6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/6371 E. 2012/13158 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı temerrüt tarihi rücu limited şirket yasal faiz temerrüt

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, şirketin ödeme gücünün bulunmadığı ve borçlarının davacı tarafından ödendiği, vergi borçlarının ödeme tarihi itibariyle şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle davacının diğer şirket ortağı olan davalıya şirketteki pay oranı nispetinde rücu etmesinin koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davalının şirketteki hissesinin %30 oranında olduğu tespit edilmekle, davanın kısmen kabulü ile 18.349,54 TL'nın temerrüt tarihi olan 21/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Mahkemece, bilanço verileri değerlendirilmek suretiyle tarafların yöneticisi olduğu dava dışı limited şirketin vergi cezası borcunu ödeme imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, davacı tarafından yapılan ödemenin yasaya uygun bir ödeme olduğu ve diğer ortak ve yöneticiye rücu edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu alacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir.

Bu hükme göre, ortaklar şirketin kamu borçlarının şirketten tahsili imkanı, kalmamış olması halinde sorumlu olacaklardır. Bu durumun belirlenmesi ise, şirket aleyhine yapılan icra takibi sonucunda şirketin haczi caiz malı bulunmaması veya mevcut mallarının borcu karşılamaya yeterli olmadığının anlaşılması ve borç ödemeden acz belgesi düzenlenmesi koşulu ile mümkün bulunduğundan, mahkemece sadece bilanço değerlendirilmesi suretiyle yapılan inceleme sonucuna göre karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirketin Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1125 E. 2015/6707 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17756 E. 2013/16082 K.

    Ortak: · Alacak

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İtrazın İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/535 E. 2018/6161 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/6371 E.  ,  2012/13158 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2009 tarih ve 2007/643-2009/432 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin %65, davalının ise %35 oranında hisseye sahip oldukları şirket adına kesilen 634.793,10 TL'lik vergi borcunun 2007 yılı Şubat ve Mart ayına ait taksitlerin müvekkili tarafından şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla ödendiğini, ödeme sonrasında vergi borcunun hissesi oranına düşen kısmını ödemesi amacıyla davalıya ihtar gönderildiğini, davalının ihtara cevap olarak borcun müvekkilinin kusurundan kaynaklandığı ve bu sebeple ödemeyi kabul etmediğini, vergi borcunu talep etme yetkisinin sadece ilgili vergi dairesinde olduğunu belirttiğini, oysa ki müvekkilinin vergi borcunun doğumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, vergi borcunun doğduğu dönemde davalının da müvekkili ile birlikte şirket müdürü olarak kanuni temsilci sıfatına sahip olduğunu, ödeme tarihinde ise müvekkilinin şirketin tek müdürü olması sebebiyle ödemeyi gerçekleştirdiğini, limited şirketlerde şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkanı kalmamış kamu alacaklarının tahsilinde şirket ortaklarının sermaye payları oranında ve doğrudan, müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere vergi borcunun %35’i olan 21.407,80 TL'nın ödeme tarihi olan 30/03/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili, tarafların tacir olmadıklarını, davanın Borçlar Kanunu kapsamında açılan bir rücu davası olması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle işbölümü itirazında bulunmuş, bu itirazın yerinde görülmemesi halinde ise, borcun vergi borcu değil, davacının kendi kusuru ile sebebiyet verdiği vergi cezası olduğunu, vergi cezası ödemesinin davacı tarafından değil borçlusu şirket tarafından yapıldığını, şirketin ödeme gücünün bulunduğunu ve bu durumda vergi cezasının ortaklardan tahsili yoluna gidilemeyeceğini, müvekkilinin hissesinin %35 daha az olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, şirketin ödeme gücünün bulunmadığı ve borçlarının davacı tarafından ödendiği, vergi borçlarının ödeme tarihi itibariyle şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle davacının diğer şirket ortağı olan davalıya şirketteki pay oranı nispetinde rücu etmesinin koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davalının şirketteki hissesinin %30 oranında olduğu tespit edilmekle, davanın kısmen kabulü ile 18.349,54 TL'nın temerrüt tarihi olan 21/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Mahkemece, bilanço verileri değerlendirilmek suretiyle tarafların yöneticisi olduğu dava dışı limited şirketin vergi cezası borcunu ödeme imkanı bulunmadığı sonucuna varılarak, davacı tarafından yapılan ödemenin yasaya uygun bir ödeme olduğu ve diğer ortak ve yöneticiye rücu edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu alacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları düzenlenmiştir.

Bu hükme göre, ortaklar şirketin kamu borçlarının şirketten tahsili imkanı, kalmamış olması halinde sorumlu olacaklardır. Bu durumun belirlenmesi ise, şirket aleyhine yapılan icra takibi sonucunda şirketin haczi caiz malı bulunmaması veya mevcut mallarının borcu karşılamaya yeterli olmadığının anlaşılması ve borç ödemeden acz belgesi düzenlenmesi koşulu ile mümkün bulunduğundan, mahkemece sadece bilanço değerlendirilmesi suretiyle yapılan inceleme sonucuna göre karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062318100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.