6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10299 E. 2012/2391 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
haksız fesih mahrum kalınan kâr kar kaybı kâr mahrumiyeti sözleşmeye aykırılık fesih kâr kaybı

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 44BK 49BK 98

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen süreye uyulmaksızın feshedildiği, haksız fesih nedeniyle davacının kar kaybına uğradığı, ayrıca güven ve prestijinin kaybolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.339 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Ancak, BK'nun 98/2 maddesi delaletiyle akitlerde de uygulanması gereken BK'nun 44.ncü maddesi uyarınca davacı zararın artmaması için gerekli önlemleri almak zorunda olup, aykırı hareketinin sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının emsal bir iş bulmasının mümkün bulunup bulunmadığı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği uzman bilirkişi vasıtasıyla tesbit edilip, buna göre ve bu süre için mahrum kalınan net kâra hükmedilmek gerekirken, bu husus nazara alınarak bakiye sözleşme süresinin tamamı için bir kâr mahrumiyetine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Ancak, sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektiren bir husus olmayıp, manevi tazminat için BK'nun 49.ncu maddesindeki koşulların bulunması gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan ve somut gerekçesi gösterilmeden manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2505 E. 2011/13984 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11125 E. 2013/9986 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8954 E. 2013/22890 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5079 E. 2022/2571 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/10299 E.  ,  2012/2391 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2009 tarih ve 2008/889 - 2009/1000 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında güvenlik hizmetleri sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkillinin edimlerini yerine getirdiğini, davalının 14.12.2007 tarihinde sözleşmeyi 01.01.2008 tarihinden itibaren tek yanlı olarak feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin tek taraflı feshi kabul etmediğini, davalının tüm baskı ve zorlamalarına karşın müvekkilinin sözleşmeye sadık kaldığını, davalının bu defa 02.05.2008 tarihinde fesih ihbarında bulunduğunu, ancak bu ihbarın sözleşmenin yenilenmesinden sonra müvekkiline tebliğ edildiğini, ancak yapılan feshin sözleşme hükümlerine uygun olmadığını ileri sürerek, 10.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 02.05.2008 tarihli ihbarname ile usulünce feshedildiğini, bu tarihten önce 14.12.2007 tarihli yazı ile de hizmet alımına son verileceğinin davacı yana bildirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmede öngörülen süreye uyulmaksızın feshedildiği, haksız fesih nedeniyle davacının kar kaybına uğradığı, ayrıca güven ve prestijinin kaybolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 7.339 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Ancak, BK'nun 98/2 maddesi delaletiyle akitlerde de uygulanması gereken BK'nun 44.ncü maddesi uyarınca davacı zararın artmaması için gerekli önlemleri almak zorunda olup, aykırı hareketinin sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir. Bu itibarla mahkemece davacının emsal bir iş bulmasının mümkün bulunup bulunmadığı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği uzman bilirkişi vasıtasıyla tesbit edilip, buna göre ve bu süre için mahrum kalınan net kâra hükmedilmek gerekirken, bu husus nazara alınarak bakiye sözleşme süresinin tamamı için bir kâr mahrumiyetine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Ancak, sözleşmeye aykırılık tek başına manevi tazminatı gerektiren bir husus olmayıp, manevi tazminat için BK'nun 49.ncu maddesindeki koşulların bulunması gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan ve somut gerekçesi gösterilmeden manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047358600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.