Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/13345 E. 2011/7844 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şartın tenkisi↗ fahiş cezai şart↗ belirlilik ilkesi↗ tenkis↗ tacir sıfatı↗ esnaf↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ ifa↗ vade↗ protokol↗ tacir↗ kusur↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı ile davalının Pruva Doğal Ürünler LTD. Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 vade tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “protokol” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL cezai şart koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur
derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca cezai şartın tenkisi cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının ticari faizin ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, protokole dayalı cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun tacir olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
BK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu son hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun tacir sıfatını taşımasının, adalet ve hakkaniyet sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan fahiş cezai şartın indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Somut olaya gelince, mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının esnaf, davalının ise dava dışı şirket ortaklığı dışında başkaca bir işi yada gelirinin bulunmadığı tespit edilmiş olup, salt şirket ortağı olmanın da davalıya tacir sıfatını kazandırmayacağı kuşkusuzdur. Bu bağlamada mahkemece, davalının tacir olduğuna ilişkin denetlenebilir kanıtları da gösterilmeksizin tacir olduğu kabulünden hareketle cezai şart miktarının belirlenmesi doğru değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davaya dayanak yapılan borcun asıl miktarı da nazara alınarak, karar yerinde isabetle belirlenen ilkeler çerçevesinde davalının tacir sıfatını taşımadığı da gözetilerek cezai şartın daha uygun ve makul bir oranda tenkisi yerine somut olayla uyuşmayan fahiş yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2204 E. 2021/2704 K.
Ortak:cezai şart · protokol
İncelediğiniz karardaŞirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
BK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı yanın ilgili «protokol» hükmüne aykırı davrandığının ve vaki aykırılık sebebiyle «cezai şart» ödemesi gerektiğinin sabit olduğu ancak somut olayın özellikleri gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup tenkisi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 400.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11019 E. 2013/9914 K.
Ortak:fahiş cezai şart · tenkis · hakkaniyet · cezai şart · ifa · protokol · tacir · kusur · Alacak
İncelediğiniz karardaBK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik «asıl alacak» için 365.000,00 TL «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının «tacir» olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şarta» hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki «emredici» hükmün amaçladığı, adil ve «hakkaniyete» uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir.
Bir olayda, «cezai şart» miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken; - Tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, - Alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile, cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, - Sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, - Borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınmalı ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozmada belirtildiği üzere davalının «tacir» olmadığı gözetilerek 70.000,00 TL «cezai şartın» takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 70.000,00 TL nin ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borcun ifası · emredici hüküm · asıl alacak
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf 120.000,00 TL'lik «asıl alacak» için 365.000,00 TL «cezai şart» isteminde bulunmuş, mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak davalının «tacir» olmadığı da gözetilerek takdiren 70.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş ise de, sözleşmede belirlenen borç 120.000,00 TL olup, tacir olmayan davalı aleyhine asıl borcun yaklaşık %60'ına denk gelecek şekilde borçlu için ekonomik çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şarta» hükmedilmesi tahakkuk edecek faiz miktarı ile birlikte değerlendirildiğinde, Borçlar Kanunu'nun 161/3. maddesindeki «emredici» hükmün amaçladığı, adil ve «hakkaniyete» uygun sonucu ortaya koymaktan uzak ve dolayısıyla da yapılan indirim yetersizdir.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanunun 161. maddesi "Akitler, cezanın miktarını tayinde serbesttirler.Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlun ifası borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1460 E. 2014/4603 K.
Ortak:cezai şartın tenkisi · tenkis · cezai şart
İncelediğiniz karardaŞirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
BK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda161. maddesi hükümleri nazara alınarak «cezai şartın tenkisi» gerekip gerekmediği tartışılmadan davalının cezai şartın tamamından sorumlu tutulması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Dava, sözleşmeye dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeden dönme · borcun ifası
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmede öngörülen «cezai şartın» bir «sözleşmeden dönme» cezası olduğu, davalının sözleşmeyi imzalamasına rağmen hem peşinatı hem de geri kalan kısmı ödemediği, bu nedenle sözleşmenin 1.4 maddesi uyarınca sözleşmenin otomatik olarak feshedilmiş sayıldığı, davacının 430.000 Euro dönme cezasını davalıdan isteyeme hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ceza, kanuna veya ahlaka (adaba) muğayir bir borcu teyit için şart edilmiş veya hilafına mukavele olmadığı halde «borcun ifası» borçlunun mesuliyetini icap etmeyen bir hal sebebiyle gayri mümkün olmuş ise, şart olunan cezanın tediyesi talep edilemez.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6831 E. 2011/16937 K.
Ortak:tenkis · cezai şart
İncelediğiniz karardaBK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… si yönünden isteminin yerinde olduğu, ancak okul ücretlerinin ödenmesi sözleşmesi yönünden davacı bankanın sözleşme şartlarını ihlal etmesi nedeniyle davalı kurumun «haklı nedenle fesih» hakkının doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 51.381,00 TL «cezai şart» tutarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişik oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, haksız feshedilen sözleşmeye dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davacı bankanın dosya içeriğinde mevcut "Personel Maaşlarının Ödenmesi Sözleşmesi" yönünden istem kabul edilmiş, anılan sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının aynen tahsiline karar verilmiştir.
BK'nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, davalı yanın bu yöndeki savunması üzerine durulup tartışılmaksızın davacının talebinin aynen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haklı nedenle fesih · fesih · yasal faiz
Benzer bu kararda… si yönünden isteminin yerinde olduğu, ancak okul ücretlerinin ödenmesi sözleşmesi yönünden davacı bankanın sözleşme şartlarını ihlal etmesi nedeniyle davalı kurumun «haklı nedenle fesih» hakkının doğduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve 51.381,00 TL «cezai şart» tutarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişik oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17454 E. 2014/6936 K.
Ortak:tenkis · cezai şart · tacir
İncelediğiniz karardaBK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, «protokole» dayalı «cezai şartın» davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun «tacir» olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu bağlamada mahkemece, davalının «tacir» olduğuna ilişkin denetlenebilir kanıtları da gösterilmeksizin tacir olduğu kabulünden hareketle «cezai şart» miktarının belirlenmesi doğru değildir.
Benzer bu kararda… ekimliği tarafından imzalanmış olmasının mevzuat hükümlerine uygun olduğu, sözleşmenin geçerli ve ilgili bakanlığı (Sağlık Bakanlığı) bağlayıcı mahiyette bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» halinde Bakanlığın sorumlu olacağı, sözleşmenin fiilen uygulanmaz hale geldiği, sözleşme taraflarından birinin kendi iradesiyle başka bir kurumun bünyesinde birleşmesinin fiili imkansızlık olmayıp, sözleşmenin dolaylı ihlali olduğu, davacının «cezai şart» talep hakkının doğduğunun ilke olarak kabul edildiği, sözleşmenin .... maddesiyle sözleşmenin süresinden önce feshi halinde, kurumun 120.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin tümü birlikte değerlendirildiğinde üç yıllık maaş ödemesi karşılığında davacının yaptığı ödemenin tamamının cezai şart olarak ödenmesinin fahiş bulunduğu, BK'nın 161/.... maddesine göre; hakimin fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükellef olduğu, davalı «tacir» olmadığına göre tenkise engel bir durumun bulunmadığı, sözleşmenin fiilen ... ay yürürlükte kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık
Benzer bu kararda… ekimliği tarafından imzalanmış olmasının mevzuat hükümlerine uygun olduğu, sözleşmenin geçerli ve ilgili bakanlığı (Sağlık Bakanlığı) bağlayıcı mahiyette bulunduğu, «sözleşmeye aykırılık» halinde Bakanlığın sorumlu olacağı, sözleşmenin fiilen uygulanmaz hale geldiği, sözleşme taraflarından birinin kendi iradesiyle başka bir kurumun bünyesinde birleşmesinin fiili imkansızlık olmayıp, sözleşmenin dolaylı ihlali olduğu, davacının «cezai şart» talep hakkının doğduğunun ilke olarak kabul edildiği, sözleşmenin .... maddesiyle sözleşmenin süresinden önce feshi halinde, kurumun 120.000,00 TL cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin tümü birlikte değerlendirildiğinde üç yıllık maaş ödemesi karşılığında davacının yaptığı ödemenin tamamının cezai şart olarak ödenmesinin fahiş bulunduğu, BK'nın 161/.... maddesine göre; hakimin fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükellef olduğu, davalı «tacir» olmadığına göre tenkise engel bir durumun bulunmadığı, sözleşmenin fiilen ... ay yürürlükte kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6073 E. 2015/12131 K.
Ortak:cezai şartın tenkisi · tenkis · tacir sıfatı · cezai şart · tacir · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları «tenkis» ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu «son» hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun «tacir sıfatını» taşımasının, adalet ve «hakkaniyet» sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan «fahiş cezai şartın» indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davaya dayanak yapılan borcun asıl miktarı da nazara alınarak, karar yerinde isabetle «belirlenen ilkeler» çerçevesinde davalının «tacir sıfatını» taşımadığı da gözetilerek «cezai şartın» daha uygun ve makul bir oranda tenkisi yerine somut olayla uyuşmayan fahiş yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 «vade» tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “«protokol»” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL «cezai şart» koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun «ifa» edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar; borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca «cezai şartın tenkisi» cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının «ticari faizin» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait «depoda» toplam 41.609 adet ... markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet ... markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro «cezai şart» öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK'nun 161/«son» maddesi «tacirler» hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indiri …
Sadece «cezai şart», miktar itibariyle «tacirin» ekonomik mahvına sebebiyet verecekse tacir bu nedenle cezai şartın ahlak ve adaba aykırılığından bahisle «tenkisini» isteyebilir.
Somut olayda, mahkemece «tacirler» yönünden «cezai şartın tenkisi» nedeni olması mümkün olmayan taraflar arasındaki ticari ilişkinin boyutu ve ikinci kalite ürünlerin ortalama satış fiyatları dikkate alınarak cezai şart indirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı defi · depo kararı · eser sözleşmesi · sözleşmeye aykırılık · ıslah · zamanaşımı
Benzer bu karardaAncak, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu, davalı üreticinin PUMA markalı ürünleri üretmesi olup bu haliyle sözleşme, «eser sözleşmesi» niteliğinde bulunduğundan somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 126/4. maddesi uyarınca dava, 5 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu gibi esasen bozmadan sonra «ıslah» yapılması da mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davalının «zamanaşımı definin» kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kolluk tarafından yapılan arama sonucunda, dava dışı şirkete ait «depoda» toplam 41.609 adet ... markalı tişörtün ele geçirildiği, bu ürünlerin davalıya ait olduğunun soruşturma dosyasındaki beyanlardan anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafından üretilen toplam 17.500 adet ... markalı ürünün üretim fazlası olarak davalının elinde kaldığının tespit edildiği, bu miktar düşüldüğünde toplam 24.109 adet ürünün davalı tarafça sözleşmeye aykırı olarak satışa sunulduğu, anılan sözleşmede adet başı 30 Euro «cezai şart» öngörüldüğünden davacının 723.270 Euro cezai şarta hak kazandığı, her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 24. maddesi uyarınca 818 sayılı BK'nun 161/«son» maddesi «tacirler» hakkında uygulanamaz ise de kararlaştırılan cezanın, tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde cezai şartın indiri …
2-Dava, taraflar arasındaki 18.04.2003 tarihli «sözleşmeye aykırılık» nedeniyle «cezai şart» istemine ilişkin olup mahkemece, davalı tarafından taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak piyasaya ürün sunulduğu, bu nedenle davacının cezai şarta hak kazandığı ancak kararlaştırılan cezai şartın davalının iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır olduğu ve indirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/13345 E. , 2011/7844 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sinop Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/07/2009 tarih ve 2007/271-2009/567 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava ve ıslah dilekçesiyle tarafların dava dışı Pruva Doğal Ürünler ve Dondurulmuş Gıda San. Nak. İç ve Dış Tic. Lmt. Şti'ni kurduklarını, daha sonra müvekkilinin şirketten ayrılıp şirketteki hak ve alacaklarına karşılık senetler aldığını, şirket yetkilisi olan davalı ile davacının belirtilen senetlerin vadesinde ödenmemesi halinde her bir senet için günlük 500,00 TL gecikme zammı ödenmesini öngören bir protokol imzaladıklarını, senetler için bu miktar gecikme zammı öngörülmesinin sebebinin müvekkilinin gerçek alacağının senetlerin toplamı olan 120.000,00 TL'den çok daha fazla olması olduğunu, borçlu şirketin senetleri vadesinde ödemediği için 14 adet senet için icra takibi yapıldığını ve 3.752,78 TL faiz alacağının tahsil edildiğini, protokol gereği 30.05.2007 tarihli senet dışındaki senetlerin hepsinin vadesinden sonra ödendiğini ileri sürerek, günlük 500,00 TL gecikme zammı alacağı olmak üzere 365.000,00 TL'nin ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı ile davalının Pruva Doğal Ürünler LTD. Şirketi’nin ortakları iken davacının şirketteki hissesini 10.01.2007 vade tarihinden başlayan 14 adet toplam 120.000 TL bedelli senetler karşılığında davalıya devrettiği, sözkonusu senetlere ek olarak taraflar arasında “protokol” başlıklı bir belge düzenlendiği, bu belge içeriğine göre “10.01.2007, 20.01.2007, 30.01.2007, 10.03.2007, 15.03.2007, 20.03.2007, 25.03.2007, 30.03.2007, 05.05.2007, 10.05.2007, 15.05.2007, 20.05.2007, 25.05.2007, 30.05.2007 tarihli senetlerle ilgili olarak her ödenmeyen senet için günü geçtiğinde her gün için 500 YTL cezai şart koyulduğu, protokol hükümleri uyarınca yapılan hesaplama sonucu ortaya çıkan 365.000,00 TL cezai şart alacağının, tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar;
borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur
derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı gibi ölçütler dikkate alındığında fahiş olarak değerlendirildiği ve BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca cezai şartın tenkisi cihetine gidildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120.000,00 TL cezai şart alacağının ticari faizin ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, protokole dayalı cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, borçlunun tacir olduğu da kabul edilmek suretiyle yazılı gerekçelerle kararlaştırılan cezai şart miktarı fahiş olarak değerlendirilip BK.nun 161/3 ncü maddesi uyarınca tenkisi cihetine gidilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
BK.nun 161/3 ncü maddesi "hakim, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir” hükmünü haiz olup, bu hükmün, ticari işlerde uygulanması mümkün değildir.(TTK.m.24) .Ancak, anılan bu son hüküm mutlak bir kural içermediği, borçlunun tacir sıfatını taşımasının, adalet ve hakkaniyet sınırlarını aşan, borçlu için ekonomik bir çöküntü (yıkım) yaratan fahiş cezai şartın indirime tabi olmasını esasen zorunlu kılmaktadır.
Somut olaya gelince, mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davacının esnaf, davalının ise dava dışı şirket ortaklığı dışında başkaca bir işi yada gelirinin bulunmadığı tespit edilmiş olup, salt şirket ortağı olmanın da davalıya tacir sıfatını kazandırmayacağı kuşkusuzdur. Bu bağlamada mahkemece, davalının tacir olduğuna ilişkin denetlenebilir kanıtları da gösterilmeksizin tacir olduğu kabulünden hareketle cezai şart miktarının belirlenmesi doğru değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davaya dayanak yapılan borcun asıl miktarı da nazara alınarak, karar yerinde isabetle belirlenen ilkeler çerçevesinde davalının tacir sıfatını taşımadığı da gözetilerek cezai şartın daha uygun ve makul bir oranda tenkisi yerine somut olayla uyuşmayan fahiş yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 1.518,80 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029185700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz