İpoteğin terkini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/752 E. 2023/3392 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni teminat↗ eşin rızası↗ aile konutu↗ kanuna karşı hile↗ ipoteğin kaldırılması↗ i̇i̇k 194↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ hile↗ kira sözleşmesi↗ eş rızası↗ ipotek↗ iş bölümü↗ kefalet↗ muvafakat↗ yenileme↗ kefil↗ esastan ret↗ yönetim kurulu kararı↗ kredi sözleşmesi↗ terkin↗ taşıyan↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/333 E., 2019/945 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır davacı vekili Avukat ......ile davalı ...Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi adına kayıtlı taşınmazın dava dışı Fener Madencilik Yapı İnşaat Paz. ve Tic. A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede ipotek verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece ipoteğin kaldırılmasını, tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; ipotek veren diğer davalının Fener Madencilik Yapı İnşaat Paz. ve Tic. A.Ş.’nin ortak ve yönetim kurulu başkanı ......’ın kardeşi olduğunu, davacının ipotekten haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aynı taşınmaz için yine aynı şirketin kullandığı krediler için tesis edilen 1 nci derece ipoteğe davacının muvafakat verdiğini, 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinin kefalet için eş muvafakatı aradığı halde ipotek için böyle bir muvafakata gerek olmadığını, diğer davalı ...’ın kefaleti olmayıp ipotek verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ..., tapu dairesinden aranıp kendisine bir kısım evrakların imzalatıldığını, ilk ipoteğin devamı olarak düşündüğünü, davacı eşinin 2 nci derece ipotekten haberinin olmadığını, bu 2 nci derece ipotek esnasında borçlu şirket ile banka arasında yenilenen kredi sözleşmesini bilmediğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki "aile konutu" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak ipotek tesis edildiği, kefaletin şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş rızası gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk ipotek tesis edilirken müvekkilinin rızasının alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde muvafakat alınmadan ipotek tesis edildiğini, bankanın kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı üzerine tapuda işlem yapıldığını, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık taşıyacağını, kanuna karşı hile anlamına geleceğini, Mahkeme kararının müvekkilinin ve bankanın iradelerine ters olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde kefalet sözleşmesinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un 194 üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, davacının dava konusu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu iddia ve ispat etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli ipotek tesis edilirken davacı eşin rızası alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde muvafakat alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık taşıyacağını, zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin kaldırılması, tapu sicilinden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un 881 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ayni teminat olan ipotekte eş rızasının aranmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3762 E. 2023/7723 K.
Ortak:aile konutu · ayni teminat
İncelediğiniz kararda… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
Benzer bu kararda… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle 4721 sayılı Kanun'un «194» üncü maddesindeki ... düzenleme uyarınca eşin rızasının alınması şartının ancak «ipotek» edilen taşınmazın «aile konutu» olması haline mahsus olduğunu, dosya içerisinde yer ... tapu kaydından ipoteğe konu taşınmazlar üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, keza davacılar işbu davada «dava konusu» ipotekli taşınmazların aile konutu olarak kullanıldığını ileri sürmemekte, ipotek tesis aşamasında eş rızasının alınmaması ya da usulüne uygun alınmaması nedeniyle ipoteğin «geçersiz» olduğu iddiasına dayandığı, 4721 sayılı Kanun'un 881 ... maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi hükmü uyarınca ipotek ile verilen «teminatın» kişisel bir teminat olmadığı ayni bir teminat olduğundan eş rızasının alınmasına gerek olmadığı, davalı bankanın tapuya ... ilkesi uyarınca davacı eşin «muvafakatını» alma zorunluluğu söz konusu olmadığından dava konusu ipotek sözleşmesi geçerli olduğu, (Emsal Yargıtay 19.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin fekki
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5603 E. 2023/350 K.
Ortak:eşin rızası · aile konutu · ipoteğin kaldırılması · i̇i̇k 194 · kefalet sözleşmesi · eş rızası · ipotek · kefalet
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin fekki · aktif husumet yokluğu · emredici hüküm · aktif husumet · cy/cy şerhi · husumet yokluğu · geçersizlik · tacir
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Kefalet sözleşmesinin ancak «eşin rızası» ile geçerli olabileceğini, basiretli bir «tacir» olarak davalı bankanın bu hususu bilmesi gerekeceğini, 2.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4262 E. 2022/1455 K.
Ortak:ayni teminat · aile konutu · i̇i̇k 194 · kira sözleşmesi · eş rızası · ipotek · kefalet · kefil
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Mahkemece davacının üzerinde «aile konutu» bulunduğunu belirttiği 1284 nolu parsel üzerinde herhangi bir mesken bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise aile konutu vasfında olup olmadığı keşfen araştırılarak aile konutu vasfında olduğu anlaşılması halinde tapuda aile konutu «şerhi» ibaresinin bulunmasının kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğu değerlendirilip böyle bir durumda diğer eşin «ipotek» tesisine açık «rızası» aranacağı gözetilerek varılacak uygun dairesinde bir karar verilmesi gerekirken her iki parsel yönünden de «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
… . maddesi uyarınca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, aynı Kanun’un 603. maddesine göre de «kefaletin» şekline, kefil olma «ehliyetine» ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağı, ancak eşin rızasına ilişkin hükümlerin, sadece gerçek kişilerce yapılacak kişisel güvence verilmesine ilişkin sözleşmeler için geçerli olacağı, gerçek kişilerce verilmiş olsalar dahi «ayni teminat» sözleşmeleri veya tüzel kişilerce verilen kişisel teminat sözleşmelerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, davalılar arasında yapılan işlemin ayni teminat sözle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · ipoteğin fekki · emredici hüküm · cy/cy şerhi · mirasçılık · taraf ehliyeti · feragat · eksik inceleme
Benzer bu kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Mahkemece davacının üzerinde «aile konutu» bulunduğunu belirttiği 1284 nolu parsel üzerinde herhangi bir mesken bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise aile konutu vasfında olup olmadığı keşfen araştırılarak aile konutu vasfında olduğu anlaşılması halinde tapuda aile konutu «şerhi» ibaresinin bulunmasının kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğu değerlendirilip böyle bir durumda diğer eşin «ipotek» tesisine açık «rızası» aranacağı gözetilerek varılacak uygun dairesinde bir karar verilmesi gerekirken her iki parsel yönünden de «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
… . maddesi uyarınca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, aynı Kanun’un 603. maddesine göre de «kefaletin» şekline, kefil olma «ehliyetine» ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağı, ancak eşin rızasına ilişkin hükümlerin, sadece gerçek kişilerce yapılacak kişisel güvence verilmesine ilişkin sözleşmeler için geçerli olacağı, gerçek kişilerce verilmiş olsalar dahi «ayni teminat» sözleşmeleri veya tüzel kişilerce verilen kişisel teminat sözleşmelerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, davalılar arasında yapılan işlemin ayni teminat sözle …
Bu kez, davacı «mirasçıları» karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · eş rızası · ipotek · muvafakat
İncelediğiniz kararda… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · muvazaa · cy/cy şerhi · taraf ehliyeti · geçersizlik · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin paraya çevrilmesi · eş rızası · ipotek · iş bölümü · kefil · kredi sözleşmesi · teminat
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede «ipotek» verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece «ipoteğin kaldırılmasını», tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · takibin kesinleşmesi · cy/cy şerhi · genel kredi sözleşmesi · görevsizlik kararı · cy/cy kaydı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle reddi ile dosyanın «görevli» aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4534 E. 2021/4649 K.
Ortak:eşin rızası · aile konutu · i̇i̇k 194 · kefalet sözleşmesi · eş rızası · ipotek · kefalet · taşıyan
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
TBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · geçerlilik şartı · esnaf · ticari işletme · kötüniyet tazminatı · basiretli tacir · kötü niyet tazminatı · kamu düzeni
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
-
Menfi tespit | İpoteğin terkini | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2729 E. 2023/6491 K.
Ortak:ayni teminat · aile konutu · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi · eş rızası · ipotek · kefalet · muvafakat
İncelediğiniz kararda… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul «rehin» borçlarından birisi olan «ipotekte», rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun «teminatını» teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, «kesin» olarak esas borçlunun «kefili» veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve «ipotek limiti» ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, «kefalet», şahsi bir teminat sağlarken, «üçüncü kişi» lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün «aile konutu» olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu «kaydına» göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine veril …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» «kefil» olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının «teminatı» olmak üzere «ipotek» tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz «aile konutu» niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş «muvafakatine» gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamlı icra takibi · ilamlı icra · ipotek limiti · harca esas değer · hesap kat ihtarı · ipoteğin fekki · kat ihtarı · hesap kat
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, dava konusu «ipotek» işleminin «kefalet» maksadıyla tesis edildiğini, bu nedenle ipoteğin geçerli olabilmesi eş «rızası» gerektiğini ancak davalı bankanın ipotek tesis ederken müvekkilinin eşinin rızasını almadığını, ister kefalet için isterse üçüncü şahsın borcunun «teminatı» (güvencesi) maksadıyla verilmiş olsun davaya konu ipotek işleminin geçerli olabilmesi için eş rızasının bulunmasının şart olduğunu, ortada geçerli bir ipotek olmadığından müvekkil hakkında ipotekli takip işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın «hesap kat ihtarına» 8 gün içerisinde müvekkil ve eşi tarafından itiraz edildiğini, bu durumda davalı tarafça ilamlı takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, «harca esas değerin» taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, icra takibinde taşınmazın değerinin 170.000,00 TL olduğu belirlenmesine rağmen Mahkemece, dava «harçlarının» ipotek değeri olan 480.000,00 TL üzerinden alınmasının doğru olmadığını ve davalı bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıl …
Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul «rehin» borçlarından birisi olan «ipotekte», rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun «teminatını» teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, «kesin» olarak esas borçlunun «kefili» veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve «ipotek limiti» ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, «kefalet», şahsi bir teminat sağlarken, «üçüncü kişi» lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün «aile konutu» olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu «kaydına» göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine veril …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/752 E. , 2023/3392 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1765 Esas, 2021/1474 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/333 E., 2019/945 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 30.05.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır davacı vekili Avukat ......ile davalı ...Ş. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi adına kayıtlı taşınmazın dava dışı Fener Madencilik Yapı İnşaat Paz. ve Tic. A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede ipotek verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece ipoteğin kaldırılmasını, tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; ipotek veren diğer davalının Fener Madencilik Yapı İnşaat Paz. ve Tic. A.Ş.’nin ortak ve yönetim kurulu başkanı ......’ın kardeşi olduğunu, davacının ipotekten haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aynı taşınmaz için yine aynı şirketin kullandığı krediler için tesis edilen 1 nci derece ipoteğe davacının muvafakat verdiğini, 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinin kefalet için eş muvafakatı aradığı halde ipotek için böyle bir muvafakata gerek olmadığını, diğer davalı ...’ın kefaleti olmayıp ipotek verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ..., tapu dairesinden aranıp kendisine bir kısım evrakların imzalatıldığını, ilk ipoteğin devamı olarak düşündüğünü, davacı eşinin 2 nci derece ipotekten haberinin olmadığını, bu 2 nci derece ipotek esnasında borçlu şirket ile banka arasında yenilenen kredi sözleşmesini bilmediğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki "aile konutu" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak ipotek tesis edildiği, kefaletin şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş rızası gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk ipotek tesis edilirken müvekkilinin rızasının alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde muvafakat alınmadan ipotek tesis edildiğini, bankanın kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı üzerine tapuda işlem yapıldığını, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık taşıyacağını, kanuna karşı hile anlamına geleceğini, Mahkeme kararının müvekkilinin ve bankanın iradelerine ters olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde kefalet sözleşmesinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un 194 üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ...
adına kayıtlı bağımsız bölüm üzerine ipotek tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, ayni teminat olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da ipotek işlemi sırasında eş rızasının alınacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, davacının dava konusu bağımsız bölümün aile konutu olduğunu iddia ve ispat etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
13. 04.2012 tarihli ipotek tesis edilirken davacı eşin rızası alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde muvafakat alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın kefalete ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık taşıyacağını, zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin kaldırılması, tapu sicilinden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Kanun'un 881 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Ş.'ye verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933215000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz