Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/8437 E. 2018/2380 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik ilişkisi↗ imzaya itiraz↗ imza incelemesi↗ acentelik sözleşmesi↗ acente↗ acentelik↗ ihtarname↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali acentelik sözleşmesinin dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tali acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de acentelik ilişkisinin devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, acentelik faaliyetlerine 31.08.2006 tarihinde son verdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan poliçelerin müvekkili tarafından düzenlenmediğini ve üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının tek taraflı düzenlediği bakiye borç belgelerinin dayanaklarının araştırılması gerektiğini savunmuş, dosyaya yalnız fotokopileri sunulan poliçelerin asıllarının sunularak imza incelemesi yapılması ve hatta davacının rejistro kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir. Ancak, mahkemece davalının, dosyaya fotokopileri sunulan davacının iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının sunulması, imza itirazı ve davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi talebine yönelik bir araştırma yapılmadığı gibi davalının ciddi itirazlarına rağmen bilirkişi heyetince düzenlenen ek rapor hükme esas alınmıştır. Bu durumda, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davalının bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu ciddi itirazların karşılanması, davacı tarafından iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının dosyaya sunulması, poliçelerin hangi tali acente tarafından düzenlenmiş olduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde gerekirse imza incelemesi yapılarak tespit edilmesi, aynı zamanda davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi ve davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının tespiti ile bir sonuca varılması gerektiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Dava, tali «acentelik sözleşmesinden» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1944 E. 2015/899 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Dava, tali «acentelik sözleşmesinden» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · ek prim · mahsup · komisyon · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaTaraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, «prim» borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazı …
Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının itirazında belirttiği gibi rejistro kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, «prim» üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğuna ilişkin itirazı üzerinde yeterince durulmamıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/605 E. 2019/8222 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acente · acentelik
İncelediğiniz karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Dava, tali «acentelik sözleşmesinden» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · ticari defter kayıtları · sözleşmenin feshi · ek prim · ipotek · kesin süre
Benzer bu karardaBu durumda, davacı tarafça rejistro «defterlerinin» sunulmaması karşısında, davalının «aleyhine delil» teşkil eden kendi «ticari defterlerindeki kayıtlara» göre 95.818,64 TL «prim» borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11679 E. 2014/19705 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ayırt edicilik · haksız rekabet · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının kullanım ile «ayırt edicilik» kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde tescil ve gerekse kullanımı nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafın fiilen kullandığı "..." ibaresinin karşılaştırmalı yapılan incelemesinde davacı tarafa ait markaya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kullanılmak suretiyle «iltibasa» sebebiyet verdiği, davalının 556 sayılı KHK 9/1-b bendine aykırı olarak «marka hakkına tecavüz» ettiği kullanımının bu suretle TTK hükümleri kapsamında «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davaya konu " ..." ibaresini davacı taraf tescilli markalarının bulunduğu 5, 16, 35, 38, 41. sınıflar kapsa …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/8437 E. , 2018/2380 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.03.2016 tarih ve 2014/300-2016/200 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketle davalı arasında tali acentelik sözleşmesinin düzenlendiğini, davalının bu sözleşmeye dayanarak 2006 yılı 8, 9, 10 ve 11. aylarla 2007 yılı 1,2,3,6,7,8,9,10,11. aylara ilişkin olarak toplam 40.052,77 TL'lik sigorta üretimi yaptığını, davacıyla davalının aralarındaki sözleşme gereğince yapılan sigorta üretim bedellerinin tamamının davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği halde 25.000,00 TL'sinin ödenmediğini ileri sürerek 25.000,00 TL alacağın temerrüt tarihi olan 27.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiş, 28.12.2012 havale tarihli dilekçesiyle "delil listesini ıslah ettiğini" belirterek yeni delil listesi vermiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen .... Acentelik sözleşmesinin 01.08.2005–01.08.2006 tarihleri arasında geçerli olduğunu, bu sözleşmenin bitiminden sonra karşılıklı mutabakatla yenilenmediğini, davalının sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle sigorta acenteliği ve broker faaliyetlerine son vererek işyerini ve vergi kayıtlarını kapattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali acentelik sözleşmesinin dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tali acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de acentelik ilişkisinin devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili, acentelik faaliyetlerine 31.08.2006 tarihinde son verdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan poliçelerin müvekkili tarafından düzenlenmediğini ve üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının tek taraflı düzenlediği bakiye borç belgelerinin dayanaklarının araştırılması gerektiğini savunmuş, dosyaya yalnız fotokopileri sunulan poliçelerin asıllarının sunularak imza incelemesi yapılması ve hatta davacının rejistro kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir. Ancak, mahkemece davalının, dosyaya fotokopileri sunulan davacının iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının sunulması, imza itirazı ve davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi talebine yönelik bir araştırma yapılmadığı gibi davalının ciddi itirazlarına rağmen bilirkişi heyetince düzenlenen ek rapor hükme esas alınmıştır.
Bu durumda, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davalının bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu ciddi itirazların karşılanması, davacı tarafından iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının dosyaya sunulması, poliçelerin hangi tali acente tarafından düzenlenmiş olduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde gerekirse imza incelemesi yapılarak tespit edilmesi, aynı zamanda davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi ve davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının tespiti ile bir sonuca varılması gerektiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/419610800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz