İtirazın iptali | Menfi tespit | Menfi tespit | İtirazın iptali | Menfi tespit | Kötü niyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2430 E. 2023/4489 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aatuhk m.35↗ borçlu temerrüdü↗ mükerrer takip↗ yargı çevresi↗ takibin durdurulması↗ hukuki menfaat↗ şirketin tasfiyesi↗ menfi tespit davası↗ itirazın iptali davası↗ ispat külfeti↗ mükerrerlik↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ derdestlik↗ icra takibine itiraz↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ kötü niyet↗ usulden reddi↗ temerrüt faizi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ek tasfiye↗ iflas↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ temsil↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, şirket ortağından temlik alınan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci,72 nci maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 14/2, 6183 sayılı AATUHK'nun 35. maddesi.
3. Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3314 E. 2023/2645 K.
Ortak:mükerrerlik · temlik · limited şirket · ek tasfiye · menfi tespit · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, şirket ortağından «temlik» alınan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı «menfi tespit» davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine «mükerrer» icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, «eksik inceleme» sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · kamu alacağı · tahsilde tekerrür · malvarlığına ilişkin dava · alacağın temliki · kesin süre · rücu · fesih
Benzer bu karardaMahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 06.12.2021 tarih, 2021/113 E. ve 2021/856 K. sayılı kararı ile davacıya «alacağını temlik» eden dava dışı...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4527 E. 2019/3828 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 234.000.-TL «maddi tazminat» ile 50.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/764 E. 2018/6433 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama gideri · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın kabulüyle davacının 4.000,00 TL alacağının 27/09/1999, 3.114,00 TL alacağının 08/11/1999 tarihinden itibaren işleyen «avans faizi» ile birlikte davalı ...den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Davacı dava dilekçesiyle, 8.234,25 TL'nin 08/02/2000 tarihinden itibaren «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece 7.114.00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda dava kısmen reddedilmiş olup, reddedilen miktar üzerinden davalı banka lehine avukatlık ücretine ve kabul red oranı göz önüne alınarak «yargılama giderine» hükmedilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2430 E. , 2023/4489 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/321 Esas, 2021/828 Karar
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/122 E.
HÜKÜM
Asıl davanın reddi, birleşen davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit, birleşen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne davanın karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını, davalının bir belgeye de dayanmaksızın müvekkili hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı ... vekili; davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca davaya konu İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün 2014/6775 sayılı dosya alacağının kendisine dava dışı ... tarafından temlik edildiğini, ... ile davacı ...'ın dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Limited Şirketinin eşit paya sahip ortakları ve münferiden temsile yetkili müdürleri olduğunu, adı geçen şirketin 469.600,00 TL vergi borcunun ilgili vergi dairesine ödendiğini, davacı ...'ın %50 payına isabet eden 234.800,00 TL'nin ödenmemesi üzerine ...'nun alacağını müvekkiline temlik ettiğini, müvekkili tarafından da icra takibine geçildiğini, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili, davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki menfaati bulunmadığını, davacı aleyhine açılan menfi tespit davası bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1.İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.07.2016 tarihli kararı ile uyuşmazlıkta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 14/2. maddesi "Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." hükmü gereğince, davacının ve temlik edenin ortakları oldukları dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin mahkemenin yargı çevresi dışında kaldığı gerekçesiyle kesin yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş, hükmün asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizin 11.01.2017 tarih ve 2016/14371 E., 2017/174 K.
sayılı kararı ile kararın onanmasına karar verilmiş, dosya bunun üzerine görevli ve yetkili İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...'nun selefi olan ...'nun şirket adına toplamda 469.599,94 TL ödeme yaptığı, ...'nun %50 ... 'ın %50 hissedar olduğu şirketin tasfiyesine karar verildiği, ...'nun alacak haklarını ...'na devrettiği, ...'nun öncelikle bu alacağını tasfiye edilen bu şirketten talep etmesi gerekiyor ise de aynı tarafların aynı konuda İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile dava açıldığı mahkemenin öncelikle şirketten tahsilat yapılması gerekçesiyle davayı reddettiği yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. numaralı kararı ile taraflar arasında şirketin diğer vergi borçları için açılan davada şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü temlik eden ortağın takibe maruz kaldığı kamu idaresinin alacağının 6183 sayılı Yasa'nın 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ortağa yöneldiği bu durumda davaya konu alacağın da şirketten tahsil edilemeyeceği kabul edilerek işin esası ile ilgili karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğu, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin bu kararı gereği tasfiye edilen şirketin bu borcu ödeyemeyeceği anlaşılmış olup davacı ...'nun şirkete başvuru yapmaksızın doğrudan ... 'a başvuru yapmasınun hukuka uygun olduğu, alacak miktarı sabit olup ...'nun yaptığı 469.599,94 TL'nin yarısı olan 234.799,97 TL olduğu, İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin 2014/6775 E. sayılı icra takibi incelendiğinde 234.800,00 TL asıl alacak için ve işlemiş faizler için takip yapıldığı, bu durumda 234.799,97 TL'lik asıl alacak yönünden itirazın iptali davasının kabulü gerektiği, takip tarihinden önce borçlu ... temerrüte düşürülmediğinden işlemiş temerrüt faizinin istenemeyeceği, İtirazın iptali davasının 27.03.2015 tarihinde açıldığı, menfi tespit davasının açılış tarihi 17.02.2015 tarihi olup henüz itirazın iptali davası açılmadan bu dava açılmış ise de icra dosyası incelendiğinde icra takibine yapılan itirazın tarihinin ise bu tarihlerden önce 31.03.2014 tarihinde yapıldığı ve icra müdürlüğünün takibi durdurma kararı verdiği bu aşamada artık davacısı ...
yönünden icra takibi durduğundan ayrıca menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı, gerekçesiyle, birleşen İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi ile açılan davacısı ...'nun davalısı ... 'a yönelik itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, asıl davada davacısı ... davalısı ... olan menfi tespit davasından önce icra takibi itiraz üzerine durdurulmuş olduğundan davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığından dava şartı yokluğundan menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden; davalı-karşı davacının mükerrer olarak takip başlattığı hususu belirtilmesine rağmen mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığına dair kararın hukuka aykırı olduğunu, vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle tüzel şirket tüzel kişiliğine karşı başlatılan takibin semeresiz kalması gerektiğini, dosyada semeresiz kaldığına dair hiçbir belge bulunmadığı halde verilen kararın da hukuka aykırı olduğunu, menfi tespit davasında ispat yükü davalının üzerinde olmasına karşın, Mahkeme tarafından hukuki yarar yokluğundan menfi tespit davası reddedilmiş olduğundan bu hususlarda değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, karşı dava yönünden;
takip alacağının mükerrer olduğunu, aynı konuda derdest olan ve kesin hüküm bulunan dosya olmasına karşı verilen kararın hukuka aykırı olup bozulması gerektiğini, davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, alacak kalemleri zamanaşımına uğramış olup, Mahkeme bu husustaki itirazlarının incelenmediğini, vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliğine müracaat edilmiş olması gerektiğini, Arsel Motorlu Araçlar Ltd. Şti.'nin herhangi bir ödeme aczi içerisinde olmayıp, vergi borcunun şirketin mal varlığından karşılanabilmesinin mümkün olduğunu, dava dışı şirket hakkında vergi borçlarından dolayı bir icra takibi başlatıldığına ilişkin davacı tarafından da dosyaya herhangi bir delilin sunulmadığını, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup davacın bu hususu ispat edemediğini, kabul etmemekle birlikte borcun varlığı kabul edilse dahi mahkeme tarafından verilen kararın temlikname sınırlarını aşan tutarda olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirket ortağından temlik alınan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci,72 nci maddeleri, 6100 sayılı HMK'nun 14/2, 6183 sayılı AATUHK'nun 35. maddesi.
3. Değerlendirme
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954499200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz