Rücuen Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1636 E. 2020/4738 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
amme alacağı↗ kamu alacağı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ kesin süre↗ rücu↗ temlik↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin defterlerini sunmadığı, kesin süreye rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket malvarlığının tespit edilmeden amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin tasfiye haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya rücu istemine ilişkindir. Mahkemece, kamu alacağının öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket defterlerinin yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez. Aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 Esas- 2020/3481 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü temlik eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin amme alacağını 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ortağa yöneldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davaya konu alacağın da şirketten tahsil edilemeyeceği kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3314 E. 2023/2645 K.
Ortak:amme alacağı · kamu alacağı · malvarlığına ilişkin dava · kesin süre · rücu · temlik · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Mahkemece, «kamu alacağının» öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket «defterlerinin» yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez.
Benzer bu karardaMahkemece 06.11.2018 tarih, 2017/146 E. ve 2018/1118 K. sayılı kararı ile davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 04.11.2020 tarih, 2019/1636 E. ve 2020/4738 K. sayılı kararı ile şirket «defterlerinin» incelenememiş olmasının tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmeyeceği, aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 E. ve 2020/3481 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü «temlik» eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin «amme alacağını» 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 35 inci maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerle …
Şti.'nin ortağı ve yöneticisi oldukları, adı geçen «temlik» edenin şirketin vergi borçlarından dolayı ilgili vergi idaresince takibe maruz kalması nedeniyle tahakkuk eden vergi borcunun tümünü ödediği, söz konusu «kamu alacağı» kamu borçlusundan (dava dışı şirketten) tahsil edilemediğinden ilgili vergi idaresince...'ndan tahsil edildiği, davacı şirket hakkında 6183 sayılı Kanun'un 35 inci …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tahsilde tekerrür · alacağın temliki · mükerrerlik · fesih · menfi tespit · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2013 tarih, 2011/511 E. ve 2013/107 K. sayılı kararıyla dava dışı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verildiği, böylece davalı yanca şirketin mal varlığı bulunduğu, kamu idaresine ödenen borcun öncelikle şirketten tahsil edilmesine yönelik savunmasına itibar edilmediği, «temlik» eden...'nun (ve dolayısıyla temlik alan davacının) hissesine düşen miktardan fazla ödediği tutarın teselsül hükümleri gereğince davalıya hissesi oranında «rücu» edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile «tahsilde tekerrür» oluşmamak kaydıyla 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi gerektiği zira aynı konu için açtığı «menfi tespit» davasının kesinleştiği, aynı vergi borcu için davacının müvekkili aleyhine «mükerrer» icra takipleri başlattığını, vergi borçlarının ortaktan tahsil edilebilmesi için öncelikle şirkete müracaat edilmesi gerektiğini, şirketin o dönemde ticari hayatına devam ettiğini ve faal olduğunu, şirketin acz içinde olduğuna dair bir belge sunulmadığını, kredilibilitesinin olduğunu, davacının icra tehdidi altında bulunmadığını, «eksik inceleme» sonucu verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece 06.12.2021 tarih, 2021/113 E. ve 2021/856 K. sayılı kararı ile davacıya «alacağını temlik» eden dava dışı...'nun, davalı ile birlikte dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2368 E. 2019/754 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin «defterlerini» sunmadığı, «kesin süreye» rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle «kamu alacağının» asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket «malvarlığının» tespit edilmeden «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin «tasfiye» haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «kamu alacağının» öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket «defterlerinin» yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde «amme alacağının» şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez.
Benzer bu kararda… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haciz ihbarnamesi · iade faturası · ticari defter kayıtları · ikrar · ispat yükü · ticari defter · haciz · fatura
Benzer bu karardaDava, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesi uyarınca gönderilen «haciz ihbarnamesine» davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
… n davalıya düzenlediği faturanın geçerliliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davalı öncelikle amme borçlusundan mal aldığını «ikrar» etmiş, bu mallara karşılık bir kısım ödemeler de yapmış, ardından bu malların iade edilip «iade faturası» düzenlediğini savunmuş, gönderilen malların eksik ve eski olduğunun tespiti için mahkemeye başvurduğunu beyan edip bir kısım «defterlerini» de sunduğu halde tespit dosyası ve davalı defterleri incelenmemiştir.
Yeni'nin «ticari defter» ve kayıtları incelenerek, ayrıca davalı adına düzenlenen faturanın «ticari defterlerinde kayıtlı» olup olmadığı belirlenip, kayıtlı ise davalının faturadan yazılı malları aldığı sonucunu doğuracağı ve bu malları dava dışı ...
Yeni'nin, davalıdan alacaklı olduğunu, bu hususta davalıya «fatura» düzenlediğini ileri sürmüş, davalı ise ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/535 E. 2018/6161 K.
Ortak:rücu
İncelediğiniz karardaDava, «limited şirket» müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya «rücu» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, «rücua» konu kamu borçlarının davacı «şirket müdürü» ve ortağı tarafından ödendiğinin ve ödeme tarihi itibariyle amme borçlarının muhatap şirketten tahsili imkanı olmadığının usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü
Benzer bu karardaMahkemece, «rücua» konu kamu borçlarının davacı «şirket müdürü» ve ortağı tarafından ödendiğinin ve ödeme tarihi itibariyle amme borçlarının muhatap şirketten tahsili imkanı olmadığının usulen kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1636 E. , 2020/4738 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.11.2018 tarih ve 2017/146-2018/1118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03.11.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline alacağını temlik eden ... ile davalının dava dışı Arsel Motorlu Araçlar ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin eşit oranda hissedarları ve münferit imza ile temsilcileri olduğunu, vergi dairesince tahakkuk ettirilen verginin bir bölümü ödenmeyince yapılandırılıp ... tarafından 284.002,85 TL olarak ödendiğini, bu ödemenin 142.001,42 TL'sinin davalı adına yapıldığını ileri sürerek 142.001,42 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, vergi borçlarının kanunen ortadan kalktığını, davacının rızai ödemesinin vergi dairesince kabul edildiğini, amme borcunun doğduğu dönemde faal olan şirketin malvarlığı bulunduğunu, borcun şirketçe ödenmesi imkanı varken davacının ödeme yaptığını, bu durumda rücu hakkının doğmadığını, öncelikle şirket tüzel kişiliğine başvuru gerektiğini, doğrudan müvekkilinden talepte bulunulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil olarak dayanmakla birlikte dava dışı şirketin defterlerini sunmadığı, kesin süreye rağmen yerlerini bildirmediği, öncelikle kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilmesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının gerektiği, bu sebeple şirket defterlerinin incelenmeden, şirket malvarlığının tespit edilmeden amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılmasının mümkün olmadığı, şirketin tasfiye haline girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket müdürünün şirketin kamu borcunu ödemiş olması nedeniyle yine ortak ve müdür olan davacıya rücu istemine ilişkindir. Mahkemece, kamu alacağının öncelikle şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği ancak şirket defterlerinin yerlerinin bildirilmemesi nedeniyle incelenemediği bu halde amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de şirket defterlerinin incelenememiş olması tek başına mahkemenin ulaştığı sonuca götürmez. Aynı taraflar arasında görülen bir başka dava hakkında Dairemizin 2018/3881 Esas- 2020/3481 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere şirketin bir kısım vergi borçlarından ötürü temlik eden ortağın takibe maruz kaldığı, kamu idaresinin amme alacağını 6183 sayılı Kanunun 35.
maddesi çerçevesinde kamu borçlusu şirketten tahsil edemeyeceğini değerlendirerek ortağa yöneldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davaya konu alacağın da şirketten tahsil edilemeyeceği kabul edilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/615945500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz