Tazminat | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11072 E. 2014/373 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müspet zarar↗ kar mahrumiyeti↗ haksız fesih↗ genel zamanaşımı↗ sözleşmenin ihlali↗ kâr mahrumiyeti↗ sözleşmeye aykırılık↗ reeskont faizi↗ mahsup↗ fesih↗ işlemiş faiz↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ feragat↗ haksız fiil↗ asıl alacak↗ tacir↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından bu defa ek davada BK.'nın 96 vd. maddeleri gereğince sözleşmeye aykırılık hukuki sebebine dayanabileceği ve bu durumda BK.'nın 125. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, bir an için ek davada davacının önceki davada mahkeme kararında yazılı bulunan hukuki sebep dışında başka bir sebebe dayanamayacağı kabul edilse bile, TTK.'nın 62. maddesinde öngörülen 1 ve 3 yıllık zamanaşımı sürelerinin BK.'nın 60. maddesi uyarınca zararın, zarar verenin ve zararın tüm unsurlarının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı, bu durumda ilk davada davacının zarar vereni öğrenmesine rağmen zararın tüm unsurlarını ve miktarını, ancak verilen ilk kararın kesinleşmesi ile öğrenebileceği, dolayısıyla zarar miktarının ilk davada bilirkişi raporunun davacıya tebliği ile başladığının kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasındaki fiili uygulamada lisans oranının %5 olduğu dikkate alınarak, bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre davacının, ilk mahkeme kararında hükmolunan 30.000 TL'lik maddi zararı mahsup edildikten sonra, bakiye asıl alacağının toplam 253.269,95 TL, bunun dava tarihine kadar faizinin ise 576.925,67 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 253.269,95 TL asıl alacak, 576.925,67 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 830.195,62 TL alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranda reeskont faizi uygulanması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki 23.12.1997 tarihli lisans sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK.'nın 33. (1086 sayılı HUMK.'nın 76.) maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime aittir. Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada haksız fesih nedeniyle müspet zarar kapsamında bulunan kar mahrumiyeti talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gereklidir.
Ayrıca bir tacir olan ve lisans sözleşmeleri ile kendi işini yapan davacı, işbu davadaki lisans sözleşmesinin de davalı tarafından dava konusu olaydaki gibi ihlali nedeniyle uğrayacağı zararın miktarını, kısmi davasını açtığı tarihte bilebilecek durumdadır. Dolayısıyla davacının zararını öğrenmesini, diğer bir deyişle zamanaşımı süresinin başlamasını, ilk davada verilen kararın kesinleşmesine bağlayan mahkemenin kısmi ret gerekçesi doğru değilse de, anılan ret kararının sonucu itibariyle doğru olmasına ve diğer hususlarda da dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak mahkemece davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında belirtilen hesaplama şekli, Dairemizce benzer olaylarda zarar tespiti için benimsenen yönteme uygun değildir.
Zira yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça fesih tarihinden sonraki dönem için kar mahrumiyeti talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyin de bu tazminattan mahsup edilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının talep edebileceği tazminat miktarının yukarıda açıklanan şekilde tespiti gerekirken, hem taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin ihlali olarak kabul edilmesi hem de bu kabulle çelişir şekilde, haksız fiil halinde geçerli olduğu gibi her yıl için ayrı zarar hesabı yapılması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan kar mahrumiyetinin tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş temerrüt faizi isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, davalının eyleminin sözleşmeye aykırılık oluşturduğunun kabul edilmesinden sonra, davacı alacağına yine haksız fiil hükümlerinde olduğu gibi herhangi bir ihtar şartı aranmaksızın, dava tarihine kadar temerrüt faizi yürütülmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11125 E. 2013/9986 K.
Ortak:kâr mahrumiyeti
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada «haksız fesih» nedeniyle «müspet zarar» kapsamında bulunan «kar mahrumiyeti» talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanması gereklidir.
… yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça «fesih» tarihinden sonraki dönem için «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan «mahsup» edilmesi gerekir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan «kar mahrumiyetinin» tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş «temerrüt faizi» isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
Benzer bu kararda… sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle makul sayılabilecek iş bulma tarihi arasındaki dönem için kâr «mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının aynı koşullarla yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar «makul sürede» bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kâr mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:makul süre · peşin karar harcı · taşıma sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu kararda… sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle makul sayılabilecek iş bulma tarihi arasındaki dönem için kâr «mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının aynı koşullarla yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar «makul sürede» bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kâr mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz «peşin harcın» isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava, servis «taşıma sözleşmenin» haksız feshinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi delaletiyle, BK’nın 44. maddesi gereğince davacı taraf da zararın artmaması için gerekli önlemleri almakla mükelleftir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2505 E. 2011/13984 K.
Ortak:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada «haksız fesih» nedeniyle «müspet zarar» kapsamında bulunan «kar mahrumiyeti» talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanması gereklidir.
… yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça «fesih» tarihinden sonraki dönem için «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan «mahsup» edilmesi gerekir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan «kar mahrumiyetinin» tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş «temerrüt faizi» isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
Benzer bu kararda… endirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması ve dava da olumlu zarar kapsamında olan «kar mahrumiyetinin» de talep edilmiş bulunmasına, bu itibarla davacının, araç bedeline ilişkin «menfi zarar» talebinin dinlenmesinin mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi g …
… narak davacının fesihten sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle iş bulma tarihi arasındaki dönem için «kar mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kar mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir,
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · kazanç kaybı · icazet · taşıma sözleşmesi · kâr kaybı · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında 10.10.2007 tarihli servis «taşıma sözleşmesi» imzalandığı, 19.02.2008 tarihinden itibaren sözleşmenin fiilen sona erdirildiği, davalının sözleşmenin haklı olarak feshine dair delil «ibraz» etmediği, davacının sözleşmenin 7 ay daha devam etmemesi nedeniyle 10.969,20 TL «kazanç kaybına» uğradığı, ayrıca davalı taraf sözleşmenin yetkili kişilerce imzalanmadığını savunmuş ise de bu sözleşmeye istinaden kesilen faturalara göre ödeme yapıldığı, bu durumda davalının sonradan sözleşmeye «icazet» verdiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 10.000 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… endirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasındaki sözleşmede aksinin kararlaştırılmamış olması ve dava da olumlu zarar kapsamında olan «kar mahrumiyetinin» de talep edilmiş bulunmasına, bu itibarla davacının, araç bedeline ilişkin «menfi zarar» talebinin dinlenmesinin mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi g …
… narak davacının fesihten sonra emsal bir iş bulup bulmadığı, bulmuş ise ne zaman bulduğu üzerinde durulup, bu taktirde fesihle iş bulma tarihi arasındaki dönem için «kar mahrumiyetinin» hesaplanması, bulamamış ise uzman bilirkişiler aracılığı ile davacının yeni bir iş bulup bulamayacağı, bulabilir ise ne kadar sürede bulabileceği saptanıp bu kez bu süre için kar mahrumiyetine hükmetmek gerekirken, davalının bu yöndeki savunması üzerinde durulmadan «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir,
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8954 E. 2013/22890 K.
Ortak:haksız fesih · kâr mahrumiyeti · fesih
İncelediğiniz karardaSomut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada «haksız fesih» nedeniyle «müspet zarar» kapsamında bulunan «kar mahrumiyeti» talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanması gereklidir.
… yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça «fesih» tarihinden sonraki dönem için «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan «mahsup» edilmesi gerekir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, «sözleşmeye aykırılıktan» kaynaklanan «kar mahrumiyetinin» tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş «temerrüt faizi» isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
Benzer bu kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kazanç kaybı · kâr kaybı · yasal faiz
Benzer bu kararda… esinde sözleşmenin hangi hallerde fesh edileceğinin belirtildiği, bu hallerde haklı sebeplerin varlığının iddia edildiği, davalının haklı nedenleri kanıtlayamadığı, «haksız fesih» sebebiyle davacının aylık toplam 1.010,02 TL'den 9 ay süreyle «mahrum» kaldığı «kazanç kaybı» zararının toplam 9.090,18 TL olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 9.190,18 TL 'nin dava tarihinden «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/243 E. 2023/3078 K.
Ortak:sözleşmenin ihlali · kâr mahrumiyeti · sözleşmeye aykırılık · mahsup · fesih · feragat · dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl · Tazminat, Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından bu defa ek davada BK.'nın 96 vd. maddeleri gereğince «sözleşmeye aykırılık» hukuki «sebebine» dayanabileceği ve bu durumda BK.'nın 125. maddesi gereğince «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğu, bir an için ek davada davacının önceki davada mahkeme kararında yazılı bulunan hukuki sebep dışında başka bir sebebe dayanamayacağı kabul edilse bile, TTK.'nın 62. maddesinde öngörülen 1 ve 3 yıllık zamanaşımı sürelerinin BK.'nın 60. maddesi uyarınca zararın, zarar verenin ve zararın tüm unsurlarının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı, bu durumda ilk davada davacının zarar vereni öğrenmesine rağmen zararın tüm unsurlarını ve miktarını, ancak verilen ilk kararın kesinleşmesi ile öğrenebileceği, dolayısıyla zarar miktarının ilk davada bilirkişi raporunun davacıya tebliği ile başladığının kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasındaki fiili uygulamada lisans oranının %5 olduğu dikkate alınarak, bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre davacının, ilk mahkeme kararında hükmolunan 30.000 TL'lik maddi zararı «mahsup» edildikten sonra, bakiye asıl alacağının toplam 253.269,95 TL, bunun dava tarihine kadar faizinin ise 576.925,67 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 253.269,95 TL «asıl alacak», 576.925,67 TL dava tarihine kadar «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 830.195,62 TL alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranda «reeskont faizi» uygulanması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça «fesih» tarihinden sonraki dönem için «kar mahrumiyeti» talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan «mahsup» edilmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada «haksız fesih» nedeniyle «müspet zarar» kapsamında bulunan «kar mahrumiyeti» talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık «genel zamanaşımı» süresinin uygulanması gereklidir.
Benzer bu kararda… vacının 1997-2000 yıllarında kayıtları da yansıyan satış miktarları gözetilerek 03.01.2001 sözleşmenin feshinden sonra 30.03.2001 tarihine kadar toplam 17.847,05 TL «ciro» yapmış olduğu, o tarihten sonra faaliyete «ara» verdiği ve nihai olarak 2003 yılında tasfiyeye girmiş olduğu faaliyetine devam edemediği, davalı şirketin temizlik sektöründe dünyada sayılı, ülkemizde bu alanda önde gelen bir şirket olduğu, «sözleşmenin ihlal» edildiği tarihte ülkemizde bu alanda benzer bir franchise işletme sistemi olan şirket bulunmadığı, yeni bir marka altında bu hizmetin verilmesi için, sektörde yeniden iş kurması ve müşteri bulması gerekeceği ve uzun yıllar alabileceği, söz konusu hizmetin özel ve teknik tecrübe gerektirdiği, davacının mevcut yapısı, finansal gücü ve tecrübesiyle sözleşmenin feshinden sonra aynı mahiyetteki bir işi bulamayacağı, bu sebeple davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği tutar bulunmadığı, davacının yapılan incelemelerdeki rasyo hesaplama yöntemine ilişkin, sözleşme konusu projenin davalı kayıtlarının proje bazlı maliyet yöntemi ile tutulmadığı tespit edilmiş ve bu bağlamda davalının kül halinde gelir tablosu hesapları ele alınarak oran yöntemi kullanılmak sureti ile maliyet ve faaliyet karına ilişkin hesaplamalar yapılmış ise de esasen tarafların iş ve işlem hacminden kaynaklı olarak maliyet ve tasarruf oranlarının birbirinden farklı olduğunun izaha muhtaç olmadığı dikkate alındığında yapılan hesaplamaların farazi nitelikte olduğu davacının «mahrum» kaldığı kazancın ne olduğunun net bir şekilde tespitinin mümkün olmadığı, bu noktada taraf itirazlarına ve rapora boğulmuş olan yargılama yönünden tekrar tekrar inceleme yapılmasının «usul ekonomisine» uygun düşmediği gibi yargılamayı sürüncemede bıraktığı, talep konusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, taraflar arasında önceden hüküm altına alınan miktar gözetilmek suretiyle davalının «fesih» sonrası almış olduğu işin hacmi dosyaya yansıyan taraflara ait ticari kayıtlar hak ve nesafet gözetildiğinde açılan işbu ek dava yönünden davacının bakiye zararını …
… a lisans oranının %5 olduğu dikkate alınarak, bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre davacının, ilk mahkeme kararında hükmolunan 30.000,00 TL'lik maddi zararı «mahsup» edildikten sonra, bakiye asıl alacağının toplam 253.269,95 TL, bunun dava tarihine kadar faizinin ise 576.925,67 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kar …
… in bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği şeyin de bu tazminattan mahsubu gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · kazanç kaybı · ara karar · hakkaniyet · ciro · sebepsiz zenginleşme · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «kazanç kaybının» davalının «ticari defter» ve muhasebe kayıtları üzerinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilebileceğini, davalının İş Bankası kulelerine verdiği hizmetten elde ettiği brüt kâr tutarının tespiti yapılamadığından bilirkişilerce rasyo uygulaması yöntemiyle tespit edildiğini, ancak yöntemin hatalı uygulandığını, mahkemenin gerekçesinin yargılama aşamasında toplanan delillerin içeriği ile çelişkili olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığını, davacının kâr kaybının net bir şekilde hesaplanabileceğini, davalının rasyosu hesaplanırken malzeme pazarlama yetkisi olmadığı, bu nedenle malzeme maliyet bedelinin hesaplamaya «dahil» edilmemesi gerektiğini, mahkemenin takdir ettiği miktarın hayatın olağan akışına ve «hakkaniyete» uygun olmadığını, faiz başlangıcının hatalı olduğunu, «yargılama giderlerinin» de hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… vacının 1997-2000 yıllarında kayıtları da yansıyan satış miktarları gözetilerek 03.01.2001 sözleşmenin feshinden sonra 30.03.2001 tarihine kadar toplam 17.847,05 TL «ciro» yapmış olduğu, o tarihten sonra faaliyete «ara» verdiği ve nihai olarak 2003 yılında tasfiyeye girmiş olduğu faaliyetine devam edemediği, davalı şirketin temizlik sektöründe dünyada sayılı, ülkemizde bu alanda önde gelen bir şirket olduğu, «sözleşmenin ihlal» edildiği tarihte ülkemizde bu alanda benzer bir franchise işletme sistemi olan şirket bulunmadığı, yeni bir marka altında bu hizmetin verilmesi için, sektörde yeniden iş kurması ve müşteri bulması gerekeceği ve uzun yıllar alabileceği, söz konusu hizmetin özel ve teknik tecrübe gerektirdiği, davacının mevcut yapısı, finansal gücü ve tecrübesiyle sözleşmenin feshinden sonra aynı mahiyetteki bir işi bulamayacağı, bu sebeple davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten «feragat» eylediği tutar bulunmadığı, davacının yapılan incelemelerdeki rasyo hesaplama yöntemine ilişkin, sözleşme konusu projenin davalı kayıtlarının proje bazlı maliyet yöntemi ile tutulmadığı tespit edilmiş ve bu bağlamda davalının kül halinde gelir tablosu hesapları ele alınarak oran yöntemi kullanılmak sureti ile maliyet ve faaliyet karına ilişkin hesaplamalar yapılmış ise de esasen tarafların iş ve işlem hacminden kaynaklı olarak maliyet ve tasarruf oranlarının birbirinden farklı olduğunun izaha muhtaç olmadığı dikkate alındığında yapılan hesaplamaların farazi nitelikte olduğu davacının «mahrum» kaldığı kazancın ne olduğunun net bir şekilde tespitinin mümkün olmadığı, bu noktada taraf itirazlarına ve rapora boğulmuş olan yargılama yönünden tekrar tekrar inceleme yapılmasının «usul ekonomisine» uygun düşmediği gibi yargılamayı sürüncemede bıraktığı, talep konusunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmış olup, taraflar arasında önceden hüküm altına alınan miktar gözetilmek suretiyle davalının «fesih» sonrası almış olduğu işin hacmi dosyaya yansıyan taraflara ait ticari kayıtlar hak ve nesafet gözetildiğinde açılan işbu ek dava yönünden davacının bakiye zararını …
… eri tarafından yapılan değerlendirmelerin eksik ve hatalı olduğunu, davacının edindiği üç yıllık tecrübe ile kolaylıkla iş bulabileceğini, kendi takdiri ile şirketi «tasfiye» sürecine soktuğunu, davacının zararını azaltmak için çaba sarfedip etmediğinin araştırılması gerektiğini, hiçbir somut veri olmadan davacının faaliyetine devam etmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, davacının «defterleri» üzerinde yapılan incelemede sözleşmenin feshinden sonra da faaliyetine devam ettiğinin görüldüğünü, davacının isim hakkı olmadan da faaliyetine devam edebileceğini, sözleşme süresince davacının elde ettiği kârın üstünde kâr elde etmesinin mümkün olmadığını, zararın davalının kârı üzerinden hesaplanmasının davacıyı «sebepsiz zenginleştireceğini», sözleşmenin feshinden önce de davacının zarar ettiğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında mahkemece fahiş bir miktara hükmedildiğini belirterek kararın bozulmas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11483 E. 2018/3921 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari avans faizi · ortaklık ilişkisi · avans faizi
Benzer bu karardaA.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ile 71.925,97 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce taraflar yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11072 E. , 2014/373 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ 13/03/2012
NUMARASI 2008/82-2012/55
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/03/2012 tarih ve 2008/82-2012/55 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 07.01.2014 günü hazır bulunan davalı vekili Av. B. Ş. Y. T. ile davacı vekili Av. İ. C. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasındaki 23/12/1997 tarihli sözleşme ile müvekkilinin Beşiktaş ve Sarıyer İlçeleri'ni kapsayacak şekilde inhisari lisans elde ettiğini, bu konuda haksız rekabet nedeniyle İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava sonucunda, 30.000 TL maddi tazminata hükmedildiğini, bilirkişi raporuna göre müvekkilinin alacağının bundan fazla olduğunu, öte yandan sözleşme 22/12/2002 tarihinde sona erdiği için bu döneme ilişkin olarak da davalının tazminat ödemesinin gerektiğini ileri sürerek, faizi ile birlikte toplam 1.320.467 TL haksız rekabetten kaynaklanan tazminatın, 429.577 TL tutarındaki asıl alacağa, dava tarihinden itibaren iskonto faizi uygulanması suretiyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 17/09/2008 tarihli ıslah dilekçesi ile davadaki hukuki sebebin ıslah edildiğini, İstanbul 2.
Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi''nde TTK.'nın haksız rekabet hükümlerine dayanılarak kısmi dava açıldığını, şimdi ise müvekkilinin uğradığı zararın geri kalan bölümü için TTK.'ndaki haksız rekabet hükümlerine değil, sözleşmeye aykırılığa ilişkin BK.'nın 96 vd. maddelerine dayandıklarını bildirerek, toplam 986.378,00 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile sadece 30.000 TL'lık kısım için zamanaşımının kesildiğini, bunun üzerindeki kısmın bilirkişi raporunun tebliği tarihinden itibaren geçen süreye göre zamanaşımına uğradığını, ayrıca tarafların iradeleri ile 31/12/2000 tarihinde sözleşmenin fesih edildiğini, davacı tarafından fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, davanın zamanaşımına uğramamış olması durumunda bile davacı tarafın 2001 ve 2002 yıllarına ait talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı tarafından bu defa ek davada BK.'nın 96 vd. maddeleri gereğince sözleşmeye aykırılık hukuki sebebine dayanabileceği ve bu durumda BK.'nın 125. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, bir an için ek davada davacının önceki davada mahkeme kararında yazılı bulunan hukuki sebep dışında başka bir sebebe dayanamayacağı kabul edilse bile, TTK.'nın 62. maddesinde öngörülen 1 ve 3 yıllık zamanaşımı sürelerinin BK.'nın 60. maddesi uyarınca zararın, zarar verenin ve zararın tüm unsurlarının öğrenilmesinden itibaren başlayacağı, bu durumda ilk davada davacının zarar vereni öğrenmesine rağmen zararın tüm unsurlarını ve miktarını, ancak verilen ilk kararın kesinleşmesi ile öğrenebileceği, dolayısıyla zarar miktarının ilk davada bilirkişi raporunun davacıya tebliği ile başladığının kabulünün mümkün olmadığı, taraflar arasındaki fiili uygulamada lisans oranının %5 olduğu dikkate alınarak, bu oran üzerinden yapılan hesaplamalara göre davacının, ilk mahkeme kararında hükmolunan 30.000 TL'lik maddi zararı mahsup edildikten sonra, bakiye asıl alacağının toplam 253.269,95 TL, bunun dava tarihine kadar faizinin ise 576.925,67 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 253.269,95 TL asıl alacak, 576.925,67 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 830.195,62 TL alacağın, asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranda reeskont faizi uygulanması suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasındaki 23.12.1997 tarihli lisans sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK.'nın 33. (1086 sayılı HUMK.'nın 76.) maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime aittir. Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf hem ilk davada hem de açılan işbu davada haksız fesih nedeniyle müspet zarar kapsamında bulunan kar mahrumiyeti talebinde bulunduğuna göre, esasen taraflar arasındaki uyuşmazlığa 818 sayılı BK.'nın 125. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gereklidir.
Ayrıca bir tacir olan ve lisans sözleşmeleri ile kendi işini yapan davacı, işbu davadaki lisans sözleşmesinin de davalı tarafından dava konusu olaydaki gibi ihlali nedeniyle uğrayacağı zararın miktarını, kısmi davasını açtığı tarihte bilebilecek durumdadır. Dolayısıyla davacının zararını öğrenmesini, diğer bir deyişle zamanaşımı süresinin başlamasını, ilk davada verilen kararın kesinleşmesine bağlayan mahkemenin kısmi ret gerekçesi doğru değilse de, anılan ret kararının sonucu itibariyle doğru olmasına ve diğer hususlarda da dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak mahkemece davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için görüşüne başvurulan bilirkişi raporlarında belirtilen hesaplama şekli, Dairemizce benzer olaylarda zarar tespiti için benimsenen yönteme uygun değildir.
Zira yanlar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 03.01.2001 tarihinde haksız olarak feshedildiği isabetli bir şekilde tespit edildiğine ve işbu davada da davacı tarafça fesih tarihinden sonraki dönem için kar mahrumiyeti talebinde bulunulduğuna göre mahkemece, 818 sayılı BK.'nın 325. maddesi hükümleri nazara alınarak, davacının aynı mahiyetteki yeni bir işi bulup bulamayacağı, bulabilirse ne kadar süre içinde bulabileceği, aralarında sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyet aracılığıyla tespit edilerek, fesihten sonraki dönem için bu süreyle sınırlı olarak tazminata hükmedilmesi, ayrıca davacının iş yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyin de bu tazminattan mahsup edilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının talep edebileceği tazminat miktarının yukarıda açıklanan şekilde tespiti gerekirken, hem taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmenin ihlali olarak kabul edilmesi hem de bu kabulle çelişir şekilde, haksız fiil halinde geçerli olduğu gibi her yıl için ayrı zarar hesabı yapılması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Diğer taraftan yukarıda açıklandığı üzere dava, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan kar mahrumiyetinin tahsili istemine ilişkin bulunduğuna göre, davacının işlemiş temerrüt faizi isteyebilmesi için davalıyı davadan önce, 818 saylı BK.'nın 101/1. maddesi uyarınca keşide edeceği bir ihtarla temerrüte düşürmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, davalının eyleminin sözleşmeye aykırılık oluşturduğunun kabul edilmesinden sonra, davacı alacağına yine haksız fiil hükümlerinde olduğu gibi herhangi bir ihtar şartı aranmaksızın, dava tarihine kadar temerrüt faizi yürütülmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101886200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz