İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4447 E. 2023/4342 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
mükerrer takip↗ kamu alacağı↗ 6183 sayılı kanun↗ tahsilde tekerrür olmamak kaydı↗ limited şirket ortağı↗ ödeme planı↗ takibin durdurulması↗ temlik sözleşmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ icra inkâr tazminatı↗ menfi tespit davası↗ tahsilde tekerrür↗ alacağın temliki↗ mükerrerlik↗ eş rızası↗ tespit davası↗ icra takibine itiraz↗ rücu↗ ispat yükü↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ temlik↗ kötü niyet↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile alacağını müvekkiline temlik eden dava dışı ...'nun yine dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu limited şirketin vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine rücu ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, ...'nun icra dosyasına konu alacağını temlik sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 17.05.2018 tarih, 2015/572 E. ve 2018/501 K. sayılı kararı ile incelenen sicil kayıtlarına göre kamu alacağı borçlusu Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla kamu alacağı borcunun limited şirketten tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın kötü niyeti kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.07.2020 tarih, 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı kararı ile ‘’... davadışı limited şirketin ortağı ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Kamu idaresinin 6183 Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun'un(6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde söz konusu alacağın kamu borçlusundan tahsil edilemeyeceğini değerlendirerek ...'na yönelmiş olduğu dosya kapsamı ile belirgindir. Bu durumda, davalı yanca, şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasının kanıtlanamaması halinde, davacının hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın, teselsül hükümleri gereğince, davalıya hisse oranı dairesinde rücu edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Mahkemece, ispat yükü dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı..’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya alacağını temlik eden dava dışı ...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen temlik edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden toplam 93.920,00 TL vergi borcunun tümünü ödediği, hükmüne uyulan bozma ilamında vurgulandığı üzere, sözkonusu kamu alacağı kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince ...'ndan tahsil edildiği, bunun yanında, İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararla dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olmakla, ...'nun ödediği vergi borcunun dava dışı şirketten tahsili olanağının da kalmadığı, bu durumda temlik eden ...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının), ödemiş olduğu 93.920,00 TL miktardan 1/2 oranında payına düşen 46.960,00 TL'yi aşan aynı miktardaki tutarı teselsül hükümlerine göre diğer sorumlu davalıdan tahsilini isteyebileceği, davacı tarafın davada talep edebileceği bu miktara ilave olarak işlemiş faizle birlikte toplam 47.608,00 TL yönelik itirazın iptalini istemiş ise de; takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyasında 46.960,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar yönünden talepnamedeki koşullar ile devamına, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 9.392,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı borca ilişkin birden çok İcra Dairesinde (tahsilde tekerrür olmamak kaydını düşmeyerek) mükerrer takip başlatıldığını, dosya içerisinde çok defa bu hususa itiraz etmesine karşın sayın mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadığını, müvekkilinin kendisi aleyhine yapılan icra takibine itiraz ederek borcu bulunmadığına dair menfi tespit davası açtığını, Açılan İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan 2015/1 E. sayılı menfi tespit davasının konusu yine aynı alacak kalemlerine ilişkin olduğunu ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından ödenen ve müvekkil hissesine düştüğü idda edilen vergi borçları kanunen ortadan kalkmış borçlar olup, davacının rızai ödemeleri ile vergi dairesinde kabul edildiğini, Vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliğine müracaat edilmesi gerektiğini, dosyada şirket tüzel kişiliğine müracaat edildiğine dair bir evrağın bulunmadığını, başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirket olup, incelenen sicil kayıtlarına göre amme borçlusu Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin faal olduğu anlaşıldığından, öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiğini, Sayın Mahkemeden müzekkere yazılarak İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/140 E. sayılı dosyasının celbini, dosya içerisindeki bilirkişi raporuna esas Bank Asya Fon Kullandırım Ödeme Planı çizelgesinin incelenmesini, işbu dosyada alınan bilirkişi ek raporundaki tespitler de göz önünde bulundurularak dava dışı şirketten vergi borcunun tahsil imkanının bulunduğunun tespiti talep edilmesine rağmen talebin reddedildiğini, ödemesi yapılan vergi borçlarının ödemelerin 2012 yılı 8 inci ayında yapıldığı iddia edilmiş, şirket hakkında verilen tasfiye kararının ise 2014 yılında kesinleştiğini, tasfiye kararının kesinleştiği 2014 yılından bu yana başkaca herhangi bir işlem yapılmadığı, şirketin vergi mükellefiyetinin ise halen devam ettiği açıkça görüleceğini, kaldı ki davacı tarafından yapılan ödemeler de tasfiye kararının kesinleşmesinden öncesine ait olduğunu, Mahkeme tarafından İlgili Kamu Kurumlarına, Vergi Dairelerine Yazılarak Dava Dışı Arsel Motorlu Taşıtlar firmasına yönelik bir İcra takibi yapılıp Yapılmadığı hususları incelenmediğini, kabul etmemekle birlikte borcun varlığı kabul edilse dahi Mahkeme tarafından verilen karar Temlikname sınırlarını aşan tutarda olduğunu, borcun varlığı kabul edilse dahi, ödemelerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığına dair bir inceleme yapılmadığını, borcun da likit olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının temlik edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı limited şirkete ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya rücu amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6183 Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun'un 35 inci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3314 E. 2023/2645 K.
Ortak:kamu alacağı · tahsilde tekerrür · alacağın temliki · mükerrerlik · eş rızası · rücu · fesih · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı borca ilişkin birden çok İcra Dairesinde («tahsilde tekerrür olmamak kaydını» düşmeyerek) «mükerrer takip» başlatıldığını, dosya içerisinde çok defa bu hususa itiraz etmesine karşın sayın mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadığını, müvekkilinin kendisi aleyhine yapılan «icra takibine itiraz» ederek borcu bulunmadığına dair «menfi tespit davası» açtığını, Açılan İstanbul 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan 2015/1 E. sayılı «menfi tespit» davasının konusu yine aynı alacak kalemlerine ilişkin olduğunu ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından ödenen ve müvekkil hissesine düştüğü idda edilen vergi borçları kanunen ortadan kalkmış borçlar olup, davacının «rızai» ödemeleri ile vergi dairesinde kabul edildiğini, Vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket «tüzel kişiliğine» müracaat edilmesi gerektiğini, dosyada şirket tüzel kişiliğine müracaat edildiğine dair bir evrağın bulunmadığını, başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirk …
Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu «limited şirketin» vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine «rücu» ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 06.12.2021 tarih, 2021/113 E. ve 2021/856 K. sayılı kararı ile davacıya «alacağını temlik» eden dava dışı...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · malvarlığına ilişkin dava · kesin süre · eksik inceleme · avans faizi · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı «menfi tespit» davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine «mükerrer» icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, «eksik inceleme» sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3881 E. 2020/3481 K.
Ortak:kamu alacağı · limited şirket ortağı · rücu · ispat yükü · temlik · limited şirket · İtirazın iptali | İcra inkâr tazminatı, İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının «temlik» edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı «limited şirkete» ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya «rücu» amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu «limited şirketin» vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine «rücu» ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10.
Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla «kamu alacağı» borcunun «limited şirketten» tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın «kötü niyeti» kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının «temlik» edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı «limited şirkete» ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya «rücu» amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla «kamu alacağı» borcunun «limited şirketten» tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın «kötüniyeti» kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davadışı «limited şirketin ortağı» ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet
Benzer bu karardaŞti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla «kamu alacağı» borcunun «limited şirketten» tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın «kötüniyeti» kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1636 E. 2020/4738 K.
Ortak:kamu alacağı · rücu · temlik · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının «temlik» edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı «limited şirkete» ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya «rücu» amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu «limited şirketin» vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine «rücu» ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10.
Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla «kamu alacağı» borcunun «limited şirketten» tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın «kötü niyeti» kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Mahkemece, «kamu alacağının» öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket «defterlerinin» yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:amme alacağı · malvarlığına ilişkin dava · kesin süre · kesin hüküm · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kamu alacağının» öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket «defterlerinin» yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez.
Aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 Esas- 2020/3481 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ortağa yöneldiği anlaşılmaktadır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2430 E. 2023/4489 K.
Ortak:mükerrer takip · takibin durdurulması · menfi tespit davası · mükerrerlik · tespit davası · icra takibine itiraz · ispat yükü · tüzel kişilik
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı borca ilişkin birden çok İcra Dairesinde («tahsilde tekerrür olmamak kaydını» düşmeyerek) «mükerrer takip» başlatıldığını, dosya içerisinde çok defa bu hususa itiraz etmesine karşın sayın mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadığını, müvekkilinin kendisi aleyhine yapılan «icra takibine itiraz» ederek borcu bulunmadığına dair «menfi tespit davası» açtığını, Açılan İstanbul 1.
İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ederek «takibi durdurduğunu», ...'nun icra dosyasına konu «alacağını temlik sözleşmesi» ile müvekkiline devrettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile davalının «icra inkar tazminatına» mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, «ispat yükü» dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı..’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/58 E. 2014/7642 K.
Ortak:mükerrerlik · rücu · temerrüt
İncelediğiniz karardaŞti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu «limited şirketin» vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine «rücu» ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10.
Bu durumda, davalı yanca, şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasının kanıtlanamaması halinde, davacının hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın, teselsül hükümleri gereğince, davalıya hisse oranı dairesinde «rücu» edilmesinde hukuka aykırılık yoktur.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiş olmakla, ...'nun ödediği vergi borcunun dava dışı şirketten tahsili olanağının da kalmadığı, bu durumda «temlik» eden ...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının), ödemiş olduğu 93.920,00 TL miktardan 1/2 oranında payına düşen 46.960,00 TL'yi aşan aynı miktardaki tutarı teselsül hükümlerine göre diğer sorumlu davalıdan tahsilini isteyebileceği, davacı tarafın davada talep edebileceği bu miktara ilave olarak işlemiş faizle birlikte toplam 47.608,00 TL yönelik itirazın iptalini istemiş ise de; takipten önce davalının «temerrüde» düşürüldüğünün davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul 10.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın 6183 sayılı Kanun'un «mükerrer» 35. maddesinin 5. fıkrası gereğince «müteselsil sorumluluğa» dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerin devam ettiği 2008/7 ay 2009/1 ay 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin «ihtarname» gereğince «temerrüt tarihi» 16.07.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
… /5. maddesi gereğince ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya «rücu» edebileceğinin kabulü ile oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı veki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yönetici sorumluluğu · temerrüt tarihi · müteselsil sorumluluk · ihtarname · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, davanın 6183 sayılı Kanun'un «mükerrer» 35. maddesinin 5. fıkrası gereğince «müteselsil sorumluluğa» dayandığı, yetkili müdürlerin münferiden yetkilerin devam ettiği 2008/7 ay 2009/1 ay 19.01.2009 tarihine kadar doğan amme borcundan kendi aralarındaki iç ilişkide 1/2 oranında sorumlu olmaları gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.646.00 TL’nin «ihtarname» gereğince «temerrüt tarihi» 16.07.2011 tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre, vergi borcundan asıl sorumlu şirket olup, «yöneticilerin sorumluluğu» tali niteliktedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz karardaMahkemece, «ispat yükü» dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı..’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Benzer bu karardaYeni'ye iade ettiğini «ispat yükünün» davalıda olacağı da göz önüne alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 20.03.2017 tarihli 2016/1994 Esas-2017/1661 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ticari defter · haciz · fatura · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4447 E. , 2023/4342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/456 Esas, 2020/823 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile alacağını müvekkiline temlik eden dava dışı ...'nun yine dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları ve müdürleri olduklarını, ...'nun yasa gereği sorumlu olması nedeniyle ortağı ve müdürü bulunduğu limited şirketin vergi borçlarını ödedikten sonra davalının payına düşen kısım yönünden kendisine rücu ettiğini ancak, davalının herhangi bir ödeme yapmadığını, aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, ...'nun icra dosyasına konu alacağını temlik sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 17.05.2018 tarih, 2015/572 E. ve 2018/501 K. sayılı kararı ile incelenen sicil kayıtlarına göre kamu alacağı borçlusu Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin halen faal olduğu ve öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiği, bu itibarla kamu alacağı borcunun limited şirketten tahsil imkanı bulunduğu halde şirket ortağı davalıdan bu bedelin tahsil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddi ile başlatılan icra takibinde alacaklı tarafın kötü niyeti kanıtlanamadığından tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.07.2020 tarih, 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı kararı ile ‘’... davadışı limited şirketin ortağı ve müdürü olan ...'nun, şirketin vergi borçlarından ötürü ilgili vergi idaresi tarafından takibe maruz kalması sonucunda tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği ve ödediği meblağın yarısını işbu davaya konu icra takibi ile şirketin diğer müdürü ve ortağı davalıdan talep ettiği dosya kapsamı ile sabittir.
Kamu idaresinin 6183 Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun'un(6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde söz konusu alacağın kamu borçlusundan tahsil edilemeyeceğini değerlendirerek ...'na yönelmiş olduğu dosya kapsamı ile belirgindir. Bu durumda, davalı yanca, şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasının kanıtlanamaması halinde, davacının hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın, teselsül hükümleri gereğince, davalıya hisse oranı dairesinde rücu edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Mahkemece, ispat yükü dağılımına da ilişen bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı..’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya alacağını temlik eden dava dışı ...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen temlik edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden toplam 93.920,00 TL vergi borcunun tümünü ödediği, hükmüne uyulan bozma ilamında vurgulandığı üzere, sözkonusu kamu alacağı kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince ...'ndan tahsil edildiği, bunun yanında, İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararla dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olmakla, ...'nun ödediği vergi borcunun dava dışı şirketten tahsili olanağının da kalmadığı, bu durumda temlik eden ...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının), ödemiş olduğu 93.920,00 TL miktardan 1/2 oranında payına düşen 46.960,00 TL'yi aşan aynı miktardaki tutarı teselsül hükümlerine göre diğer sorumlu davalıdan tahsilini isteyebileceği, davacı tarafın davada talep edebileceği bu miktara ilave olarak işlemiş faizle birlikte toplam 47.608,00 TL yönelik itirazın iptalini istemiş ise de;
takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/4587 E. sayılı dosyasında 46.960,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar yönünden talepnamedeki koşullar ile devamına, itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 9.392,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; Davacı tarafından aynı borca ilişkin birden çok İcra Dairesinde (tahsilde tekerrür olmamak kaydını düşmeyerek) mükerrer takip başlatıldığını, dosya içerisinde çok defa bu hususa itiraz etmesine karşın sayın mahkeme tarafından itirazları dikkate alınmadığını, müvekkilinin kendisi aleyhine yapılan icra takibine itiraz ederek borcu bulunmadığına dair menfi tespit davası açtığını, Açılan İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan 2015/1 E. sayılı menfi tespit davasının konusu yine aynı alacak kalemlerine ilişkin olduğunu ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından ödenen ve müvekkil hissesine düştüğü idda edilen vergi borçları kanunen ortadan kalkmış borçlar olup, davacının rızai ödemeleri ile vergi dairesinde kabul edildiğini, Vergi borcunun şirket ortaklarından talep edilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliğine müracaat edilmesi gerektiğini, dosyada şirket tüzel kişiliğine müracaat edildiğine dair bir evrağın bulunmadığını, başka bir anlatımla, amme borcunun muhatabı şirket olup, incelenen sicil kayıtlarına göre amme borçlusu Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic.
Ltd. Şti.'nin faal olduğu anlaşıldığından, öncelikle şirket öz kaynaklarından bu borcun karşılanması gerektiğini, Sayın Mahkemeden müzekkere yazılarak İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/140 E. sayılı dosyasının celbini, dosya içerisindeki bilirkişi raporuna esas Bank Asya Fon Kullandırım Ödeme Planı çizelgesinin incelenmesini, işbu dosyada alınan bilirkişi ek raporundaki tespitler de göz önünde bulundurularak dava dışı şirketten vergi borcunun tahsil imkanının bulunduğunun tespiti talep edilmesine rağmen talebin reddedildiğini, ödemesi yapılan vergi borçlarının ödemelerin 2012 yılı 8 inci ayında yapıldığı iddia edilmiş, şirket hakkında verilen tasfiye kararının ise 2014 yılında kesinleştiğini, tasfiye kararının kesinleştiği 2014 yılından bu yana başkaca herhangi bir işlem yapılmadığı, şirketin vergi mükellefiyetinin ise halen devam ettiği açıkça görüleceğini, kaldı ki davacı tarafından yapılan ödemeler de tasfiye kararının kesinleşmesinden öncesine ait olduğunu, Mahkeme tarafından İlgili Kamu Kurumlarına, Vergi Dairelerine Yazılarak Dava Dışı Arsel Motorlu Taşıtlar firmasına yönelik bir İcra takibi yapılıp Yapılmadığı hususları incelenmediğini, kabul etmemekle birlikte borcun varlığı kabul edilse dahi Mahkeme tarafından verilen karar Temlikname sınırlarını aşan tutarda olduğunu, borcun varlığı kabul edilse dahi, ödemelerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığına dair bir inceleme yapılmadığını, borcun da likit olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının temlik edeni ile davalının ortağı ve müdürü oldukları davadışı limited şirkete ait kamu borcunu ödeyen temlik edenin, davalıya rücu amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6183 Amme Alacaklarının Tahsili Hakkında Kanun'un 35 inci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/938269700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz