Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11019 E. 2013/9914 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fahiş cezai şart↗ borcun ifası↗ tenkis↗ emredici hüküm↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ ifa↗ protokol↗ asıl alacak↗ tacir↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının tacir olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL cezai şartın takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 161. maddesi "Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde borcun ifası borçlun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez. Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir." hükmünü haizdir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 02.02.2005 tarih 2004/9-795 E.-2005/9 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere kural olarak, taraflar cezai şart miktarını tayinde serbesttirler. Ancak, kararlaştırılan cezai şartın borçlu üzerinde adalete aykırı sonuçlar doğurmaması da gerekir.
Bir olayda, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken;
- Tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü,
- Alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile, cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü,
- Sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar,
- Borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı,
ölçüt alınmalı ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik asıl alacak için 365.000,00 TL cezai şart isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının tacir olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan fahiş cezai şarta hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki emredici hükmün amaçladığı, adil ve hakkaniyete uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmuşsa da, daha yüksek oranda bir indirime gidilerek cezai şartın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1460 E. 2014/4603 K.
Ortak:borcun ifası · tenkis · cezai şart
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, taraflar arasında düzenlenen «protokole» dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 161. maddesi "Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, sözleşmeye dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine istemine ilişkindir.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · sözleşmeden dönme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13345 E. 2011/7844 K.
Ortak:fahiş cezai şart · tenkis · hakkaniyet · cezai şart · ifa · protokol · tacir · kusur · Alacak
İncelediğiniz karardaSomut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik «asıl alacak» için 365.000,00 TL «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının «tacir» olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şarta» hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki «emredici» hükmün amaçladığı, adil ve «hakkaniyete» uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir.
Bir olayda, «cezai şart» miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken; - Tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, - Alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile, cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, - Sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, - Borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınmalı ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · belirlilik ilkesi · tacir sıfatı · esnaf · ticari faiz · vade · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaŞirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
BK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Somut olaya gelince, mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının «esnaf», davalının ise dava dışı şirket ortaklığı dışında başkaca bir işi yada gelirinin bulunmadığı tespit edilmiş olup, salt şirket ortağı olmanın da davalıya «tacir sıfatını» kazandırmayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davaya dayanak yapılan borcun asıl miktarı da nazara alınarak, karar yerinde isabetle «belirlenen ilkeler» çerçevesinde davalının «tacir sıfatını» taşımadığı da gözetilerek «cezai şartın» daha uygun ve makul bir oranda tenkisi yerine somut olayla uyuşmayan fahiş yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1028 E. 2017/7622 K.
Ortak:borcun ifası · tenkis · cezai şart · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, taraflar arasında düzenlenen «protokole» dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 161. maddesi "Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «kira sözleşmesinin» 5 yıl daha uzatılması edimini yerine getirmediği, davacının talep ettiği toplam 120.000 TL'nin işyerinin devrine ilişkin olduğu ve davacının dava konusu işyerinden alıp götürdüğü ve uhdesinde tuttuğu demirbaş listesinde belirtilen malzemelerin 127.492 TL değerinde olduğu dolayısıyla davacının ödemiş olduğu 120.000 TL'yi talep etmesinin yerinde olmadığı, 04/12/2012 tarihli sözleşme sebebiyle davacıların uğradığı zararların davacının 07/06/2013 tarihinde işyeri kira bedeli olarak ödemiş olduğu 15.050 TL ile işyerindeki mevcut wc'nin ikiye ayrılması ve boya badana işleri tutarının 8500 TL olmak üzere toplam 23.550 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faiz» ile birlikte davacıya ödenmesinin gerektiği, davalının «sözleşmeye aykırılık» oluşturan kira kontratının 5 yıl süre ile uzatılması yönündeki «taahhüdün» yerine getirilememesi sebebiyle sözleşmede belirtilen «cezai şartı» ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 23.550,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 70.000 USD'nin(10.000 USD yönünden dava tarihinden, 60.000 USD yönünden «ıslah» tarihi olan 20/10/2015 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
2- Dava, devir sözleşmesi nedeniyle tazminat ve «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · kira sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · ticari faiz · ıslah · taahhütname · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «kira sözleşmesinin» 5 yıl daha uzatılması edimini yerine getirmediği, davacının talep ettiği toplam 120.000 TL'nin işyerinin devrine ilişkin olduğu ve davacının dava konusu işyerinden alıp götürdüğü ve uhdesinde tuttuğu demirbaş listesinde belirtilen malzemelerin 127.492 TL değerinde olduğu dolayısıyla davacının ödemiş olduğu 120.000 TL'yi talep etmesinin yerinde olmadığı, 04/12/2012 tarihli sözleşme sebebiyle davacıların uğradığı zararların davacının 07/06/2013 tarihinde işyeri kira bedeli olarak ödemiş olduğu 15.050 TL ile işyerindeki mevcut wc'nin ikiye ayrılması ve boya badana işleri tutarının 8500 TL olmak üzere toplam 23.550 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faiz» ile birlikte davacıya ödenmesinin gerektiği, davalının «sözleşmeye aykırılık» oluşturan kira kontratının 5 yıl süre ile uzatılması yönündeki «taahhüdün» yerine getirilememesi sebebiyle sözleşmede belirtilen «cezai şartı» ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 23.550,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 70.000 USD'nin(10.000 USD yönünden dava tarihinden, 60.000 USD yönünden «ıslah» tarihi olan 20/10/2015 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece 818 sayılı BK 161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1475 E. 2019/335 K.
Ortak:borcun ifası · tenkis · cezai şart · protokol
İncelediğiniz kararda2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, taraflar arasında düzenlenen «protokole» dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 161. maddesi "Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece 818 sayılı BK'nın 161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının ek «protokolde» hükme bağlanan cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
BK'nın 159. m. belirtilen «cezai şartın» ve zararın tazmininin birlikte istenemeyeceği yönündeki hükme rağmen, ''...yapımcı tarafından «fesih» halinde ... ve ...'in yapımcıdan «teslim» aldıkları 1.000,00 TL ile 5.000 ABD Doları cezai şartı ve fesih nedeniyle yapımcının uğradığı zararların bedelini yapımcıya fesihten itibaren 20 gün içinde ödemek zorundadırlar, ... ve ...'nın sorumluluğu müşterek ve müteselsildir'' şeklindeki kabulleri sebebiyle, tarihsiz olan ve noterde düzenlenen 14/04/1997 tarihli sözleşme ile bağlantılı olduğu net değil ise de, uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar oluşturulacağından, ... tarafından imzalanmış ''....yapılacak kaset ile sözleşmeye ek olarak tüm cezai şartlarla birlikte alacağa mahsuben 250,00 TL teslim alındığı ve 10.000 Dolarlık cezai ödemeyi kabul ediyorum...'' şeklindeki «taahhüdü» nazara alınarak geçerli kabul edilen bu ek sözleşme sebebiyle de davalı ... yönünden 10.000 USD cezai şart üzerinden davanın kabulü yine, cezai şart ile birlikte s …
2- Dava, sözleşmeden kaynaklanan tazminat ve «cezai şart» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cezai şartın tenkisi · fesih · taahhütname · teslim
Benzer bu karardaBK'nın 159. m. belirtilen «cezai şartın» ve zararın tazmininin birlikte istenemeyeceği yönündeki hükme rağmen, ''...yapımcı tarafından «fesih» halinde ... ve ...'in yapımcıdan «teslim» aldıkları 1.000,00 TL ile 5.000 ABD Doları cezai şartı ve fesih nedeniyle yapımcının uğradığı zararların bedelini yapımcıya fesihten itibaren 20 gün içinde ödemek zorundadırlar, ... ve ...'nın sorumluluğu müşterek ve müteselsildir'' şeklindeki kabulleri sebebiyle, tarihsiz olan ve noterde düzenlenen 14/04/1997 tarihli sözleşme ile bağlantılı olduğu net değil ise de, uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar oluşturulacağından, ... tarafından imzalanmış ''....yapılacak kaset ile sözleşmeye ek olarak tüm cezai şartlarla birlikte alacağa mahsuben 250,00 TL teslim alındığı ve 10.000 Dolarlık cezai ödemeyi kabul ediyorum...'' şeklindeki «taahhüdü» nazara alınarak geçerli kabul edilen bu ek sözleşme sebebiyle de davalı ... yönünden 10.000 USD cezai şart üzerinden davanın kabulü yine, cezai şart ile birlikte s …
Bu itibarla, mahkemece 818 sayılı BK'nın 161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının ek «protokolde» hükme bağlanan cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4245 E. 2015/11065 K.
Ortak:tenkis · borcun ifası · cezai şart · ifa · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Bir olayda, «cezai şart» miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken; - Tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, - Alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile, cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, - Sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, - Borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınmalı ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik «asıl alacak» için 365.000,00 TL «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının «tacir» olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şarta» hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki «emredici» hükmün amaçladığı, adil ve «hakkaniyete» uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir.
Benzer bu karardaBununla birlite 6762 sayılı TTK'nın 20. (6102 sayılı TTK'nın 18.) maddesi uyarınca «tacirin» basiretli davranma yükümlülüğünün bulunması, alım miktarı dikkate alınmaksızın «cezai şartın» ödeneceğinin ve cezai şarttan indirim yapılmasının istenemeyeceğinin sözleşmede açıkça düzenlenmesi, BK'nın belirtilen hükümleri uyarınca taraflarca kararlaştırıla …
Şti'den cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunmadığı, ancak dava dışı firmanın sözleşme ekindeki talep belgesinde «taahhüt» ettiği yıllık 46.614,15 TL'den sadece 42.638,62 TL'lik kısmı gerçekleştirdiği, taahhüt edilen bedelden yapılan satış miktarının düşülmesi ile bulunan bedelin «cezai şart» miktarına oranlanması sonucu alacak miktarının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 12.843,01 TL'nin 2.1.2014 tarihinden itibaren «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şti. arasında imzalanan sözleşmenin «cezai şarta» ilişkin hükümlerini de kapsayacak biçimde, davacı tarafından «teminat» olarak verilen «bono» nedeniyle yapılan icra takibinde, davalıya borçlu bulunulmadığının tespiti ve takip sırasında ödenen bedelin «istirdatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşme serbestisi · takas-mahsup · takas · mahsup · bono · istirdat · ihtar · taahhütname
Benzer bu karardaŞti.) sözleşme ile üstlendiği edim, «taahhüt» ve yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi, ihlal etmesi veya sözleşmeye aykırı davranması halinde 20.000,00 TL «cezai şartı», sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre içerisinde gerçekleşen alım miktarı dikkate alınmaksızın, hiç bir «ihtara» ve ayrıca hükme hacet kalmaksızın ödemeyi, ileride veya ihtilaf halinde cezai şarttan indirim, «takas, mahsup» «dahil» olmak üzere kurtuluş talebinde bulunmamayı kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmaktadır.
Şti. arasında imzalanan sözleşmenin «cezai şarta» ilişkin hükümlerini de kapsayacak biçimde, davacı tarafından «teminat» olarak verilen «bono» nedeniyle yapılan icra takibinde, davalıya borçlu bulunulmadığının tespiti ve takip sırasında ödenen bedelin «istirdatı» istemine ilişkindir.
… lacak şekilde Taahhütlü Satışlar Sözleşmesi ve bunun eki niteliğindeki Sözleşme Talep Belgesi imzalanmış, söz konusu sözleşmenin 4. maddesi uyarınca kararlaştırılan «cezai şart» ve diğer alacakların «teminatı» olarak davacı tarafından düzenlenen 20.000,00 TL tutarlı «bono» davalıya verilmiş, sözleşme uyarınca yıllık 46.614,15 TL tutarında davalı ürünün satışının yapılacağı hususu «taahhüt» edilmiştir.
Mahkemece alınan bilirkişi raporu uyarınca; dava dışı şirketçe sözleşmede «taahhüt» edilen tutarın altında ürün satışının gerçekleştirildiği, bu nedenle sözleşmede belirlenen «cezai şart» alacağının istenebilir hale geldiği, davacı tarafından bu alacağın tahsili babında «teminat» olarak verilen «bononun» icra takibine konu edildiği de dosya kapsamıyla sabittir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17454 E. 2014/6936 K.
Ortak:tenkis · cezai şart · tacir
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik «asıl alacak» için 365.000,00 TL «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının «tacir» olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şarta» hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki «emredici» hükmün amaçladığı, adil ve «hakkaniyete» uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, taraflar arasında düzenlenen «protokole» dayalı «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… ekimliği tarafından imzalanmış olmasının mevzuat hükümlerine uygun olduğu, sözleşmenin geçerli ve ilgili bakanlığı (Sağlık Bakanlığı) bağlayıcı mahiyette bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» halinde Bakanlığın sorumlu olacağı, sözleşmenin fiilen uygulanmaz hale geldiği, sözleşme taraflarından birinin kendi iradesiyle başka bir kurumun bünyesinde birleşmesinin fiili imkansızlık olmayıp, sözleşmenin dolaylı ihlali olduğu, davacının «cezai şart» talep hakkının doğduğunun ilke olarak kabul edildiği, sözleşmenin .... maddesiyle sözleşmenin süresinden önce feshi halinde, kurumun 120.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin tümü birlikte değerlendirildiğinde üç yıllık maaş ödemesi karşılığında davacının yaptığı ödemenin tamamının cezai şart olarak ödenmesinin fahiş bulunduğu, BK'nın 161/.... maddesine göre; hakimin fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükellef olduğu, davalı «tacir» olmadığına göre tenkise engel bir durumun bulunmadığı, sözleşmenin fiilen ... ay yürürlükte kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık
Benzer bu kararda… ekimliği tarafından imzalanmış olmasının mevzuat hükümlerine uygun olduğu, sözleşmenin geçerli ve ilgili bakanlığı (Sağlık Bakanlığı) bağlayıcı mahiyette bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» halinde Bakanlığın sorumlu olacağı, sözleşmenin fiilen uygulanmaz hale geldiği, sözleşme taraflarından birinin kendi iradesiyle başka bir kurumun bünyesinde birleşmesinin fiili imkansızlık olmayıp, sözleşmenin dolaylı ihlali olduğu, davacının «cezai şart» talep hakkının doğduğunun ilke olarak kabul edildiği, sözleşmenin .... maddesiyle sözleşmenin süresinden önce feshi halinde, kurumun 120.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin tümü birlikte değerlendirildiğinde üç yıllık maaş ödemesi karşılığında davacının yaptığı ödemenin tamamının cezai şart olarak ödenmesinin fahiş bulunduğu, BK'nın 161/.... maddesine göre; hakimin fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükellef olduğu, davalı «tacir» olmadığına göre tenkise engel bir durumun bulunmadığı, sözleşmenin fiilen ... ay yürürlükte kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11019 E. , 2013/9914 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2012 tarih ve 2011/781-2012/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesiyle tarafların dava dışı Pruva Doğal Ürünler ve Dondurulmuş Gıda San. Nak. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, daha sonra müvekkilinin şirketten ayrılıp şirketteki hak ve alacaklarına karşılık senetler aldığını, şirket yetkilisi olan davalı ile davacının belirtilen senetlerin vadesinde ödenmemesi halinde her bir senet için günlük 500,00 TL gecikme zammı ödenmesini öngören bir protokol imzaladıklarını, senetler için bu miktar gecikme zammı öngörülmesinin sebebinin müvekkilinin gerçek alacağının senetlerin toplamı olan 120.000,00 TL'den çok daha fazla olması olduğunu, borçlu şirketin senetleri vadesinde ödemediği için 14 adet senet için icra takibi yapıldığını ve 3.752,78 TL faiz alacağının tahsil edildiğini, protokol gereği 30.05.2007 tarihli senet dışındaki senetlerin hepsinin vadesinden sonra ödendiğini ileri sürerek, günlük 500,00 TL gecikme zammı alacağı olmak üzere 365.000,00 TL'nin ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının tacir olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL cezai şartın takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 161. maddesi "Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde borcun ifası borçlun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez. Hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir." hükmünü haizdir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 02.02.2005 tarih 2004/9-795 E.-2005/9 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere kural olarak, taraflar cezai şart miktarını tayinde serbesttirler. Ancak, kararlaştırılan cezai şartın borçlu üzerinde adalete aykırı sonuçlar doğurmaması da gerekir.
Bir olayda, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken;
- Tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü,
- Alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile, cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü,
- Sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar,
- Borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı,
ölçüt alınmalı ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir.
Somut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik asıl alacak için 365.000,00 TL cezai şart isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının tacir olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan fahiş cezai şarta hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki emredici hükmün amaçladığı, adil ve hakkaniyete uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmuşsa da, daha yüksek oranda bir indirime gidilerek cezai şartın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.015,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516108300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz