Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/1944 E. 2015/899 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil sözleşmesi↗ acentelik sözleşmesi↗ ticari defter ve kayıtlar↗ acentelik↗ ek prim↗ mahsup↗ komisyon↗ ticari defter↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan mahsup edildiği, acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı defter ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı defter ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, prim borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade komisyon oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazında ise bu durumun ancak rejistro kayıtları karşılaştırılarak çözüme kavuşturulacağını ifade etmiştir.
Taraflar arasında delil sözleşmesinin bulunması davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez. Bir başka deyişle davalının yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmaz. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının itirazında belirttiği gibi rejistro kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, iptal edilen poliçelerle ilgili iade komisyon oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğuna ilişkin itirazı üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacının sunduğu delil ve belgeler ile birlikte sigorta kayıtları karşılıklı olarak incelenerek, rejistro kayıtları da getirtilip davacının iddia ve bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazları üzerinde durularak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
İncelediğiniz kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/605 E. 2019/8222 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Benzer bu karardaBu durumda, davacı tarafça rejistro «defterlerinin» sunulmaması karşısında, davalının «aleyhine delil» teşkil eden kendi «ticari defterlerindeki kayıtlara» göre 95.818,64 TL «prim» borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · acente · ticari defter kayıtları · sözleşmenin feshi · ipotek · kesin süre
Benzer bu karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı tarafça rejistro «defterlerinin» sunulmaması karşısında, davalının «aleyhine delil» teşkil eden kendi «ticari defterlerindeki kayıtlara» göre 95.818,64 TL «prim» borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8437 E. 2018/2380 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Dava, tali «acentelik sözleşmesinden» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · imzaya itiraz · imza incelemesi · acente · ihtarname · eksik inceleme · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaBu durumda, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davalının bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu ciddi itirazların karşılanması, davacı tarafından iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının dosyaya sunulması, poliçelerin hangi tali «acente» tarafından düzenlenmiş olduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde gerekirse «imza incelemesi» yapılarak tespit edilmesi, aynı zamanda davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi ve davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının tespiti ile bir sonuca va …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Davalı vekili, «acentelik» faaliyetlerine 31.08.2006 tarihinde «son» verdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan poliçelerin müvekkili tarafından düzenlenmediğini ve üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının tek taraflı düzenlediği bakiye borç belgelerinin dayanaklarının araştırılması gerektiğini savunmuş, dosyaya yalnız fotokopileri sunulan poliçelerin asıllarının sunularak «imza incelemesi» yapılması ve hatta davacının rejistro kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13807 E. 2013/12049 K.
Ortak:delil sözleşmesi · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunun denetlendiği, davacının borçluya ödeme için 5 gün süre verdiği «ihtarnamenin» 17.07.2009 tarihinde davalıya tebliği edildiği, dolayısıyla 25.07.2009 tarihi itibariyle «temerrüdün» oluştuğu, sözleşme «fesih» tarihi itibariyle %19 yıllık «ticari faiz» hesabı yapıldığında takipte istenen faizin yerinde olduğu, takip talebinde gösterilen alacağın «ticari defterlerden» tespit edildiği, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 83 ve devamı maddeleri uyarınca her iki tarafa ait «ticari defter» ve kayıtlarının, davalı rejistro defterinin getirtilerek karşılaştırılması, davalı hakkında ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · fesih · ihtarname · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · cy/cy kaydı · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2009/33158 E. sayılı takip dosyasında davacının 61.154,57 TL alacaklı olduğunun tespitine, bu miktara vaki itirazın iptaline, ana para 60.306,97 TL 'ye takipten itibaren %19' u geçmemek üzere ve değişen oranlar gözönüne alınmak «kaydı» ile «avans faizi» uygulanmak suretiyle takibin devamına, % 40 «icra inkar tazminatı» olan 24.461,82 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunun denetlendiği, davacının borçluya ödeme için 5 gün süre verdiği «ihtarnamenin» 17.07.2009 tarihinde davalıya tebliği edildiği, dolayısıyla 25.07.2009 tarihi itibariyle «temerrüdün» oluştuğu, sözleşme «fesih» tarihi itibariyle %19 yıllık «ticari faiz» hesabı yapıldığında takipte istenen faizin yerinde olduğu, takip talebinde gösterilen alacağın «ticari defterlerden» tespit edildiği, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma dosyasının celbedilerek davaya etkili olup olmadığının değerlendirilmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davalı delilleri değerlendirilmeden «eksik inceleme» ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7229 E. 2014/14847 K.
Ortak:delil sözleşmesi · acentelik sözleşmesi · acentelik · komisyon · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Benzer bu karardaDavacı, «acentelik sözleşmesi» sırasında hak ettiği «komisyonların» davalı şirketçe hiç uygulanmadığı ya da eksik uygulandığını, iptal edilen bir kısım poliçelerde ise daha fazla komisyon iptaline gidildiğini iddia etmiş ve «bilirkişi incelemesine» esas olması için eksik komisyonlara ilişkin listeyi sunmuştur.
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davacı «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmede davalıya ait «ticari defter» ve kayıtlarının «münhasıran delil niteliğinde» olduğunun kararlaştırıldığı, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenip sunulan listenin esas alınamayacağı, davalı defterlerinde davacı alacağı olarak tespit …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasır delil · delil niteliği · münhasırlık · denetime elverişlilik · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmede davalıya ait «ticari defter» ve kayıtlarının «münhasıran delil niteliğinde» olduğunun kararlaştırıldığı, davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenip sunulan listenin esas alınamayacağı, davalı defterlerinde davacı alacağı olarak tespit …
Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişiler «denetime elverişli» ve uyuşmazlığın çözümüne imkan verecek rapor «ibraz» etmemişler, uzman bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini bildirmişlerdir.
Davacı, «acentelik sözleşmesi» sırasında hak ettiği «komisyonların» davalı şirketçe hiç uygulanmadığı ya da eksik uygulandığını, iptal edilen bir kısım poliçelerde ise daha fazla komisyon iptaline gidildiğini iddia etmiş ve «bilirkişi incelemesine» esas olması için eksik komisyonlara ilişkin listeyi sunmuştur.
Bu itibarla mevcut ise rejistro «defterinin» getirtilmesi, davacı tarafından sunulan listelerde yer alan tutarlarla ve davalı kayıtlarıyla karşılaştırılması, hüküm kurmaya ve hükmü izlemeye imkan verecek konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1466 E. 2013/15616 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · mahsup · e-defter
İncelediğiniz kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, «prim» borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazı …
Benzer bu kararda2- Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro «defterlerinin» sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu def …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından «ibraz» edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, «acentelik» akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken «primler» olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren som …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporuna itiraz · mükerrerlik · teminat mektubu · kötüniyet tazminatı · olumsuz oy · fesih · havale · kötüniyet
Benzer bu kararda3- Ayrıca, davalı tarafça takibin «kötüniyetle» yapıldığı savunularak davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu «olumsuz» herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya «havale» edilen toplam 10.000 TL ile «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan «mahsup» edildiğini belirterek «bilirkişi raporuna itirazda» bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur.
Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe «primlerinin» bulunduğunu savunmuş olup «bilirkişi raporuna itirazlarını» içeren 13.04.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da «fesih» tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/1944 E. , 2015/899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/09/2013 tarih ve 2011/331-2013/217 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/01/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakim.... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 23.06.2003 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, 23.08.2010 tarihinde tahsil edilen primlerin davalıya intikal ettirilmediği, kanun, yönetmelik ve sözleşmeye uyulmadığı gerekçesiyle sözleşme feshedilip, teminat mektubunun nakde çevrildiğini, oysa davalıya borçları olmadığı gibi, 9.770,21 TL alacaklı olduklarını, 20.000 TL teminat mektubunun nakde çevrilmesinin ve sözleşmenin feshinin haksız olduğunu ileri sürerek, 29.770,21 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tahsil ettiği primleri şirkete intikal ettirmediğini, sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan mahsup edildiği, acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı defter ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı defter ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, prim borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade komisyon oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazında ise bu durumun ancak rejistro kayıtları karşılaştırılarak çözüme kavuşturulacağını ifade etmiştir.
Taraflar arasında delil sözleşmesinin bulunması davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez. Bir başka deyişle davalının yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmaz. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının itirazında belirttiği gibi rejistro kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, iptal edilen poliçelerle ilgili iade komisyon oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğuna ilişkin itirazı üzerinde yeterince durulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacının sunduğu delil ve belgeler ile birlikte sigorta kayıtları karşılıklı olarak incelenerek, rejistro kayıtları da getirtilip davacının iddia ve bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazları üzerinde durularak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/01/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/167761600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz