Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/835 E. 2019/5869 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının yokluğu↗ genel kurul kararının butlanı↗ ttk 445↗ nisap↗ ortaklık sıfatı↗ karar nisabı↗ hukuki menfaat↗ butlan↗ yokluk↗ emredici hüküm↗ genel kurul kararının iptali↗ ortaklar kurulu kararı↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, yargılama aşamasında davalının ortaklık sıfatının ortadan kalktığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2014 tarih, 2013/11-1048 E. 2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Genel kurul kararlarının iptali talebinde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK’nın 445 ve 446.maddelerindeki sebep ve prosedürlerin varlığı dikkate alınır. Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan sebepleri ise Kanun’un 446.maddesinde örnekseme yöntemiyle sayılmıştır. Buna karşın, anonim şirket genel kurul kararlarının yokluğu müessesesi TTK’da düzenlenmemekle birlikte, Yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.
Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Davalı şirketin iptali istenen 03/04/2009 günlü 2009/51 sayılı kararı incelendiğinde dava dışı İbrahim Solak ve Zehra Solak’ın katılımı ile genel kurulun yapıldığı, anasözleşmenin 10. maddesinde yer alan sermayenin arttırılması için bütün ortakların ittifakıyla karar alması gerektiğine dair hükmün şirket sermayesinin 2/3 çoğunluğunun alacağı karar ile değiştirilebileceğine dair değişikliğin kabul edildiği, anılan toplantıya davacının katılmadığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Keza Dairemizin 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E. 2013/15128 K.sayılı, 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ve 08.10.2015 tarih 2014/13505 E. 2015/10256K. Sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür. Ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü, yine ancak o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir.
Davacı vekili, 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı kararının da iptalini talep etmiş olup söz konusu karar “Şirketimizin 2007 ve önceki yıllara ait olup, şirket bilançosunda kayıtlı olan karlarının ortaklara dağıtılmayıp şirket sermayesine ilavesine karar vermek de dahil olmak üzere, bu konuda gereken işlemlerin en kısa zamanda ikmal edilmesine … oy çokluğu ile karar verildi” hükmünü içermektedir. Davacı taraf bu karar uyarınca pay oranının düştüğünü ileri sürmekte olup, Mahkemece, bu kararın sermayenin arttırılması niteliğinde olup olmadığı ve bu kararında oybirliği ile alınması gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususta da bir değerlendirme yapılmamıştır.
Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında ortaklık sıfatı sona eren davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili genel kurul kararlarının yokluğunun tespitini isteyebilir. O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli nisaplar itibariyle kararların yoklukla malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce onaması doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/13142 E. 2017/6988 K.sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2183 E. 2019/6811 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · yokluk · anonim şirket · temsil
İncelediğiniz kararda2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan «ticaret sicil» kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli «nisaplar» itibariyle kararların «yoklukla» malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemiz …
Benzer bu karardaMahkemece toplantıya 1000 hissenin 980'ini «temsil» edenlerin katıldığı, asgari «toplantı nisabı» olan %25'ten fazla katılım bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 10 numaralı gündem maddesi için iptal sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şeki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı ve karar nisabı
Benzer bu karardaMahkemece toplantıya 1000 hissenin 980'ini «temsil» edenlerin katıldığı, asgari «toplantı nisabı» olan %25'ten fazla katılım bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13505 E. 2015/10256 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · butlan · yokluk · geçersizlik · dahili dava · temsil
İncelediğiniz kararda2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Yokluk ve «butlan» hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu «geçersizliği», mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir «nisabın» öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi «temsil» eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · yoklukla malul karar · esas sözleşme · ihtiyati tedbir · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · yönetim kurulu kararı · ilan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Davalı şirketin 2009 yılında tescil ve «ilan» edilen anasözleşmesinin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği” hükmünün düzenlendiği görülmektedir.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın «ihtiyati tedbir» talebi konusunda da olumlu-«olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2539 E. 2019/8344 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · yokluk · genel kurul kararının iptali · temsil
İncelediğiniz karardaDairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan «ticaret sicil» kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli «nisaplar» itibariyle kararların «yoklukla» malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemiz …
2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Benzer bu karardaAna sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, ana sözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, ana sözleşmede ağırlaştırılmış bir «nisabın» öngörüldüğü hallerde ana sözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az ana sözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi «temsil» eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta «sermaye artırımı» için % 70 «nisap» öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak yetersiz nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın «yoklukla malul» olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · yoklukla malul karar · esas sözleşme · sermaye artırımı · olağanüstü genel kurul · pay defteri · yönetim kurulu kararı · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, gündemin tebliğ edilmemesi, eksik ya da «usulsüz tebliğ» edilmesinin tek başına «genel kurul kararının iptalini» gerektirmediği, «yönetim kurulu» üyelerinin «esas sözleşme» ile atanmış olsalar dahi gündemde maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir «sebebin» varlığı halinde, genel kurul kararı ile her zaman görevden alınabilecekleri, gündemde yönetim kurulu üyelerinin seçileceğinin belirtldiği, esas sözleşmenin 8. madd …
… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir 2- Mahkemece, davalı şirketin 21/01/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptali isteminin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de, davalı şirket ana sözleşmesinin davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararla değiştirilen “Genel Kurul” başlıklı 11. maddesinde, «sermaye artırım» kararının ancak şirket «pay defterinde» yer alan tüm hissedarların %70’inin olumlu oyuyla yapılabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Somut uyuşmazlıkta «sermaye artırımı» için % 70 «nisap» öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak yetersiz nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın «yoklukla malul» olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Ağırlaştırılmış nisap öngören ana sözleşme hükmü ancak aynı nisapla değiştirilebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/353 E. 2019/2685 K.
Ortak:genel kurul kararının yokluğu · dava şartı
İncelediğiniz karardaBuna karşın, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının yokluğu» müessesesi TTK’da düzenlenmemekle birlikte, Yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan «emredici» hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196).
Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında «ortaklık sıfatı» sona eren davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili «genel kurul kararlarının yokluğunun» tespitini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «çağrının usulsüz» olmasının davacıya «iptal davası» açma hakkı vereceği ancak «genel kurula çağrının» usulsüz olduğu iddiasıyla açılan iptal davaların da kanunda belirtilen 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, salt çağrı usulsüzlüğünün genel kurulda alınan kararların iptali ve «butlanı» sonucunu doğurmayacağı, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacı yanca ileri sürülen hususların butlan ve «yokluk» sonucunu doğuran hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığı re’«sen araştırılmamıştır».
-
Nitelikli nisap hükmü aynı nisapla değişir; ibra oyu yasağı yokluk doğurur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1478 E. 2023/3793 K.
Ortak:yokluk · butlan · dava şartı
İncelediğiniz kararda2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Anonim şirket «genel kurul kararlarının butlan» sebepleri ise Kanun’un 446.maddesinde örnekseme yöntemiyle sayılmıştır.
Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "«yokluk»" ile sakat hale getirir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13075 E. 2011/1409 K.
Ortak:nisap · yokluk
İncelediğiniz karardaO halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan «ticaret sicil» kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli «nisaplar» itibariyle kararların «yoklukla» malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemiz …
2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "«yokluk»" ile sakat hale getirir.
Benzer bu karardaMahkemece, 27.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra «terk» ettikleri, alınan kararların yeterli «nisap» olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların «yoklukla» sakat olduğunun tesbitine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.07.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olağanüstü genel kurul · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, 27.07.2008 tarihli «olağanüstü genel kurulun» 189 ortak ile toplandığı, bir kısım ortakların toplantıyı daha sonra «terk» ettikleri, alınan kararların yeterli «nisap» olmadan alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, genel kurulda alınan kararların «yoklukla» sakat olduğunun tesbitine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.07.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/835 E. , 2019/5869 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Burdur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25/12/2015 gün ve 2012/131-2015/450 sayılı kararı onayan Daire'nin 07/12/2017 gün ve 2016/13142-2017/6988 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı limited şirketin 03/04/2009 günlü 2009/51 sayılı kararı ile anasözleşmenin 10. maddesinde sermaye arttırılması için bütün ortakların ittifakıyla karar alması gerektiğine dair hükmünün şirket sermayesinin 2/3 çoğunluğunun alacağı karar ile yapılabileceği şeklinde değiştirildiğini, anılan toplantı için müvekkiline her hangi bir çağrıda bulunulmadığını, toplantıya katılanlar arasında adı görülen Zehra Solak'a ait imzanın daha önce şirket hisse devri için noterde atılan imzalardan farklı olduğunu, yalnızca bir ortağın katılarak almış olduğu kararın yok hükmünde olduğunu, davalı şirketin 03/04/2009 günlü 51 sayılı kararının yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu, buna bağlı olarak 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı 2007 yılı karının ortaklara dağıtılmayıp sermayeye eklenmesi kararının da aynı nedenlerle hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/04/2009 günlü 51 sayılı kararı ve bu karara dayanılarak alınan 25/06/2009 günlü 2009/53 sayılı ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yargılama aşamasında davalının ortaklık sıfatının ortadan kalktığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, limited şirket ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.04.2014 tarih, 2013/11-1048 E. 2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Genel kurul kararlarının iptali talebinde bulunabilmek için 6102 sayılı TTK’nın 445 ve 446.maddelerindeki sebep ve prosedürlerin varlığı dikkate alınır. Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan sebepleri ise Kanun’un 446.maddesinde örnekseme yöntemiyle sayılmıştır. Buna karşın, anonim şirket genel kurul kararlarının yokluğu müessesesi TTK’da düzenlenmemekle birlikte, Yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196).
Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir.
Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.3.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Davalı şirketin iptali istenen 03/04/2009 günlü 2009/51 sayılı kararı incelendiğinde dava dışı İbrahim Solak ve Zehra Solak’ın katılımı ile genel kurulun yapıldığı, anasözleşmenin 10. maddesinde yer alan sermayenin arttırılması için bütün ortakların ittifakıyla karar alması gerektiğine dair hükmün şirket sermayesinin 2/3 çoğunluğunun alacağı karar ile değiştirilebileceğine dair değişikliğin kabul edildiği, anılan toplantıya davacının katılmadığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Keza Dairemizin 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E. 2013/15128 K.sayılı, 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ve 08.10.2015 tarih 2014/13505 E. 2015/10256K. Sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür. Ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir.
Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü, yine ancak o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir.
Davacı vekili, 25/06/2009 tarihli 2009/53 sayılı kararının da iptalini talep etmiş olup söz konusu karar “Şirketimizin 2007 ve önceki yıllara ait olup, şirket bilançosunda kayıtlı olan karlarının ortaklara dağıtılmayıp şirket sermayesine ilavesine karar vermek de dahil olmak üzere, bu konuda gereken işlemlerin en kısa zamanda ikmal edilmesine … oy çokluğu ile karar verildi” hükmünü içermektedir. Davacı taraf bu karar uyarınca pay oranının düştüğünü ileri sürmekte olup, Mahkemece, bu kararın sermayenin arttırılması niteliğinde olup olmadığı ve bu kararında oybirliği ile alınması gerekip gerekmediği hususunda bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususta da bir değerlendirme yapılmamıştır.
Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında ortaklık sıfatı sona eren davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili genel kurul kararlarının yokluğunun tespitini isteyebilir. O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli nisaplar itibariyle kararların yoklukla malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce onaması doğru olmadığından davacı vekilinin karar düzeltme istemi yerinde görülmekle Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/13142 E.
2017/6988 K.sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 07.12.2017 tarih 2016/13142 E. 2017/6988 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyene iadesine, 26/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/550220300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz