İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1466 E. 2013/15616 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
acentelik sözleşmesi↗ bilirkişi raporuna itiraz↗ mükerrerlik↗ teminat mektubu↗ kötüniyet tazminatı↗ acentelik↗ ek prim↗ olumsuz oy↗ mahsup↗ fesih↗ havale↗ kötüniyet↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ hasar↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı acenteden toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, hasar ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro defterlerinin sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu defterleri üzerinde inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından ibraz edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, acentelik akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken primler olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren somut bir belge de sunulmadığından bu yönde inceleme yapılamadığı açıklanmıştır. Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe primlerinin bulunduğunu savunmuş olup bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 13.04.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da fesih tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir. Bu durumda, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece, dosyaya sunulan tüm belgeler ve rejistro kayıt örnekleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra borçtan mahsubu gereken bir prim tahsilatının olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı savunularak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya havale edilen toplam 10.000 TL ile teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan mahsup edildiğini belirterek bilirkişi raporuna itirazda bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, davacı vekilinin mükerrer mahsup yapıldığı yönündeki iddiaları üzerinde durulmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3910 E. 2019/5439 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik
İncelediğiniz kararda2- Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro «defterlerinin» sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu def …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından «ibraz» edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, «acentelik» akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken «primler» olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren som …
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar
Benzer bu karardaDava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece «bozma sonrası» alınan kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Acentelik sözleşmesinden doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1944 E. 2015/899 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · mahsup · e-defter
İncelediğiniz kararda2- Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro «defterlerinin» sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu def …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından «ibraz» edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, «acentelik» akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken «primler» olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren som …
Benzer bu kararda… ma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirket kayıtlarında davacının tüm ödemelerinin kayıt altına alındığı, iptal edilen poliçelerin davacı borcundan «mahsup» edildiği, «acentelik sözleşmesinin» 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı lehine delil vasfına sahip defterle ve kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığı gerekçes …
Dava, «acentelik sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde davalı «defter» ve kayıtlarından başka delil kabul edilemeyeceğinin belirtildiği, davalı şirket kayıtlarında ödemelerin kayıt altına alındığı, davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, «prim» borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil sözleşmesi · komisyon · ticari defter
Benzer bu karardaTaraflar arasında «delil sözleşmesinin» bulunması davalı tarafın «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesine engel teşkil etmez.
Davacı taraf ise sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, «prim» borçlarını zamanında sigortaya intikal ettirdiklerini, davalı tarafından iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, prim üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğunu, uyuşmazlığın buradan kaynaklandığını ileri sürmüş, bilirkişi raporlarına itirazı …
Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının itirazında belirttiği gibi rejistro kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, iptal edilen poliçelerle ilgili iade «komisyon» oranlarının, «prim» üretimi sırasında tahakkuk ettirilen oranlardan yüksek olduğuna ilişkin itirazı üzerinde yeterince durulmamıştır.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/605 E. 2019/8222 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · ibraz · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro «defterlerinin» sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu def …
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından «ibraz» edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, «acentelik» akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken «primler» olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren som …
Benzer bu kararda… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aleyhe delil · ipoteğin paraya çevrilmesi · ispat külfeti · acente · ticari defter kayıtları · sözleşmenin feshi · ipotek · kesin süre
Benzer bu karardaDava, davacı ile davalılardan ... arasında akdedilen «acentelik sözleşmesinin feshi» kaynaklı alacağın davalı «acente» ... ile «ipotek» borçlusu ...'den tahsili istemine ilişkindir.
… lekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... arasında «acentelik sözleşmesi» imzalandığını, sözleşme kapsamında oluşan borcun ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, diğer davalıya ait taşınmazın da davacıya «ipotek» edildiğini, «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takip yaptıklarını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, «icra inkar tazminatının» tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan «ıslah» dilekçesiyle talebini alacak davasına dönüştürerek 97.037,49 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini is …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemece, davacı tarafa rejistro «defterinin» «ibrazı» için 15/05/2018 tarihli celsede bir sonraki celseye kadar «kesin süre» verildiği, verilen kesin sürede rejistro defterinin ibraz edilmediği, 10/07/2018 tarihli celsede rejistro defteri tutulmadığı, bu nedenle rejistro defterinin sunulamayacağına yönelik davacının beyanı dikkate alınarak, dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarının belirlenemeyeceği, alacağın varlığı ve miktarını «ispat külfeti» altında bulunan davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı tarafça rejistro «defterlerinin» sunulmaması karşısında, davalının «aleyhine delil» teşkil eden kendi «ticari defterlerindeki kayıtlara» göre 95.818,64 TL «prim» borcu bulunduğunun kabulüyle, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8437 E. 2018/2380 K.
Ortak:acentelik sözleşmesi · acentelik · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda2- Asıl ve birleşen davalar, «acentelik sözleşmesine» dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro «defterlerinin» sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu def …
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı «acenteden» toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, «hasar» ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve «teminat mektubundan» tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından «mahsup» edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından «ibraz» edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, «acentelik» akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken «primler» olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren som …
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Dava, tali «acentelik sözleşmesinden» kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · imzaya itiraz · imza incelemesi · acente · ihtarname · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 01/08/2005 tarihinde akdedilen tali «acentelik sözleşmesinin» dava konusu alacakların ait oldukları dönemde de devam ettiği, bu sözleşme uyarınca davalının tahsil ettiği tüm sigorta üretimi bedelini davacıya ödemesi gerektiği, bu kapsamda talep edilen dönemlere ilişkin olarak 15.853,40 TL tutarında sigorta üretim bedelini davalının uhdesinde tutularak davacıya ödenmediği, davacı tarafça gönderilen «ihtarnamenin» davalıya 27.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve bu tarihte davalının «temerrüde» düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.853,40 TL'nin 27/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıy …
Davalı vekili, «acentelik» faaliyetlerine 31.08.2006 tarihinde «son» verdiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan poliçelerin müvekkili tarafından düzenlenmediğini ve üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, davacının tek taraflı düzenlediği bakiye borç belgelerinin dayanaklarının araştırılması gerektiğini savunmuş, dosyaya yalnız fotokopileri sunulan poliçelerin asıllarının sunularak «imza incelemesi» yapılması ve hatta davacının rejistro kayıtlarının incelenmesini talep etmiştir.
Bu durumda, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru olmamış, davalının bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu ciddi itirazların karşılanması, davacı tarafından iddialarına dayanak yaptığı poliçe asıllarının dosyaya sunulması, poliçelerin hangi tali «acente» tarafından düzenlenmiş olduğunun tereddüte mahal vermeyecek şekilde gerekirse «imza incelemesi» yapılarak tespit edilmesi, aynı zamanda davacının rejistro kayıtlarının incelenmesi ve davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının tespiti ile bir sonuca va …
Mahkemece, davaya konu edilen alacakların doğduğu dönemde de «acentelik ilişkisinin» devam ettiği, davalının düzenlediği sigortalar nedeniyle tahsil ettiği bedelleri davacıya ödemesi gerektiği, davacının 15.853,40 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1466 E. , 2013/15616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
(KADIKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ)
ASIL VE BİRLEŞEN
BİRLEŞEN DAVA
KADIKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2003-536 ESAS SAYILI
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret ( Kadıköy 2. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.03.2011 tarih ve 2008/956-2011/139 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı limited şirket arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacakları için diğer davalı şirkete ait taşınmazın üzerine davacı lehine 30.000 TL üzerinden, birleşen davanın davalısı Fatma’ya ait taşınmaz üzerine de 4.000 TL üzerinden ipotek tesis edildiğini, davalı acentenin sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle sözleşmenin feshedilip 69.853.39 TL borcun ödenmesinin istenildiğini, ancak anılan borcun ödenmemesi üzerine girişilen icra takiplerinin itirazla durdurulduğunu ileri sürerek, asıl davada 2003/1294 Esas sayılı takip dosyası, birleşen 2003/890 Esas sayılı davada 2003/2576 Esas sayılı takip dosyalarındaki alacakların tümüne, yine birleşen 2003/536 Esas sayılı davada ise 2003/1470 Esas sayılı icra takibinde istenen alacağın ise 7.056.44 TL’lik kısmına vaki itirazların iptaline ve inkar tazminatlarına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davalı acentenin hasar ödemeleri, gönderilen havale ve teminat mektubunun nakde çevrilmesinden sonra bakiye borcun 970,58 TL olduğunu savunarak, tüm davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı acenteden toplam 42.743,44 TL alacağı bulunduğu, ancak davalının banka havalesiyle gönderdiği 10.000 TL, hasar ödemelerine ilişkin ödediği 13.518,81 TL ve teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL olmak üzere toplam 28.518,81 TL'lik tutarın davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, neticede davacı alacağının 14.224,63 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın 3.168,19 TL üzerinden kabulü, birleşen davaların ise kabulü ile davalının itirazının iptaline, kabul edilen miktarlar üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl ve birleşen davalar, acentelik sözleşmesine dayalı borcun tahsili için başlatılan takiplere yapılan itirazların iptali istemlerine ilişkin olup mahkemece kurulan 29.05.2006 tarihli ilk hüküm Dairemizce, davalı acentenin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik poliçe bazında kayıtları içeren rejistro defterlerinin sigorta muhasebesinden anlayan bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiği yönündeki ciddi itirazları karşılanmadan salt davacının TTK gereğince tutması zorunlu defterleri üzerinde inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından ibraz edilen rejistro kayıt örneklerinin davacı tarafından düzenlendiği, herhangi bir noter onaylarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar davalı taraf, acentelik akdinin feshinden sonra tahsil edilmesi gereken primler olduğunu ve bunların borçtan mahsubunun gerektiğini savunmuş ise de davaya cevap dilekçesinde böyle bir savunma olmadığı gibi tahsili gereken bakiyeyi gösteren somut bir belge de sunulmadığından bu yönde inceleme yapılamadığı açıklanmıştır.
Oysa davalı taraf cevap dilekçesinde, borçtan mahsubu gereken poliçe primlerinin bulunduğunu savunmuş olup bilirkişi raporuna itirazlarını içeren 13.04.2005 tarihli dilekçesine ekli olarak da fesih tarihinden sonra primleri tahsil edilecek poliçe numaralarını bildirmiştir. Bu durumda, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece, dosyaya sunulan tüm belgeler ve rejistro kayıt örnekleri üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden sonra borçtan mahsubu gereken bir prim tahsilatının olup olmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, davalı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı savunularak davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş olmasına karşın bu konuda mahkemece olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
4- Öte yandan, mahkemece hükme esas alınan 02.11.2009 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafından davacıya havale edilen toplam 10.000 TL ile teminat mektubundan tahsil edilen 5.000 TL'nin davalının borcundan mahsubunun gerektiği açıklanmış ise de davacı vekili, söz konusu ödemelerin icra takibinden önce zaten davalının borcundan mahsup edildiğini belirterek bilirkişi raporuna itirazda bulunmuş, ancak davacı vekilinin bu itirazı hususunda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, davacı vekilinin mükerrer mahsup yapıldığı yönündeki iddiaları üzerinde durulmamış olması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029856000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz