Ttk 446
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13505 E. 2015/10256 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 446↗ toplantı ve karar nisabı↗ nisap↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ yoklukla malul karar↗ karar nisabı↗ butlan↗ esas sözleşme↗ yokluk↗ ihtiyati tedbir↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ tbk 99↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ dahili dava↗ temsil↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabının TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de dahil olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında yokluk ve geçersizlik nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirketin 2009 yılında tescil ve ilan edilen anasözleşmesinin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesinin son cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyelerinin seçileceği” hükmünün düzenlendiği görülmektedir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü ancak yine o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E. 2013/15128 K., yine 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ilamı).
Somut uyuşmalıkta yönetim kurulu seçimi için % 65 nisap arayan anasözleşme hükmünün değitirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 57 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın butlan şartları taşımadığına karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış nisaba uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de yokluk olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi konusunda da olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2183 E. 2019/6811 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · nisap · karar nisabı · yokluk · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir «nisabın» öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi «temsil» eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece toplantıya 1000 hissenin 980'ini «temsil» edenlerin katıldığı, asgari «toplantı nisabı» olan %25'ten fazla katılım bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış «nisaba» uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de «yokluk» olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 10 numaralı gündem maddesi için iptal sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şeki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket
Benzer bu kararda2- Dava, «anonim şirket» genel kurulunda alınan kararların iptali ve genel kurulun hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2539 E. 2019/8344 K.
Ortak:nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · esas sözleşme · yokluk · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta «sermaye artırımı» için % 70 «nisap» öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak yetersiz nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın «yoklukla malul» olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, gündemin tebliğ edilmemesi, eksik ya da «usulsüz tebliğ» edilmesinin tek başına «genel kurul kararının iptalini» gerektirmediği, «yönetim kurulu» üyelerinin «esas sözleşme» ile atanmış olsalar dahi gündemde maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir «sebebin» varlığı halinde, genel kurul kararı ile her zaman görevden alınabilecekleri, gündemde yönetim kurulu üyelerinin seçileceğinin belirtldiği, esas sözleşmenin 8. madd …
Ana sözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, ana sözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tebliğ · sermaye artırımı · olağanüstü genel kurul · genel kurul kararının iptali · pay defteri · dava sebebi · e-defter
Benzer bu kararda… lmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir 2- Mahkemece, davalı şirketin 21/01/2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 4 numaralı kararın iptali isteminin yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de, davalı şirket ana sözleşmesinin davaya konu genel kurulda alınan 4 numaralı kararla değiştirilen “Genel Kurul” başlıklı 11. maddesinde, «sermaye artırım» kararının ancak şirket «pay defterinde» yer alan tüm hissedarların %70’inin olumlu oyuyla yapılabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Mahkemece, gündemin tebliğ edilmemesi, eksik ya da «usulsüz tebliğ» edilmesinin tek başına «genel kurul kararının iptalini» gerektirmediği, «yönetim kurulu» üyelerinin «esas sözleşme» ile atanmış olsalar dahi gündemde maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir «sebebin» varlığı halinde, genel kurul kararı ile her zaman görevden alınabilecekleri, gündemde yönetim kurulu üyelerinin seçileceğinin belirtldiği, esas sözleşmenin 8. madd …
Somut uyuşmazlıkta «sermaye artırımı» için % 70 «nisap» öngören ana sözleşme hükmünün değiştirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak yetersiz nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın «yoklukla malul» olduğuna hükmedilmemesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Ortaklar kurulu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/835 E. 2019/5869 K.
Ortak:nisap · karar nisabı · butlan · yokluk · geçersizlik · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir «nisabın» öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi «temsil» eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir.
Benzer bu kararda2014/430 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere «anonim şirket» genel kurul kararlarının hükümsüzlük halleri, iptal, «yokluk» ve «butlan» olarak iki alt kategoride ele alınabilir.
Yokluk ve «butlan» hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen göz önünde bulundurulacağı ve herkesin bu «geçersizliği», mülga 6762 Sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S.
Dairemizin yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar «nisabını» taşımadan alınan kararlar «yoklukla» sakat kararlardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · genel kurul kararının butlanı · ortaklık sıfatı · hukuki menfaat · emredici hüküm · ortaklar kurulu kararı · anonim şirket · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaBuna karşın, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının yokluğu» müessesesi TTK’da düzenlenmemekle birlikte, Yokluk; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan «emredici» hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196).
Somut davada Mahkemece, dava tarihinde davalı şirketin ortağı olmasına rağmen yargılama aşamasında «ortaklık sıfatı» sona eren davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere hukuki yararı bulunan her ilgili «genel kurul kararlarının yokluğunun» tespitini isteyebilir.
Mahkemece, yargılama aşamasında davalının «ortaklık sıfatının» ortadan kalktığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Dava, «limited şirket» «ortaklar kurulu» toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Ağırlaştırılmış nisap öngören ana sözleşme hükmü ancak aynı nisapla değiştirilebilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/353 E. 2019/2685 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «çağrının usulsüz» olmasının davacıya «iptal davası» açma hakkı vereceği ancak «genel kurula çağrının» usulsüz olduğu iddiasıyla açılan iptal davaların da kanunda belirtilen 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, salt çağrı usulsüzlüğünün genel kurulda alınan kararların iptali ve «butlanı» sonucunu doğurmayacağı, davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacı yanca ileri sürülen hususların butlan ve «yokluk» sonucunu doğuran hususlardan olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, genel kurulda alınan kararların «yoklukla malul» olup olmadığı re’«sen araştırılmamıştır».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5601 E. 2010/11891 K.
Ortak:toplantı ve karar nisabı · nisap · yoklukla malul karar · karar nisabı · yokluk · yönetim kurulu kararı · temsil · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar «nisabının» TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3. kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve «ilan» edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de «dahil» olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388. maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya «temsilcilerinin» hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya «esas sözleşmede» aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve «dürüstlük kuralına aykırılık» bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında «yokluk» ve «geçersizlik» nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların «yoklukla malul» olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirketin 2009 yılında tescil ve «ilan» edilen anasözleşmesinin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesinin «son» cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla «yönetim kurulu» üyelerinin seçileceği” hükmünün düzenlendiği görülmektedir.
Benzer bu kararda… toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun şekilde yapıldığı, TTK'nun 372. madd...de öngörülen «toplantı nisabının» mevcut bulunduğu, iptali istenen kararların çoğunlukla alındığı, davacıların yönetimde bulundukları dönemde usulüne uygun tutulmayan «ticari defter kayıtlarının» sonradan düzeltilm...in mümkün olmaması nedeniyle bilanço ve gelir tablolarının «son» olarak düzenlenmesi sırasında ortaya çıkan farklılıkların sorumlusunun büyük hissedar T.Kalkınma Bankası A.Ş. değil davacılar olduğu, dolayısıyla bu duruma dayalı iptal isteminin yerinde olmayacağı, «sermaye artırımına» dair genel kurul kararının oybirliğiyle alınması gerektiği hakkında yasal bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… 3/4’ünün, ikinci toplantıda yarısının, üçüncü toplantıda ise 1/3’nün hazır bulunması koşulu ile müzakere edilebileceği ve hazır bulunanların 2/3’ünün kabul oyu ile «ana sözleşme değişikliğinin» mümkün olduğu hükme bağlanmış bulunması itibariyle dava konusu genel kurulda alınan anasözleşme değişikliklerine ilişkin kararların yukarıda açıklanan «nisaplar» gözetildiğinde, karar «nisabının» oluşmadığı ve bu nedenle de yok hükmünde olduklarının kabulü gerekmektedir.
Bu durum karşısında mahkemece, dava konusu genel kurul toplantısının şirket anasözleşm...in 6. ve 9. maddelerini değiştiren 11. gündem madd...de alınan kararın «yoklukla malul» olduğunun tesbitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ana sözleşme değişikliği · ticari defter ve kayıtlar · sermaye artırımı · ticari defter · sulh · e-defter
Benzer bu kararda… toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun şekilde yapıldığı, TTK'nun 372. madd...de öngörülen «toplantı nisabının» mevcut bulunduğu, iptali istenen kararların çoğunlukla alındığı, davacıların yönetimde bulundukları dönemde usulüne uygun tutulmayan «ticari defter kayıtlarının» sonradan düzeltilm...in mümkün olmaması nedeniyle bilanço ve gelir tablolarının «son» olarak düzenlenmesi sırasında ortaya çıkan farklılıkların sorumlusunun büyük hissedar T.Kalkınma Bankası A.Ş. değil davacılar olduğu, dolayısıyla bu duruma dayalı iptal isteminin yerinde olmayacağı, «sermaye artırımına» dair genel kurul kararının oybirliğiyle alınması gerektiği hakkında yasal bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… 3/4’ünün, ikinci toplantıda yarısının, üçüncü toplantıda ise 1/3’nün hazır bulunması koşulu ile müzakere edilebileceği ve hazır bulunanların 2/3’ünün kabul oyu ile «ana sözleşme değişikliğinin» mümkün olduğu hükme bağlanmış bulunması itibariyle dava konusu genel kurulda alınan anasözleşme değişikliklerine ilişkin kararların yukarıda açıklanan «nisaplar» gözetildiğinde, karar «nisabının» oluşmadığı ve bu nedenle de yok hükmünde olduklarının kabulü gerekmektedir.
Kalkınma Bankası A.Ş. ile diğer gerçek kişi ortakları arasında 2004 yılında şirket kayyumu ...’in davetiyle «sulh» yapıldığı, bundan sonraki yönetim kurullarında da bankanın iki, gerçek kişi ortakların ise bir «temsilci» ile temsil edildikleri, buna rağmen dava konusu genel kurul toplantısında şirketin üç «yönetim kurulu» üy...in tamamının T.Kalkınma Bankası A.Ş.’nin gösterdiği adaylardan seçildiği görülmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13505 E. , 2015/10256 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY(KAPATILAN) 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/05/2014
NUMARASI 2013/469-2014/118
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2013/469-2014/118 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. H.. A.. ve fer'i müdahil K. İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. Ş. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davaların davacıları vekili, davalı şirket ortaklarından dava dışı K. İnş. Tic. San. ve Turz. A.Ş.'nin davalı şirketin anasözleşme değişikliği gündemi ile toplanmasına izin ve kayyım tayini talepli davasına Bakırköy 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/347 E. ve 2013/63 K. sayılı ilamı ile davanın kabulü ile genel kurula çağrıya izin verilmesine ve gündemini belirlenmesine dair karar verildiğini, bu kapsamda 17/12/2013 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul Toplantısında gündemin 4. maddesi ile Şirket Anasözleşmesi'nin 7/son maddesindeki “.... genel kurulda % 65 hisseye sahip hissedarların oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir...” ibaresinin ".... Şirketin yönetim kurulu üyeleri genel kurul toplantısında TTK hükümlerine tabi olarak TTK'da öngörülen nisaplara göre seçilir...." şeklinde değiştirildiğini, anılan kararın % 65 nisapla alınması gerekirken % 57 nisapla alınması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, anasözleşme değişikliğine ilişkin bu karar ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmeden gündemin 5.
maddesi ile % 52 nisapla yönetim kuruluna Mustafa, Metin, Suat ve H.. K..'in seçildiklerini, anasözleşmenin 7. maddesinin değiştirilmesine dair kararın tescil ve ilan edilmeden değiştirilen hükme göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin 5 nolu gündem maddesi ile alınan kararın da yok hükmünde olduğunu, davacıların bu kararlara muhalif kalarak muhalefet şerhini tutanağa geçirdiklerini, dava konusu genel kurul kararının ticaret sicilinde tesciline dair talebin de İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce reddedildiğini ileri sürerek, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 4. ve 5. nolu kararların yoklukla malul olduklarının tespitine, aksi durumda iptallerine ve yürütülmelerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, asıl ve birleşen davalara cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Şirket anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyelerinin seçileceği”, 10/d maddesinde ise “şirket genel kurul toplantılarında TTK'nın 369 maddesinde yazılı hususların müzakere edilerek gerekli kararların alınacağı, genel kurul toplantıları ve bu toplantılardaki karar nisabının TTK hükümlerine tabi olduğu”nun öngörüldüğü, dava konusu genel kurul 17/12/2013 tarihinde yapıldığından TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 2/1-c, 3 ve 4. mdlerine göre bu davada 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6762 sayılı TTK'nın 390/son maddesi hükmünün aksine 6102 sayılı TTK'nın 455/son maddesinde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce 3.
kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceğinin öngörüldüğü, bu hükümde anasözleşme değişikliklerinin tescilden önce iç ilişki de hüküm doğuracağına açıkça işaret edildiği, anasözleşme değişikliğine genel kurulda karar verildikten sonra bu karar tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide bağlayıcı olduğundan değişik hükme dayanarak aynı genel kurulda karar alınmasına hukuki engel bulunmadığı, anasözleşmenin değiştirilen 7. maddesinin son cümlesiyle "Genel Kurul'da %65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyeleri seçilir". hükmü düzenlendikten sonra anasözleşmenin 10/d maddesindeki hüküm uyarınca hiçbir ayrım yapılmaksızın anasözleşme değişiklikleri de dahil olmak üzere tüm kararların TTK hükümlerine tabii olarak alınacağı öngörüldüğünden anasözleşmenin tescil edildiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 388.
maddesinde ise dava konusu anasözleşme değişikliği için ilk toplantı yeter sayısının ortaklık sermayesinin en az yarısına sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunmasının gerekli olduğu, kararların da hazır bulunanların çoğunluğuyla alınacağının öngörüldüğü, bu hükmün karşılığı olan 6102 sayılı TTK'nın 421/1. maddesinde de “Kanun'da veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararların şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunanların oylarının çoğunluğuyla alınacağı, ikinci toplantı da ise şirket sermayesinin en az 1/3'nün toplantıda hazır bulunmasının yeterli olduğunun” öngörüldüğü, anılan hükümler karşısında anasözleşme'nin 7.
maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinde Kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu genel kurulun şirket sermayesinin karşılığı olan 10.000 hissenin 9.900 adedi ile toplandığı, 4.200 red oyuna karşılık 5.700 kabul oyu ile anasözleşmenin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesine karar verildiği, anasözleşmesinin 7. maddesinin son cümlesinin değiştirilmesinden sonra yeni metinle getirilen nisaba göre yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinde Kanuna, anasözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık bulunmadığı, anasözleşme değişikliğinin henüz tescil ve ilan edilmeden iç ilişkide hüküm doğurduğu, yeni yönetim kurulunun 4200 red oyuna karşılık 5200 kabul oyu ile katılanların çoğunluğuyla seçildiği, TTK'nın 446/1-b madesi ve TBK'nın genel hükümleri kapsamında yokluk ve geçersizlik nedeni bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak asıl ve birleşen davalar, A.Ş. genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı şirketin 2009 yılında tescil ve ilan edilen anasözleşmesinin “Yönetim Kurulu ve Süresi” başlıklı 7. maddesinin son cümlesinde “Genel Kurul'da % 65 hisseye sahip hissedarların olumlu oylarıyla yönetim kurulu üyelerinin seçileceği” hükmünün düzenlendiği görülmektedir.
Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan kararlar yoklukla sakat kararlardır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesi mümkündür ancak bu değişiklik için de en az anasözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranması gerekmektedir. Başka bir deyişle anasözleşmenin ağırlaştırılmış nisap öngören hükmü ancak yine o hükümde gösterilen nisaplara uyularak değiştirilebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 06.09.2013 tarih, 2013/2111 E.
2013/15128 K., yine 06.12.2013 tarih, 2012/7227 E. 2013/22324 K. sayılı ilamı).
Somut uyuşmalıkta yönetim kurulu seçimi için % 65 nisap arayan anasözleşme hükmünün değitirilmesi için de yine aynı nisap aranması gerekirken mahkemece bu husus gözden kaçırılarak % 57 nisapla bu hükmün değiştirilmesine dair kararın butlan şartları taşımadığına karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda mahkemece, anasözleşme ile kararlaştırılan ağırlaştırılmış nisaba uyulmasının zorunlu ve bu hükme uymamanın müeyyidesinin de yokluk olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu 4 nolu ve buna bağlı olarak alınan 5 nolu gündem maddeleri için yokluk sebepleri bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi konusunda da olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın tüm davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak, asıl ve birleşen davada davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 08/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/126975200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz