6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit | İpoteğin terkini | Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2729 E. 2023/6491 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni teminat ilamlı icra takibi aile konutu ilamlı icra ipotek limiti harca esas değer hesap kat ihtarı ipoteğin fekki kat ihtarı i̇i̇k 194 ipoteğin paraya çevrilmesi hesap kat rehin eş rızası tespit davası ipotek üçüncü kişi kefalet kötü niyet tazminatı muvafakat genel kredi sözleşmesi kefil kötü niyet ihtar geçersizlik kredi sözleşmesi ihtarname harç ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit cy/cy kaydı yükleten (shipper) teminat kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TBK — TBK 584 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/875 E., 2020/537 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 22.08.2019 tarihli ihtarnameyle, müvekkilinin ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına kefil olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine ipotek veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığını ancak söz konusu ihtarnamede, müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin kefaletinin eş rızası alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, ipoteğin fekkine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine kefil olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının teminatı olmak üzere ipotek tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz aile konutu niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş muvafakatine gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul rehin borçlarından birisi olan ipotekte, rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun teminatını teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, kesin olarak esas borçlunun kefili veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve ipotek limiti ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, kefalet, şahsi bir teminat sağlarken, üçüncü kişi lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün aile konutu olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine verilmiş bir ipotek ilişkisinin söz konusu olduğu, ipotek düzenlenirken yasal koşulların sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, dava konusu ipotek işleminin kefalet maksadıyla tesis edildiğini, bu nedenle ipoteğin geçerli olabilmesi eş rızası gerektiğini ancak davalı bankanın ipotek tesis ederken müvekkilinin eşinin rızasını almadığını, ister kefalet için isterse üçüncü şahsın borcunun teminatı (güvencesi) maksadıyla verilmiş olsun davaya konu ipotek işleminin geçerli olabilmesi için eş rızasının bulunmasının şart olduğunu, ortada geçerli bir ipotek olmadığından müvekkil hakkında ipotekli takip işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın hesap kat ihtarına 8 gün içerisinde müvekkil ve eşi tarafından itiraz edildiğini, bu durumda davalı tarafça ilamlı takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, harca esas değerin taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, icra takibinde taşınmazın değerinin 170.000,00 TL olduğu belirlenmesine rağmen Mahkemece, dava harçlarının ipotek değeri olan 480.000,00 TL üzerinden alınmasının doğru olmadığını ve davalı bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü ve 881 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ayni teminat olan ipotekte eş rızasının aranmaması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3762 E. 2023/7723 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • İpotheğin Kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İpoteğin terkini

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/752 E. 2023/3392 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/2729 E.  ,  2023/6491 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/464 Esas, 2021/650 Karar

HÜKÜM

Başvurunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/875 E., 2020/537 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 22.08.2019 tarihli ihtarnameyle, müvekkilinin ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına kefil olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine ipotek veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığını ancak söz konusu ihtarnamede, müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin kefaletinin eş rızası alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, ipoteğin fekkine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine kefil olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının teminatı olmak üzere ipotek tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz aile konutu niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş muvafakatine gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul rehin borçlarından birisi olan ipotekte, rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun teminatını teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, kesin olarak esas borçlunun kefili veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve ipotek limiti ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, kefalet, şahsi bir teminat sağlarken, üçüncü kişi lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün aile konutu olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil;

3. kişi lehine verilmiş bir ipotek ilişkisinin söz konusu olduğu, ipotek düzenlenirken yasal koşulların sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, dava konusu ipotek işleminin kefalet maksadıyla tesis edildiğini, bu nedenle ipoteğin geçerli olabilmesi eş rızası gerektiğini ancak davalı bankanın ipotek tesis ederken müvekkilinin eşinin rızasını almadığını, ister kefalet için isterse üçüncü şahsın borcunun teminatı (güvencesi) maksadıyla verilmiş olsun davaya konu ipotek işleminin geçerli olabilmesi için eş rızasının bulunmasının şart olduğunu, ortada geçerli bir ipotek olmadığından müvekkil hakkında ipotekli takip işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın hesap kat ihtarına 8 gün içerisinde müvekkil ve eşi tarafından itiraz edildiğini, bu durumda davalı tarafça ilamlı takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, harca esas değerin taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, icra takibinde taşınmazın değerinin 170.000,00 TL olduğu belirlenmesine rağmen Mahkemece, dava harçlarının ipotek değeri olan 480.000,00 TL üzerinden alınmasının doğru olmadığını ve davalı bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü ve 881 inci maddeleri

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977897700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.