6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ağırlaştırılmış nisap öngören ana sözleşme hükmü ancak aynı nisapla değiştirilebilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/353 E. 2019/2685 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Ana sözleşmede ağırlaştırılmış nisap (örn. %70) öngören hüküm ancak yine o nisapla değiştirilebilir; daha düşük nisapla yapılan değişiklik yoklukla maluldür ve mahkemece re'sen gözetilir. Yönetim kurulu üyelerinin birbirini ibra oyları TTK 436/2'ye aykırı olup ibra kararlarını yoklukla sakatlar. Safi kârın bir kısmının yönetim kurulu üyelerine dağıtılmasına imkan tanıyan ana sözleşme hükmü, pay sahibinin vazgeçilemez kâr payı hakkını sınırlandıran örtülü kâr dağıtımı ve eşit işlem ilkesine (TTK 357) aykırılık oluşturduğundan TTK 447 gereğince batıldır. Çağrı usulsüzlüğüne dayalı iptal davası da 3 aylık hak düşürücü süreye tabidir.

Ele alınan sorunlar

Ağırlaştırılmış nisapla getirilen ana sözleşme hükmünün aynı nisapla değiştirilmesi zorunluluğu → kabul

Gerekçe: Ana sözleşmede sermaye artırımı için tüm hissedarların %70'inin olumlu oyu şeklinde ağırlaştırılmış nisap öngörülmüştür. Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış, uyulması zorunlu bir sözleşme niteliğinde olup öngörülen nisaba uyulmadan alınan kararlar yoklukla saktır. Ağırlaştırılmış nisap öngören bir ana sözleşme hükmü, ancak yine o hükümde gösterilen ağırlaştırılmış nisaba uyularak değiştirilebilir; %70 yerine %55 nisapla değiştirilmesine dair kararın yoklukla malul olduğunun re'sen gözetilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyelerinin birbirini ibra oyları (TTK 436/2) → kabul

Gerekçe: Her biri aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortakların bulunduğu şirkette, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda TTK 436/2'ye aykırı olarak üyelerin kendileri dışında kalan diğer üyelerin ibrası için oy kullandıkları; bu nedenle ibraya ilişkin kararların yoklukla malul olduğunun re'sen gözetilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Safi kârın bir kısmının yönetim kuruluna dağıtılmasının butlanı → kabul

Gerekçe: Ana sözleşme değişikliği ile safi kârın %50'sine kadarının genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilmesine imkan tanıyan düzenleme, pay sahibinin ortaklıktan doğan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını, kârın yöneticilere örtülü dağıtımı suretiyle sınırlandırmakta; ayrıca aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara kârdan daha fazla pay imkanı tanıyarak TTK 357 eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Karar, örtülü kâr dağıtımı amacı taşıması ve eşit işleme aykırılığı nedeniyle TTK 447 gereğince batıl olup butlanına karar verilmesi gerekir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Çağrı usulsüzlüğüne dayalı iptal talebinin hak düşürücü süreye tabi olması → ret

Gerekçe: Genel kurula çağrının usulsüz olması pay sahibine iptal davası açma hakkı verirse de, çağrı usulsüzlüğü iddiasıyla açılan iptal davasının da kanunda öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir; salt çağrı usulsüzlüğü tek başına butlan veya yokluk sonucu doğurmaz. Bu yöndeki (süre) temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Ağırlaştırılmış nisabın ancak aynı nisapla değiştirilebileceği, yönetici ortakların karşılıklı ibra oylarının yokluk doğurması ve kârın yöneticilere dağıtımının butlanı yönünden bağlayıcı emsaldir (yerleşik içtihat).

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
Genel kurul kararlarının iptali davası (çağrı usulsüzlüğü iddiası dahil) 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır; ancak yokluk ve butlan halleri bu süreye tabi olmayıp re'sen araştırılır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ağırlaştırılmış nisap genel kurul kararının yokluğu oydan yoksunluk (TTK 436/2) örtülü kâr dağıtımı vazgeçilemez kâr payı hakkı eşit işlem ilkesi (TTK 357) butlan (TTK 447) hak düşürücü süre re'sen inceleme

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 436/26102 sayılı TTK 4476102 sayılı TTK 357

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2539 E. 2019/8344 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Nitelikli nisap hükmü aynı nisapla değişir; ibra oyu yasağı yokluk doğurur

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1478 E. 2023/3793 K.

    Ortak:dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Toplantı ve karar nisabı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2183 E. 2019/6811 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Ttk 446

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13505 E. 2015/10256 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul kararının butlanı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/533 E. 2020/3554 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklar kurulu kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/835 E. 2019/5869 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/353 E.  ,  2019/2685 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada ... ...

5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/09/2015 tarih ve 2014/1654-2015/752 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 29.01.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup iptali gerektiğini, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, müvekkilinin toplantıya TTK’nın 414. maddesindeki usule göre iadeli taahhütlü mektupla davet edilmediğini, toplantıya katılması bu suretle engellenerek pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını kullanmasına engel olunduğunu, davaya konu genel kurulda alınan 15 numaralı kararla, şirketin elde ettiği kârın %50’sinin yönetim kurulu üyelerine verilmesinin kararlaştırıldığını, anılan kararın şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürerek davalı şirket genel kurulunca 29.01.2014 tarihinde alınan tüm kararların iptalini istemiştir.

Davalı vekili, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının iddiasının aksine genel kurul toplantı tarihi ve gündeminin davacıya usulüne uygun olarak iadeli taahütlü mektupla tebliğ edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çağrının usulsüz olmasının davacıya iptal davası açma hakkı vereceği ancak genel kurula çağrının usulsüz olduğu iddiasıyla açılan iptal davaların da kanunda belirtilen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, salt çağrı usulsüzlüğünün genel kurulda alınan kararların iptali ve butlanı sonucunu doğurmayacağı, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacı yanca ileri sürülen hususların butlan ve yokluk sonucunu doğuran hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2), (3) ve (4) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı re’sen araştırılmamıştır. Davalı şirket ana sözleşmesinin davaya konu genel kurulda alınan 11. numaralı kararla değiştirilen “Genel Kurul” başlıklı 11. maddesinde, sermeye artırım kararının ancak şirket pay defterinde yer alan tüm hissedarların %70’inin olumlu oyuyla yapılabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.

Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, ana sözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, ana sözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde ana sözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az ana sözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle ana sözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü ancak yine o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E.

2013/15128 K., yine 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ilamı).

Somut uyuşmalıkta sermeye artırımı için % 70 nisap öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 55 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.

3- Öte yandan, davalı şirketin 5 ortağı bulunduğu ve her bir ortağın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 436/2. maddesi, “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan ... oy haklarını kullanamaz." hükmünü haizdir. Somut olayda, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan 7 ve 8 numaralı kararlarda anılan yasa hükmüne aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı, bu nedenle anılan kararların yoklukla malul olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece, bu hususun gözden kaçırılarak anılan kararların yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.

4- Davaya konu genel kurulda alınan 11. numaralı kararla, şirket ana sözleşmesinin “karın tespiti ve dağıtımı” başlıklı 15. maddesinin, genel kurul kararı ile safi karın %50’sine kadar bir bölümünün yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilir şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır.

6102 sayılı TTK’nın “Butlan” başlığını taşıyan 447. maddesi, “Genel kurulun, özellikle; a) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." hükmünü haizdir. Yine aynı Yasa’nın 357. maddesiyle, pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağı düzenleme altına alınmıştır. Sözü edilen karar, şirket ortağının, ortaklıktan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını, elde edilen kârın yönetim kurulu üyelerine örtülü olarak dağıtılması suretiyle sınırlandırmaktadır.

Ayrıca, bu kararla, şirket bünyesinde aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yapan ortaklıkların elde edilen kârdan daha fazla pay alabilmesinin önü açılmakta, karar bu yönüyle, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, anılan kararın örtülü kâr payı dağıtma amacı taşıyan ve eşit işlem ilkesine aykırı olduğu gözetilerek, butlanına karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/501314700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.