Oydan yoksunluğun hâkim ortak şirket oyuyla dolanılması (TMK 2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5565 E. 2022/9537 K. · · İlk derece: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyelerine TTK 395-396 uyarınca izin verilmesi kişisel nitelikte bir iş olup ilgili üyeler TTK 436 gereğince oy kullanamaz. Oydan yoksunluk istisnai bir düzenleme olarak yorumla genişletilemese de, oydan yoksun üyenin hâkim hissedarı olduğu bir başka şirketin oyuyla iznin verilerek yasağın aşılması, TMK 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması yönünden değerlendirilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Oydan yoksun yönetim kurulu üyesinin hâkim ortağı olduğu şirketin oyuyla iznin verilmesi → kabul
İddia: Davacı, yönetim kurulu üyelerine TTK 395-396 uyarınca izin verilmesine ilişkin oylamada, oydan yoksun yönetim kurulu üyesinin hâkim ortağı olduğu dava dışı şirketin oy kullanarak oydan yoksunluğu aştığını, bu kararların iptalini istemiştir.
Gerekçe: Yönetim kurulu üyelerine TTK 395 ve 396 uyarınca izin verilmesi kişisel nitelikte bir işe ilişkin olduğundan, ilgili yönetim kurulu üyeleri bu müzakerelerde TTK 436 gereğince oy kullanamaz. TTK'daki oydan yoksunluk düzenlemesi istisnai olup yorum yoluyla kapsamının genişletilmesinden kaçınılması gerekir; ancak TMK 2 uyarınca bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı biçimde kullanılması hukuk düzenince korunmaz ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, hâkime özel ve istisnai hâllerde adalete uygun hüküm verme imkânı sağlar. Somut olayda yönetim kurulu üyeleri oy kullanmamış olsa da, üyenin hâkim hissedarı olduğu dava dışı şirket, üyenin bazı paylarını devralarak davalı şirkete ortak olmuş ve bu şirketin oyuyla izin kararı alınarak üyenin oydan yoksunluğu aşılmak istenmiştir. Bu durumun TMK 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, bu değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Oydan yoksunluk kuralının başka bir şirket aracılığıyla dolanılmasının TMK 2 dürüstlük kuralı/hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde denetlenmesi gerektiği yönünde bağlayıcı içtihattır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
oydan yoksunluk (TTK 436)↗ hakkın kötüye kullanılması (TMK 2)↗ dürüstlük kuralı↗ hâkim ortak↗ yönetim kuruluna işlem yapma ve rekabet izni (TTK 395-396)↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1327 E. 2019/8307 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:oydan yoksunluk · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · rekabet yasağı · ibra · oy yasağı · olumsuz oy · uyuşmazlık konusu · anonim şirket
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu» üyelerinin şirketle «rekabet yasağının» kaldırılması ve işlem yapmasına izin verilmesi, şahsi bir iş kabul edildiğinden, buna ilişkin karar da TTK m.
Şirket «yönetim kurulu» üyeleriyle yönetimde «görevli» imza «yetkisini» haiz kişiler, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. '' hükmü yer almaktadır.
TTK’da «oydan yoksunluk» haline ilişkin mevcut düzenleme, «anonim şirketin» pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi kaçınılması gereken bir yöntemdir.
Bu nedenlerle, TTK'nın 436. maddesinde hükme bağlanan «oydan yoksunluk» halinin «uyuşmazlık konusu» 10 nolu karar yönünden oluşmadığı nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3815 E. 2017/2497 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet etmeme yasağı · objektif iyi niyet kuralı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · oy yasağı · olumsuz oy · anonim şirket · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu davalı şirketin olağanüstü genel kurulunda alınan 3 nolu gündem maddesinde şirketin «yönetim kurulu» üyelerinin seçimine ve 4 nolu gündem maddesinde de yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma «yasağı» ile şirketle «rekabet etmeme yasağının» kaldırılmasına karar verildiği, yönetim kuruluna üye seçimine ilişkin 3 nolu gündem maddesinin kanuna, ana sözleşmeye aykırı bulunmadığı, eski yönetim kurulu üyesi olan davacının yeniden seçilmemesinin «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğu ileri sürülerek iptal isteminde bulunulamayacağı, yönetim kurulu üyesinin şirketle işem yapma ve şirkete borçlanma yasağı ile şirketle rekabet etmeme …
… razlarının, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. -/- 2- Dava, davalı ...Ş'nin 19/09/2014 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısında alınan 3 ve 4 nolu kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece «yönetim kurulu» üyesinin şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma «yasağı» ile şirketle «rekabet etmeme yasağının» kaldırılmasına dair genel kurul kararının oylamasına katılamayacağı, oydan yoksun olduğu, oydan yoksun yönetim kurulunun katılımıyla alınan 4 nolu kararın kanuna a …
Genel kurul karar tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle «yönetim kurulu» üyelerine «anonim şirketle» ticari işlem yapma, şirkete borçlanma «yasağı», 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir.
Dava konusu genel kurulun 4. maddesiyle yönetim kuruluna TTK’nın 395. ve 396. maddelerine istinaden «yetki» verilmesi davacının 160.000 «olumsuz» oyuna karşılık 400.000 adet olumlu oya istinaden oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7190 E. 2018/1960 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin ibrası · toplantı tutanağı · iyiniyet kuralı · şirket merkezi mahkemesi · genel kurul kararının iptali · ibra · iyiniyet · tasfiye memuru
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «toplantı tutanağının» 5. maddesinde görüşülen «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında, sahibi olduğu paylardan ... oy haklarını kullanmadıkları belirtilmiş ise de, üç kişiden oluşan yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları toplam oy sayısının 98.340 adet olduğu, ayrı ayrı oylama yapılmış olsa bile yönetim kurulu üyelerinin tamamının ...'nun 436/.... maddesine göre «ibrada» oydan yoksun olduğu, toplam oy sayısı olan 132.000 adetten yönetim kurulu üyelerinin sahip olduğu oy sayısı çıkarıldığında geriye 33.000 adet oy muhalif olduğuna göre kalan 660 oy ile «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmeleri mümkün olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının da «geçersiz» olduğu ve alınan kararın iptalinin gerektiği; toplantı tutanağının 16. maddesinde; yönetim kurulu üyelerine ...'nın 395. ve 396. maddelerinde yazılı «yetki» ve izinlerin verilmesi konusunun oylanmış olduğu, 33.000 ret oyuna karşılık 99.000 kabul oyu verildiği, ancak yönetim kurulu üyelerine anılan maddelerdeki yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan ...'nın 436/1. maddedeki oy yoksunluğu halinin uygulanmasının gerektiği, kardeş oldukları anlaşılan yönetim kurulu üyelerinin tamamının oydan yoksun olduğu, kalan 33.000 adet oyun karara muhalif olduğu, 660 adet oyun da yetki ve izin verilmesi için yeterli olmadığı, 16. maddede alınan kararın iptali gerektiği, diğer maddelerin iptalini gerektirir bir hal bulunmadığı, «tasfiye memuru» olan davalıların, bu görevinden azline gerekçe olacak herhangi bir haklı nedenin de tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ....04.2013 tarihli g …
445. maddesinde «genel kurul kararlarının iptalinin» şartları ve usulü düzenlenmiş olup, ilgili yasal düzenlemeye göre, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki «iyiniyet» esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla «iptal davası» açılabilir.
395-396 maddelerinde yazılı «yetki» ve izinlerin verilmesi hususunun oyçokluğuyla kabul edildiğini ancak kanuna, ahlaka ve «iyiniyet kurallarına» aykırılık nedeniyle kararın iptali gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece söz konusu genel kurul maddesinin 33.000 red oyuna karşılık 99.000 kabul oyu ile kabul edildiği ancak ...
436/1. maddesinde yer alan oy yoksunluğu halleri gözetildiğinde kardeş oldukları anlaşılan «yönetim kurulu» üyelerinin tamamının oydan yoksun olduğu, kalan ortakların oylarının ise yeterli olmadığı gerekçesiyle «genel kurul kararının iptaline» karar verilmiştir. ...
3 benzer karar daha
-
Rekabet yasağının kaldırılması (ttk 395-396)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6584 E. 2025/4539 K.
Ortak:dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaTTK’da «oydan yoksunluk» haline ilişkin mevcut düzenleme, «anonim şirketin» pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi kaçınılması gereken bir yöntem ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kurallarına» uymak zorundadır.
Bir hakkın «dürüstlük kuralına» aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi «hakkın kötüye kullanımını» oluşturur.
Benzer bu karardaDAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 20.09.2019 tarihli 2016-2017-2018 yılları «olağan genel kurul» toplantısına davetin usulüne uygun yapılmadığını, toplantının usule aykırı şekilde gizli gerçekleştirildiğini, şirketin «yönetim kurulu» başkanı olarak tüm yetkilerle donatılmış olan davalı ...'in aynı zamanda şirketin 50.000 hisse üzerinden 41.500 hisseye sahip kurucu ortak olduğunu, şirketin kuruluşundan beri yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, toplantının 4. gündem maddesinin 2016-2017-2018 yılları çalışmalarından dolayı yönetim kurulu ibrasına ilişkin olduğunu, davalının bu maddenin oylanmasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 436. maddesi gereğince oy kullanamayacağını, bu nedenle 2, 3 ve 4 no.lu gündem maddelerinde alınan kararların iptali gerektiğini, yine 5. ve 7. gündem maddelerinde de davalı yönetim kurulu başkanının oy yoksunluğu olmasına rağmen oy kullanması nedeniyle 5 ve 7. maddelerin de iptali gerektiğini, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin «sadakat yükümlülüğü» ve «dürüstlük kuralına» aykırı davranışları nedeniyle davalı şirket «yönetimine kayyım atanması» şartlarının oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin 20.09.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının «yokluk» ile malul olduğunun tespitine, olmadığı takdirde 2, 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sadakat yükümlülüğü · oydan yoksunluk · yönetim kayyımı · re'sen gözetilme · güveni kötüye kullanma · karar nisabı · kayyım atanması · muhalefet şerhi
Benzer bu kararda… EMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacılar vekilinin davaya konu genel kurul toplantısına katılıp tüm maddelerde «olumsuz» oy kullandığı, ayrıca 8. maddenin görüşülmesinden sonra da toplantıda alınan kararların şirket «esas sözleşmesindeki» oy şartlarını sağlaması halinde kabul edildiği, aksi halde kabul «rızalarının» bulunmadığına dair «muhalefet şerhi» olduğu, davalı şirketin toplam 50.000 adet «payının» 8.500 adet payı davacılara, kalan toplam 41.500 adet payın ise «yönetim kurulu» başkanına ait olup yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 no.lu kararda davacıların «temsilcisinin» olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile karar alındığı, yönetim kurulu başkanının kendi ibrasında oy kullandığı, oydan yoksun yönetim kurulu başkanının oyları haricinde kalan oylar ile de «ibra» için TTK'nın 418. maddesinde öngörülen «nisabın» sağlanamadığından ibraya ilişkin 4 no.lu kararın «yokluk» ile malul olduğu, TTK'nın 436/1 hükmü uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili «rekabet yasağının» kaldırılması oylamasında, anılan «yetkinin» verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy yoksunluğu halinin uygulanması gerektiği, ancak buradaki oy yoksunluğu yönetim kurulu üyesinin kendisi ile ilgili karara ilişkin olup diğer üyelerin yasaklarının kaldırılmasında yönetim kurulu üyesinin oy kullanabileceği, yönetim kurulu başkanının bu oylamada oy kullandığı, oyu düşüldüğünde, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararın «oydan yoksunluk» ilkesi gereğince iptali gerektiği, yönetim kurulu başkanı olan ... aleyhine de dava açılmış ise de «genel kurul kararının iptali» davalarında «husumetin» şirkete yöneltilmesinin yeterli olduğu, şirket ortağına veya yöneticisine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davalı ... yönünden açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine», davalı şirketin 20.09.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan gündem maddelerine ilişkin 2, 3, 4, 5 ve 7 numaralı kararların ayrı ayrı iptallerine, davalı şirkete «kayyım atanması» talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 20.09.2019 tarihli 2016-2017-2018 yılları «olağan genel kurul» toplantısına davetin usulüne uygun yapılmadığını, toplantının usule aykırı şekilde gizli gerçekleştirildiğini, şirketin «yönetim kurulu» başkanı olarak tüm yetkilerle donatılmış olan davalı ...'in aynı zamanda şirketin 50.000 hisse üzerinden 41.500 hisseye sahip kurucu ortak olduğunu, şirketin kuruluşundan beri yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, toplantının 4. gündem maddesinin 2016-2017-2018 yılları çalışmalarından dolayı yönetim kurulu ibrasına ilişkin olduğunu, davalının bu maddenin oylanmasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 436. maddesi gereğince oy kullanamayacağını, bu nedenle 2, 3 ve 4 no.lu gündem maddelerinde alınan kararların iptali gerektiğini, yine 5. ve 7. gündem maddelerinde de davalı yönetim kurulu başkanının oy yoksunluğu olmasına rağmen oy kullanması nedeniyle 5 ve 7. maddelerin de iptali gerektiğini, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin «sadakat yükümlülüğü» ve «dürüstlük kuralına» aykırı davranışları nedeniyle davalı şirket «yönetimine kayyım atanması» şartlarının oluştuğunu ileri sürerek davalı şirketin 20.09.2019 tarihli olağan genel kurul toplantısının «yokluk» ile malul olduğunun tespitine, olmadığı takdirde 2, 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 2016-2017-2018 yılları «olağan genel kurul» toplantısının TTK ve şirket «esas sözleşmesi» hükümlerine uygun olarak yapıldığını, davacının öne sürdüğü iddialardan hiçbirinin genel kurul toplantısının ve gündem maddelerinin iptalini gerektirmediğini, tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacıların hissedarları oldukları müvekkil şirkete karşı nitelikli «dolandırıcılık», «güveni kötüye kullanma» ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarını işlemeleri nedeniyle; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/73388 sayılı soruşturma dosyası üzerinden suç duyurus …
Ancak Bölge Adliye Mahkemesi «kamu düzenine aykırılık» gördüğü takdirde bunu re'«sen gözetir»." hükmünde yazılı bulunan sebeple bağlılık hususu bakımından, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde istinaf başvuru nedenlerini ileri sürdüğünden, istinaf nedenler …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3989 E. 2023/6219 K.
Ortak:dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaTTK’da «oydan yoksunluk» haline ilişkin mevcut düzenleme, «anonim şirketin» pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi kaçınılması gereken bir yöntem ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kurallarına» uymak zorundadır.
Bir hakkın «dürüstlük kuralına» aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi «hakkın kötüye kullanımını» oluşturur.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içinde açıldığı, dava konusu genel kurul «toplantı tutanağının» altında davacının alınan kararlara «muhalefet şerhinin» bulunduğu, iptali talep edilen 5 numaralı karar açısından, «yönetim kurulu» üyeleri gerek kendilerinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada oydan yoksun olmalarına karşın diğer «yönetim kurulu üyelerinin ibra» oylamalarında oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında geriye EYB Holding A.Ş.'nin 300.000 adet ve Mustafa Aktoprak'ın da 1 adet oyu kaldığı, bunların dava konusu yapılan dönemde yönetim kurulu üyesi olmadıkları, «imza yetkilerinin» bulunmadığı, bu pay sahiplerinin, ...'nun ibra edilmemesi, Rüstem Eyüboğlu ve ...'nun da ibra edilmesi yönünde oy kullandıkları, geriye kalan oyların (1 oy dahi olsa) bu şekilde bir karar alınması için yeterli olduğu, oydan yoksun yönetim kurulu üyelerinin oylarının, oylama üzerinde etkili olmadığı, bu kişiler oy kullanmamış olsalardı dahi geriye kalan iki pay sahibinin oylarıyla aynı kararların yine alınmış olacağı anlaşıldığından 27.06.2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 numaralı kararın kanuna, «esas sözleşme» hükümlerine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, kâr «dağıtılmamasına» ilişkin 6 numaralı karar açısından, bu kararın oy çokluğuyla alındığı, davalı şirketin mali yapısına uygun olduğundan iptali talebinin reddi gerektiği, genel kurulun 8 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri «ifa» edebilmeleri hususunda gerekli «yetkinin» verilmesine, davacının 287.000 adet «olumsuz» oyuna karşılık kullanılan 713.000 olumlu oyla oy çokluğuyla karar verildiği, bu husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun oldukları, «rekabet yasağının» kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu hâlde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; finansal tabloların/«bilançoların tasdik» edilmiş olduğu bir ortamda müvekkilinin «ibra» edilmemesinin kanuna ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, Mahkemenin karar yeter sayısının bulunduğunu belirtmekle yetindiğini, karar yeter sayısının bulunmasının ibra edilmeme kararını hukuka uygun hâle getirmeyeceğini, bilirkişi raporunda da davacının ibra edilmemesini gerektiren bir «sebebin» tespit edilemediğinin belirtildiğini, kârın «dağıtılmamasına» ilişkin kararın kanuna ve «esas sözleşmeye» aykırı olduğunu, şirketin mali durumunun kâr dağıtma zorunluluğunu yerine getirmeye uygun olduğunu, şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını 5 kattan daha fazla miktarda karşılayabilecek seviyede olduğunu, bilirkişi raporunun mali yönden ciddi eksiklikler içerdiğini, özkaynakların tamamının dikkate alınmadığını, «yönetim kurulu» üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın da yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla alınmış olması nedeniyle yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün kald …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemelerine ilişkin bir «genel kurul kararının iptalini», haklarında «sorumluluk davası» açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirketin mali ve finansal yapısının elverişli olmamasından kaynaklanan kâr dağıtmama yönündeki kararın iptali yönünde objektif bir kanıt bulunmadığı gibi «dürüstlük kuralına» aykırı bir durum da olmadığından bu madde yönünden davacının istinaf talebinin reddi gerektiği, 8 numaralı karar açısından davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilanço tasdiki · oydan yoksunluk · imza yetkisi · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · yönetim kurulu üyeliği · karar nisabı · toplantı tutanağı · muhalefet şerhi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içinde açıldığı, dava konusu genel kurul «toplantı tutanağının» altında davacının alınan kararlara «muhalefet şerhinin» bulunduğu, iptali talep edilen 5 numaralı karar açısından, «yönetim kurulu» üyeleri gerek kendilerinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada oydan yoksun olmalarına karşın diğer «yönetim kurulu üyelerinin ibra» oylamalarında oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında geriye EYB Holding A.Ş.'nin 300.000 adet ve Mustafa Aktoprak'ın da 1 adet oyu kaldığı, bunların dava konusu yapılan dönemde yönetim kurulu üyesi olmadıkları, «imza yetkilerinin» bulunmadığı, bu pay sahiplerinin, ...'nun ibra edilmemesi, Rüstem Eyüboğlu ve ...'nun da ibra edilmesi yönünde oy kullandıkları, geriye kalan oyların (1 oy dahi olsa) bu şekilde bir karar alınması için yeterli olduğu, oydan yoksun yönetim kurulu üyelerinin oylarının, oylama üzerinde etkili olmadığı, bu kişiler oy kullanmamış olsalardı dahi geriye kalan iki pay sahibinin oylarıyla aynı kararların yine alınmış olacağı anlaşıldığından 27.06.2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 numaralı kararın kanuna, «esas sözleşme» hükümlerine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, kâr «dağıtılmamasına» ilişkin 6 numaralı karar açısından, bu kararın oy çokluğuyla alındığı, davalı şirketin mali yapısına uygun olduğundan iptali talebinin reddi gerektiği, genel kurulun 8 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri «ifa» edebilmeleri hususunda gerekli «yetkinin» verilmesine, davacının 287.000 adet «olumsuz» oyuna karşılık kullanılan 713.000 olumlu oyla oy çokluğuyla karar verildiği, bu husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun oldukları, «rekabet yasağının» kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu hâlde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; finansal tabloların/«bilançoların tasdik» edilmiş olduğu bir ortamda müvekkilinin «ibra» edilmemesinin kanuna ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, Mahkemenin karar yeter sayısının bulunduğunu belirtmekle yetindiğini, karar yeter sayısının bulunmasının ibra edilmeme kararını hukuka uygun hâle getirmeyeceğini, bilirkişi raporunda da davacının ibra edilmemesini gerektiren bir «sebebin» tespit edilemediğinin belirtildiğini, kârın «dağıtılmamasına» ilişkin kararın kanuna ve «esas sözleşmeye» aykırı olduğunu, şirketin mali durumunun kâr dağıtma zorunluluğunu yerine getirmeye uygun olduğunu, şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını 5 kattan daha fazla miktarda karşılayabilecek seviyede olduğunu, bilirkişi raporunun mali yönden ciddi eksiklikler içerdiğini, özkaynakların tamamının dikkate alınmadığını, «yönetim kurulu» üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın da yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla alınmış olması nedeniyle yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün kald …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemelerine ilişkin bir «genel kurul kararının iptalini», haklarında «sorumluluk davası» açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirketin mali ve finansal yapısının elverişli olmamasından kaynaklanan kâr dağıtmama yönündeki kararın iptali yönünde objektif bir kanıt bulunmadığı gibi «dürüstlük kuralına» aykırı bir durum da olmadığından bu madde yönünden davacının istinaf talebinin reddi gerektiği, 8 numaralı karar açısından davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1.1.Uyuşmazlık, dava konusu Genel Kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı ile karar «nisabının» yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
İcracı olmayan yöneticilere kazanç payı dağıtımı örtülü kazanç değildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4601 E. 2022/8760 K.
Ortak:dürüstlük kuralı
İncelediğiniz karardaTTK’da «oydan yoksunluk» haline ilişkin mevcut düzenleme, «anonim şirketin» pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi kaçınılması gereken bir yöntem ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kurallarına» uymak zorundadır.
Bir hakkın «dürüstlük kuralına» aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi «hakkın kötüye kullanımını» oluşturur.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı şirketin 03.04.2017 tarihinde genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile 2016 yılı kazanç «payının» şirketin «esas sözleşmesinin» 25. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ilişkin ücret politikası çerçevesinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirket ve/veya diğer grup şirketlerinde icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri ...’e 2/4, ...’e 1/4, ...’e ¼ ödenmesine karar verildiği, gündemin 11. maddesi ile yönetim kurulu üyeleri üyelerine TTK’nın 395, 396 madde hükümlerine göre izin ve «yetki» verilmesine karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 436. maddesine göre kendileriyle ilgili işlemlerden dolayı oy kullanamayacakları, genel kurul tutanağına göre yöneticilerin gündemin 11. maddesine ilişkin olarak oy kullanmadığı, kendileri dışında ortak olan şirketleri «temsilen» kullandıkları oyun TTK’nın 436. maddesindeki yasak kapsamına girmeyeceği, TTK'nın 436. maddesinde hakim şirketin «oydan yoksunluğuna» dair bir hüküm bulunmadığı, TTK’da oydan yoksunluk haline ilişkin mevcut düzenleme, «anonim şirketin» pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilemeyeceği, alınan kararda yeterli «nisabın» sağlandığı, kararın kanuna, anasözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» uygun olduğu bu nedenle davacı vekilinin gündemin 11. maddesine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak şirket anasözleşmesinin 25. maddesine göre davalı şirket genel kurulunun kazanç «payı dağıtımına» ilişkin «münhasır» yetkisi bulunmakta ise de, bu yetkinin kullanırken «dürüstlük kuralına» ve eşit işlem kuralına uygun davranılması gerektiği, kazanç payının sadece bir kısım yöneticilere dağıtılmasının dürüstlük ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu, bi …
Şirket ana sözleşmesinin 25. maddesinde kârın «dağıtılmasının» düzenlendiği, davalı şirket genel kurulunda ilgili gündem maddesine ilişkin oy çokluğu ile karar verildiği ve bu kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olduğu, kazanç «payının» bir teşvik tedbiri olması ve alınan kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olması nedeni ile ilgili gündem maddesinin iptalinin gerekmediği, TTK'nın 394. madde hükmüne göre «esas sözleşmeye» konacak hükümle veya genel kurul kararı ile «yönetim kurulu» üyelerine belirli dönemlerde ücret ödemesinin kararlaştırılabileceği, ilgili kararın alınmasında pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığı, kullanılan diğer oyların toplamının kararın alınması için yeterli bulunduğu, ücret ödenmesine ilişkin kararın TTK'nın 394. maddesine uygun olduğu, dağıtılan kârın ana sözleşmeye uygun şekilde ortaklara kâr «payı dağıtımı» yapıldıktan sonra kalanda %2 oranındaki kârın icracı olmayan yöneticilere dağıtımına ilişkin olup, eşitlik ilkesini ihlal eder bir yanının bulunmadığı, «örtülü kazanç dağıtımı» sayılamayacağı ve «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmayacağı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:örtülü kazanç dağıtımı
Benzer bu karardaŞirket ana sözleşmesinin 25. maddesinde kârın «dağıtılmasının» düzenlendiği, davalı şirket genel kurulunda ilgili gündem maddesine ilişkin oy çokluğu ile karar verildiği ve bu kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olduğu, kazanç «payının» bir teşvik tedbiri olması ve alınan kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olması nedeni ile ilgili gündem maddesinin iptalinin gerekmediği, TTK'nın 394. madde hükmüne göre «esas sözleşmeye» konacak hükümle veya genel kurul kararı ile «yönetim kurulu» üyelerine belirli dönemlerde ücret ödemesinin kararlaştırılabileceği, ilgili kararın alınmasında pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığı, kullanılan diğer oyların toplamının kararın alınması için yeterli bulunduğu, ücret ödenmesine ilişkin kararın TTK'nın 394. maddesine uygun olduğu, dağıtılan kârın ana sözleşmeye uygun şekilde ortaklara kâr «payı dağıtımı» yapıldıktan sonra kalanda %2 oranındaki kârın icracı olmayan yöneticilere dağıtımına ilişkin olup, eşitlik ilkesini ihlal eder bir yanının bulunmadığı, «örtülü kazanç dağıtımı» sayılamayacağı ve «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmayacağı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5565 E. , 2022/9537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.05.2018 tarih ve 2014/741 E. - 2018/622 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davalarda davalı şirket vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine- kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.07.2020 tarih ve 2018/1394 E. - 2020/654 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 17.05.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.
... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl dava yönünden davacılar vekili, müvekkillerinin toplamda davalı şirketin %18,68 pay sahibi ortakları olduğunu, davalı şirketin 2013 yılına ait genel kurulunu 06/06/2014 tarihinde yaparak TTK 409 m. hükmüne aykırı davrandığını, davalının 2013 yılı genel kurul toplantısını geciktirmesinin kötüniyetli olduğunu, anılan genel kurul toplantısının davalı şirket hakkında açılan Bakırköy 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/146 E sayılı dava ile yapılmasının sağlandığını, ancak gündeminin yasaya aykırı olarak oluşturulduğunu, müvekkillerinin gündeme madde eklenmesi yönündeki taleplerinin reddedilerek gündem maddelerine alınmadığını, müvekkillerinin gündeme alınmasını istediği hususların aynı zamanda bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında bulunduğunu, davalı tarafın 2012 yılı genel kurul toplantısında da aynı davranışları sergilediklerinden bu tarihli genel kurul toplantısının Bakırköy 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/211 E sayılı davası ile iptalinin dava edildiğini, dava konusunu oluşturan genel kurul toplantısında TTK 395-396. maddeler gereğince 11 nolu karar ile verilen izinlerin iptale mahkum olduğunu, önceki genel kurul toplantılarında alınan bu mealdeki kararların iptali için Bakırköy 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/220 E. sayılı dava dosyasının da derdest olduğunu, Bakırköy 17. ATM'nin 2013/464 E. sayılı dosyasında bu kararların haksızlığına hükmedildiğini ileri sürerek 06/06/2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 1 nolu gündeme madde eklenmesine ilişkin taleplerinin reddi kararının, 9 no ile alınan yönetim kuruluna izin verilmesi kararının yürütmesinin ihtiyati tedbir ile durdurularak iptallerine, 15.
madde ile özel denetçi atanmasına ilişkin taleplerinin reddine ilişkin kararın afaki iyiniyet kararlarına aykırı olması nedeniyle tek tek iptalleri ile aynı toplantıda alınan ertelenen gündem maddelerinin görüşülmesine ilişkin 07/07/2014 tarihinde yapılan Genel kurul toplantısında alınan finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 3 numaralı kararın, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 numaralı kararın, kârın dağıtılmamasına ilişkin 5 numaralı kararın ana sözleşmeye ve yasaya aykırılığı nedeniyle iptaline, kararların yürütmesinin teminat alınmadan durdurulmasına, ilanına, şirketin ana sayfasında yayınlanmasına, özel denetçi atanması taleplerinin reddine ilişkin genel kurul kararının iptali ile özel denetçi atanmasına, özel denetçi masrafının davalı şirketçe peşin yatırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı şirket vekili, davacı ...'ın müvekkili şirket nezdindeki hisselerinin idaresi için Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/103 E. sayılı dosyası ile kayyım atandığını, kısıtlı adına dava açılması için vesayet makamının izni gerektiğini, davacı ... 'un da tek başına azınlık hakkını kullanarak bu davayı açamayacağını, davacının 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında gündeme madde eklenmesi yönündeki taleplerinin yasaya uygun olanlarının kabul edilmesine rağmen davacının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/591 E. sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davacının haksız menfaat elde etme peşinde bulunduğunu, müvekkili şirket hakkında Bakırköy 15.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/106 E. sayılı dosyası ile şirketin feshini talep ettiğini, davacının aynı genel kurul kararlarının iptali için çocukları İLKER ve BORA adına aynı gün Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/849 E. sayılı davayı açtığını, davanın yasal süre içinde açılmadığını, yasaya uygun olarak yönetim kurulundan talep edilmeyen gündeme madde eklenmesi taleplerinin toplantı esnasında ileri sürülemeyeceğini, kararların iptali ve özel denetçi atanması taleplerinin aynı davada ileri sürülemeyeceğini, davacıların teminat yatırması gerektiğini, davacıların ret oyu kullandıklarını, ancak muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmadıklarını, bu nedenle davanın esasa girmeden reddi gerektiğini, iki ayrı genel kurul toplantısının aynı davanın konusu yapılamayacağını, iptal taleplerinin yersiz olduğunu, genel kurul toplantısının süresinde yapılmamış olmasının iptal nedeni olmadığını, gündemin yasaya aykırı oluşturulduğu iddiasının asılsız bulunduğunu, alınan karaların yasaya ve usule uygun olarak alındığını savunarak davacılardan teminat alınmasına, icranın geri bırakılması taleplerinin reddi ne özel denetçi atanması taleplerinin süresinde olmadığından ve ayrı dava açmadıklarından reddine, haksız davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/849 E. sayılı dosyasında davacılar vekili; davalı şirketin 06/06/2014 tarihinde gerçekleştirilen 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında gündeme madde eklenmesine ilişkin taleplerinin reddine ilişkin 1 numaralı, yönetim kurulu üylerine TTK nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin 9 numaralı, özel denetçi taleplerinin reddine ilişkin 156 numaralı, TTK nın 420. maddesi uyarınca ertelenen maddelerinin görüşülmesine ilişkin 07/07/2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan finansal tabloların onaylanması ilişkin 3 numaralı ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin 4 numaralı kararın ana sözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle tek tek iptalleri ile genel kurulda rededilen özel denetçi kararının iptali ve davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Bakırköy 7. ATM' nin 2014/849 E. sayılı dosyasında davalı vekili, aynı taleplerle dava dışı ... ve reşit olmayan diğer hissedar ... tarafından açılan davanın Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/741 esas sayılı dosyasında derdest bulunduğunu TTK nın 448/2 maddesi uyarınca davaların birleştirilmesi gerektiğini, davacı küçüklerin müvekkili şirketteki hisselerin temsili için Bakırköy 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/103 esas sayılı davasında kayyım tayin edildiğini ve vesayet makamının izni olmadan davaya devam edilemeyeceğini davanın yasal süresi içerisinde yapılmadığını, davacıların şirket genel kurulunun yapılması için açmış oldukları kayyım atanması talebini Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/591-305 sayılı kararı ile rededildiğini, genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile özel denetçi atanması talebinin aynı davada ileri sürülemeyeceğini TTK nın 448/3 maddesi gereğince teminat alınması gerektiğini, dava şartı olarak davacıların muhalefet şerhinin toplantı tutanağına yazılmadığını, iki ayrı genel kurul toplantısından alınan kararların tek bir davada iptalinin talep edilemeyeceğinin genel kurul toplantısının süresinde yapılmamasının iptal nedeni olmadığını ve diğer iddiaları gerçek olmadığını beyanla teminat yatırılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına, huzurdaki davanın Bakırköy 4.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/741 esas sayılı dosyası ile birleştirilerek tüm taleplerin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/411 E. sayılı dava dosyası yönünden davacılar vekili, müvekkilinin davalı şirketin %33,78 hissesine sahip ortağı olduğunu, davalı şirketin 21/04/2015 tarihinde 2014 yılı O.G.K. toplantısını yaptığını, davalı şirketin 2014 yılı O.G.K. toplantısını TTK 409. maddesinin öngördüğü üç aylık süreden sonra gecikmeli olarak yaptığını, bilahare 25/05/2015 tarihinde ertelenmiş O.G.K. toplantısını yaptığını, toplantıların müvekkillerinin bilgi alma hakkına riayet edilmeden gündemin görüşülmesine geçilerek gerçekleştiğini, alınan kararların afaki iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olduğunu, oy kullanması mümkün olmayan kişilerce oy kullanıldığını, dava konusu 21.04.2015 tarihli O.G.K.
toplantısında alınan 3 nolu kararın bilgi alma hakkına riayet edilmemesi, yönetim kurulu üyelerinin seçilmesiyle ilgili 9 nolu kararın ayını yönetim kurulu üyelerinin tekraren seçilmesinin dürüstlük kuralına ve yasaya aykırı olması, yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine ilişkin 11 nolu kararın zaten yüksek olan maliyetleri artırılmasına gerek bulunmaması, yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine ilişkin 12 nolu ve 13 nolu sermaye artışına ilişkin kararların dürüstlük kuralı ve yasaya açıkça aykırı olması, 25.05.2015 tarihli genel kurul kararlarından 3 nolu finansal tablolara ilişkin kararın sorulara verilen cevapların tutanağa yanlış geçirilmesi, yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 nolu kararın topluca oya sunularak yapılmış olması, kar paylarının dağıtımına ilişkin 5 nolu kararın bilgi alma hakkına ve dürüstlük kuralına aykırı olması, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 6 nolu kararın aynı sebebe bağlı olarak öncelikle butlanına, aksi halde afaki iyiniyet kurallarına ve yasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/411 E. sayılı davada davalı vekili, davacıların kendi lehlerine bile olsa müvekkili şirket tarafından alınan her genel kurul kararına muhalefet ederek bu kararlar aleyhine davalar açtığını, davacı ... tarafından velayeti altındaki çocuklarının hissesi kullanılarak müvekkili şirketi baskı altına almak istemesi nedeniyle çocuklarının müvekkili şirketteki hisseleri için Bakırköy 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 2013/103 E. sayılı dava dosyası ile dava açıldığını ve davacı çocuklarına kayyım atandığını, çocuklar adına dava açılabilmesi için vesayet makamından izin alınması gerektiğini ve alınmadığından davanın esasa girilmeden reddi gerektiğini, davacıların teminat yatırması gerektiğini, davacıların yapılan genel kurulda alınan kararlara ret oyu kullanmalarına rağmen muhalefet şerhlerini tutaklara geçirmediklerini, genel kurul toplantısının süresinde yapılmadığı iddiasının yersiz olduğunu, davacıların bilgi alma haklarının kısıtlandığı iddiasının gerçek dışı bulunduğunu, iptali talep edilen genel kurul kararlarının yasaya, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına bir aykırılığı bulunmadığını, kar dağıtılmaması kararının maddi koşullarının bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalı şirketin 06.06.2014 tarihli ve 07.07.2014 tarihli genel kurul kararlarıyla ilgili olan asıl davada ve birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/849 Esas sayılı davaları yönünden, 06.06.2014 tarihli genel kurulun 9 nolu gündem maddesiyle alınan kararın TTK'nın 395-396.maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verildiği, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere TTK'nın 436. maddesi uyarınca oylamaya katılmaması gereken ortak şirketin (Gram Altın Pazarlama San.ve Tic. A.Ş.'nin) oylamaya katılması sonucu olumlu karar almak için nisabın yeterli olmadığı, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren şirketlerle ortaklıklarının ve hakimiyetlerinin bulunması nedeniyle alınan izin kararının kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 06.06.2014 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektirecek bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, 07.07.2014 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 5.
maddesiyle alınan kârın dağıtılmamasına ilişkin kararın ileride sermaye artırımı yapılacağı gerekçesine dayandırılmış olmakla birlikte alınmış bir sermaye artırım kararı bulunmadığı, şirketin ekonomik durumu itibariyle sermaye artırımını zorunlu kılan bir durum bulunmadığı gerekçesiyle, kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 07.07.2014 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı; birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/411 Esas sayılı davası yönünden ise 21.04.2015 tarihli genel kurulda gündemin 12. maddesiyle alınan TTK'nın 395-396. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verilmesine dair kararın kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, 21.04.2015 tarihli genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı, 25.05.2015 tarihli genel kurulda alınan kararlardan kârın dağıtılmamasına ilişkin 5 nolu gündem maddesiyle alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, bu genel kurulda alınan diğer kararların iptalini gerektiren bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle sonuçta, asıl ve birleşen 2014/849 E.
sayılı davaların kısmen kabulüyle, 06.06.2014 tarihli genel kurulda alınan kararlardan yönetim kurulu üyelerine rekabet izni verilmesine dair 9 nolu kararın iptaline, bu genel kurulda alınan diğer kararlar yönünden davaların reddine, 07.07.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan kârın dağıtılmamasına ilişkin 5 nolu kararın iptaline, 3 ve 4 nolu kararlara ilişkin iptal talebinin reddine ve davacıların özel denetçi atanmasına ilişkin taleplerinin reddine, birleşen 2015/411 E.sayılı davanın kısmen kabulüyle, 21.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin 12 nolu kararın iptaline, 3, 9, 10, 11 ve 13 nolu kararlara ilişkin davanın reddine, 25.05.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlardan 5 nolu kararın iptaline, 3, 4 ve 6 nolu kararlar yönünden davanın reddine karar verilmiş;
karara karşı her iki taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca asıl davada davacıların ve birleşen davalarda davadan feragat eden ... dışındaki davacıların istinaf başvurularının esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden asıl ve birleşen davalar yönünden davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak ve davadan feragat eden davacı ...'ın feragati de dikkate alınarak, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; asıl davada davanın reddine, birleşen Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/849 E.
sayılı davasında davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın reddine, birleşen Bakırköy 4. ATM'nin 2015/411 E. sayılı davasında davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı ... vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ... vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 06.06.2014, 07.07.2014, 21.04.2015 ve 25.05.2015 tarihli genel kurul toplantılarında alınan muhtelif kararların iptali istemine ilişkin olup, 06.06.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan 9 numaralı, 21.04.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 12 numaralı karar şirket yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 ve 396 uyarınca izin verilmesine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nın ''Oydan Yoksunluk'' başlıklı 436. maddesinde ''Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. '' hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, yönetim kurulu üyelerine TTK’nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesi kişisel nitelikte bir işe ilişkin olduğundan yönetim kurulu üyelerinin bu müzakerelerde oy kullanmayacağı izahtan vasrestedir.
Dava konusu genel kurul kararlarının oylamasında, çoğunluğun olumlu oyu ile karar alınmış, oylamada yönetim kurulu üyesi ... oy kullanmamış ise de, dava dışı Gram Altın A.Ş oy kullanmıştır.
Uyuşmazlık, dava dışı Gram Altın A.Ş’nin pay sahibi bulunduğu davalı anonim şirketin genel kurullarında, aynı zamanda kendilerinin hakim ortağı ve yöneticisi olan ...’ı da kapsayacak şekilde, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerine, TTK’nın 395. ve 396. maddeleri çerçevesinde izin verilmesi oylamasında oydan yoksun olup olmadığına ilişkindir.
TTK’da oydan yoksunluk haline ilişkin mevcut düzenleme, anonim şirketin pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilmesi kaçınılması gereken bir yöntem ise de; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Dürüst davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüne yer verilmiştir. Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2/1.
maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü TMK’ya göre dürüstlük kuralları verir. Hakların kullanılması ve borçların ifasında geçerli davranış kuralları, herkes yönünden uygulanacağından, objektif bir nitelik taşımaktadır. Bu bağlamda TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma “hakların kullanılması” ve “borçların yerine getirilmesinde” söz konusu olur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen, hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme olanağını sağlamaktadır.
25. 01.1984 tarihli ve 3/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere, bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik oluşturduğu, gerçek hakkın tanınması ve bireyin korunması için tüm hukukî yolların kapalı bulunduğu zorunluluk hâllerinde, TMK’nın 2. maddesi uygulama alanı bulur ve olağanüstü bir imkân sağlar; haksızlığı düzeltici, yasadaki kuralları tamamlayıcı fonksiyonunu yerine getirir. Bir başka anlatımla, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkânını sağlamaktır. Madde hükmünün bu özelliği, İsviçre Federal Kurulunun Medeni Kanun tasarısını Millet Meclisine sevkine ilişkin 1904 tarihli mesajında;
“Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik teşkil ettiği ve gerçek hakkın tanınması ve ferdin korunması için bütün hukuki yolların kapalı bulunduğu hâllerde MK. m.2 f.2 hükmünün amacı, zaruretten doğan ve olağanüstü bir imkân sağlamaktır” şeklinde açıklanmaktadır. TMK’nın 2. maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralla kanunun ve hakkın mutlaklığı ilkesine istisna getirilmiştir. Ancak, bu kuralın taliliği (ikincilliği) de gözetilerek, öncelikle her meseleye ona ilişkin kanun hükümleri tatbik edilmeli; uygulanan kanun hükümlerinin adalete aykırı olabileceği bazı istisnai durumlarda da maddedeki kural, haksızlığı tashih edici bir şekilde uygulanabilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri oydan yoksun olup, müzakerede oy kullanmamış ise de; yönetim kurulu üyesi ...’ın hakim hissedarı olduğu Gramaltın A.Ş.'nin oyu ile yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395 ve 396 uyarınca izin verilmiştir. Gramaltın A.Ş. 2009 yılında kurulmuş olup, ...’ın bazı hisselerini devralmak suretiyle davalı şirkete 2013 yılında hissedar olmuş ve ...’ın oydan yoksunluk halinin bu şekilde aşılması sağlanmak istenmiştir. Bu durumun TMK 2. madde kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu nazara alınarak bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı ... yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/882719100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz