İpoteğin fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5603 E. 2023/350 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eşin rızası↗ aile konutu↗ ipotek akit tablosu↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin fekki↗ i̇i̇k 194↗ aktif husumet yokluğu↗ kefalet sözleşmesi↗ emredici hüküm↗ aktif husumet↗ basiretli tacir↗ cy/cy şerhi↗ eş rızası↗ ipotek↗ kefalet↗ muvafakat↗ husumet yokluğu↗ kefil↗ geçersizlik↗ tacir↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin muvafakatını alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, ipoteğin fekki davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın kefil olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, emredici olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu ipotek sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın aile konutu niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Kefalet sözleşmesinin ancak eşin rızası ile geçerli olabileceğini, basiretli bir tacir olarak davalı bankanın bu hususu bilmesi gerekeceğini,
2. İpotek akit tablosunda ipoteğin kefaleten verildiği belirtilmekte olup, kefalet iradesiyle şahsi teminat olarak verilen ipotekten doğan mali sorumluluğun davalı bankaya ait olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçersizlik nedenine dayalı ipoteğin kaldırılması istemine yöneliktir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
4721 sayılı Kanun'un 850 inci, 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddeleri.
C. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taşınmaz ipoteğine ilişkin hükümlerin 4721 sayılı Kanun'un 850 inci maddesi ve devamında ayrıca düzenlenmiş bulunmasına ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesine göre kişisel güvence niteliği taşımayan ipotek tesisinde eş rızasının aranmamış olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ayni teminat olan ipotekte eş rızasının aranmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3762 E. 2023/7723 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin fekki · İpoteğin fekki
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4534 E. 2021/4649 K.
Ortak:eşin rızası · aile konutu · i̇i̇k 194 · kefalet sözleşmesi · basiretli tacir · eş rızası · ipotek · kefalet
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTBK’nun 603. maddesinde ise «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, «ipotek» tesisi aynî bir güvence olduğundan TBK'nun 603. maddesinin ipotek tesisinde uygulanma imkânı olmadığı gibi, bu madde aile konutunun korunmasına ilişkin TMK’nun «194». maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermemektedir.Bu sebeple mahkemece ipotek tesis edilen taşınmazın aile konutu olup olmadığının araştırılarak aile konutu olmaması halinde taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmesi için eş «rızası» alınmasının zorunlu olmaması gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi harç · geçerlilik şartı · esnaf · ticari işletme · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kamu düzeni · kötü niyet
Benzer bu karardaKamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek «kefaletler» ile tarım kredi, tarım satış ve «esnaf» ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler konusunda araştırma ve irdeleme yapılmasına gerek bulunmamış, «ipotek» akdinde yer alan davalının kefaletine ilişkin açıklamaların, TBK'nun 583. ve 584. maddelerinde yer alan «kefalet sözleşmesinin» «geçerlilik şartlarını» taşımadığı gözetilerek, kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın iptali davasının reddine, davacı tarafından takibe sırf kötü niyetle girişildiği kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, «ipotek» tesis tarihi itibariyle «eşin rızası» olmadan ipoteğin kurulduğu bu durumda ipoteğin yasal zorunlu olan kurucu unsurunu taşımadığı, bu durumun da «kamu düzenine» ilişkin olması sebebiyle herkes tarafından ileri sürülebileceği, aksinin yorumu halinde eşin rızasının aranması yönündeki kamu düzeni ve kamu yararı amacının olası «kötüniyetli» ipotek tesislerinin yolunu açma ihtimali gündeme geleceğini, bu hususun da yasanın kuruluş amacına aykırılık teşkil edeceğini, «basiretli tacir» olması gereken ipotek alacaklısının öyle bir durumdan zarar görmemesi için de başlangıçta basiretli davranması gerektiğini, bu nedenle davacının davayı açanın sıfatı yönündeki itirazlarının yerinde olmadığı, dava esastan reddedilmiş olduğundan «nispi harç» verilmesinin yerinde olmadığı şeklindeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı tarafı «kötüniyet tazminatı» verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de dosya kapsamından, davalının kötü niyetli olduğu yönünden uygun bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istin …
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 05.03.2013 tarihli «ipotek» akdi ile davalının taşınmazı üzerinde, dava dışı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatını» oluşturmak üzere davacı lehine ipotek tesis edildiği, «kefalet sözleşmesi» niteliği de «taşıyan» ipotek akdinde davalının eşi Necmiye Funda’nın kefalete ilişkin «rızası» bulunması gerekirken bulunmadığının dosya içeriğiyle sabit olduğu, TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 05.03.2013 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin istisnai düzenleme olan davalının «ticari işletmenin» sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi, işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefalet, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak «esnaf» ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefalet, 27.12.2006 tarihli ve 5570 s.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5182 E. 2020/3368 K.
Ortak:aile konutu · i̇i̇k 194 · cy/cy şerhi · eş rızası · ipotek · muvafakat · geçersizlik
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · açık muvafakat · cebri icra · muvazaa · taraf ehliyeti · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, aile konutunu devredemeyeceği veya «aile konutu» üzerindeki hakları sınırlayamayacağı, aile konutu «şerhi» konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetlerinin» sınırlandırıldığı, ipoteğin doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin «kötüniyetli» ve «muvazaalı» işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle «ipotek» işlemine diğer eşin açık rızasının şart olduğu, davalı banka tarafından davacının ipotek tesisine «açık muvafakatının» bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aile konutu niteliğindeki taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin «geçersiz» olduğu, geçersiz ipotek uyarınca yapılan takip ile davacının zararına sebebiyet verilecek şekilde taşınmazın «cebri icra» ile satıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada davanın kabulü ile, 6 …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/752 E. 2023/3392 K.
Ortak:eşin rızası · aile konutu · ipoteğin kaldırılması · i̇i̇k 194 · kefalet sözleşmesi · eş rızası · ipotek · kefalet
İncelediğiniz kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
B.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 13.04.2012 tarihli «ipotek» tesis edilirken davacı «eşin rızası» alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, böylece bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı olmasaydı ipotek tesis edilmeyeceğini, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», zira Kanunun ailenin mallarını korumayı amaçladığını, ipoteğin kefalet niteliği de taşıdığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayni teminat · kanuna karşı hile · ipoteğin paraya çevrilmesi · hile · kira sözleşmesi · iş bölümü · yenileme · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk «ipotek» tesis edilirken müvekkilinin rızasının alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı üzerine tapuda işlem yapıldığını, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», «kanuna karşı hile» anlamına geleceğini, Mahkeme kararının müvekkilinin ve bankanın iradelerine ters olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede «ipotek» verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece «ipoteğin kaldırılmasını», tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
A.Ş.’nin ortak ve «yönetim kurulu» başkanı ......’ın kardeşi olduğunu, davacının «ipotekten» haberdar olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aynı taşınmaz için yine aynı şirketin kullandığı krediler için tesis edilen 1 nci derece ipoteğe davacının «muvafakat» verdiğini, 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinin «kefalet» için eş muvafakatı aradığı halde ipotek için böyle bir muvafakata gerek olmadığını, diğer davalı ...’ın kefaleti olmayıp ipotek verdiğini savunarak davanın reddini …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5603 E. , 2023/350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi ... tarafından ...Yeniköy mevkiinde bulunan 2902 parsel numaralı tarla vasfındaki taşınmazda ...’ün doğmuş ve doğacak borçları için davacının rızası alınmadan İng Bank A.Ş. lehine kefil olmak suretiyle ipotek tesis edildiğini, eşlerden birinin bir başkasının borcuna kefil olması halinde diğer eşin rızası aranması gerektiğini; ancak bu durumun iki istisnası bulunduğunu, bunlardan birinin mahkeme kararına istinaden verilen ayrılık kararı diğerinin de kanunen ayrı yaşama hakkı olduğunu, mevcut durumda müvekkili ile eşi arasında bu istisnalardan herhangi biri bulunmayıp olağan bir evlilik hayatı devam ettiğini, bu sebeple yapılan kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının eşinin yaptığı kefalet sözleşmesinin ve bu sözleşme neticesinde ilgili tarla üzerinde kurulan ipoteğin de geçerli olmadığını ileri sürerek İng Bank A.Ş.
lehine kurulmuş olan ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu ipotek senedinde yer almadığını, ipoteğin fekki davasında tarafların ipotekli taşınmazın maliki ve ipotek alacaklısı olması gerektiğini, taşınmaz malikinin eşi olduğunu iddia eden davacının taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkı olmadığından aktif husumet ehliyeti ve dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, ayni güvencede eşin rızasına gerek olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı İNG Bank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiasının aksine davacının eşinin kişisel bir kefaleti söz konusu olmayıp, sadece üçüncü kişi lehine verdiği ipotek bulunduğunu, davanın lehine ipotek verilen Çerkezoğulları İnşaat Nakliyat Turz. Tekstil Taah. İth. İhrc. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin muvafakatını alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde kefalet benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, ipoteğin fekki davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın kefil olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, emredici olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu ipotek sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın aile konutu niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1. Kefalet sözleşmesinin ancak eşin rızası ile geçerli olabileceğini, basiretli bir tacir olarak davalı bankanın bu hususu bilmesi gerekeceğini,
2. İpotek akit tablosunda ipoteğin kefaleten verildiği belirtilmekte olup, kefalet iradesiyle şahsi teminat olarak verilen ipotekten doğan mali sorumluluğun davalı bankaya ait olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçersizlik nedenine dayalı ipoteğin kaldırılması istemine yöneliktir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
4721 sayılı Kanun'un 850 inci, 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddeleri.
C. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taşınmaz ipoteğine ilişkin hükümlerin 4721 sayılı Kanun'un 850 inci maddesi ve devamında ayrıca düzenlenmiş bulunmasına ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesine göre kişisel güvence niteliği taşımayan ipotek tesisinde eş rızasının aranmamış olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/882862000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz