İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4534 E. 2021/4649 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tmk 194↗ eşin rızası↗ tbk 584↗ aile konutu↗ tbk 583↗ nispi harç↗ geçerlilik şartı↗ esnaf↗ i̇i̇k 194↗ kefalet sözleşmesi↗ ticari işletme↗ kötüniyet tazminatı↗ basiretli tacir↗ eş rızası↗ ipotek↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ tbk 99↗ kamu düzeni↗ kötü niyet↗ kötüniyet↗ harç↗ taşıyan↗ tacir↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli ipotek akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, kefalet sözleşmesi niteliği de taşıyan ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin rızası bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s. Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, ipotek akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, ipotek tesis tarihi itibariyle eşin rızası olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası kötüniyetli ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, basiretli tacir olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan nispi harç verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
TMK'nun 194. maddesinde ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği düzenlemesi bulunmaktadır. TBK’nun 603. maddesinde ise kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun 194. maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş rızası alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5603 E. 2023/350 K.
Ortak:eşin rızası · aile konutu · i̇i̇k 194 · kefalet sözleşmesi · basiretli tacir · eş rızası · ipotek · kefalet
İncelediğiniz karardaTBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · aktif husumet yokluğu · emredici hüküm · aktif husumet · cy/cy şerhi · muvafakat · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «geçersizlik» nedenine dayalı «ipoteğin kaldırılması» istemine yöneliktir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1370 E. 2016/1236 K.
Ortak:esnaf · kefalet sözleşmesi · ticari işletme · eş rızası · kefalet
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
TBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine 11.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.12.2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü getirilmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Şirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · muvafakat · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaTalep «ihtiyati haciz» istemine ilişkin olup, mahkemece sözleşmede «müteselsil kefil» ...'in eşinin «muvafakatı» bulunmadığı gerekçesiyle, müteselsil kefil yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Şirketi'ne 26.09.2013 tarihli «genel kredi sözleşmesine» istinaden kredi kullandırılmış olup, talebe dayanak kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 584/3. maddesine göre ticaret şirketinin ortakları tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınmadan yazılı gerekçeyle, «müteselsil kefil» ... yönünden talebin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece, talebin asıl borçlu yönünden kabulüne, «kefil» ... yönünden ise «kefalet sözleşmesinde» eş «muvafakatının» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı «ihtiyati haciz» talep eden banka vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12388 E. 2016/8554 K.
Ortak:esnaf · ticari işletme · eş rızası · kefalet
İncelediğiniz karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
TBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu kararda6098 sayılı TBK'nın 584. maddesine ....04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa'nın 77. maddesi ile eklenen fıkra ile, “Ticaret siciline kayıtlı «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletler», mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler, 27.....2006 tarihli ve 5570 sayılı ... .... ...
Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılan kredilerde verilecek kefaletler için eş «rızası» aranmaz.” hükmü düzenlenmiştir.
İhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müteselsil kefil · ihtiyati haciz · tüzel kişilik · kefil · ticaret sicili · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaİhtiyati «haciz» talep dilekçesi içeriğinde «müteselsil kefil» ...'ın asıl borçlu şirketin ortak ya da yöneticisi olduğuna ilişkin herhangi bir beyana yer verilmemiş ise de, mahkemece talep dilekçesinde anılan şahsın «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin «ticaret sicil» gazetesi suretinin eklendiğinin belirtildiği kabul edildiğine göre, gerektiğinde bu belgenin temininin sağlanması ve «kredi sözleşmelerinin» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı ....'nın 584/.... maddesine göre ticaret şirketinin ortakları ya da yöneticisi tarafından şirketle ilgili olarak verilecek «kefaletlerde» eş «rızası» aranmayacağı nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile müteselsil kefil ... yönünden «ihtiyati haciz» talebinin reddi doğru olmamış, hükmün ihtiyati haciz talep eden yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, asıl borçlu şirket yönünden «ihtiyati haciz» talebinin kabulüne; borçlu ...... yönünden ise bu kişinin evli olduğu, eşinin rızasının alındığına dair herhangi bir belge sunulmadığı, ihtiyati haciz talep dilekçesinde, bu kişinin «tüzel kişiliğin» yetkilisi olduğuna ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretinin eklendiği belirtilmesine rağmen, ekli evrakların incelenmesinde buna ilişkin bir belge bulunmadığının g …
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep «ihtiyati haciz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/4534 E. , 2021/4649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18.12.2018 tarih ve 2018/436 E- 2018/599 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.09.2019 tarih ve 2019/1981 E- 2019/1640 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının İstikbal, Bellona, Mondi marka ürünleri üretici Boytaş A.Ş.’den alarak Ege Bölgesi’nde bayileri aracığı ile pazarlayan Ege Bölgesi bayisi olduğunu, dava dışı borçlu Fors Mobilya Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davacı şirketten aldığı Bellona marka mobilya ürünleri Karşıyaka ve Çiğli’deki mağazalarında sattığını, taraflar arasında varılan mutabakat gereği davalı ...’in üzerine kayıtlı Donanmacı Mahallesi ...ada ... parselde kayıtlı mesken niteliğindeki 5 no’lu bağımsız bölüm taşınmazı üzerine dava dışı Fors Mobilya Dayanıklı Tüketim Malları İnşaat Taahhüt San. ve Ticaret Ltd. Şti.'nin davacıdan aldığı ve alacağı ticari emtia cari hesabının teminatı olmak üzere ipotek konulduğunu, borçlu ve dava dışı şirketin keşide ettiği çekleri ve cari hesap borcunu ödeyemez duruma düştüğünü, ipotekli taşınmaz maliki davalıya tebliğ edilen temerrüt ve ödeme ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu ipoteğin yasada öngörülen kurucu unsurlara uygun olarak tesis edilmediğinden geçersiz olduğunu, ipotek 05.03.2013 tarihinde tesis edilirken eşinin rızasının alınmadığını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğü giren TBK'nun 584 md. uyarınca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızası ile kefil olabileceğini, 603. maddesi uyarınca kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulandığını, taşınmazını ipotek veren kişi ile borçlunun farklı olması durumunda, taşınmazını ipotek veren kişinin kişisel olarak bir başkasının borcu için taşınmazı güvence verdiği açık olduğundan eşin rızasının alınması gerektiğini, davalının kendisi ya da ortağı veya yöneticisi olduğu bir tüzel kişinin borcuna teminat olarak ipotek vermediğinden TBK.’nun 584.
md. hükmünde getirilen istisnaların uygulanamayacağını, ipotek konusu taşınmazın davalının sahip olduğu tek taşınmaz olduğunu, ailesi ile birlikte oturabileceği tek konut olduğundan aile konutu niteliğinde olduğunu, davalının davacı ile dava dışı borçlu şirket arasında varsa cari hesap ilişkisini, davacının gerçekten alacaklı olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, davacının ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesini talep edebilmesi için öncelikle dava dışı borçlu şirketten alacaklı olduğunu kesin olarak ispatlamasının zorunlu olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine, % 20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli ipotek akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, kefalet sözleşmesi niteliği de taşıyan ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin rızası bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, ipotek akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, ipotek tesis tarihi itibariyle eşin rızası olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası kötüniyetli ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, basiretli tacir olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan nispi harç verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
TMK'nun 194. maddesinde ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği düzenlemesi bulunmaktadır. TBK’nun 603. maddesinde ise kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun 194. maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş rızası alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve katılma yoluyla davalı'ya iadesine, 01.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/681149400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz