Ayni teminat olan ipotekte eş rızasının aranmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3762 E. 2023/7723 K. · · İlk derece: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Üçüncü kişinin borcu için taşınmaz üzerinde kurulan ipotek ayni bir teminattır; kişisel güvenceye ilişkin eş rızası kuralı ipoteğe uygulanmaz. Eşin rızası yalnızca ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması hâlinde aranır; tapuda aile konutu şerhi bulunmuyor ve taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı da ileri sürülmüyorsa, eş rızasının alınmamış ya da usulüne uygun alınmamış olması ipoteği geçersiz kılmaz.
Ele alınan sorunlar
Üçüncü kişinin borcu için taşınmaz üzerinde ipotek tesisinde eş rızasının gerekip gerekmediği → ret
İddia: Davacılar, muvafakatnamede eş rızasının verildiği tarihin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belgeye yansıtılmadığını, ipotek akit tablosunda kişisel güvence niteliğinde hükümler bulunduğunu, bu nedenle 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi uyarınca eş rızasının şart olduğunu, üçüncü kişiler lehine verilen tüm güvencelerde eş rızasının zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesindeki düzenleme uyarınca eşin rızasının alınması şartı, ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması hâline mahsustur; tapu kaydında ipoteğe konu taşınmazlar üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığı gibi davacılar da bu davada taşınmazların aile konutu olarak kullanıldığını ileri sürmemekte, yalnızca eş rızasının alınmaması ya da usulüne uygun alınmaması iddiasına dayanmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 881 inci maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi uyarınca ipotekle verilen teminat kişisel bir teminat olmayıp ayni bir teminat olduğundan eş rızasının alınmasına gerek yoktur; bu nedenle dava konusu ipotek sözleşmesi geçerlidir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
İpoteğin ayni teminat niteliği gereği kişisel güvencelerde aranan eş rızası kuralına tabi olmadığı, eş rızasının yalnızca aile konutu ipoteğinde arandığı yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aile konutu↗ eş rızası (muvafakati)↗ ayni teminat↗ kişisel güvence↗ ipoteğin fekki↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5603 E. 2023/350 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin fekki · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · ipoteğin kaldırılması · i̇i̇k 194 · aktif husumet yokluğu · kefalet sözleşmesi · emredici hüküm · aktif husumet · cy/cy şerhi
Benzer bu karardaB.İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6098 sayılı Kanun'daki düzenlemenin eşin haberi olmaksızın «kefil» olan ve bu yolla ailenin bütün geleceğini karartacak bir yükümlülük altına girecek diğer eşin bazı işlemlerini peşinen önlemeye yönelik olduğunu, bir eşin yazılı izni olmaksızın diğer eşin kefil olmasının kanuna aykırı olduğunu, ilgili «kefalet sözleşmesinin» «geçersiz» olduğunu, kefalet sözleşmesi geçerli olmadığından «ipoteğin kaldırılmasına» karar verilmesi gerektiğini, «emredici» olan ve aileyi korumayı amaçlayan kanun hükmüyle beraber düşünüldüğünde ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek; İlk Derece Mahkemesi kararı …
… k Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in adına kayıtlı 2902 sayılı parselde bulunan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine «ipotek» tesis ettirdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki düzenleme uyarınca ancak ipotek edilen taşınmazın «aile konutu» olması halinde eşin rızasının alınması gerektiği, getirilen tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesi uyarınca tapuya güven ilkesi esas olduğundan davalı bankanın da eşinin «muvafakatını» alması zorunluluğu bulunmadığından yapılan ipotek sözleşmesinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinde «kefalet» benzeri kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere kefalet hükümleri uygulanacağı belirtilmiş olup, dava konusu ipotek tesisi aynî bir güvence olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesini aile konutu olmayan taşınmazlara yönelik genişletilmesine de imkân vermediği, «ipoteğin fekki» davasının ipotek alacaklısına karşı yöneltileceği gerekçesiyle davalı İNG Bank yönünden davanın esastan reddine, diğer davalılar yönünden «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, dava konusu «ipotek» sözleşmesinin tarafı olmadığı, ipoteğe konu taşınmazın «aile konutu» niteliğinde de olmadığı gibi davacının eldeki davada taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kefalet sözleşmesinin ancak «eşin rızası» ile geçerli olabileceğini, basiretli bir «tacir» olarak davalı bankanın bu hususu bilmesi gerekeceğini, 2.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/752 E. 2023/3392 K.
Ortak:ayni teminat · aile konutu
İncelediğiniz kararda… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle 4721 sayılı Kanun'un «194» üncü maddesindeki ... düzenleme uyarınca eşin rızasının alınması şartının ancak «ipotek» edilen taşınmazın «aile konutu» olması haline mahsus olduğunu, dosya içerisinde yer ... tapu kaydından ipoteğe konu taşınmazlar üzerinde aile konutu «şerhi» bulunmadığı, keza davacılar işbu davada «dava konusu» ipotekli taşınmazların aile konutu olarak kullanıldığını ileri sürmemekte, ipotek tesis aşamasında eş rızasının alınmaması ya da usulüne uygun alınmaması nedeniyle ipoteğin «geçersiz» olduğu iddiasına dayandığı, 4721 sayılı Kanun'un 881 ... maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi hükmü uyarınca ipotek ile verilen «teminatın» kişisel bir teminat olmadığı ayni bir teminat olduğundan eş rızasının alınmasına gerek olmadığı, davalı bankanın tapuya ... ilkesi uyarınca davacı eşin «muvafakatını» alma zorunluluğu söz konusu olmadığından dava konusu ipotek sözleşmesi geçerli olduğu, (Emsal Yargıtay 19.
Benzer bu kararda… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · kanuna karşı hile · ipoteğin kaldırılması · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi · kefalet sözleşmesi · hile · kira sözleşmesi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun’un 581 ve devamı maddelerinde «kefalet sözleşmesinin» düzenlendiği, aynı Kanun'un 584 üncü maddesinde eş rızasına yönelik düzenleme yapıldığı, düzenlemeye göre eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddelerinde ise ipoteğe yönelik düzenleme yapıldığı, aynı Kanun'un 193 üncü maddesinde eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle aksi bir hüküm bulunmadıkça her tür hukuki işlemi yapabileceği, aynı Kanun'un «194» üncü maddesinde ise eşlerden her birinin diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemeyeceği, aile konutunu devredemeyeceği veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamayacağının düzenlenlendiği, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak davalı ... adına kayıtlı bağımsız «bölüm» üzerine «ipotek» tesis edildiği, kefalet şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipotek tesisinde eş rızasının gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenleme olduğu, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, davaya konu ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayıl …
A.Ş.’nin kullandığı kredilerin karşılığı olarak davalı banka lehine 2 nci derecede «ipotek» verildiğini, müvekkilinin bu ipoteğe muvaffakatının bulunmadığını, oysa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi gereği müvekkilinden onay alınması gerektiğini, bankanın «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla başlattığı takiple müvekkilinin ipotekten haberdar olduğunu ileri sürerek 2 nci derece «ipoteğin kaldırılmasını», tapu sicil kütüğünden terkinini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk «ipotek» tesis edilirken müvekkilinin rızasının alındığı halde dava konusu ipotek tesis işleminde alınmadığını, davalının işlemden önce tapu sicil müdürlüğüne gönderdiği 23.05.2013 tarihli yazıda 6098 sayılı Kanun'un 581 ila 603 üncü maddeleri kapsamında belirtilen hususların yerine getirildiği belirtildiği halde «muvafakat» alınmadan ipotek tesis edildiğini, bankanın «kefalete» ilişkin hükümlerin uygulanacağını kabul ettiğini, bankanın bu yazısı üzerine tapuda işlem yapıldığını, ipotek işleminin kefaletten ayrı düşünülmesinin 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesine aykırılık «taşıyacağını», «kanuna karşı hile» anlamına geleceğini, Mahkeme kararının müvekkilinin ve bankanın iradelerine ters olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… ı belirtilen kararı ile davacı vekilinin açık bir şekilde aile konutuna dayanmadığını belirttiği, dolayısıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesindeki "«aile konutu»" hâlinin uygulanamayacağı, dava dışı Fener Madencilik A.Ş.'nin davalı bankaya karşı doğmuş ve doğacak borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL limitle, ikinci derecede, fekki bankadan bildirilinceye kadar süresiz olarak «ipotek» tesis edildiği, «kefaletin» şahsî teminata ilişkin iken ipoteğin taşınmazın aynının güvence verilmesine yönelik olduğu, ipoteğin tesisinde eş «rızası» gerekmediği, 6098 sayılı Kanun’un 603 üncü maddesinin şahsî teminatlara ilişkin düzenlendiği, «ayni teminat» olan ipotek tesisi sırasında uygulanamayacağı, ipotek tesis işleminin 4721 sayılı Kanun’un 881 ve devamı maddeleri gereğince tesis edildiği, 4721 sayılı Kanun’da i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3834 E. 2024/5880 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin fekki · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… vekkili ... ...'ın ... ...'ın, müvekkili ...'ın ise ... ... ...'ın eşi olduğunu, müvekkillerinin eşlerinin dava dışı bir şirketin davalı bankadan kullandığı krediye «kefil» olduklarını ve bu aşamada adı geçenlerin eşit oranda hissedar oldukları taşınmaza davalı banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, müvekkillerinin bu durumu çok sonradan 26.08.2019 tarihinde öğrendiklerini, davalı bankanın «kefalet» alırken kefalet verenlerin eşleri olan müvekkillerinin rızasını almadığını, bu nedenle kefaletin ve kefalete dayalı olarak tesis edilen ipoteğin usulsüz olduğunu ileri sürerek davaya konu taşınmaz üzerinde davalı banka lehine tesis edilmiş olan «ipoteğin fekkine» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» konusu taşınmazın tarla vasfında olması nedeniyle «aile konutu» olması mümkün olmadığından eş rızasına lüzum olmadığını, kaldı ki davacıların eşlerinin «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» olarak imzalarının da olmadığını, açılan davanın kötü niteli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ipotek akit tablosu · i̇i̇k 194 · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi · teminat
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların eşlerinin ayrıca borca «kefil» olduğuna dair «ipotek akit tablosunda» bir hüküm bulunmadığı gibi anılan taşınmaz tarla vasfında olup, kişisel bir alacağın «teminat» altına alınması amacı güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir aynî hak olan ipoteğin, kişisel bir teminat olmayıp ayni bir teminat olduğundan eş rızasına gerek olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesinin mevcut uyuşmazlıkta uygulanma imkânı olmadığı gibi bu maddenin aile konutunun korunmasına ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesini «aile konutu» olmayan taşınmazlara yönelik genişletmesine de imkân vermediği, bu haliyle tesis edilen ipoteğin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ipotek» konusu taşınmazın tarla vasfında olması nedeniyle «aile konutu» olması mümkün olmadığından eş rızasına lüzum olmadığını, kaldı ki davacıların eşlerinin «genel kredi sözleşmesinde» «kefil» olarak imzalarının da olmadığını, açılan davanın kötü niteli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… vekkili ... ...'ın ... ...'ın, müvekkili ...'ın ise ... ... ...'ın eşi olduğunu, müvekkillerinin eşlerinin dava dışı bir şirketin davalı bankadan kullandığı krediye «kefil» olduklarını ve bu aşamada adı geçenlerin eşit oranda hissedar oldukları taşınmaza davalı banka lehine «ipotek» tesis edildiğini, müvekkillerinin bu durumu çok sonradan 26.08.2019 tarihinde öğrendiklerini, davalı bankanın «kefalet» alırken kefalet verenlerin eşleri olan müvekkillerinin rızasını almadığını, bu nedenle kefaletin ve kefalete dayalı olarak tesis edilen ipoteğin usulsüz olduğunu ileri sürerek davaya konu taşınmaz üzerinde davalı banka lehine tesis edilmiş olan «ipoteğin fekkine» karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ipotek akit tablosundaki» hükümler incelendiğinde müvekkillerinin eşlerinin ipotek borçlusu olmalarının yanı sıra aynı zamanda sözleşmeye «kefil» de olmalarının sağlandığını, böylelikle kanun hükümlerinin de dolanıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4262 E. 2022/1455 K.
Ortak:ayni teminat · aile konutu · ipoteğin fekki · İpoteğin fekki
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece davacının üzerinde «aile konutu» bulunduğunu belirttiği 1284 nolu parsel üzerinde herhangi bir mesken bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise aile konutu vasfında olup olmadığı keşfen araştırılarak aile konutu vasfında olduğu anlaşılması halinde tapuda aile konutu «şerhi» ibaresinin bulunmasının kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğu değerlendirilip böyle bir durumda diğer eşin «ipotek» tesisine açık «rızası» aranacağı gözetilerek varılacak uygun dairesinde bir karar verilmesi gerekirken her iki parsel yönünden de «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
… . maddesi uyarınca eşlerden birinin mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla «kefil» olabileceği, aynı Kanun’un 603. maddesine göre de «kefaletin» şekline, kefil olma «ehliyetine» ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağı, ancak eşin rızasına ilişkin hükümlerin, sadece gerçek kişilerce yapılacak kişisel güvence verilmesine ilişkin sözleşmeler için geçerli olacağı, gerçek kişilerce verilmiş olsalar dahi «ayni teminat» sözleşmeleri veya tüzel kişilerce verilen kişisel teminat sözleşmelerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, davalılar arasında yapılan işlemin ayni teminat sözle …
Davacı, eşi davalı ... adına kayıtlı iki parselin (1283,1284) diğer davalı lehine «ipotek» verildiğini, bu parsellerden 1284 nolu parsel üzerinde birlikte yaşadıkları ev bulunduğunu, ipotek tesis edilirken TBK’nın 584. maddesi uyarınca kendisinin rızasının alınmadığını iddia ederek «ipoteğin fekkini» talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:fiil ehliyeti · i̇i̇k 194 · emredici hüküm · kira sözleşmesi · cy/cy şerhi · eş rızası · mirasçılık · ipotek
Benzer bu kararda4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun «194»/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık «rızası» bulunmadıkça, «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu «şerhi» “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki «fiil ehliyetleri» sınırlandırılmıştır.
Mahkemece davacının üzerinde «aile konutu» bulunduğunu belirttiği 1284 nolu parsel üzerinde herhangi bir mesken bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise aile konutu vasfında olup olmadığı keşfen araştırılarak aile konutu vasfında olduğu anlaşılması halinde tapuda aile konutu «şerhi» ibaresinin bulunmasının kurucu değil, açıklayıcı nitelikte olduğu değerlendirilip böyle bir durumda diğer eşin «ipotek» tesisine açık «rızası» aranacağı gözetilerek varılacak uygun dairesinde bir karar verilmesi gerekirken her iki parsel yönünden de «ayni teminat» sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle «eksik inceleme» ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık «rızası» bulunmadıkça” «aile konutu» ile ilgili «kira sözleşmesini» feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Bu kez, davacı «mirasçıları» karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
-
Menfi tespit | İpoteğin terkini | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2729 E. 2023/6491 K.
Ortak:aile konutu · ipoteğin fekki
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle «ipotek» tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için «geçersiz» olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip başlattığını, ipoteğin «şekil şartlarının» kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ... alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın «aile konutu» olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş «rızası» alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek «resmi senetlerine» bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de «limit ipoteği» olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bu …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine «kefil» olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık «ipotek» verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması «sebebi» ile ipoteklerin «geçersizliğini» talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan «dava konusu» 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi uyarınca eş «muvafakatinin» alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında «aile konutu» olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca «kefalet» hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «menfi tespit» ve «ipoteğin fekki» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan «genel kredi sözleşmelerine» «kefil» olmadığını, sadece kendisine ait taşınmaz üzerine asıl borçlunun borçlarının «teminatı» olmak üzere «ipotek» tesis ettirdiğini, bu nedenle somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulama kabiliyeti bulunmadığını, ipotekli taşınmaz «aile konutu» niteliğinde de olmadığından ipoteğin geçerli olabilmesi için eş «muvafakatine» gerek bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamlı icra takibi · ilamlı icra · ipotek limiti · harca esas değer · hesap kat ihtarı · kat ihtarı · i̇i̇k 194 · ipoteğin paraya çevrilmesi
Benzer bu karardaSağlık Hizmetleri A.Ş.'nin bankaya olan borçlarına «kefil» olduğu, borcun 1 (bir) iş gününde ödenmemesi halinde müvekkili aleyhine «ipotek» veren sıfatıyla takibe geçileceğinin bildirdiğini ve akabinde müvekkiline aleyhine «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla «ilamlı icra takibi» yapıldığını ancak söz konusu «ihtarnamede», müvekkilinin dava dışı şirketin borcuna kefil olduğu iddia edilmiş ise de müvekkilinin «kefaletinin» eş «rızası» alınmadığından geçerli olmadığını, ipoteğin asıl ilişki olan kefaletin ferisi niteliğinde olduğunu, asıl ilişkinin hükümsüz olması nedeniyle buna bağlı olarak tesis edilen ipoteğin de «geçersiz» olduğunu, müvekkilinin davalı bankaya herhangi bir sıfatla borcu bulunmadığını, kaldı ki somut olayda, müvekkili ve eşi tarafından, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnameye 8 gün içerisinde itiraz edildiğinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi de yapılamayacağını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davaya konu icra takibinin müvekkili bakımından iptaline, «ipoteğin fekkine» ve «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmadığını, dava konusu «ipotek» işleminin «kefalet» maksadıyla tesis edildiğini, bu nedenle ipoteğin geçerli olabilmesi eş «rızası» gerektiğini ancak davalı bankanın ipotek tesis ederken müvekkilinin eşinin rızasını almadığını, ister kefalet için isterse üçüncü şahsın borcunun «teminatı» (güvencesi) maksadıyla verilmiş olsun davaya konu ipotek işleminin geçerli olabilmesi için eş rızasının bulunmasının şart olduğunu, ortada geçerli bir ipotek olmadığından müvekkil hakkında ipotekli takip işlemi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın «hesap kat ihtarına» 8 gün içerisinde müvekkil ve eşi tarafından itiraz edildiğini, bu durumda davalı tarafça ilamlı takip yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, «harca esas değerin» taşınmazın değerine göre belirlenmesi gerektiğini, icra takibinde taşınmazın değerinin 170.000,00 TL olduğu belirlenmesine rağmen Mahkemece, dava «harçlarının» ipotek değeri olan 480.000,00 TL üzerinden alınmasının doğru olmadığını ve davalı bankanın kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıl …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gayrimenkul «rehin» borçlarından birisi olan «ipotekte», rehnin konusu olan gayrimenkulun, şahsi borcun «teminatını» teşkil ettiği, borca karşılık gösterilen gayrimenkulun, borçlunun malı olabileceği gibi davamızda olduğu gibi bir başkasının malı da olabileceği, başkasının borcu için kendi gayrimenkulünü ipotek eden kişinin, «kesin» olarak esas borçlunun «kefili» veya borcun müteselsil ve müşterek yükümlüsü olmadığı, borcun ödenmemesi halinde sadece ipotek edilen gayrimenkulü ile ve «ipotek limiti» ile sorumluluğu bulunduğu, burada 3. kişi lehine ipotek tesis edilmiş olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının aranmayacağı, «kefalet», şahsi bir teminat sağlarken, «üçüncü kişi» lehine ipoteğin alacaklı bakımından ayni bir teminat sağladığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) «194» üncü maddesi gereğince, ipotek tesis edilmek istenen gayrimenkulün «aile konutu» olması halinde her iki eşten onay alınmasının yani ipotek borçlusu olmayan eşin rızasının gerektiği ancak celbedilen tapu «kaydına» göre davaya konu taşınmazın depolu dükkan vasfında olduğu ve aile konutu niteliğinde olmadığı, somut uyuşmazlıkta, bir kefalet ilişkisi değil; 3. kişi lehine veril …
İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi, 4721 sayılı Kanun'un «194» üncü ve 881 inci maddeleri 3.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3762 E. , 2023/7723 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2167 Esas, 2022/343 Karar
DAVACILAR 1....
2....
3....
4.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/111 E., 2019/732 K.
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... ile ...'nun, ... ile ...'nun evli olduğu, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu taşınmaz üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 700.000,00 TL bedelle, müvekkili ...'nun maliki bulunduğu konutlar üzerine kredi borçlusu ... ... lehine 680.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, bu üç adet ipotek işleminin yasanın aradığı şartları taşımadığı için geçersiz olduğunu ve bu nedenle müvekkillerinin davalıya borcu bulunmadığını, bankanın bunu bile bile müvekkilleri aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, ipoteğin şekil şartlarının kanunda düzenlendiğini, ...'nun eşi ...'dan eş rızasının alınmadığını, ...'nun eşi ...'dan bir ...
alınmış gibi gözükse de içeriği itibari ile geçersiz olduğunu, eşlerden birinin aile birliği içinde diğer eşin zararına olarak yaptığı hukuki işlemlerin geçerli olabilmesi için eşin rızasının gerektiğini, taşınmazın aile konutu olması halinde eş rızasına ihtiyaç duyulduğunu, ...'nun eşi ...'dan eş rızası alınmış ise de ayrıca ipotek tesisi işlemi için eş rızası alınmadığından geçersiz olduğunu, ipotek resmi senetlerine bakıldığında borçlunun "doğmuş, doğacak" borçlarını karşılamak üzere verildiğini, her üç ipoteğin de limit ipoteği olduğunu, bir an için müvekkillerin sorumlu olduğu düşünülse bile azami sorumluluklarının 1.380.000,00 TL ile sınırlı olduğunu belirterek müvekkillerinin borçlu bulunmadığının tespitine ve ipoteklerin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka ile dava dışı borçlu ... ... arasında kredi sözleşmesi imzalandığı, davacıların akdedilen bu kredi sözleşmesine kefil olmadıkları, ancak davaya konu 4 ve 6 no.lu dairelerin davacı ... tarafından, 1 no.lu dükkanın ise davacı ... tarafından kredi borcuna karşılık ipotek verilmiş oldukları, davacı tarafın eş muvaffakati bulunmaması sebebi ile ipoteklerin geçersizliğini talep ettikleri, davacı ... adına kayıtlı olan dava konusu 4 ve 6 no.lu daireye ilişkin olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi uyarınca eş muvafakatinin alındığı, davacı ...'ya ait 1 nolu dükkan yönünden ise eş muvafakatinin alınmadığı, ancak bu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi anlamında aile konutu olmadığı, dava konusu ipotek tesisinin ayni bir güvence olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 603 üncü maddesi uyarınca kefalet hükümlerinin uygulanamayacağı, dolayısıyla eş rızasının aranmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; muvafakatnamedeki 05.04.2014 tarihinin müvekkili ... tarafından yazılmadığını, bu nedenle eş rızasının verildiği tarihin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belgeye yansıtılmadığını, ipotek işleminin yasal şekil şartı yoksunluğu nedeniyle geçersiz olduğunu, ipotek akit tablosu içinde 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi kapsamında kişisel güvence niteliğinde hükümler bulunduğunu, ipotek akit tablosunun 3 ila 12 maddeleri arasındaki hükümlerde karşı tarafça şahsi güvence de alındığını, bu nedenle eş rızasının şart olduğunu, kaldı ki Anayasa Mahkemecesince de 6098 sayılı Kanun'un 84 ve 603 üncü maddeleri hükmünün üçüncü kişiler lehine güvence verilen tüm sözleşmelerde uygulandığının belirtildiğini, 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinin sevk gerekçesi de dikkate alındığında üçüncü kişiler lehine verilen tüm güvencelerde eş rızasının alınmasının zorunlu olduğunu, bunun dışında 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesinde yer ...
"kişisel" ifadesinin Anayasa'nın 41 ... maddesine aykırı olduğunu, bu ibarenin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öncelikle 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesindeki ... düzenleme uyarınca eşin rızasının alınması şartının ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması haline mahsus olduğunu, dosya içerisinde yer ... tapu kaydından ipoteğe konu taşınmazlar üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığı, keza davacılar işbu davada dava konusu ipotekli taşınmazların aile konutu olarak kullanıldığını ileri sürmemekte, ipotek tesis aşamasında eş rızasının alınmaması ya da usulüne uygun alınmaması nedeniyle ipoteğin geçersiz olduğu iddiasına dayandığı, 4721 sayılı Kanun'un 881 ... maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 603 üncü maddesi hükmü uyarınca ipotek ile verilen teminatın kişisel bir teminat olmadığı ayni bir teminat olduğundan eş rızasının alınmasına gerek olmadığı, davalı bankanın tapuya ...
ilkesi uyarınca davacı eşin muvafakatını alma zorunluluğu söz konusu olmadığından dava konusu ipotek sözleşmesi geçerli olduğu, (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 28.11.2016 tarih ve 2016/8173 E. ve 2016/15194 K., 12.10.2017 tarih, 2017/869 E. ve 2017/6870 K. sayılı ilamları) gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu taşınmazlara ilişkin ipotek sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve ipoteklerin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 84 ve 603 üncü maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 194 ve 881 ... maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003566200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz