Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3314 E. 2023/2645 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı↗ kamu alacağı↗ 6183 sayılı kanun↗ rücu hakkı↗ tahsilde tekerrür↗ malvarlığına ilişkin dava↗ alacağın temliki↗ mükerrerlik↗ eş rızası↗ kesin süre↗ iş bölümü↗ rücu↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ temsil↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin defterlerini sunmadığı, kesin süreye rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket malvarlığının tespit edilmeden amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin tasfiye haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket defterlerinin incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü temlik eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin amme alacağını 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ortağa yöneldiği, mahkemece, davaya konu alacağın da şirketten tahsil edilemeyeceği kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek davacı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 06.12.2021 tarih, 2021/113 E. ve 2021/856 K. sayılı kararı ile davacıya alacağını temlik eden dava dışı...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen temlik edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği, söz konusu kamu alacağı kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince...'ndan tahsil edildiği, davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre söz konusu vergi alacağının tahsili için takip yapılarak şirketin acz içinde olduğuna dair belge alındığına ve dolayısıyla şirket ortaklarının sorumluluğuna gidileceğine dair bir durum olmaksızın davacı şirket ortağı tarafından yapılan ödemelerin davalıdan tahsilinin mümkün olamayacağı, ancak İstanbul Vergi Dairesinin yazısına göre dava dışı Arsel Motorlu Araçlar...Ltd. Şti.'nin 31.08.2012 tarihinde vergi mükellefiyetinin sona erdiği, aynı zamanda İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, temlik eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile tahsilde tekerrür oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı menfi tespit davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine mükerrer icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, eksik inceleme sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya rücu istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi.
2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.07.2020 tarihli, 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı emsal kararı.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1636 E. 2020/4738 K.
Ortak:amme alacağı · kamu alacağı · malvarlığına ilişkin dava · kesin süre · rücu · temlik · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen «temlik» edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği, söz konusu «kamu alacağı» kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince...'ndan tahsil edildiği, davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35 inci …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Mahkemece, «kamu alacağının» öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket «defterlerinin» yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4447 E. 2023/4342 K.
Ortak:kamu alacağı · tahsilde tekerrür · alacağın temliki · mükerrerlik · eş rızası · rücu · fesih · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 06.12.2021 tarih, 2021/113 E. ve 2021/856 K. sayılı kararı ile davacıya «alacağını temlik» eden dava dışı...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı borca ilişkin birden çok İcra Dairesinde («tahsilde tekerrür olmamak kaydını» düşmeyerek) «mükerrer takip» başlatıldığını, dosya içerisinde çok defa bu hususa itiraz etmesine karşın sayın mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadığını, müvekkilinin kendisi aleyhine yapılan «icra takibine itiraz» ederek borcu bulunmadığına dair «menfi tespit davası» açtığını, Açılan İstanbul 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan 2015/1 E. sayılı «menfi tespit» davasının konusu yine aynı alacak kalemlerine ilişkin olduğunu ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından ödenen ve müvekkil hissesine düştüğü idda edilen vergi borçları kanunen ortadan kalkmış borçlar olup, davacının «rızai» ödemeleri ile vergi dairesinde kabul edildiğini, Vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket «tüzel kişiliğine» müracaat edilmesi gerektiğini, dosyada şirket tüzel kişiliğine müracaat edildiğine dair bir evrağın bulunmadığını, başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirk …
Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu «limited şirketin» vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine «rücu» ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer takip · tahsilde tekerrür olmamak kaydı · limited şirket ortağı · takibin durdurulması · temlik sözleşmesi · tahsilde tekerrür olmaması · menfi tespit davası · tespit davası
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı borca ilişkin birden çok İcra Dairesinde («tahsilde tekerrür olmamak kaydını» düşmeyerek) «mükerrer takip» başlatıldığını, dosya içerisinde çok defa bu hususa itiraz etmesine karşın sayın mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadığını, müvekkilinin kendisi aleyhine yapılan «icra takibine itiraz» ederek borcu bulunmadığına dair «menfi tespit davası» açtığını, Açılan İstanbul 1.
İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ederek «takibi durdurduğunu», ...'nun icra dosyasına konu «alacağını temlik sözleşmesi» ile müvekkiline devrettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile davalının «icra inkar tazminatına» mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 09.07.2020 tarih, 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı kararı ile ‘’... davadışı «limited şirketin ortağı» ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3881 E. 2020/3481 K.
Ortak:kamu alacağı · rücu · temlik · limited şirket
İncelediğiniz karardaŞti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen «temlik» edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği, söz konusu «kamu alacağı» kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince...'ndan tahsil edildiği, davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35 inci …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, davacının «temlik» edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı «limited şirkete» ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya «rücu» amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla «kamu alacağı» borcunun «limited şirketten» tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın «kötüniyeti» kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; incelenen sicil kayıtlarına göre «kamu alacağı» borçlusu Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · ispat yükü · kötüniyet
Benzer bu karardaŞti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla «kamu alacağı» borcunun «limited şirketten» tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın «kötüniyeti» kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davadışı «limited şirketin ortağı» ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Mahkemece, «ispat yükü» dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6371 E. 2012/13158 K.
Ortak:amme alacağı · rücu · limited şirket · Alacak
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Benzer bu kararda2) Mahkemece, bilanço verileri değerlendirilmek suretiyle tarafların yöneticisi olduğu dava dışı «limited şirketin» vergi cezası borcunu ödeme imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, davacı tarafından yapılan ödemenin yasaya uygun bir ödeme olduğu ve diğer ortak ve yöneticiye «rücu» edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan «amme alacağından» sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu alacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir.
… vergi borçlarının ödeme tarihi itibariyle şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle davacının diğer şirket ortağı olan davalıya şirketteki pay oranı nispetinde «rücu» etmesinin koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davalının şirketteki hissesinin %30 oranında olduğu tespit edilmekle, davanın kısmen kabulü ile 18.349,54 TL'nın «temerrüt tarihi» olan 21/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu kararda… vergi borçlarının ödeme tarihi itibariyle şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle davacının diğer şirket ortağı olan davalıya şirketteki pay oranı nispetinde «rücu» etmesinin koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davalının şirketteki hissesinin %30 oranında olduğu tespit edilmekle, davanın kısmen kabulü ile 18.349,54 TL'nın «temerrüt tarihi» olan 21/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2430 E. 2023/4489 K.
Ortak:mükerrerlik · temlik · limited şirket · ek tasfiye · menfi tespit · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı «menfi tespit» davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine «mükerrer» icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, «eksik inceleme» sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Benzer bu karardaDava, şirket ortağından «temlik» alınan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/58 E. 2014/7642 K.
Ortak:mükerrerlik · rücu · Alacak
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı «menfi tespit» davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine «mükerrer» icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, «eksik inceleme» sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın 6183 sayılı Kanun'un «mükerrer» 35. maddesinin 5. fıkrası gereğince «müteselsil sorumluluğa» dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerin devam ettiği 2008/7 ay 2009/1 ay 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin «ihtarname» gereğince «temerrüt tarihi» 16.07.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… /5. maddesi gereğince ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya «rücu» edebileceğinin kabulü ile oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı veki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu · temerrüt tarihi · müteselsil sorumluluk · ihtarname · yasal faiz · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın 6183 sayılı Kanun'un «mükerrer» 35. maddesinin 5. fıkrası gereğince «müteselsil sorumluluğa» dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerin devam ettiği 2008/7 ay 2009/1 ay 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin «ihtarname» gereğince «temerrüt tarihi» 16.07.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre, vergi borcundan asıl sorumlu şirket olup, «yöneticilerin sorumluluğu» tali niteliktedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3314 E. , 2023/2645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/113 Esas, 2021/856 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline alacağını temlik eden... ile davalının dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin eşit oranda hissedarları ve münferit imza ile temsilcileri olduğunu, vergi dairesince tahakkuk ettirilen verginin bir bölümü ödenmeyince yapılandırılıp... tarafından 284.002,85 TL olarak ödendiğini, bu ödemenin 142.001,42 TL'sinin davalı adına yapıldığını ileri sürerek 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vergi borçlarının kanunen ortadan kalktığını, davacının rızai ödemesinin vergi dairesince kabul edildiğini, amme borcunun doğduğu dönemde faal olan şirketin malvarlığı bulunduğunu, borcun şirketçe ödenmesi imkanı varken davacının ödeme yaptığını, bu durumda rücu hakkının doğmadığını, öncelikle şirket tüzel kişiliğine başvuru gerektiğini, doğrudan müvekkilinden talepte bulunulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin defterlerini sunmadığı, kesin süreye rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket malvarlığının tespit edilmeden amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin tasfiye haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket defterlerinin incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü temlik eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin amme alacağını 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ortağa yöneldiği, mahkemece, davaya konu alacağın da şirketten tahsil edilemeyeceği kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek davacı yararına bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 06.12.2021 tarih, 2021/113 E. ve 2021/856 K. sayılı kararı ile davacıya alacağını temlik eden dava dışı...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen temlik edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği, söz konusu kamu alacağı kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince...'ndan tahsil edildiği, davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddesine göre söz konusu vergi alacağının tahsili için takip yapılarak şirketin acz içinde olduğuna dair belge alındığına ve dolayısıyla şirket ortaklarının sorumluluğuna gidileceğine dair bir durum olmaksızın davacı şirket ortağı tarafından yapılan ödemelerin davalıdan tahsilinin mümkün olamayacağı, ancak İstanbul Vergi Dairesinin yazısına göre dava dışı Arsel Motorlu Araçlar...Ltd.
Şti.'nin 31.08.2012 tarihinde vergi mükellefiyetinin sona erdiği, aynı zamanda İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, temlik eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile tahsilde tekerrür oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı menfi tespit davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine mükerrer icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, eksik inceleme sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya rücu istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi.
2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09.07.2020 tarihli, 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı emsal kararı.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933234700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz