İpotheğin Kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/1543 E. 2019/3471 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tbk 584↗ aile konutu↗ cebri icra↗ takibin kesinleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ ipotek↗ iş bölümü↗ genel kredi sözleşmesi↗ tbk 99↗ kefil↗ görevsizlik kararı↗ kredi sözleşmesi↗ cy/cy kaydı↗ teminat↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefili olduğu, kullanılan kredinin teminatı olarak (7) no'lu bağımsız bölümün tapu kaydına 24.06.2010 tarihinde ipotek konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı, takibin kesinleştiği ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın aile konutu olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair şerhin yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin rızası bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması gerektiğine dair yasa kuralı bulunmadığı, eşin rızasının alınmasına dair TBK.nun 584.maddesinin işlemin tesisinden çok sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, bankanın eşin rızasını araması gerekmediği ve davacının taşınmazın tapu kaydının iptalini veya giderek bedelini talep etmesinin hukuksal dayanağının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aile konutu olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu kaydının iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun m.4,b.1 hükmü gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun Üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler 20.04.2004 tarihinden sonra aile mahkemesinde görelecektir hükmünü içermektedir. Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan cebri icra sonucu konutun devrine ilişkin aile konutu iddiasıyla açılan davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddi ile dosyanın görevli aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · cebri icra · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek
İncelediğiniz kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · i̇i̇k 194 · muvazaa · muvafakat · taraf ehliyeti · geçersizlik · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15701 E. 2016/5514 K.
Ortak:aile konutu · cebri icra · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · iş bölümü · teminat
İncelediğiniz kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİlçesi, ... mevkii, 5-46 pafta, 8128 parselde kayıtlı 16/300 arsa paylı 2. kat 6 nolu bağımsız «bölümün» davacı ile dava dışı eşi ...'ın «aile konutu» olduğu, dava dışı eş ... tarafından, yine dava dışı ....'nin davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile 3. şahıslara satıldığı, icra takibi sırasında davacı tarafından ....
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu alacağın dayanağı olan taşınmazın davacı ve eşinin «aile konutu» olduğu, dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle taşınmaz üzerine davalı banka tarafından «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle başlatılan takip sonucu taşınmazın «cebri icra» yoluyla satıldığı, ipotek tesisi öncesinde taşınmazın tapu kaydında aile konutu «şerhi» bulunmadığı, davacı tarafça taşınmazın aile konutu olduğu ve davalının bu durumu bildiğinin kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «aile konutu» niteliğindeki taşınmaz üzerine davalı banka tarafından davacı eşin açık «rızası» alınmaksızın konan «ipotek» uyarınca yapılan icra takibi neticesinde ipotekli taşınmazın satılmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · ipoteğin fekki · i̇i̇k 194 · muvazaa · emredici hüküm · kira sözleşmesi · muvafakat
Benzer bu karardaHukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Davalı Banka tarafından davacının «ipotek» tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususu ispatlanamadığı gibi, bankanın bu yükümlülüğünden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte bir delil de sunulamamıştır.
Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “«emredici»” niteliktedir.
Türk Medeni Kanununun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanununun madde «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/22 E. 2024/3400 K.
Ortak:aile konutu · cebri icra · ipoteğin paraya çevrilmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · iş bölümü · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere «aile konutu» olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu «kredi sözleşmesinde» yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını «taşıyıp» taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının «yolsuz tescile» dayanarak söz konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde b …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «aile konutu» olarak kullanılan ev ile ilgili eşin açık «rızası» alınmadan diğer eşin davalı bankadan alınan krediye istinaden banka lehine «ipotek» tesis edilmesi ve taşınmazın «cebri icra» yolu ile satılması sonucunda rızası alınmayan eşin taşınmazın değerini talep hakkı bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Somut olayda, mahkemenin kabulünde de olduğu üzere Şanlıurfa .... .... mahallesinde kain, ... ada 2 parseldeki, 1. kat 8 nolu bağımsız «bölüm» taşınmazın «aile konutu» olduğu, dava dışı eş ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere bu taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · yolsuz tescil · fiil ehliyeti · açık muvafakat · i̇i̇k 194 · imza incelemesi · muvazaa · emredici hüküm
Benzer bu kararda… inaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili banka tarafından kullandırılan kredilere «teminat» olarak verilen taşınmaz için İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile yasal takip işlemleri başlatıldığını ve 05.01.2017 tarihindeki ikinci satışta başkaca alıcının çıkmaması üzerine taşınmazın müvekkili banka tarafından alacağına mahsuben alındığını, davacının işbu dava ile kötü niyetli hareket ettiğini, çünkü davacının ilgili taşınmaza ilişkin banka şubesine vermiş olduğu açık rızasını gösteren 01.09.2014 tarihli imzasını «taşıyan» Muvafakatnamesi olduğunu, davacının taşınmazın kredilere «ipotek» olarak verilmiş olduğunu bilmiyor olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkil banka tarafından taşınmazın değeri için taşınmazda ekspertiz yaptırıldığını, dava /dışı borçlu firma yetkilisi ve aynı zamanda davacının eşine «kıymet takdir» raporları ve satış ilanları tebliğ edildiğini, tüm bu işlemlerden davacının bilgisi olduğunu, yerel mahkeme «imza incelemesi» için dosyayı teknik açıdan yetersiz kuruma gönderdiğini, mahkeme dosyasına «ibraz» edilen bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil kurum tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler üzerinde herhangi bir incele yapılmadığını, dosyanın A …
Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar ve 15.04.2015 günlü kararında da açıklandığı üzere, 4721 sayılı Kanun'un «194»'üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşi dava dışı ...'ın davalı bankadan kullandığı kredinin «teminatı» olmak üzere «aile konutu» olan taşınmaz üzerine davalı banka yararına «ipotek» tesis edildiği, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı banka tarafından başlatılan icra takibinde taşınmazın «cebri icra» ile kredi alacağına mahsuben davalı bankaya satıldığı sabit olduğu, dosya kapsamında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğince düzenlenen rapor ile söz konusu «kredi sözleşmesinde» yer alan imzanın davacı ... eli ürünü olmadığı, yine dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı ile dava dışı eşine ait aile konutu niteliğindeki taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 275.000,00 TL olduğu, davalı bankanın «tacir» olduğu, basiretli davranma yükümlülükleri uyarınca en hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, bu nedenle davalı bankanın ipotek tesisi sırasında ipotek tesis edilecek taşınmazın aile konutu vasfını «taşıyıp» taşımadığını araştırma, aile konutu niteliğindeki taşınmazlar yönünden malik olmayan eşin açık rızasını alma yükümlülüğü bulunmakta olduğu, somut olayda bu hususun usulünce yerine getirilmediği, davalı bankanın davacının uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, zarar miktarının cebri icra yolu ile satılan taşınmazın dava tarihindeki değeri olduğu, davacının «yolsuz tescile» dayanarak söz konusu taşınmazın tapu «kaydının» iptali ve tescilini talep etme hakkı mevcut olduğu, tazminat talep etme hakkının da mevcut olduğu, somut olayda davacı yan tarafından yalnızca tazminat isteminde b …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(4721 sayılı Kanun)'nun «194»'üncü maddesi hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğünün "Aile birliğinin ve malik olmayan eşin barınma hakkınının korunması" amacıyla sınırlandırıldığı, malik olmayan eşin ayni değil şahsi hakkı bulunduğu ve bu hak kapsamında ancak ipoteğin tesisine ilişkin sözleşmenin «geçersizliğinin» kanıtlanması halinde iptalini talep edebileceği, taşınmazın değerini talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2625 E. 2020/4782 K.
Ortak:aile konutu · eş rızası · ipotek
İncelediğiniz kararda… savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli «genel kredi sözleşmesinin» «kefili» olduğu, kullanılan kredinin «teminatı» olarak (7) no'lu bağımsız «bölümün» tapu «kaydına» 24.06.2010 tarihinde «ipotek» konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapıldığı, «takibin kesinleştiği» ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın «aile konutu» olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair «şerhin» yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin «rızası» bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması …
Dava, «aile konutu» olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu «kaydının» iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan «cebri icra» sonucu konutun devrine ilişkin «aile konutu» iddiasıyla açılan davalarda «görevli» mahkeme aile mahkemesidir.
Benzer bu kararda… eni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun «ipotek» edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda «borçlu olunmadığının tespiti» istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince ist …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:katılma yoluyla istinaf · i̇i̇k 194 · borçlu olunmadığının tespiti · kira sözleşmesi
Benzer bu kararda… eni Kanunu'nun madde 193. hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun «194». madde hükmü ile eşlerin «aile konutu» ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırıldığı, buna göre eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, dolayısıyla aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun «ipotek» edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, somut olayda «borçlu olunmadığının tespiti» istemine konu ipoteğin aile konutu üzerinde kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacılar vekilince ist …
… avacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Davalı vekili ilk derece mahkemesinin kararını «katılma yoluyla istinaf» etmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalı vekilinin istinaf istemi konusunda her hangi bir karar verilmemesi doğru görülmemiş bu nedenle Bölge Adliye Mahke …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/1543 E. , 2019/3471 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28/01/2015 tarih ve 2013/371-2015/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, dava dışı ... ile evli olduğunu ve davaya konu bağımsız bölümü birlikte kullandıklarını, davacının eşinin SİA İnş.Paz.Ltd.Şti. adına davalı ....'den çekilen krediye kefil olup ayrıca rehin olarak bağımsız bölümü gösterdiğini, söz konusu taşınmaz üzerine davalı banka tarafından ipotek konulduğunu, davacının eşinin gerek borca kefil olurken gerekse taşınmaza ipotek koydururken davacının rızasını almadığını, davalı bankanın da basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkilinin rızası olup olmadığını araştırmadığını, davacının eşinin kredi borcunu ödememesi üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, taşınmazın satışının talep edildiğini, ikinci açık artırma sonucu dava konusu taşınmazın ihale edilerek banka adına tescilinin yapıldığının taşınmazın aile konutu olması ve müvekkilinin rızasının alınmaması nedeni ile ipoteğin geçersiz ve dolayısıyla taşınmazın satışının da hükümsüz olduğunu, ileri sürerek bağımsız bölümün davalıya devrine ilişkin işlemin iptaline, iptal talebi kabul edilmediği takdirde satış bedeli olan 154.000,00 TL'nin davacıya maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, öncelikle davacının taraf sıfatı bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini, davada Aile Mahkemelerinin görevli olduğunu, esas yönünden ise, müvekkili bankanın Beşiktaş Şubesinden kredi kullanan SİA İnş.Paz.Ltd.Şti.nin kullandığı kredinin teminatı olarak dava dışı ...'ın taşınmazı üzerine ipotek konulduğunu, bu kişinin kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine ödeme ihtarı gönderildiğini ve buna rağmen ödeme yapılmayınca yasal takibe geçildiğini, taşınmazın cebri icra yolu ile satışa çıkarıldığını ve yapılan ihale sonucu müvekkili bankaya ihale edilip, tescil edildiğini, borçlular tarafından ihalenin feshi davası açıldığını, İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddedildiğini ve
Yargıtay'ca onanarak kararın kesinleştiğini, taşınmaza ipotek tesis edildiğinde aile konutu şerhi bulunmadığı gibi eşin rızasının da alınması gerekmediğini, müvekkili bankanın alacağını teminat altına almak amacı ile hareket ettiğini, iyi niyetli olduğunu, davanın iyi niyetle açılmadığını, taşınmazın satışına ilişkin kıymet takdir raporunun bizzat 25.06.2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, aile konutu olduğunu ileri sürmediğini, davanın yasal dayanağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın, dava dışı SİA İnş.Taah.Ltd.Şti.ile davalı banka arasında imzalanan 02.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefili olduğu, kullanılan kredinin teminatı olarak (7) no'lu bağımsız bölümün tapu kaydına 24.06.2010 tarihinde ipotek konulduğu, borcun ödenmemesi üzerine şirket hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı, takibin kesinleştiği ve taşınmazın davalı bankaya ihale edilip, adına tescil edildiği , her ne kadar davacı taşınmazın aile konutu olduğunu iddia etmiş ise de, bu konuda bir belge sunmadığı gibi Ataşehir Tapu Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabı ve tapu kaydı incelendiğinde, ipoteğin konulduğu tarihe ve satış tarihine kadar aile konutu olduğuna dair şerhin yer almadığı, davacı taraf, ipotek konulurken eş sıfatı ile kendisinin rızası bulunmadığını savunmuş ise de, 6098 Sayılı TBK.nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar eşlerden birinin kefil olabilmesi için diğer eşin rızasının alınması gerektiğine dair yasa kuralı bulunmadığı, eşin rızasının alınmasına dair TBK.nun 584.maddesinin işlemin tesisinden çok sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, bankanın eşin rızasını araması gerekmediği ve davacının taşınmazın tapu kaydının iptalini veya giderek bedelini talep etmesinin hukuksal dayanağının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aile konutu olduğu iddia edilen taşınmazın davalı adına cebri ihale ile oluşan tapu kaydının iptali olmadığı takdirde satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun m.4,b.1 hükmü gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun Üçüncü kısım hariç olmak üzere ikinci kitabı ile 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler 20.04.2004 tarihinden sonra aile mahkemesinde görelecektir hükmünü içermektedir. Bu sebeple konulan ipoteğe dayalı olarak yapılan cebri icra sonucu konutun devrine ilişkin aile konutu iddiasıyla açılan davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Bu nedenle öncelikle dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddi ile dosyanın görevli aile mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz iddialarının kabulü ile kararın re'sen BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517106300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz