davacının ise davalı şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1347 E. 2023/4949 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · hukuki menfaat · esas sözleşme · şirketin feshi · şirket merkezi mahkemesi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · dava şartı
İncelediğiniz kararda… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin tescilli adresinde bulunmaması bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunması mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin «şirket merkezin» buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen faaliyet adresi ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, davacı ...
Benzer bu kararda… t Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
… cile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi olduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça Mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin «şirket merkezin» buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, ticaret sicildeki adres «kaydının» en büyük işlevinin şirket hakkındaki «tebligatların» bu adrese yapılması gerektiği, adresini değiştirip sicilde tescil ettirmeyen şirketin tescilli adresine yapılan tebligatların geçerli sayılacağı ve şirketin bunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen araştırma · yargılama giderleri · tebligat · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… cile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi olduğunu, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığını, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça Mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin «şirket merkezin» buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket «esas sözleşmesinde» belirlenen faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, ticaret sicildeki adres «kaydının» en büyük işlevinin şirket hakkındaki «tebligatların» bu adrese yapılması gerektiği, adresini değiştirip sicilde tescil ettirmeyen şirketin tescilli adresine yapılan tebligatların geçerli sayılacağı ve şirketin bunun …
… sin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, «tebligatın» muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını belirterek, süresi içinde tescil işleminde bulunmayan …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu somut olayda, davalı şirketin «ticaret sicile» kayıtlı adresinde kain taşınmazın mülk sahibi...'nun 30.03.2020 tarihinde müvekkili Kuruma başvurduğunu, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen olayda 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrasının uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle Mahkemenin müvekkili Kurumun 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca işlem yapması gerekirken davalı şirketin adresinin tespitini istenmesinde «hukuki yararı» olmadığı yönündeki kararının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline ve «yargılama giderleriyle» vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Müdürlüğün 6102 sayılı Kanun kapsamında inceleme «yetkisinin» sınırlı yetkisi bulunduğu, tescil için aranan kanuni şartların bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü olup somut olayda re'«sen inceleme» yetkisinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtildiği şekilde geniş yorumlanmasının hukuka aykırılık teşkil edeceğini, adresinde bulunamayan davalı şirketin Müdürlük tarafından bulunmasının Müdürlüğün organizasyon yapısına da aykırı olduğunu, Müdürlüğün re'«sen araştırma» yapma yetkisinin bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddelerinin uygulanmasının re'sen yapılacak adres araştırması sonucunda adresin tespiti şartına bağlanmasının açıkça madde hükümlerine aykırı olduğunu, «limited şirket» ana sözleşmesinin 4 üncü maddesi ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca «şirket feshi» davasını açamayacaklarını, 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Ticaret Bakanlığı'nın yalnızca «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırı davranılması hallerinde dava açılabileceğinin düzenlendiğini ileri sürerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikka …
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1331 E. 2023/4649 K.
Ortak:şirketin feshi davası · resen inceleme · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
… ırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… 015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şahısların davacı Kuruma başvurup davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresten mahkeme kararıyla tahliye edildiğini bildirerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesini talep ettikleri, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapması gerektiği, davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu yeni adresi tescil etme görevi bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı olan adresinden İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla tahliye edildiğini, bu durumun mülk sahipleri tarafından müvekkili Kuruma bildirilmesi üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · ortaklar kurulu kararı · fesih · ihtar · ihtarname · ilan · dava sebebi
Benzer bu kararda… 015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şahısların davacı Kuruma başvurup davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresten mahkeme kararıyla tahliye edildiğini bildirerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesini talep ettikleri, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını «resen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapması gerektiği, davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu yeni adresi tescil etme görevi bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı olan adresinden İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla tahliye edildiğini, bu durumun mülk sahipleri tarafından müvekkili Kuruma bildirilmesi üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… raştırma yapılmasının Kurumun organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
4 benzer karar daha
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1338 E. 2023/4650 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… ırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… in, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şirketin, davalı şirket ile arasındaki «hizmet sözleşmesinin» 30.09.2016 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşme bitiş tarihi itibariyle müvekkiline «haciz» işlemi yapılmasından dolayı mağdur olduklarını, davalı şirketin adres değişikliğinin resen yapılmasını davacıdan talep ettiği, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Şti. tarafından müvekkili kuruma 01.11.2019 tarihinde yapılan başvuruyla; davalı şirketin «ticaret sicilde» kayıtlı adresinde faaliyet göstermediği bildirilerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · ortaklar kurulu kararı · hizmet sözleşmesi · fesih · ihtar · haciz · ihtarname · ilan
Benzer bu kararda… in, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şirketin, davalı şirket ile arasındaki «hizmet sözleşmesinin» 30.09.2016 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşme bitiş tarihi itibariyle müvekkiline «haciz» işlemi yapılmasından dolayı mağdur olduklarını, davalı şirketin adres değişikliğinin resen yapılmasını davacıdan talep ettiği, davacının şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti. tarafından müvekkili kuruma 01.11.2019 tarihinde yapılan başvuruyla; davalı şirketin «ticaret sicilde» kayıtlı adresinde faaliyet göstermediği bildirilerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3978 E. 2023/4896 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… ırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını «ihbar» etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 13.09.2019 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · ortaklar kurulu kararı · fesih · ihbar · ihtar · ihtarname · ilan · dava sebebi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını «ihbar» etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 13.09.2019 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
… se de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, «ticaret sicile» kayıtlı davalı şirket hakkında; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün ...'in Bakanlığa başvurusu üzerine, maaş haczinin adres değiştiği için iade geldiğinin davalı şirketin ticaret sicilinde «ilan» edilen adresinde mukim olmadığının öğrenildiğini, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, davacı ... müdürlüğünün şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
-
Adres tespiti | Ticaret sicili tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1709 E. 2023/5120 K.
Ortak:şirketin feshi davası · re'sen inceleme · şirketin feshi · ticaret sicili tescili · kamu düzeni · usulden reddi · limited şirket · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… 'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği (Bkz. aynı yönde Yargıtay 11.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince «ticaret sicil» memurunun inceleme «yetkisinin» sınırsız bir «yetki» olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda «resen inceleme» yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca «şirketin feshi davası» açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası «kamu düzenine» veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
… ırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında «hukuki menfaatin» bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın «hukuki yarar» bulunmaması nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… konulu yazısı ile Semra Kütük'ün 28.10.2016 tarihli dilekçesi ile gerekli işlemlerin resen yapılması talepli dilekçesi sonucu davacı kurum tarafından davalı şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesinin istediği, davalı tarafa «tebligat» yapılamadığı, bunun üzerine Semra Kütük'e tebligatın yapılamadığını ve bu sebeple Asliye Ticaret Mahkemesine bildirimde bulunmadıklarını bildirdikleri, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile «ticaret siciline tescili» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını «ihbar» etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 29.11.2016 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin ve adreste başka bir şahsın faaliyette bulunduğunun tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:resen terkin · ortaklar kurulu kararı · fesih · ihbar · ihtar · tebligat · ihtarname · ilan
Benzer bu kararda… konulu yazısı ile Semra Kütük'ün 28.10.2016 tarihli dilekçesi ile gerekli işlemlerin resen yapılması talepli dilekçesi sonucu davacı kurum tarafından davalı şirkete «ihtarname» göndererek adres değişikliğini bildirmesinin istediği, davalı tarafa «tebligat» yapılamadığı, bunun üzerine Semra Kütük'e tebligatın yapılamadığını ve bu sebeple Asliye Ticaret Mahkemesine bildirimde bulunmadıklarını bildirdikleri, işbu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'«sen incelemesi» gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, «limited şirket» tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve «ilan» edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum «fesih» «sebebi» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından «şirketin feshi davası» açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir kişinin Ticaret Bakanlığına başvurarak davalı şirketin «ticaret siciline» kayıtlı adresinde faaliyette bulunmadığını «ihbar» etmesi üzerine Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili Kurum'a gönderilen 29.11.2016 tarihli yazıyla, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması, faaliyet göstermediğinin tespiti halinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılmasının istenildiğini, müvekkili Kurum'ca anılan yazıya istinaden yapılan araştırma üzerine davalı şirketin sicile kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğinin ve adreste başka bir şahsın faaliyette bulunduğunun tespit edildiğini, akabinde davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen «ihtarnamelerle», yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun «sebebinin» açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin «ihtar» edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve «ticaret siciline tesciline» karar verilmesini talep etmiştir.
… ile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi «terk» ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak «ortaklar kurulu» kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden «resen terkin» edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde «hukuki yarar» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… aştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından «fesih» davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak «kamu düzenine» ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararı …
-
Haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9649 E. 2016/4853 K.
Ortak:limited şirket · ek tasfiye · dava şartı
İncelediğiniz kararda… Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar ve yasada sayılan hâlleri tespit edilen anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinebileceğini, dava konusu somut olayda ise «tasfiye» memurunun 05.01.2018 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yaptığı, başvurunun 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen somut olayda mezkur hükmün uygulanabilir nite …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Ancak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirketin tasfiyesi · tasfiye memuru · fesih · tüzel kişilik · husumet
Benzer bu karardaAncak, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesine ilişkin davanın ortaklık «tüzel kişiliğine» karşı açılması gerekli ve yeterli olup, ortağa «husumet» yöneltilmesi doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davanın kabulüne; ... .'nin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca feshine ve «şirketin tasfiyesine», şirkete «tasfiye memuru» olarak .... 'nun atanmasına karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenle «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davalı ortak ... . hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle ret edilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu davalı hakkında da davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4263 E. , 2023/5572 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 82844 sicil numarası ile müvekkili kuruma kayıtlı olarak ticari faaliyet gösterdiğini, Sahara Et ve Su Ürn. Ltd. Şti. tasfiye memuru tarafından 05.01.2018 tarihine yapılan başvuruda davalı şirketin 29.08.2015 tarihinde tasfiyeye giriştiği ve tasfiye giriş kararının 08.09.2015 tarihinde tescil edildiğini, davalı şirketin merkez ve tasfiye adresinin kendi şirket adresleriyle aynı olduğunu, davalı şirkete ilişkin başlatılan icra takipleri nedeniyle mağdur olunduğunu belirterek, davalı şirketin adresinin değişikliğinin resen yapılmasını talep edilmesi üzerine, müvekkili kurum tarafından davalı şirkete 09.01.2018 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin (TSY) 36 ncı maddesi gereğince 30 gün içinde yeni adresin tescilinin yaptırılmasını, yaptırılamıyorsa yaptırılamama nedenlerinin açık ve anlaşılır şekilde yazılı olarak bildirilmesi için tescil davetinde bulunulduğunu, tebligatın muhataba ulaşmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir bildirim veya tescil işleminin yapılmadığını, ayrıca şirkete para cezası uygulanması için Bursa Valiliğinden talep edildiğini belirterek, süresi içinde tescil işleminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile Bursa Ticaret Sicilinde tescilinin yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin tescilli adresinde bulunmaması bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi mahkemece de yeni adresinin araştırılarak bulunması mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle ben burada faaliyette bulunuyorum beyanında bulunmadıkça mahkemenin şirketin iradesini yok sayarak onun yerine geçecek şekilde senin şirket merkezin buradır şeklinde zorlama bir karar veremeyeceği, şirket esas sözleşmesinde belirlenen faaliyet adresi ancak ortaklar kurulunun alacağı kararla değiştirileceği, davacı ... Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca işlem yapması gerekirken mahkemeden davalı şirketin adresinin tesbitini istemesinde hukuki yararı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 01.07.2015 tarihine kadar ve yasada sayılan hâlleri tespit edilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinebileceğini, dava konusu somut olayda ise tasfiye memurunun 05.01.2018 tarihinde müvekkili kuruma başvuru yaptığı, başvurunun 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen somut olayda mezkur hükmün uygulanabilir nitelikte olmadığını, bu nedenle yerel mahkemenin kararının yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi uyarınca sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi uyarınca işlem yapılması, yapılacak araştırmadan bir sonuç alınamazsa, anasözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği (Bkz.
aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/2041 E. ve 2007/4977 K. sayılı ilamı), ticaret mahkemesinin adresten ayrılan bir şirketin nereye taşındığını araştırması ve bu adresi tescil ettirme görevinin bulunmadığı, davacı tarafından açıklanan işlemler yapılmadan işbu davanın erken açıldığı, davacının davanın açılmasında hukuki menfaatin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 32 nci ve TSY'nin 34 üncü maddesi gereğince ticaret sicil memurunun inceleme yetkisinin sınırsız bir yetki olmadığın, inceleme yetkisinin yönetmelikte sınırlı sayıda belirtildiğinden geniş yorumlanamayacağını, inceleme yükümlülüğünün tescilin için aranan şartlara ilişkin olduğunu somut olayda resen inceleme yetkisi olmadığını, yasal mevzuat hükümleri kapsamında resen araştırma yetkisi de bulunmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve TSY'nin 36 ncı maddesi gereğince tescile davet prosedürünü sadece ilgili tarafından tescil edilmediğini haber alma şartına bağlandığını, bu şart kapsamında tescile davetle yükümlü kılındığı resen araştırma yapma yükümlülüğünün sayılmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca şirketin feshi davası açılabilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı durumlarda söz konusu olduğunu somut olayda böyle bir durumdan söz edilemeyeceğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının yeni adresinin tespiti ve ticaret sicile tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 32, 33, 210 ve 636 ncı maddeleri ve TSY'nin 36 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/963359900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz