Nitelikli nisap hükmü aynı nisapla değişir; ibra oyu yasağı yokluk doğurur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1478 E. 2023/3793 K. ·
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sermaye artırımı için nitelikli nisap (%70) öngören anasözleşme hükmünün değiştirilmesi de aynı nitelikli nisabı gerektirir; daha düşük nisapla (%55) alınan değişiklik kararı yokluk ile maluldür. TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz, kullanılırsa ibra kararı yokluk ile maluldür. Safi kârın bir bölümünün yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilmesini öngören anasözleşme değişikliği, pay sahibinin vazgeçilemez kâr payı hakkını örtülü kâr dağıtımı yoluyla sınırladığından ve eşit işlem ilkesine aykırı olduğundan (TTK 447, 357) batıldır.
Ele alınan sorunlar
Sermaye artırımı için nitelikli nisap öngören anasözleşme hükmünün düşük nisapla değiştirilmesi → kabul
İddia: Davalı, dava konusu genel kurulun 11. maddesinin anasözleşme değişikliği olup TTK 421'in öngördüğü toplantı ve karar nisabının sağlandığını, yalnızca anasözleşmeye aykırılığın tartışılabileceğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Anasözleşmenin 'Genel Kurul' başlıklı 11. maddesinde sermaye artırım kararının ancak tüm hissedarların %70'inin olumlu oyuyla alınabileceği düzenlenmiştir; sermaye artırımı için %70 nisap öngören bu anasözleşme hükmünün değiştirilmesi için de aynı nisap aranması gerekirken, %55 nisapla değiştirilmesine dair karar yokluk ile maluldür. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi — bozma ilamına uyularak)
Yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanılması (7 ve 8 nolu kararlar) → kabul
İddia: Davalı, TTK 445 karşısında bu kararların ancak iptal davasına konu olabileceğini, yokluk sonucunun bağlanamayacağını ve davacının sessiz kalarak hak kaybına uğradığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz; davaya konu 7 ve 8 nolu ibra kararlarında yönetim kurulu üyeleri, kendileri dışındaki üyelerin ibrası için bu hükme aykırı olarak oy kullandığından anılan kararlar yokluk ile maluldür. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi — bozma ilamına uyularak)
Safi kârın bir bölümünün yönetim kuruluna dağıtılabilmesini öngören anasözleşme değişikliğinin butlanı → kabul
İddia: Davalı, kârın tespiti ve dağıtımına ilişkin kararın dava konusu genel kurulda değil, davacının katılıp olumlu oy kullandığı önceki bir genel kurulda alındığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Anasözleşmenin 'Kârın tespiti ve dağıtımı' başlıklı 15. maddesinin, genel kurul kararıyla safi kârın %50'sine kadar bir bölümünün yönetim kurulu üyelerine dağıtılabileceği şeklinde değiştirilmesi; TTK 447 ve 357 nazara alındığında, şirket ortağının ortaklıktan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını, kârın yönetim kurulu üyelerine örtülü olarak dağıtılması suretiyle sınırlandırmakta ve eşit işlem ilkesine aykırılık taşımaktadır; bu nedenle butlanla malul olduğunun tespiti gerekir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi — bozma ilamına uyularak)
Emsal değeri
Nitelikli nisapla korunan anasözleşme hükmünün değiştirilmesinde aynı nisabın aranması, ibra oy yasağı ihlalinin yokluk doğurması ve yönetim kuruluna örtülü kâr dağıtımı öngören değişikliğin butlanı yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yokluk↗ butlan↗ örtülü kâr dağıtımı↗ vazgeçilemez kâr payı hakkı↗ eşit işlem ilkesi↗ nitelikli nisap↗ yönetim kurulunun ibrasında oy yasağı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Ağırlaştırılmış nisap öngören ana sözleşme hükmü ancak aynı nisapla değiştirilebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/353 E. 2019/2685 K.
Ortak:dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «çağrının usulsüz» olmasının davacıya «iptal davası» açma hakkı vereceği ancak «genel kurula çağrının» usulsüz olduğu iddiasıyla açılan iptal davaların da kanunda belirtilen 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, salt çağrı usulsüzlüğünün genel kurulda alınan kararların iptali ve «butlanı» sonucunu doğurmayacağı, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacı yanca ileri sürülen hususların butlan ve «yokluk» sonucunu doğuran hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığı re’«sen araştırılmamıştır».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13505 E. 2015/10256 K.
Ortak:butlan · yokluk
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:nisap · dürüstlük kuralına aykırılık · yoklukla malul karar · karar nisabı · esas sözleşme · ihtiyati tedbir · dürüstlük kuralı · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın «ihtiyati tedbir» talebi konusunda da olumlu-«olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1478 E. , 2023/3793 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/251 Esas, 2021/873 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .....ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 29.01.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, müvekkilinin toplantıya katılması engellenerek pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını kullanmasının önüne geçildiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin kararların ve anasözleşme değişikliğine ilişkin kararın usulüne uygun alınmadığını, 15 numaralı kararla şirketin elde ettiği kârın %50’sinin yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilmesinin kararlaştırıldığını, anılan kararın şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı bir karar olması nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürerek 29.01.2014 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacıya usulüne uygun tebligat yapıldığını, alınan kararlarda toplantı ve karar nisaplarına uyulduğunu, sermaye artırım kararının zorunluluktan kaynaklandığını, kârın tespiti ve dağıtımı ile ilgili kararın dava konusu genel kurulda değil davacının da katılıp olumlu oy kullandığı 08.04.2009 tarihli genel kurulda alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 09.09.2015 tarih, 2014/1654 E. ve 2015/752 K. sayılı kararı ile çağrının usulsüz olmasının davacıya iptal davası açma hakkı vereceği, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacının ileri sürdüğü hususların butlan ve yokluk sonucunu doğuran hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 08.04.2019 tarih, 2018/353 E. ve 2019/2685 K. sayılı kararı ile Mahkemece, genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığının re'sen araştırılması gerektiği, davalı şirketin anasözleşmesinin davaya konu genel kurulda alınan 11 numaralı kararla değiştirilen “Genel Kurul” başlıklı 11 inci maddesinde, sermeye artırım kararının ancak şirket pay defterinde yer alan tüm hissedarların %70’inin olumlu oyuyla alınabileceğinin düzenlendiği, sermeye artırımı için % 70 nisap öngören anasözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 55 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesinin doğru olmadığı, davalı şirketin 5 ortağı bulunduğu, her bir ortağın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasında şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağının düzenlendiği, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan 7 ve 8 numaralı kararlarda anılan Kanun hükmüne aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı anlaşıldığından anılan kararların yoklukla malul olduğuna hükmedilmesi gerektiği, davaya konu genel kurulda alınan 11 numaralı kararla şirket anasözleşmesinin “kârın tespiti ve dağıtımı” başlıklı 15.
maddesinin genel kurul kararı ile safi kârın %50’sine kadar bir bölümünün yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilir şeklinde değiştirildiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci ve 357 nci maddeleri nazara alındığında sözü edilen kararın, şirket ortağının, ortaklıktan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını, elde edilen kârın yönetim kurulu üyelerine örtülü olarak dağıtılması suretiyle sınırlandırdığı ayrıca anılan kararın eşit işlem ilkesine aykırı, örtülü kâr payı dağıtma amacı taşıyan karar olduğu gözetilerek butlanına karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizce reddedilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 29.01.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan 11 numaralı karar ile şirket anasözleşmesinin "Genel Kurul" başlıklı 11. maddesinde sermaye arttırımı için %70 nisap öngören anasözleşme hükmünün değiştirilmesine ilişkin karar ile 7 ve 8 numaralı maddelerinde alınan kararların yok hükmünde olduklarının tespitine, 11 numaralı karar ile şirket anasözleşmesinin "Kârın tespiti ve dağıtımı" başlıklı 15. maddesinin genel kurul kararı ile safi kârın %50'si kadar bir bölümünün yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilir şeklinde değiştirilmesine ilişkin alınan kararın butlanla malül olduğunun tespitine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sermaye artırım kararının zorunluluktan kaynaklandığını, sermaye artırımı öncesi şirketin sermayesinin %23’ünü kaybettiğini, öz kaynaklarını kullanmak zorunda kaldığını, davacının sermaye artırım kararına dayalı rüçhan hakkını kullanmadığı gibi şirketin gelişimine katkı sağlamadığını, aksine mesnetsiz ve kötü niyetli şikayet ve davalarla şirketin çalışmasını engellediğini, dava konusu genel kurulun 11. maddesi anasözleşme değişikliği ile ilgili olup 6102 sayılı Kanun’un 421 inci maddesinin esas sözleşme değişikliği için öngördüğü toplantı ve karar nisabının sağlandığını, dolayısıyla kanuna aykırılık değil ancak anasözleşmeye aykırılığın tartışılabileceğini, anasözleşmeye aykırlık haline hükümsüzlük neticesinin bağlanmasının Kanuna aykırı olduğunu, 6102 sayılı Kanun’un 445 inci hükmü karşısında 7 ve 8 inci maddelerin ancak iptal davasına konu olabileceğini, davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, dava konusu genel kurul 29.01.2014 tarihinde yapılmasına rağmen davacının yokluk iddiasını 15.05.2018 tarihli dilekçesi ile ileri sürdüğünü, bu durumun dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını, Mahkemece dava konusu genel kurulda alınmayan bir kararın butlanına hükmedildiğini, kârın tespiti ve dağıtımı ile ilgili kararın dava konusu genel kurulda değil davacının da katılıp olumlu oy kullandığı 08.04.2009 tarihli genel kurulda alındığını, davacının anılan madde uyarınca kâr payı dahi aldığını ileri sürerek ve re'sen nazara alınması gereken sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 357 nci ve 447 nci maddeleri.
2.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E., 2013/15128 K. sayılı, 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E., 2013/22324 K. sayılı ve 26.09.2019 tarih, 2018/1835 E., 2019/5869 K. sayılı kararları
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933304700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz