Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8954 E. 2013/22890 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fesih↗ kazanç kaybı↗ kâr mahrumiyeti↗ fesih↗ kâr kaybı↗ yasal faiz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında 04/01/2010 tarihinde 01/01/2010-01/01/2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayacak şekilde davalı şirket personelinin işe gidiş ve gelişlerinin taşınması hususunda sözleşme düzenlendiği, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı hizmet devam etmekte iken davalı tarafından sözleşmenin 02/04/2010 tarihinde tek taraflı olarak fesh edildiği , sözleşmenin 5.maddesinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, haksız fesih sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle mahrum kaldığı kazanç kaybı zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece fesihten sonra davacının iş sözleşmesi süresi için aynı mahiyette bir iş bulabilip bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre için bulabileceği 818 sayılı BK'nın 325. maddesi hükmü uyarınca taşıma alanında uzman bilirkişi vasıtası ile tespit ettirilerek neticesine göre bir hüküm kurmak gerekirken, uyuşmazlık ile ilgili ne şekilde uzmanlığı olduğu dosya içerisinden anlaşılamayan mali müşavir bilirkişi raporu esas alınarak sözleşme süresinin bakiye kısmının tamamı için tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11125 E. 2013/9986 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · Tazminat
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle makul sayılabilecek iş bulma tarihi arasındaki dönem için kâr «mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının aynı koşullarla yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar «makul sürede» bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kâr mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · peşin karar harcı · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda… sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle makul sayılabilecek iş bulma tarihi arasındaki dönem için kâr «mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının aynı koşullarla yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar «makul sürede» bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kâr mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava, servis «taşıma sözleşmenin» haksız feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi delaletiyle, BK’nın 44. maddesi gereğince davacı taraf da zararın artmaması için gerekli önlemleri almakla mükelleftir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2505 E. 2011/13984 K.
Ortak:kazanç kaybı · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 10.10.2007 tarihli servis «taşıma sözleşmesi» imzalandığı, 19.02.2008 tarihinden itibaren sözleşmenin fiilen sona erdirildiği, davalının sözleşmenin haklı olarak feshine dair delil «ibraz» etmediği, davacının sözleşmenin 7 ay daha devam etmemesi nedeniyle 10.969,20 TL «kazanç kaybına» uğradığı, ayrıca davalı taraf sözleşmenin yetkili kişilerce imzalanmadığını savunmuş ise de bu sözleşmeye istinaden kesilen faturalara göre ödeme yapıldığı, bu durumda davalının sonradan sözleşmeye «icazet» verdiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 10.000 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… endirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması ve dava da olumlu zarar kapsamında olan «kar mahrumiyetinin» de talep edilmiş bulunmasına, bu itibarla davacının, araç bedeline ilişkin «menfi zarar» talebinin dinlenmesinin mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi g …
… narak davacının fesihten sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle iş bulma tarihi arasındaki dönem için «kar mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kar mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir,
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · kar mahrumiyeti · icazet · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 10.10.2007 tarihli servis «taşıma sözleşmesi» imzalandığı, 19.02.2008 tarihinden itibaren sözleşmenin fiilen sona erdirildiği, davalının sözleşmenin haklı olarak feshine dair delil «ibraz» etmediği, davacının sözleşmenin 7 ay daha devam etmemesi nedeniyle 10.969,20 TL «kazanç kaybına» uğradığı, ayrıca davalı taraf sözleşmenin yetkili kişilerce imzalanmadığını savunmuş ise de bu sözleşmeye istinaden kesilen faturalara göre ödeme yapıldığı, bu durumda davalının sonradan sözleşmeye «icazet» verdiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 10.000 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… endirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması ve dava da olumlu zarar kapsamında olan «kar mahrumiyetinin» de talep edilmiş bulunmasına, bu itibarla davacının, araç bedeline ilişkin «menfi zarar» talebinin dinlenmesinin mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi g …
… narak davacının fesihten sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle iş bulma tarihi arasındaki dönem için «kar mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kar mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir,
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10299 E. 2012/2391 K.
Ortak:haksız fesih · kâr mahrumiyeti · fesih · kâr kaybı · Tazminat
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen süreye uyulmaksızın feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının «kar kaybına» uğradığı, ayrıca güven ve prestijinin kaybolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.339 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece davacının emsal bir iş bulmasının mümkün bulunup bulunmadığı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği uzman bilirkişi vasıtasıyla tesbit edilip, buna göre ve bu süre için «mahrum kalınan» net kâra hükmedilmek gerekirken, bu husus nazara alınarak bakiye sözleşme süresinin tamamı için bir kâr mahrumiyetine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mahrum kalınan kâr · kar kaybı · sözleşmeye aykırılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen süreye uyulmaksızın feshedildiği, «haksız fesih» nedeniyle davacının «kar kaybına» uğradığı, ayrıca güven ve prestijinin kaybolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.339 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece davacının emsal bir iş bulmasının mümkün bulunup bulunmadığı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği uzman bilirkişi vasıtasıyla tesbit edilip, buna göre ve bu süre için «mahrum kalınan» net kâra hükmedilmek gerekirken, bu husus nazara alınarak bakiye sözleşme süresinin tamamı için bir kâr mahrumiyetine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ancak, «sözleşmeye aykırılık» tek başına manevi tazminatı gerektiren bir husus olmayıp, manevi tazminat için BK'nun 49.ncu maddesindeki koşulların bulunması gerekir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11072 E. 2014/373 K.
Ortak:haksız fesih · kâr mahrumiyeti · fesih
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada «haksız fesih» nedeniyle «müspet zarar» kapsamında bulunan «kar mahrumiyeti» talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanması gereklidir.
… yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça «fesih» tarihinden sonraki dönem için «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan «mahsup» edilmesi gerekir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan «kar mahrumiyetinin» tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş «temerrüt faizi» isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müspet zarar · kar mahrumiyeti · genel zamanaşımı · sözleşmenin ihlali · sözleşmeye aykırılık · reeskont faizi · mahsup · işlemiş faiz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından bu defa ek davada BK.'nın 96 vd. maddeleri gereğince «sözleşmeye aykırılık» hukuki «sebebine» dayanabileceği ve bu durumda BK.'nın 125. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğu, bir an için ek davada davacının önceki davada mahkeme kararında yazılı bulunan hukuki sebep dışında başka bir sebebe dayanamayacağı kabul edilse bile, TTK.'nın 62. maddesinde öngörülen 1 ve 3 yıllık zamanaşımı sürelerinin BK.'nın 60. maddesi uyarınca zararın, zarar verenin ve zararın tüm unsurlarının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı, bu durumda ilk davada davacının zarar vereni öğrenmesine rağmen zararın tüm unsurlarını ve miktarını, ancak verilen ilk kararın kesinleşmesi ile öğrenebileceği, dolayısıyla zarar miktarının ilk davada bilirkişi raporunun davacıya tebliği ile başladığının kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasındaki fiili uygulamada lisans oranının %5 olduğu dikkate alınarak, bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre davacının, ilk mahkeme kararında hükmolunan 30.000 TL'lik maddi zararı «mahsup» edildikten sonra, bakiye asıl alacağının toplam 253.269,95 TL, bunun dava tarihine kadar faizinin ise 576.925,67 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 253.269,95 TL «asıl alacak», 576.925,67 TL dava tarihine kadar «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 830.195,62 TL alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranda «reeskont faizi» uygulanması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada «haksız fesih» nedeniyle «müspet zarar» kapsamında bulunan «kar mahrumiyeti» talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanması gereklidir.
… yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça «fesih» tarihinden sonraki dönem için «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan «mahsup» edilmesi gerekir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan «kar mahrumiyetinin» tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş «temerrüt faizi» isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8547 E. 2012/6538 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti · yasal faiz
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin ihalenin iptaline ilişkin kararın iptali girişimi «kesin» olarak sonuçlanmadan yeniden ihale yapmakla tedbirli bir «tacir» gibi davranmadığından kusurlu olduğu, davacının «ihalenin feshi» nedeni ile ihale bedeli olan 92.664,00-TL içinde %25’lik yüklenici kâr «payı» olan 18.532,80 TL kardan «mahrum» kaldığı gerekçesiyle 18.532,80 TL’nin 04/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihalenin feshi · yoksun kalınan kâr · taşıma sözleşmesi · kâr payı · tacir · kusur · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin ihalenin iptaline ilişkin kararın iptali girişimi «kesin» olarak sonuçlanmadan yeniden ihale yapmakla tedbirli bir «tacir» gibi davranmadığından kusurlu olduğu, davacının «ihalenin feshi» nedeni ile ihale bedeli olan 92.664,00-TL içinde %25’lik yüklenici kâr «payı» olan 18.532,80 TL kardan «mahrum» kaldığı gerekçesiyle 18.532,80 TL’nin 04/07/2006 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafından yapılan ihalede taşıma işini üstlenen davacı ile yapılan sözleşmenin, basiretli bir «tacir» gibi davranmayan davalı tarafından feshedildiği ve «kusuru» olmayan davacının bu sebeple zarara uğradığı kabul edilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinin» haksız feshedildiği iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Oysa, davacının ihale ile aldığı bu işte ne kadar süre ile çalıştığının tespit edilmesi ve geri kalan süre içerisinde davacının feshedilen işe benzer bir işi bulup bulamayacağı, bulabilecekse ne kadar sürede bulabileceği belirlenmek suretiyle bu süre için «yoksun kalınan» net kârın hesaplanması gerekmekte iken, yazılı şekilde verilen kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8326 E. 2016/3127 K.
Ortak:kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Ancak, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından tazminat hesabına dair 2008 yılı esas alınmış ise de, davacının yukarda belirtilen iddiası kapsamında sözleşmenin hangi tarihte feshedildiği belirlenmeksizin ve gerekçesi de açıklanmaksızın, «fesih» tarihinin 2008 yılı olduğunun kabulü suretiyle «eksik incelemeye» dayalı olarak sonuca ulaşılması doğru görülmemiş kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · menfi zarar · makul süre · yoksun kalınan kâr · ticari itibar · sözleşmenin feshi · tüzel kişilik
Benzer bu kararda3-Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada yukarda 1 no.lu bentte belirtildiği üzere 2008 yılından itibaren davacının «servis sözleşmesinin» devamı halinde elde edeceği gelir ile özel servis olarak faaliyet göstermesi halinde elde edeceği gelir arasında oranlama yapılmak suretiyle «yoksun kalınan» kazanç hesabı yapılmış ise de, Dairemizin 16.12.2014 tarihli 1914/19834 sayılı ilamında da açıklandığı üzere, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz «bilirkişi incelemesine» dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
… ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile; davalının sözleşmeyi feshetmesinden itibaren kalan süre 325 gün olup, günlük kazancın 325 ile çarpılması sonucu «yoksun kalınan» kazanç tutarı hesaplanmış olup, bu miktarın 4.484,84 TL olarak davacının yoksun kaldığı kazanç tutarı olarak davalıdan tahsiline, diğer tazminat taleplerinin ve fazlaya ilişkin yoksun kalınan kâra ilişkin tazminat istemlerinin reddine, davacının 325 günlük süre için öngörülerek yoksun kalınan kâr dışındaki talep edilen fazlaya ilişkin «maddi tazminat» taleplerinin reddine, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinin davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verdiğine ilişkin dosyada bir delil bulunmadığı, sözleşmenin taraflardan biri tarafından her zaman feshinin mümkün olduğu, sözleşmenin …
2-Dava, davacı ile .... arasındaki «yetkili servis sözleşmesinin» bu şirketi devralan... tarafından 2006 yılında haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı müspet ve «menfi zararlarının» giderilmesi istemine ilişkindir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16770 E. 2014/17571 K.
Ortak:haksız fesih · kazanç kaybı · fesih · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
A.Ş. tarafından sebepsiz yere «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasındaki «servis sözleşmesinin» haksız feshi halinde «kazanç kaybına» ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkili servis sözleşmesi · servis sözleşmesi · müspet zarar · tacirler arası hizmet sözleşmesi · makul süre · yoksun kalınan kâr · ticari itibar · tacirler arası dava
Benzer bu karardaBu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu «yetkili servis sözleşmesinin feshi» halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek «makul süre» için «kazanç kaybı» zararının hesaplanması, bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında da belirl …
2-Dava, «tacirler arası hizmet sözleşmesinin» haksız feshinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın, zarar sorumlusu bulunan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
A.Ş. tarafından sebepsiz yere «servis sözleşmesinin» feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kazanç kaybı» zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
… i sebepler gösterilerek feshedildiği, ancak feshin haklı olduğu iddiasının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu nedenle maddi zarara uğrasa da sözleşmenin «haksız fesih» edilmesinin her zaman davacı «tüzel kişiliğinin» «ticari itibar» ve piyasadaki imajına zarar verildiği anlamına gelmeyeceği, davacının manevi zarara uğradığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8954 E. , 2013/22890 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/01/2013 tarih ve 2010/301-2013/49 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 04/01/2010 tarihinde 01/01/2010- 01/01/2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsar davalı şirket personelinin işe gidiş gelişlerinde taşımacılık sözleşmesinin akdedildiğini, davalının haklı bir gerekçesi bulunmaksızın 02/04/2010 tarihinde sözleşmeyi bildirimsiz bir şekilde müvekkilini işten uzaklaştırdığını ve kendi yakınlarını işe aldığını, sözleşmesi geçerli bir neden olmaksızın fesih edilen müvekkilinin hak etmiş olduğu alacağı defaaetle istemesine rağmen davalının ödemeye yanaşmadığını, noter ihtarnamesinden de müspet bir netice elde edilemediğini, ileri sürerek sözleşmeye aykırı fesihten dolayı neden olunan zarar ve kazanç kaybı olarak ıslah ile toplam 10.000 TL'nin faizi davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin haklı gerekçeler ile sözleşmeyi fesih etmek durumunda kaldığını, haklı nedenlerin varlığı halinde müvekkili şirketin bedel ödemeden tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebileceğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında 04/01/2010 tarihinde 01/01/2010-01/01/2011 tarihleri arasındaki dönemi kapsayacak şekilde davalı şirket personelinin işe gidiş ve gelişlerinin taşınması hususunda sözleşme düzenlendiği, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı hizmet devam etmekte iken davalı tarafından sözleşmenin 02/04/2010 tarihinde tek taraflı olarak fesh edildiği , sözleşmenin 5.maddesinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, haksız fesih sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle mahrum kaldığı kazanç kaybı zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece fesihten sonra davacının iş sözleşmesi süresi için aynı mahiyette bir iş bulabilip bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre için bulabileceği 818 sayılı BK'nın 325. maddesi hükmü uyarınca taşıma alanında uzman bilirkişi vasıtası ile tespit ettirilerek neticesine göre bir hüküm kurmak gerekirken, uyuşmazlık ile ilgili ne şekilde uzmanlığı olduğu dosya içerisinden anlaşılamayan mali müşavir bilirkişi raporu esas alınarak sözleşme süresinin bakiye kısmının tamamı için tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına, BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/565484300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz