Ağırlaştırılmış nisap öngören ana sözleşme hükmü ancak aynı nisapla değiştirilebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/353 E. 2019/2685 K. · · İlk derece: 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Ana sözleşmede ağırlaştırılmış nisap (örn. %70) öngören hüküm ancak yine o nisapla değiştirilebilir; daha düşük nisapla yapılan değişiklik yoklukla maluldür ve mahkemece re'sen gözetilir. Yönetim kurulu üyelerinin birbirini ibra oyları TTK 436/2'ye aykırı olup ibra kararlarını yoklukla sakatlar. Safi kârın bir kısmının yönetim kurulu üyelerine dağıtılmasına imkan tanıyan ana sözleşme hükmü, pay sahibinin vazgeçilemez kâr payı hakkını sınırlandıran örtülü kâr dağıtımı ve eşit işlem ilkesine (TTK 357) aykırılık oluşturduğundan TTK 447 gereğince batıldır. Çağrı usulsüzlüğüne dayalı iptal davası da 3 aylık hak düşürücü süreye tabidir.
Ele alınan sorunlar
Ağırlaştırılmış nisapla getirilen ana sözleşme hükmünün aynı nisapla değiştirilmesi zorunluluğu → kabul
Gerekçe: Ana sözleşmede sermaye artırımı için tüm hissedarların %70'inin olumlu oyu şeklinde ağırlaştırılmış nisap öngörülmüştür. Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış, uyulması zorunlu bir sözleşme niteliğinde olup öngörülen nisaba uyulmadan alınan kararlar yoklukla saktır. Ağırlaştırılmış nisap öngören bir ana sözleşme hükmü, ancak yine o hükümde gösterilen ağırlaştırılmış nisaba uyularak değiştirilebilir; %70 yerine %55 nisapla değiştirilmesine dair kararın yoklukla malul olduğunun re'sen gözetilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetim kurulu üyelerinin birbirini ibra oyları (TTK 436/2) → kabul
Gerekçe: Her biri aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortakların bulunduğu şirkette, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda TTK 436/2'ye aykırı olarak üyelerin kendileri dışında kalan diğer üyelerin ibrası için oy kullandıkları; bu nedenle ibraya ilişkin kararların yoklukla malul olduğunun re'sen gözetilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Safi kârın bir kısmının yönetim kuruluna dağıtılmasının butlanı → kabul
Gerekçe: Ana sözleşme değişikliği ile safi kârın %50'sine kadarının genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilmesine imkan tanıyan düzenleme, pay sahibinin ortaklıktan doğan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını, kârın yöneticilere örtülü dağıtımı suretiyle sınırlandırmakta; ayrıca aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara kârdan daha fazla pay imkanı tanıyarak TTK 357 eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Karar, örtülü kâr dağıtımı amacı taşıması ve eşit işleme aykırılığı nedeniyle TTK 447 gereğince batıl olup butlanına karar verilmesi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Çağrı usulsüzlüğüne dayalı iptal talebinin hak düşürücü süreye tabi olması → ret
Gerekçe: Genel kurula çağrının usulsüz olması pay sahibine iptal davası açma hakkı verirse de, çağrı usulsüzlüğü iddiasıyla açılan iptal davasının da kanunda öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir; salt çağrı usulsüzlüğü tek başına butlan veya yokluk sonucu doğurmaz. Bu yöndeki (süre) temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Ağırlaştırılmış nisabın ancak aynı nisapla değiştirilebileceği, yönetici ortakların karşılıklı ibra oylarının yokluk doğurması ve kârın yöneticilere dağıtımının butlanı yönünden bağlayıcı emsaldir (yerleşik içtihat).
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- Genel kurul kararlarının iptali davası (çağrı usulsüzlüğü iddiası dahil) 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır; ancak yokluk ve butlan halleri bu süreye tabi olmayıp re'sen araştırılır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ağırlaştırılmış nisap↗ genel kurul kararının yokluğu↗ oydan yoksunluk (TTK 436/2)↗ örtülü kâr dağıtımı↗ vazgeçilemez kâr payı hakkı↗ eşit işlem ilkesi (TTK 357)↗ butlan (TTK 447)↗ hak düşürücü süre↗ re'sen inceleme↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2539 E. 2019/8344 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · esas sözleşme · yokluk · sermaye artırımı · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta «sermaye artırımı» için % 70 «nisap» öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak yetersiz nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın «yoklukla malul» olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, gündemin tebliğ edilmemesi, eksik ya da «usulsüz tebliğ» edilmesinin tek başına «genel kurul kararının iptalini» gerektirmediği, «yönetim kurulu» üyelerinin «esas sözleşme» ile atanmış olsalar dahi gündemde maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir «sebebin» varlığı halinde, genel kurul kararı ile her zaman görevden alınabilecekleri, gündemde yönetim kurulu üyelerinin seçileceğinin belirtldiği, esas sözleşmenin 8. madd …
… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir 2- Mahkemece, davalı şirketin 21/01/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptali isteminin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de, davalı şirket ana sözleşmesinin davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararla değiştirilen “Genel Kurul” başlıklı 11. maddesinde, «sermaye artırım» kararının ancak şirket «pay defterinde» yer alan tüm hissedarların %70’inin olumlu oyuyla yapılabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, ana sözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
-
Nitelikli nisap hükmü aynı nisapla değişir; ibra oyu yasağı yokluk doğurur
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1478 E. 2023/3793 K.
Ortak:dava şartı · hak düşürücü süre · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yokluk
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2183 E. 2019/6811 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · yokluk · anonim şirket · temsil
Benzer bu karardaMahkemece toplantıya 1000 hissenin 980'ini «temsil» edenlerin katıldığı, asgari «toplantı nisabı» olan %25'ten fazla katılım bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 10 numaralı gündem maddesi için iptal sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şeki …
2- Dava, «anonim şirket» genel kurulunda alınan kararların iptali ve genel kurulun hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13505 E. 2015/10256 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nisap · dürüstlük kuralına aykırılık · yoklukla malul karar · karar nisabı · butlan · esas sözleşme · yokluk · ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın «ihtiyati tedbir» talebi konusunda da olumlu-«olumsuz» bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/533 E. 2020/3554 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · rüçhan hakkı · nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · bekletici mesele · butlan · yokluk
Benzer bu kararda… usu iptal davalarında mahkemelerce davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin 2018/353 esas ve 2018/2539 esas sayılı dosyalarında, sermaye arttırımı için %70 «nisap» öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken %55 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair alınan genel kurul kararının «yoklukla malul» olduğundan yerel mahkeme kararlarının bozulmasına karar verilmiş, karar henüz kesinleşmemiştir.
… a sözleşmesinde sermaye arttırımı için özel toplantı ve karar yeter çoğunluğun aranmadığı, arttırımın dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uygun olduğu, davacıya yeni «hisse senedi» almak için 15 günlük süre tanındığı, davacının bu hakkını kullanmadığı, «genel kurul kararlarının butlanını» oluşturabilecek neden tespit edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar ve …
… uğu, kanuni düzenlemelere uygun şekilde ana sözleşmenin sermaye başlıklı 6. maddesi değiştirilerek sermaye arttırımına gidildiği, davacının yasal süreler içerisinde «rüçhan hakkını» kullanmadığı, alınan kararın «butlanını» gerektiren bir halin de olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi de aynı gerekçelerle davacının istinaf başvurusunu esastan red …
Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, ana sözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/835 E. 2019/5869 K.
Ortak:genel kurul kararının yokluğu · dava şartı
Benzer bu karardaBuna karşın, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının yokluğu» müessesesi TTK’da düzenlenmemekle birlikte, Yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan «emredici» hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196).
Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında «ortaklık sıfatı» sona eren davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili «genel kurul kararlarının yokluğunun» tespitini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · nisap · ortaklık sıfatı · karar nisabı · hukuki menfaat · butlan · yokluk · emredici hüküm
Benzer bu kararda2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Anonim şirket «genel kurul kararlarının butlan» sebepleri ise Kanun’un 446.maddesinde örnekseme yöntemiyle sayılmıştır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
O halde, Mahkemece, dosya kapsamında yer alan «ticaret sicil» kayıtları ve taraflar arasında görülen diğer davalara ilişkin ilam suretleri de nazara alınarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda iptali istenilen her iki karar yönünden de kararların niteliği ve aranması gerekli «nisaplar» itibariyle kararların «yoklukla» malül olup olmadığı ve bu itibarla davacının işbu davayı açmakta ve sürdürmekte «hukuki yararının» bulunup bulunmadığı konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararın Dairemiz …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/353 E. , 2019/2685 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09/09/2015 tarih ve 2014/1654-2015/752 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 29.01.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların kanuna, esas sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup iptali gerektiğini, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, müvekkilinin toplantıya TTK’nın 414. maddesindeki usule göre iadeli taahhütlü mektupla davet edilmediğini, toplantıya katılması bu suretle engellenerek pay sahipliğinden kaynaklanan haklarını kullanmasına engel olunduğunu, davaya konu genel kurulda alınan 15 numaralı kararla, şirketin elde ettiği kârın %50’sinin yönetim kurulu üyelerine verilmesinin kararlaştırıldığını, anılan kararın şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürerek davalı şirket genel kurulunca 29.01.2014 tarihinde alınan tüm kararların iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının iddiasının aksine genel kurul toplantı tarihi ve gündeminin davacıya usulüne uygun olarak iadeli taahütlü mektupla tebliğ edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çağrının usulsüz olmasının davacıya iptal davası açma hakkı vereceği ancak genel kurula çağrının usulsüz olduğu iddiasıyla açılan iptal davaların da kanunda belirtilen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, salt çağrı usulsüzlüğünün genel kurulda alınan kararların iptali ve butlanı sonucunu doğurmayacağı, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacı yanca ileri sürülen hususların butlan ve yokluk sonucunu doğuran hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2), (3) ve (4) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı re’sen araştırılmamıştır. Davalı şirket ana sözleşmesinin davaya konu genel kurulda alınan 11. numaralı kararla değiştirilen “Genel Kurul” başlıklı 11. maddesinde, sermeye artırım kararının ancak şirket pay defterinde yer alan tüm hissedarların %70’inin olumlu oyuyla yapılabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, ana sözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere, ana sözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde ana sözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az ana sözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle ana sözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü ancak yine o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E.
2013/15128 K., yine 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ilamı).
Somut uyuşmalıkta sermeye artırımı için % 70 nisap öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 55 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
3- Öte yandan, davalı şirketin 5 ortağı bulunduğu ve her bir ortağın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yaptığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 436/2. maddesi, “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan ... oy haklarını kullanamaz." hükmünü haizdir. Somut olayda, davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin alınan 7 ve 8 numaralı kararlarda anılan yasa hükmüne aykırı olarak yönetim kurulu üyelerinin kendileri dışında kalan yönetim kurulu üyelerinin ibrası için oy kullandığı, bu nedenle anılan kararların yoklukla malul olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bu hususun gözden kaçırılarak anılan kararların yoklukla malul olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
4- Davaya konu genel kurulda alınan 11. numaralı kararla, şirket ana sözleşmesinin “karın tespiti ve dağıtımı” başlıklı 15. maddesinin, genel kurul kararı ile safi karın %50’sine kadar bir bölümünün yönetim kurulu üyelerine dağıtılabilir şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın “Butlan” başlığını taşıyan 447. maddesi, “Genel kurulun, özellikle; a) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." hükmünü haizdir. Yine aynı Yasa’nın 357. maddesiyle, pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağı düzenleme altına alınmıştır. Sözü edilen karar, şirket ortağının, ortaklıktan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki kâr payı alma hakkını, elde edilen kârın yönetim kurulu üyelerine örtülü olarak dağıtılması suretiyle sınırlandırmaktadır.
Ayrıca, bu kararla, şirket bünyesinde aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yapan ortaklıkların elde edilen kârdan daha fazla pay alabilmesinin önü açılmakta, karar bu yönüyle, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, anılan kararın örtülü kâr payı dağıtma amacı taşıyan ve eşit işlem ilkesine aykırı olduğu gözetilerek, butlanına karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/501314700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz