6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tasfiye memuru sorumluluğu davasında delil avansının yatırılmaması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/370 E. 2024/1963 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Tasfiye Memurunun Sorumluluğu (TTK 553) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 4 (haksız fiil) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Şirket alacaklısının, tasfiye memurunun ödeme sırasına aykırı ödemeler yaparak kendisini zarara uğrattığı iddiasıyla açtığı tazminat davası, doğrudan zarar niteliğinde olduğundan TTK 553. madde kapsamında değerlendirilir; bu tür davalarda iddianın ispatı teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi zorunludur. Mahkemece bilirkişi ücretinin yatırılması için usulüne uygun tebliğ edilen kesin süreye rağmen delil avansı yatırılmazsa, taraf o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır ve dosyadaki diğer delillerle iddia kanıtlanamıyorsa dava esastan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davanın hukuki dayanağının TTK 553 mü yoksa 556 mı olduğu → kabul

Gerekçe: Dava, TTK 553. madde uyarınca davalı tasfiye kurulu başkanının özen ve yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığının ve buna bağlı tazminat talebinin yerinde olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir. TTK 546/2. madde tasfiye memurunun sorumluluğu bakımından 553. maddeye atıfta bulunmaktadır; tasfiye memurları, tasfiye işlemlerinde yasa, ortaklık sözleşmesi veya iş görme koşullarını saptayan kurallara aykırı işlem yaparak üçüncü kişileri veya ortakları zararlandırdıkları takdirde sorumlu olurlar. TTK 553(1) uyarınca kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur. Yöneticinin ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar; ortaklığın doğrudan zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Şirket ortağı veya alacaklısının sorumluluk davası yoluyla kendi adına istemde bulunabilmesinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Somut olayda davacının talepleri, tasfiye kurulu başkanının sırası gelmeyenlere yaptığı ödemeler nedeniyle alacağını tahsil edemeyerek doğrudan zarara uğradığına yönelik olup alacağın davalıdan tahsiline ilişkindir; bu nedenle uyuşmazlık TTK 553 kapsamında değerlendirilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Bilirkişi incelemesinin gerekliliği ve delil avansının (bilirkişi ücretinin) yatırılmaması → ret

İddia: Davacı asil; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, mahkemenin taleplerini görmezden geldiğini, delillerin davalıdan talep edilmediğini ve müzekkere yazılmadığını, dosyadaki eksiklikler tamamlanmadan bilirkişiye tevdi edilemeyeceğini, tarafların doğrudan veya dolaylı soru ile bilgi alma talebinde bulunabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: HMK 266. madde uyarınca çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde hakim bilirkişi oy ve görüşüne başvurur. Eldeki davada, davalı tasfiye memurunun davacının zararına işlem yapıp yapmadığı ve ödeme sırası gelmeyen alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarının sunulan deliller üzerinde bilirkişi incelemesiyle tespiti zorunlu olup, yapılacak inceleme teknik bilgi gerektirmektedir. HMK 324. maddeye göre delil avansının yatırılmaması halinde taraf o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır ve mahkeme davayı dosyadaki mevcut delil durumuna göre değerlendirerek karara bağlar; diğer delillerle dava kanıtlanamıyorsa davanın esastan reddi gerekir. Somut olayda mahkemece 27/05/2022 ve 22/09/2022 tarihli ara kararlarla davacıya bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verilmiş, yasal sonuçları hatırlatılarak verilen kesin süre ihtarı davacıya usulüne uygun tebliğ edilmiş, ancak davacı tarafından delil avansı yatırılmamıştır. Bu nedenle dosyada mevcut delillerden davalının şirketi ve alacaklıları zarara uğrattığının ispatı mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirket alacaklısının tasfiye memuruna karşı açtığı tazminat davasının TTK 553 (doğrudan zarar) kapsamında mı yoksa TTK 556 (dolaylı zarar) kapsamında mı değerlendirileceği ve bu tür davalarda ispatın bilirkişi incelemesine bağlı olduğu, delil avansı yatırılmazsa davanın reddedileceği yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurunun sorumluluğu doğrudan zarar dolaylı zarar TTK 553 delil avansı kesin süre bilirkişi incelemesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 546/2TTK 553TTK 553(1)TTK 555TTK 556 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — 6098 sayılı TBK 49 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 266HMK 324

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/370

KARAR NO 2024/1963

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/12/2022

NUMARASI 2022/492 Esas 2022/1158 Karar

DAVA

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı; ...'nun faaliyet izninin 4389 sayılı Bankalar Kurulu'nun 20/6 maddesi hükmüne istinaden kaldırıldığını ve ... A.Ş.nin tasfiyeye girdiğini, 04/08/2001 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunda tasfiyenin en geç 5 yıl içinde tamamlanmasının kararlaştırıldığını, bahsi geçen finans kurumunda 2001 yılından önce ABD Doları ve Euro yatırarak açtığı muhtelif hesaplarının bulunduğunu, genel kurul toplantısında hesapların, küçük meblağdan büyük meblağa doğru sırasıyla ödeme yapılmasının karar altına alındığını, ödeme sırasının dışına çıkılacak olunur ise tasfiye memurlarının ve münfesih şirketin hukuki ve cezai sorumlulukları olacağının yetkililer tarafından yazılı olarak beyan edildiğini, 2002 yılında 500-TL ödeme yapıldığını ve 19 yıl boyunca başka hiçbir ödeme yapılmadığını, ...'nun 2009 yılından itibaren sıralı ödemeleri tamamen durdurduğunu, yüzlerce sıra dışı ödemeler yaptığını belirterek ...'nun görevini suistimal ettiğinden bahisle çıkarları doğrultusunda tarafına ödeme yapmadığı alacağının fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak ödetilmesinin teminine, Tasfiye Kurulu Başkanının genel kurulda alınan kararları ihlal ettiğinin ve genel kurulda tesbit edilen ödeme sırasını da ihlal ettiğinin tespitine, 2.000-TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; husumet itirazında bulunduklarını, davacının alacağı kâr ve zarara katılım akdine dayandığını, bu hesabına yönelik olarak davacının dava dışı ... A.Ş.'den ve müvekkillerinden henüz kesinleşmiş muaccel ve likit bir alacağı bulunmadığını, benzer alacak davalarında muhtelif mahkemelerden davanın reddi yönünde kararlar verildiğini ve bu kararların da Yargıtay tarafından onandığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı şirketin tasfiye işlemlerinin devam ettiğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece verilen 31/12/2020 tarihli kararda; somut olayda davacının talep ettiği hususların dolaylı zarara ilişkin olduğu, TTK.m.553/I'de sayılan kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri halinde alacaklıların dolayısıyla zararlar bakımından dava açma hakkını yalnızca şirketin iflası haline özgülendiği, TTKnın 556'maddesinde ise anonim şirketin faaliyette olduğu dönemde dolayısıyla zararı talep etme hakkının yalnızca pay sahiplerine tanındığı, alacaklılara böyle bir hak tanınmadığı,talebin TTK 556.maddeye göre değerlendirilmesi gerektiği, davacı alacaklının dolayısıyla zararlar bakımından zararının tazminini ancak iflas halinde talep edebileceği ve bu talebin öncelikle iflas idaresine yöneltilmesi gerektiği, şayet iflas idaresinin bu davayı açmaya lüzum görmemesi halinde TTKnın 556'maddesine dayanarak kendilerinin bu davayı açabileceği, davacının bu dosyadan tefrik edilen Bakırköy 7.ATM dosyasında söz konusu alacağı için finans kurumuna davayı açtığı ve derdest olduğu da dikkate alındığında davacının alacaklı sıfatının netleşmediği, davacının açtığı sorumluluk davasında hükmedilecek tazminatın ancak dava dışı şirket lehine verilmesi istemli açabileceği, davacının ise kendi adına talep edemeyeceği gerekçesiyle TTK'nın 556.maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.

Anılan karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 07/04/2022 Tarih 2021/722 Esas 2022/530 Karar sayılı ilamıyla; "TTK nın 555, 556.maddeleri "şirketin zararı"na ilişkin olup, somut durumla ilişkili olmadığından ve davalı tasfiye memuruna husumet yöneltilebileceğinden TTK 553. maddeye dayalı açılan bu davanın yazılı şekilde reddi doğru olmamıştır. Bu itibarla, davalı şirketin kayıtları incelenmek suretiyle davalı tasfiye memurunun davacının zararına işlem yapıp yapmadığı, bu kapsamda ödeme sırası gelmeyen alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığı hususları da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacının istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir." Kaldırma kararından sonra Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlık bakımından tasfiye kurulu başkanının alacaklıları zarara uğratıp uğratmadığının bilirkişi incelemesi esas alınarak uyuşmazlık konusu irdelenebileceği, hal böyle olunca 27.05.2022 ve 22.09.2022 tarihli ara kararla ile davacıya kesin süre verilerek bilirkişi ücretini yatırması istendiği, davacı ısrarla elindeki soruların cevabının verilmesi yönünde ara karar talep etmiş ise de davacının bu şekilde soru sorma yetkisi bulunmadığı gibi söz konusu iddialarını sorularının cevabı ancak ve ancak bilirkişilerin şirketin defter ve kayıtlarının incelemesi ile ortaya çıkması mümkün olduğundan sunulacak rapora göre mümkün olduğu, eldeki delillerden davalının şirketi ve alacaklıları zarara uğrattığının ispatının mümkün olmadığı sabit olmakla dosyadaki mevcut deliller kapsamında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı asil; genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, mahkemenin ısrarla yasal haklarından kaynaklanan taleplerini görmezden gelerek reddettiğini, delillerin hiçbirinin davalıdan talep edilmediğini, müzekkere yazılmadığını, dosyadaki eksiklikler tamamlanmadan bilirkişiye tevdi edilemeyeceğini, tarafların ister doğrudan isterse dolaylı soru ile bilgi alma talebinde bulunabileceklerini, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; TTK 553.madde uyarınca davalı tasfiye kurulu başkanının özen ve yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, yükümlülükleri ihlal edilmiş ise davacının tazminat talebinin yerinde olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacının talepleri; şirketin tasfiye kurulu başkanı olan davalının tasfiye işlemleri sırasında sırası gelmeyenlere yaptığı ödemeler nedeniyle alacağını tahsil edemeyerek doğrudan zarara uğradığına yönelik olup, alacağın davalıdan tahsiline yöneliktir. TTK’nun 546/2. Maddesi tasfiye memurunun sorumluluğu bakımından 553. maddeye atıfta bulunmaktadır. Tasfiye memurları, tasfiye işlemlerinde yasa, ortaklık sözleşmesi veya iş görme koşullarını saptayan kurallara aykırı işlem yaparak üçüncü kişileri veya ortakları zararlandırdıkları takdirde sorumlulukları söz konusu olacaktır.

TTK'nun 553(1)maddesinde; Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine, hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur.

Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu ise, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Buna göre 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556 maddeler) dayanılabilir. HMK'nın 266. maddesinde, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgi gerektiren hallerde hakimin bilirkişi oy görüşünün alınmasına karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Eldeki davada; davalı tasfiye memurunun davacının zararına işlem yapıp yapmadığı, bu kapsamda ödeme sırası gelmeyen alacaklılara ödeme yapılıp yapılmadığı hususları ve sunulan deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu olup, yapılacak inceleme teknik bilgi gerektirmektedir.

HMK’nin 324. maddesine göre; delil avansının yatırılmaması halinde, tarafın o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiş olup, bu durumda mahkemenin davayı dosyada mevcut delil durumuna göre değerlendirerek karar vermesi gereklidir. Diğer deliller ile dava kanıtlanamıyorsa davanın, esastan reddi gerekir. Somut olayda; Dairemiz kaldırma kararında da belirtildiği üzere davalı şirketin kayıtları incelenmesi gerekmekte olup, mahkemece 27/05/2022 ve 22/09/2022 tarihli ara kararla davacıya bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verildiği, uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgiyi ve bilirkişi incelemesini gerektirdiği, mahkemece yasal sonuçları hatırlatılarak verilen kesin süre ihtarının davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı tarafından delil avansının yatırılmadığı anlaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle mahkemece, mahkemece verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmakla dosyada mevcut delillerden davalının şirketi ve alacaklılara zarara uğrattığının ispatı mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacının istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90‬-TL harcın mahsubu ile kalan 247,7‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 161-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/53324 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

1. inceleme

Diğer usuli işlemgeri_cevirme

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/1009 E. 2025/1169 K. · Diğer usuli işlem

Temyizde ileri sürülen adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir

Gerekçe özeti

Adli yardım talebi temyiz yoluna başvuru sırasında ileri sürülmüşse, talebi inceleme görevi HMK 336/3 uyarınca Yargıtaya aittir. Adli yardımdan gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflar yararlanabilir; şartları ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Talepte bulunanın mali durumuna ilişkin belgeleri ibraz etmesi gerekir ve ödeme gücünden yoksunluk bu belgeler üzerinden belirlenir; belgelerden ödeme gücünden yoksunluk kanaati oluşmazsa talep reddedilir ve dosya, tebligat ile harç tamamlama işlemleri için hükmü veren mahkemeye geri çevrilir.

Emsal değeri

Temyiz aşamasında ileri sürülen adli yardım talebini inceleme görevinin Yargıtaya ait olduğu ve ödeme gücünden yoksunluğun mali durum belgeleriyle ortaya konulması gerektiği yönünden emsal değeri taşır; Yargıtay içtihadı bağlayıcıdır.

Kavramlar: adli yardım ödeme gücünden yoksunluk temyiz harcı geri çevirme kesin süre temyiz başvurusunun yapılmamış sayılması

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2025/1009 E.  ,  2025/1169 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/370 Esas,2024/1963 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/492 E.,2022/1158 K.

2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.

Adli yardım talebi temyiz yoluna başvuru sırasında istendiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3 hükmü uyarınca, davacının adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.

Adli yardım HMK'nın 334. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.

Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebini içeren dilekçe ile ekindeki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde kanaat oluşmadığından, adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Bu itibarla;

1.Hükmü veren Mahkeme tarafından HMK'nın 337. maddesi uyarınca;

a)Adli yardım talebinin reddine dair kararın, talebi reddedilen tarafa “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 337/2 hükmü uyarınca tebliğinden itibaren bir hafta içinde mahkemeye dilekçe vermek suretiyle karara itiraz edebileceği” şerhini içeren davetiye ile tebliğ edilmesi,

b) Adli yardım talebinde bulunan tarafın, ret kararına karşı itiraz etmesi hâlinde dosyanın itirazı incelemekle görevli Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Dairemize gönderilmesi,

2.Adli yardım talebinin reddi kararına karşı itiraz edilmemesi veya itirazın Yargıtay tarafından reddedilmesi hâlinde, 6100 sayılı Kanun’un 366.maddesi atfıyla aynı Kanun’un 344. maddesi uyarınca;

a)Temyiz harçlarının bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması, aksi hâlde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun başvurana yazılı olarak bildirilmesi,

b)Verilen kesin süre içinde temyiz harçları tamamlanmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek başvurana tebliğ edilmesi,

3.Verilen kesin süre içinde;

a)Temyiz harçlarının tamamlanması hâlinde,

b)Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmesi gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Adli yardım talebinin REDDİNE,

2.Belirtilen işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,

24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

2. inceleme

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2025/2979 E. 2025/5856 K. · Onandı

Kesin süreye rağmen delil avansı yatırılmayınca ispatlanamayan tazminat davası

Gerekçe özeti

Tasfiye kurulu başkanının alacaklıları zarara uğrattığı iddiasının ispatı şirket defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesini gerektiriyorsa, usulüne uygun tebliğ edilen ve yasal sonuçları ihtar edilen kesin süre içinde delil avansı (bilirkişi ücreti) yatırılmadığı takdirde bu delile dayanılamaz ve dava mevcut delil durumuna göre ispatlanamamış sayılarak reddedilir.

Emsal değeri

Yasal sonuçları ihtar edilerek verilen kesin süre içinde delil avansının yatırılmaması hâlinde davanın mevcut delil durumuna göre sonuçlandırılacağı yönündeki holding bakımından emsaldir; Yargıtay onaması nedeniyle bağlayıcı değer taşır.

Kavramlar: tasfiye kurulu başkanının sorumluluğu delil avansı kesin süre ispat yükü bilirkişi incelemesi tasfiyede alacaklılara ödeme sırası

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2025/2979 E.  ,  2025/5856 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/370 Esas, 2024/1963 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2022/492 E., 2022/1158 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde; ... Finans Kurumu A.Ş.'nin faaliyet izninin Bankalar Kurulu kararına istinaden kaldırıldığını ve şirketin tasfiyeye girdiğini, finans kurumuna 2001 yılından önce dolar ve euro yatırdığını, genel kurul toplantısında küçük meblağdan büyük meblağa doğru sırasıyla ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, ödeme sırasının dışına çıkılacak olunur ise tasfiye memurlarının ve münfesih şirketin hukuki ve cezai sorumlulukları olacağının yetkililer tarafından yazılı olarak beyan edildiğini, 2002 yılında 500,00 TL ödeme yapıldığını, daha sonra 19 yıl boyunca başka bir ödeme yapılmadığını, yüzlerce sıra dışı ödemeler yapıldığını, alacağını tahsil edemediğinden zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkını saklı kalmak kaydıyla Tasfiye Kurulu Başkanının genel kurulda alınan kararları ve tesbit edilen ödeme sırasını ihlal ettiğinin tespitine, 2.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için tasfiye kurulu başkanının alacaklıları zarara uğratıp uğratmadığı hususunda bilirkişi incelemesinin gerektiği, re'sen kurulan 27.05.2022 ve 22.09.2022 tarihli ara kararlar ile davacıya kesin süre verilerek bilirkişi ücretinin yatırılmasının istenildiği, fakat bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davacı tarafından ısrarla elindeki soruların cevabının verilmesi yönünde ara karar talep edildiği, davacının bu şekilde soru sorma yetkisinin bulunmadığı, zaten söz konusu soruların cevabının ancak bilirkişilerin şirketin defter ve kayıtlarını incelemesi ile ortaya çıkacağı, dosyadaki mevcut deliller kapsamında davalının, şirketi ve alacaklıları zarara uğratığının ispatının mümkün olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın çözümü için davalı şirket kayıtlarının incelenmesi gerektiği, mahkemece 27.05.2022 ve 22.09.2022 tarihli ara kararlar ile davacıya bilirkişi ücretini yatırması için yasal sonuçları ihtar edilerek kesin süre verildiği, kesin süre ihtarının davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı tarafından delil avansının yatırılmadığı, dosyada mevcut delillerden davalının şirketi ve alacaklıları zarara uğrattığının ispatı mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

İnceleme seyri: Diğer usuli işlem → Onandı

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.