İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4726 E. 2013/21202 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehnin paraya çevrilmesi↗ rehin↗ acentelik↗ ipotek↗ üçüncü kişi↗ ıslah↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, rehin alacalısı olan davacının ilam ile yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte bulunabileceği, tahsil istemi içerisinde tespit isteminin de yer aldığı, bu nedenle davalı ipotek borçlusu Durkadın yönünden alacağın tespitine karar verildiği, davalının sigorta şirketine 97.004,49 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 97.004,49 TL'nin takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, ipotek borçlusu ... yönünden, alacağın tahsili istenemeyeceğinden 97.004,49 TL davacının alacaklı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; davalı taraf davaya konu bir kısım alacaklarının zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklandığını, araç satışları nedeniyle bu poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da üçüncü kişiler ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem acentenin hemde sigorta şirketinin rejistro defterlerinin karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, kabule göre 09.06.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle, talep alacak davasına dönüştürüldüğü, 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsili talep edildiği halde, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK 74. ve sonradan yürürlüge giren HMK'nın 26. maddesine aykırı olarak talebi aşar şekilde takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/605 E. 2019/8222 K.
Ortak:acentelik · ipotek · ıslah · e-defter · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hemde sigorta şirketinin rejistro «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacalısı olan davacının ilam ile yalnızca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla ilamlı takipte bulunabileceği, tahsil istemi içerisinde tespit isteminin de yer aldığı, bu nedenle davalı «ipotek» borçlusu Durkadın yönünden alacağın tespitine karar verildiği, davalının sigorta şirketine 97.004,49 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın k …
3- Öte yandan, kabule göre 09.06.2011 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, talep alacak davasına dönüştürüldüğü, 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsili talep edildiği halde, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK 74. ve sonradan yürürlüge giren HMK'nın 26. maddesine aykırı olarak talebi aşar şekilde takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · acentelik sözleşmesi · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · acente · ticari defter kayıtları · sözleşmenin feshi · ek prim
Benzer bu karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda, davacı tarafça rejistro «defterlerinin» sunulmaması karşısında, davalının «aleyhine delil» teşkil eden kendi «ticari defterlerindeki kayıtlara» göre 95.818,64 TL «prim» borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6317 E. 2017/6785 K.
Ortak:rehnin paraya çevrilmesi · acentelik · ipotek · üçüncü kişi · ıslah · e-defter · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hemde sigorta şirketinin rejistro «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «rehin» alacalısı olan davacının ilam ile yalnızca «rehnin paraya çevrilmesi» yoluyla ilamlı takipte bulunabileceği, tahsil istemi içerisinde tespit isteminin de yer aldığı, bu nedenle davalı «ipotek» borçlusu Durkadın yönünden alacağın tespitine karar verildiği, davalının sigorta şirketine 97.004,49 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın k …
3- Öte yandan, kabule göre 09.06.2011 tarihli «ıslah» dilekçesiyle, talep alacak davasına dönüştürüldüğü, 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsili talep edildiği halde, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK 74. ve sonradan yürürlüge giren HMK'nın 26. maddesine aykırı olarak talebi aşar şekilde takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı borçlu ... savunmalarının subuta ermediği, davalı ...'in kendi «defterleri» üzerinde yapılan inceleme sonucu davacıya borçlu olduğu, ancak davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davacı tarafça da itiraz edilmeyen 97.004,49 TL davalı ...'den alacağı olduğu, tarafların karşılıklı olarak rejistro defterlerinin incelenmesi gerektiği ancak davacı sigorta şirketinin CD ortamında, davalı «acentenin» ise yalnızca Ocak 2007 - Haziran 2007 yılı rejistro defter dökümlerini sunduğu, bu sebeple bozma ilamına uygun bir inceleme ve karşılaştırma yapılamadığı gerekçesi ile davanın «ıslah» yolu ile alacak davasına dönüştürülmüş olması da dikkate alınarak davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 97.004,49 TL'nin dava tarihi olan 03.12.2008 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden fazla istemin reddine, «ipotek» borçlusu ... hakkında alacağın tahsili istenemeyeceğinden tahsil istemi içerisinde alacağın tespiti isteminin evveliyetle yer aldığı kabul edilerek davacının ipotek borçlusu ...' den 97.004,49 TL alacaklı olduğunun tespitine, davacı alacaklının alacağı ilam ile anılan ... hakkında yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile ilamlı takip yapabileceğine ve bu ilamlı takipten «tahsilde tekerrüre» meydan verilmemesine ve ipoteğin üst sınır ipoteği olması nedeni ile 130.000,00 TL limit miktarının dışına çıkılmamasına ve başlatılacak takibe ilişkin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra «masraflarının» tahsiline hüküm verilirken limitin aşılmamasına dikkat edilmesi yönünde hükümde sınırlı bir ibarenin yer almasına karar verilmiştir.
… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alınması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kayıtlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hem de sigorta şirketinin ... «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.'' denilerek, iptal ed …
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · tahsilde tekerrür · acente · ba formu · sözleşmenin feshi · reeskont faizi · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davalı borçlu ... savunmalarının subuta ermediği, davalı ...'in kendi «defterleri» üzerinde yapılan inceleme sonucu davacıya borçlu olduğu, ancak davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davacı defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı tarafın defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen ve davacı tarafça da itiraz edilmeyen 97.004,49 TL davalı ...'den alacağı olduğu, tarafların karşılıklı olarak rejistro defterlerinin incelenmesi gerektiği ancak davacı sigorta şirketinin CD ortamında, davalı «acentenin» ise yalnızca Ocak 2007 - Haziran 2007 yılı rejistro defter dökümlerini sunduğu, bu sebeple bozma ilamına uygun bir inceleme ve karşılaştırma yapılamadığı gerekçesi ile davanın «ıslah» yolu ile alacak davasına dönüştürülmüş olması da dikkate alınarak davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 97.004,49 TL'nin dava tarihi olan 03.12.2008 tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden fazla istemin reddine, «ipotek» borçlusu ... hakkında alacağın tahsili istenemeyeceğinden tahsil istemi içerisinde alacağın tespiti isteminin evveliyetle yer aldığı kabul edilerek davacının ipotek borçlusu ...' den 97.004,49 TL alacaklı olduğunun tespitine, davacı alacaklının alacağı ilam ile anılan ... hakkında yalnız «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile ilamlı takip yapabileceğine ve bu ilamlı takipten «tahsilde tekerrüre» meydan verilmemesine ve ipoteğin üst sınır ipoteği olması nedeni ile 130.000,00 TL limit miktarının dışına çıkılmamasına ve başlatılacak takibe ilişkin dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra «masraflarının» tahsiline hüküm verilirken limitin aşılmamasına dikkat edilmesi yönünde hükümde sınırlı bir ibarenin yer almasına karar verilmiştir.
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
… lirkişi heyetine tevdi edilmiş; heyet raporunda, davacı vekilinin rejistro kayıtlarını CD ortamında sunduğunu, davalılar vekilinin ise 28.05.2014 tarihli 3. celsede «acente» sözleşmesi sonlandırıldıktan sonra müvekkilinin ekranının kapatıldığını, bu sebeple rejistro kayıtlarının bulunmadığını belirttiğini, davalılar vekili tarafından sunulan kredi kartı ile poliçe ödeme «formu» gibi dokümanların ise rejistro kayıtları sunulmadan münferiden değerlendirilemeyeceğini, Yargıtay bozma ilamına uygun bir değerlendirme yapılamadığını belirtmiştir …
Bu itibarla mahkemece davacı tarafça CD ortamında sunulan kayıtların fiziki olarak dosyaya «ibrazı» sağlandıktan sonra, davalılar vekili tarafından sunulan rejistro kayıtları ile karşılaştırılmak suretiyle Dairemiz bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doru olmamış, hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmişti …
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.
Ortak:acentelik
İncelediğiniz kararda… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hemde sigorta şirketinin rejistro «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik sözleşmesi · bozma sonrası karar
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11126 E. 2016/5699 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · maddi tazminat · karar verilmesine yer olmadığına · temsil
Benzer bu karardaAncak, Dairemiz bozma ilamından önce alacak talebi hususunda verilen kabul kararının kesinleşmiş olmasına ve «bozma sonrası» yapılan yargılama sonucunda da mahkemece bu gerekçe ile anılan istem yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde hüküm tesis edilmesine rağmen, hüküm fıkrasının 4. bendinde ''Davalı kendisini vekil ile «temsil» ettiğinden «maddi tazminat» yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.004,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' …
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «maddi tazminata» ilişkin talebin bozmaya konu yapılmayarak kesinleştiği, manevi tazminat isteminin ise, bozma ilamında da belirtildiği üzere hesaptaki paranın makul bir süre ödenmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı tarafın nasıl bir cismani zarara uğradığını, maddi nitelikte olmayan hangi kişisel değerinin ihlal edildiğini de kanıtlayamadığı gerekçesiyle, maddi tazminat istemi yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», manevi tazminat isteminin ise, reddine karar verilmiştir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1944 E. 2015/899 K.
Ortak:acentelik · e-defter
İncelediğiniz kararda… poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da «üçüncü kişiler» ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem «acentenin» hemde sigorta şirketinin rejistro «defterlerinin» karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · acentelik sözleşmesi · ek prim · mahsup · komisyon · ticari defter
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, «prim» borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazı …
Taraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının itirazında belirttiği gibi rejistro kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, «prim» üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğuna ilişkin itirazı üzerinde yeterince durulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13691 E. 2011/7686 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fesih hakkının kötüye kullanılması · objektif iyiniyet · hakkın kötüye kullanılması · sözleşmenin feshi · iyiniyet · fesih
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın temyizi üzerine Dairemizce davalının sözleşmeyi «fesih hakkını kötüye kullanıp» kullanmadığının belirlenmesinin gerektiği gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılamada, «sözleşmenin feshinin» «objektif iyiniyet» koşullarına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 249.004,50 TL’nin faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2535 E. 2010/8279 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · kira sözleşmesi · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 01.01.1998 tarihli «kira sözleşmesiyle» 1538,16 m2 alanın kiraya verildiği, sonradan fiili kullanım alanının 1387 m2 kapalı ve 338 m2 açık alana çıkarıldığını, Ankara Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nin kesinleşen 2004/138 esas sayılı davasında fiili kullanım miktarının yukarıda belirtilen miktarlarda olduğunun kabul edildiği, 3 aylık eksik kira bedelinin 8.004,74 YTL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 24.014,22 YTL’nın davalıdan tahsiline, alacağın 8.004,74 YTL’na 18.01.2007 tarihinden, 8.004,74 YTL’na 16.04.2007 tarihinden, 8.004,74 YTL’na 16.07.2007 tarihinden itibaren % 2,5 oranını aşmamak üzere 6183 sayılı yasada yazılı oranda «gecikme faizi» uygulanmasına karar verilmiştir.
2-Ancak, hesaplanan kira alacaklarına % 18 KDV eklenmesi gerekirken, talebe rağmen bu tutarın hükmedilen alacağa «dahil» edilmemesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4726 E. , 2013/21202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.10.2011 tarih ve 2008/801-2011/459 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya ipotek edildiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir.
Davalılar vekili, İİK'nın 149/b maddesi uyarınca takip yapılabilmesi için alacağın muaccel olması gerektiğini, takipten önce müvekkillerine ihtarname gönderilmediğini, davacıya herhangi bir borçları olmadığını, bir kısım tahsilatların kredi kartıyla yapıldığını, poliçe kredi kartı ödeme formlarının davacıya gönderildiğini, davacının primleri kredi kartıyla tahsil ettiğini, belirlenen miktardan acente komisyonlarının mahsup edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, rehin alacalısı olan davacının ilam ile yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte bulunabileceği, tahsil istemi içerisinde tespit isteminin de yer aldığı, bu nedenle davalı ipotek borçlusu Durkadın yönünden alacağın tespitine karar verildiği, davalının sigorta şirketine 97.004,49 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 97.004,49 TL'nin takip tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, ipotek borçlusu ... yönünden, alacağın tahsili istenemeyeceğinden 97.004,49 TL davacının alacaklı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; davalı taraf davaya konu bir kısım alacaklarının zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklandığını, araç satışları nedeniyle bu poliçelerden bir kısmının iptal edildiğini, alacak tutarının hesaplanmasında bunların nazara alanması gerektiğini savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da üçüncü kişiler ile yapılan poliçelerin iptal edilip edilmediğinin rejistro kaytlarında yer aldığı, bu husustaki incelemenin hem acentenin hemde sigorta şirketinin rejistro defterlerinin karşılıklı incelenmesi ile ortaya çıkacağı belirtildiği halde, anılan kayıtlar üzerinde inceleme yapılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, kabule göre 09.06.2011 tarihli ıslah dilekçesiyle, talep alacak davasına dönüştürüldüğü, 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsili talep edildiği halde, dava tarihinde yürürlükte olan HUMK 74. ve sonradan yürürlüge giren HMK'nın 26. maddesine aykırı olarak talebi aşar şekilde takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalılar yaranına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 22.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046143700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz