Menfi tespit | İpoteğin terkini | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2729 E. 2023/6491 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayni teminat↗ ilamlı icra takibi↗ aile konutu↗ ilamlı icra↗ ipotek limiti↗ harca esas değer↗ hesap kat ihtarı↗ ipoteğin fekki↗ kat ihtarı↗ i̇i̇k 194↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ hesap kat↗ rehin↗ eş rızası↗ tespit davası↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ kefalet↗ kötü niyet tazminatı↗ muvafakat↗ genel kredi sözleşmesi↗ kefil↗ kötü niyet↗ ihtar↗ geçersizlik↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/875 E., 2020/537 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 22.08.2019 tarihli ihtarnameyle, müvekkilinin ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına kefil olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine ipotek veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığını ancak söz konusu ihtarnamede, müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin kefaletinin eş rızası alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, ipoteğin fekkine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine kefil olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının teminatı olmak üzere ipotek tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz aile konutu niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş muvafakatine gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul rehin borçlarından birisi olan ipotekte, rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun teminatını teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, kesin olarak esas borçlunun kefili veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve ipotek limiti ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, kefalet, şahsi bir teminat sağlarken, üçüncü kişi lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün aile konutu olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine verilmiş bir ipotek ilişkisinin söz konusu olduğu, ipotek düzenlenirken yasal koşulların sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, dava konusu ipotek işleminin kefalet maksadıyla tesis edildiğini, bu nedenle ipoteğin geçerli olabilmesi eş rızası gerektiğini ancak davalı bankanın ipotek tesis ederken müvekkilinin eşinin rızasını almadığını, ister kefalet için isterse üçüncü şahsın borcunun teminatı (güvencesi) maksadıyla verilmiş olsun davaya konu ipotek işleminin geçerli olabilmesi için eş rızasının bulunmasının şart olduğunu, ortada geçerli bir ipotek olmadığından müvekkil hakkında ipotekli takip işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın hesap kat ihtarına 8 gün içerisinde müvekkil ve eşi tarafından itiraz edildiğini, bu durumda davalı tarafça ilamlı takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, harca esas değerin taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, icra takibinde taşınmazın değerinin 170.000,00 TL olduğu belirlenmesine rağmen Mahkemece, dava harçlarının ipotek değeri olan 480.000,00 TL üzerinden alınmasının doğru olmadığını ve davalı bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü ve 881 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ayni teminat olan ipotekte eş rızasının aranmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3762 E. 2023/7723 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin fekki
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» «kefil» olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının «teminatı» olmak üzere «ipotek» tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz «aile konutu» niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş «muvafakatine» gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1543 E. 2019/3471 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin paraya çevrilmesi · eş rızası · ipotek · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» «kefil» olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının «teminatı» olmak üzere «ipotek» tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz «aile konutu» niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş «muvafakatine» gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul «rehin» borçlarından birisi olan «ipotekte», rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun «teminatını» teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, «kesin» olarak esas borçlunun «kefili» veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve «ipotek limiti» ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, «kefalet», şahsi bir teminat sağlarken, «üçüncü kişi» lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün «aile konutu» olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu «kaydına» göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine veril …
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:cebri icra · takibin kesinleşmesi · cy/cy şerhi · iş bölümü · görevsizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin «görevsizliği» nedeniyle reddi ile dosyanın «görevli» aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/752 E. 2023/3392 K.
Ortak:ayni teminat · aile konutu · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi · eş rızası · ipotek · kefalet · muvafakat
İncelediğiniz karardaSağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul «rehin» borçlarından birisi olan «ipotekte», rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun «teminatını» teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, «kesin» olarak esas borçlunun «kefili» veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve «ipotek limiti» ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, «kefalet», şahsi bir teminat sağlarken, «üçüncü kişi» lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün «aile konutu» olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu «kaydına» göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine veril …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» «kefil» olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının «teminatı» olmak üzere «ipotek» tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz «aile konutu» niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş «muvafakatine» gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · kanuna karşı hile · ipoteğin kaldırılması · kefalet sözleşmesi · hile · kira sözleşmesi · iş bölümü · yenileme
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk «ipotek» tesis edilirken müvekkilinin rızasının alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı üzerine tapuda işlem yapıldığını, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», «kanuna karşı hile» anlamına geleceğini, Mahkeme kararının müvekkilinin ve bankanın iradelerine ters olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede «ipotek» verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece «ipoteğin kaldırılmasını», tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
2.Davalı ..., tapu dairesinden aranıp kendisine bir kısım evrakların imzalatıldığını, ilk ipoteğin devamı olarak düşündüğünü, davacı eşinin 2 nci derece «ipotekten» haberinin olmadığını, bu 2 nci derece ipotek esnasında borçlu şirket ile banka arasında «yenilenen» «kredi sözleşmesini» bilmediğini belirtmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2729 E. , 2023/6491 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/464 Esas, 2021/650 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/875 E., 2020/537 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen 22.08.2019 tarihli ihtarnameyle, müvekkilinin ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına kefil olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine ipotek veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığını ancak söz konusu ihtarnamede, müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin kefaletinin eş rızası alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de geçersiz olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, ipoteğin fekkine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine kefil olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının teminatı olmak üzere ipotek tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz aile konutu niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş muvafakatine gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul rehin borçlarından birisi olan ipotekte, rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun teminatını teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, kesin olarak esas borçlunun kefili veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve ipotek limiti ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, kefalet, şahsi bir teminat sağlarken, üçüncü kişi lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün aile konutu olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil;
3. kişi lehine verilmiş bir ipotek ilişkisinin söz konusu olduğu, ipotek düzenlenirken yasal koşulların sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, dava konusu ipotek işleminin kefalet maksadıyla tesis edildiğini, bu nedenle ipoteğin geçerli olabilmesi eş rızası gerektiğini ancak davalı bankanın ipotek tesis ederken müvekkilinin eşinin rızasını almadığını, ister kefalet için isterse üçüncü şahsın borcunun teminatı (güvencesi) maksadıyla verilmiş olsun davaya konu ipotek işleminin geçerli olabilmesi için eş rızasının bulunmasının şart olduğunu, ortada geçerli bir ipotek olmadığından müvekkil hakkında ipotekli takip işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın hesap kat ihtarına 8 gün içerisinde müvekkil ve eşi tarafından itiraz edildiğini, bu durumda davalı tarafça ilamlı takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, harca esas değerin taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, icra takibinde taşınmazın değerinin 170.000,00 TL olduğu belirlenmesine rağmen Mahkemece, dava harçlarının ipotek değeri olan 480.000,00 TL üzerinden alınmasının doğru olmadığını ve davalı bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü ve 881 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/977897700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz