İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/605 E. 2019/8222 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
aleyhe delil↗ acentelik sözleşmesi↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ ispat külfeti↗ acente↗ ticari defter kayıtları↗ sözleşmenin feshi↗ acentelik↗ ek prim↗ ipotek↗ kesin süre↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ ıslah↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2019/605 E. , 2019/8222 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/09/2018 tarih ve 2018/359-2018/797 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya ipotek edildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro defterinin ibrazı için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar kesin süre verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını ispat külfeti altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshi kaynaklı alacağın davalı acente ... ile ipotek borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekilinin, davaya konu bir kısım alacakların zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklandığı, araç satışları nedeniyle bu poliçelerden bir kısmının iptal edildiği, dolayısıyla primlerin tahsil edilmediği yönündeki savunması üzerine, Dairemiz bozma ilamlarıyla, davacı tarafça CD ortamında sunulan kayıtların fiziki olarak dosyaya ibrazı sağlandıktan sonra, davalılar vekili tarafından sunulan rejistro kayıtları ile karşılaştırılmak suretiyle sonuca ulaşılması ve bu doğrultuda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararları bozulmuştur. Bozma sonrasında mahkemece yapılan yargılamalar sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece bozma ilamı öncesinde davacı sigorta şirketine ait ticari defterler ile dayanağı belgeler üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davalı ...'in davacıya 97.004,49 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Davalı ...'e ait defter, kayıt ve belgeler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre ise, davalının davacıya 95.818,64 TL borcu olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, davacı tarafça rejistro defterlerinin sunulmaması karşısında, davalının aleyhine delil teşkil eden kendi ticari defterlerindeki kayıtlara göre 95.818,64 TL prim borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz kararda… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6317 E. 2017/6785 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acente · sözleşmenin feshi · acentelik · ipotek · ıslah · ibraz · e-defter · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı borçlu ... savunmalarının subuta ermediği, davalı ...'in kendi «defterleri» üzerinde yapılan inceleme sonucu davacıya borçlu olduğu, ancak davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davacı tarafça da itiraz edilmeyen 97.004,49 TL davalı ...'den alacağı olduğu, tarafların karşılıklı olarak rejistro defterlerinin incelenmesi gerektiği ancak davacı sigorta şirketinin CD ortamında, davalı «acentenin» ise yalnızca Ocak 2007 - Haziran 2007 yılı rejistro defter dökümlerini sunduğu, bu sebeple bozma ilamına uygun bir inceleme ve karşılaştırma yapılamadığı gerekçesi ile davanın «ıslah» yolu ile alacak davasına dönüştürülmüş olması da dikkate alınarak davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 97.004,49 TL'nin dava tarihi olan 03.12.2008 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden fazla istemin reddine, «ipotek» borçlusu ... hakkında alacağın tahsili istenemeyeceğinden tahsil istemi içerisinde alacağın tespiti isteminin evveliyetle yer aldığı kabul edilerek davacının ipotek borçlusu ...' den 97.004,49 TL alacaklı olduğunun tespitine, davacı alacaklının alacağı ilam ile anılan ... hakkında yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile ilamlı takip yapabileceğine ve bu ilamlı takipten «tahsilde tekerrüre» meydan verilmemesine ve ipoteğin üst sınır ipoteği olması nedeni ile 130.000,00 TL limit miktarının dışına çıkılmamasına ve başlatılacak takibe ilişkin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra «masraflarının» tahsiline hüküm verilirken limitin aşılmamasına dikkat edilmesi yönünde hükümde sınırlı bir ibarenin yer almasına karar verilmiştir.
… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alınması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kayıtlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hem de sigorta şirketinin ... «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.'' denilerek, iptal ed …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehnin paraya çevrilmesi · tahsilde tekerrür · ba formu · reeskont faizi · üçüncü kişi · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı borçlu ... savunmalarının subuta ermediği, davalı ...'in kendi «defterleri» üzerinde yapılan inceleme sonucu davacıya borçlu olduğu, ancak davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davacı tarafça da itiraz edilmeyen 97.004,49 TL davalı ...'den alacağı olduğu, tarafların karşılıklı olarak rejistro defterlerinin incelenmesi gerektiği ancak davacı sigorta şirketinin CD ortamında, davalı «acentenin» ise yalnızca Ocak 2007 - Haziran 2007 yılı rejistro defter dökümlerini sunduğu, bu sebeple bozma ilamına uygun bir inceleme ve karşılaştırma yapılamadığı gerekçesi ile davanın «ıslah» yolu ile alacak davasına dönüştürülmüş olması da dikkate alınarak davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 97.004,49 TL'nin dava tarihi olan 03.12.2008 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden fazla istemin reddine, «ipotek» borçlusu ... hakkında alacağın tahsili istenemeyeceğinden tahsil istemi içerisinde alacağın tespiti isteminin evveliyetle yer aldığı kabul edilerek davacının ipotek borçlusu ...' den 97.004,49 TL alacaklı olduğunun tespitine, davacı alacaklının alacağı ilam ile anılan ... hakkında yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile ilamlı takip yapabileceğine ve bu ilamlı takipten «tahsilde tekerrüre» meydan verilmemesine ve ipoteğin üst sınır ipoteği olması nedeni ile 130.000,00 TL limit miktarının dışına çıkılmamasına ve başlatılacak takibe ilişkin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra «masraflarının» tahsiline hüküm verilirken limitin aşılmamasına dikkat edilmesi yönünde hükümde sınırlı bir ibarenin yer almasına karar verilmiştir.
… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alınması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kayıtlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hem de sigorta şirketinin ... «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.'' denilerek, iptal ed …
… lirkişi heyetine tevdi edilmiş; heyet raporunda, davacı vekilinin rejistro kayıtlarını CD ortamında sunduğunu, davalılar vekilinin ise 28.05.2014 tarihli 3. celsede «acente» sözleşmesi sonlandırıldıktan sonra müvekkilinin ekranının kapatıldığını, bu sebeple rejistro kayıtlarının bulunmadığını belirttiğini, davalılar vekili tarafından sunulan kredi kartı ile poliçe ödeme «formu» gibi dokümanların ise rejistro kayıtları sunulmadan münferiden değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay bozma ilamına uygun bir değerlendirme yapılamadığını belirtmiştir …
Bu itibarla mahkemece davacı tarafça CD ortamında sunulan kayıtların fiziki olarak dosyaya «ibrazı» sağlandıktan sonra, davalılar vekili tarafından sunulan rejistro kayıtları ile karşılaştırılmak suretiyle Dairemiz bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doru olmamış, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmişti …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4726 E. 2013/21202 K.
Ortak:acentelik · ipotek · ıslah · e-defter · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hemde sigorta şirketinin rejistro «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacalısı olan davacının ilam ile yalnızca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla ilamlı takipte bulunabileceği, tahsil istemi içerisinde tespit isteminin de yer aldığı, bu nedenle davalı «ipotek» borçlusu Durkadın yönünden alacağın tespitine karar verildiği, davalının sigorta şirketine 97.004,49 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın k …
3- Öte yandan, kabule göre 09.06.2011 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, talep alacak davasına dönüştürüldüğü, 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsili talep edildiği halde, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK 74. ve sonradan yürürlüge giren HMK'nın 26. maddesine aykırı olarak talebi aşar şekilde takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehnin paraya çevrilmesi · rehin · üçüncü kişi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacalısı olan davacının ilam ile yalnızca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla ilamlı takipte bulunabileceği, tahsil istemi içerisinde tespit isteminin de yer aldığı, bu nedenle davalı «ipotek» borçlusu Durkadın yönünden alacağın tespitine karar verildiği, davalının sigorta şirketine 97.004,49 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın k …
… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hemde sigorta şirketinin rejistro «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3 benzer karar daha
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1944 E. 2015/899 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaBu durumda, davacı tarafça rejistro «defterlerinin» sunulmaması karşısında, davalının «aleyhine delil» teşkil eden kendi «ticari defterlerindeki kayıtlara» göre 95.818,64 TL «prim» borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · mahsup · komisyon
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, «prim» borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazı …
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının itirazında belirttiği gibi rejistro kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, «prim» üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğuna ilişkin itirazı üzerinde yeterince durulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8437 E. 2018/2380 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Dava, tali «acentelik sözleşmesinden» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · imzaya itiraz · imza incelemesi · ihtarname · eksik inceleme · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Davalı vekili, «acentelik» faaliyetlerine 31.08.2006 tarihinde «son» verdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan poliçelerin müvekkili tarafından düzenlenmediğini ve üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının tek taraflı düzenlediği bakiye borç belgelerinin dayanaklarının araştırılması gerektiğini savunmuş, dosyaya yalnız fotokopileri sunulan poliçelerin asıllarının sunularak «imza incelemesi» yapılması ve hatta davacının rejistro kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir.
Bu durumda, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davalının bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu ciddi itirazların karşılanması, davacı tarafından iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının dosyaya sunulması, poliçelerin hangi tali «acente» tarafından düzenlenmiş olduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde gerekirse «imza incelemesi» yapılarak tespit edilmesi, aynı zamanda davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi ve davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının tespiti ile bir sonuca va …
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1466 E. 2013/15616 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz · e-defter
İncelediğiniz kararda… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro «defterlerinin» sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu def …
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından «ibraz» edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, «acentelik» akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken «primler» olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren som …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · mükerrerlik · teminat mektubu · kötüniyet tazminatı · olumsuz oy · mahsup · fesih · havale
Benzer bu kararda4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya «havale» edilen toplam 10.000 TL ile «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan «mahsup» edildiğini belirterek «bilirkişi raporuna itirazda» bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe «primlerinin» bulunduğunu savunmuş olup «bilirkişi raporuna itirazlarını» içeren 13.04.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da «fesih» tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir.
3- Ayrıca, davalı tarafça takibin «kötüniyetle» yapıldığı savunularak davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu «olumsuz» herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/605 E. , 2019/8222 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 18/09/2018 tarih ve 2018/359-2018/797 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya ipotek edildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro defterinin ibrazı için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar kesin süre verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını ispat külfeti altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshi kaynaklı alacağın davalı acente ... ile ipotek borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekilinin, davaya konu bir kısım alacakların zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklandığı, araç satışları nedeniyle bu poliçelerden bir kısmının iptal edildiği, dolayısıyla primlerin tahsil edilmediği yönündeki savunması üzerine, Dairemiz bozma ilamlarıyla, davacı tarafça CD ortamında sunulan kayıtların fiziki olarak dosyaya ibrazı sağlandıktan sonra, davalılar vekili tarafından sunulan rejistro kayıtları ile karşılaştırılmak suretiyle sonuca ulaşılması ve bu doğrultuda karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararları bozulmuştur.
Bozma sonrasında mahkemece yapılan yargılamalar sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece bozma ilamı öncesinde davacı sigorta şirketine ait ticari defterler ile dayanağı belgeler üzerinde yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarına göre, davalı ...'in davacıya 97.004,49 TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Davalı ...'e ait defter, kayıt ve belgeler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre ise, davalının davacıya 95.818,64 TL borcu olduğu belirlenmiştir. Bu durumda, davacı tarafça rejistro defterlerinin sunulmaması karşısında, davalının aleyhine delil teşkil eden kendi ticari defterlerindeki kayıtlara göre 95.818,64 TL prim borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine,16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/691839000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz