6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1466 E. 2013/15616 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi bilirkişi raporuna itiraz mükerrerlik teminat mektubu kötüniyet tazminatı acentelik ek prim olumsuz oy mahsup fesih havale kötüniyet icra inkar tazminatı inkar tazminatı hasar eksik inceleme ibraz teminat e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı acenteden toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, hasar ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro defterlerinin sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu defterleri üzerinde inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından ibraz edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, acentelik akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken primler olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren somut bir belge de sunulmadığından bu yönde inceleme yapılamadığı açıklanmıştır. Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe primlerinin bulunduğunu savunmuş olup bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 13.04.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da fesih tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir. Bu durumda, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece, dosyaya sunulan tüm belgeler ve rejistro kayıt örnekleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra borçtan mahsubu gereken bir prim tahsilatının olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

3- Ayrıca, davalı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı savunularak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya havale edilen toplam 10.000 TL ile teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan mahsup edildiğini belirterek bilirkişi raporuna itirazda bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, davacı vekilinin mükerrer mahsup yapıldığı yönündeki iddiaları üzerinde durulmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1944 E. 2015/899 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/605 E. 2019/8222 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8437 E. 2018/2380 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/1466 E.  ,  2013/15616 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

(KADIKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ)

ASIL VE BİRLEŞEN

BİRLEŞEN DAVA

KADIKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2003-536 ESAS SAYILI

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret ( Kadıköy 2. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.03.2011 tarih ve 2008/956-2011/139 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı limited şirket arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacakları için diğer davalı şirkete ait taşınmazın üzerine davacı lehine 30.000 TL üzerinden, birleşen davanın davalısı Fatma’ya ait taşınmaz üzerine de 4.000 TL üzerinden ipotek tesis edildiğini, davalı acentenin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle sözleşmenin feshedilip 69.853.39 TL borcun ödenmesinin istenildiğini, ancak anılan borcun ödenmemesi üzerine girişilen icra takiplerinin itirazla durdurulduğunu ileri sürerek, asıl davada 2003/1294 Esas sayılı takip dosyası, birleşen 2003/890 Esas sayılı davada 2003/2576 Esas sayılı takip dosyalarındaki alacakların tümüne, yine birleşen 2003/536 Esas sayılı davada ise 2003/1470 Esas sayılı icra takibinde istenen alacağın ise 7.056.44 TL’lik kısmına vaki itirazların iptaline ve inkar tazminatlarına karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, davalı acentenin hasar ödemeleri, gönderilen havale ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinden sonra bakiye borcun 970,58 TL olduğunu savunarak, tüm davaların reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı acenteden toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, hasar ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro defterlerinin sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu defterleri üzerinde inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından ibraz edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, acentelik akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken primler olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren somut bir belge de sunulmadığından bu yönde inceleme yapılamadığı açıklanmıştır.

Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe primlerinin bulunduğunu savunmuş olup bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 13.04.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da fesih tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir. Bu durumda, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece, dosyaya sunulan tüm belgeler ve rejistro kayıt örnekleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra borçtan mahsubu gereken bir prim tahsilatının olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

3- Ayrıca, davalı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı savunularak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya havale edilen toplam 10.000 TL ile teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan mahsup edildiğini belirterek bilirkişi raporuna itirazda bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, davacı vekilinin mükerrer mahsup yapıldığı yönündeki iddiaları üzerinde durulmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029856000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.