Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11053 E. 2013/9837 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ hmk 297↗ hizmet sözleşmesi↗ içtihadı birleştirme kararı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, sözleşmenin haklı bir şekilde feshedildiğine dair herhangi bir evrakın davalı tarafından sunulmadığı, davacının davalının devlet desteğinden faydalanması için gerekli olan belgelerin her defasında eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediği gerekçesiyle, 6.678,80 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, danışmanlık hizmet sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HMK'nun 297. Maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin son
fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır. Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9686 E. 2012/15401 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · rücu davası · rücu · sigorta poliçesi
Benzer bu kararda1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan «sigorta rücu davası» olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Şti’nin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, zararın «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12294 E. 2012/19713 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek «gerekçeyle çelişkili» hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · müspet zarar · kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · bilirkişi ücreti · kâr mahrumiyeti · ara karar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Mahkemece verilen 19.2.2008 tarihli «ara» kararda taraflarca yarı yarıya karşılanması gereken 650 TL tutarındaki «bilirkişi ücretinin» tümünün asıl davacı tarafından yatırıldığına ilişkin bir belge bulunmamasına karşın, bu «yargılama giderinin» tümünün davalı ...’a yüklenmesi doğru olmamış, davalı ...’nin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini isteyemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5584 E. 2010/12170 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · butlan · iyiniyet · cy/cy şerhi · iptal davası · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...’in genel kurul tutanağında usulüne uygun «muhalefet şerhi» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın dava açma hakkı yokluğundan, salt çağrıda usulsüzlüğün iptal «sebebi» olmadığı, genel kurullarda alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
… yırımı yapılmaksızın, açılan davanın süre yönünden reddine karar verildiği halde, gerekçeli kararda asıl davanın davacı ...’in genel kurul tutanağında usulüne uygun «muhalefet şerhi» bulunmadığından «iptal davası» açma hakkı olmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın da genel kurullarda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
1- Davacılar vekili, asıl davada müvekkili ... ’un üyesi olduğu davalı kooperatifin 24.06.2000 tarihli genel kurulunda 4 ve 5. numaralı kararların «mutlak butlanla» batıl olduğunu, birleşen davada da diğer müvekkili ...’un da kooperatif ortağı olduğu halde genel kurul toplantısına çağrılmadığından 26.06.1999 ve 24.06.2000 yıll …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6808 E. 2016/746 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 556 sayılı KHK'nın 7/1 (b) maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak red «sebebi» ile reddine dair ... kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 35. sınıf emtialar yönünden davaya konu markanın tanımlayıcılığının da bulunmadığı, her iki marka ar …
Mahkemece, anılan Yasa hükmüne aykırı olarak, kararın gerekçesinde davanın kabulüne karar verildiği belirtildiği halde, hüküm kısmında davanın reddine karar verilmesi nedeniyle HMK 297. maddesine aykırı ve «infaza» elverişli olmayan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10729 E. 2010/3945 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · mirasçılık · dosya masrafı · dava sebebi
Benzer bu karardaDavacılar vekilince 19.10.2006 tarihli oturuma «mazeret» beyan edilerek katılınmamış, mahkemece de mazeret kabul edilerek duruşma gününün davacı vekiline cevaplı telgrafla bildirilmesine karar verilmiş, ancak söz konusu yeni duruşma gününün hata sonucu davacılar vekilinin eski adresine gönderilmesi sonrasında 02.11.2006 tarihli «dosyanın işlemden kaldırılmasına» dair kararın sonradan mahkemece hatalı olduğundan bahisle kaldırılarak yargılamaya devam edilmesi, mahkemeden kaynaklanan bir hatadan ileri gelmesi nedeniyle HUMK’ …
… anevi, davacılar ..., ..., ..., ..., ...için ayrı ayrı 1.000' er YTL manevi, davacı ... için (10.000) YTL manevi, davacı ...için (456,31) YTL maddi ve davacılar ... «mirasçıları» ile ... mirasçılarının defin «masraflarına» ilişkin taleplerin kabulü ile 60' ar YTL tazminatın kaza tarihinden itibaren işlelyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, …
2-Yukarıda açıklanan bozma şekil ve «sebebine» göre mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1678 E. 2013/22034 K.
Ortak:gerekçe-hüküm çelişkisi · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek «gerekçeyle çelişkili» hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 297. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece gerekçe kısmında, müteahhitlik karnesi devri sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, bu nedenle davacının sözleşme bedelini ve karne harcı için ödediği bedeli davalıdan talep edebileceği belirtilmesine rağmen, davacının bu talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek, «gerekçeyle çelişkili» hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmeye aykırılık · protokol · istirdat · kâr payı · çek · harç · dosya masrafı
Benzer bu kararda… 500.000,000 TL tutarlı çekler ile nakit 2.500.000,000 TL'nin verildiği karnenin 18 trilyon değil, 11,5 trilyon lira değerinde olması nedeniyle 08.05.2002 tarihli ek «protokol» gereğince 30.06.2002 tarih ve 2.500.000.000 TL bedelli çekin davacı şirkete iadesinin kararlaştırılmasına rağmen iade edilmediği, bu nedenle davacı şirketin bu «çek» nedeniyle borçlu bulunmadığı, müteahhitlik karnesi sahibinin aynı zamanda şirket ortağı olmasının yasal zorunluluk olduğu için, davacı şirket ortağı Selahattin Çalpan kendisine ait 39 «payı» 08/04/2002 tarihinde davalıya devrettiği, daha sonra davalının şirketteki payını dava dışı Rukiye Orman'a devrettiğini, davacı şirket üzerinde kalan Bilecik-Bozöyük 75 kişilik Yetiştirme Yurdu İkmal inşaatı ihalesinin, davacı şirkete karnesini devreden davalının, davacı şirket ortaklığından 06.06.2002 tarihinde ayrılması nedeniyle, şirketin karnesiz kalmasından dolayı iptal edildiği, bu nedenle zarara uğrayan davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, müteahitlik karnesinin devri için davalıya verdiği bedeli ve karne harcı için ödediği 4.091.960,000 TL'yi davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30/06/2002 keşide tarihli 2.500,00 TL bedelli çek sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin iptaline, müteahhitlik karnesi nedeni ile ödenen nakit ve çek bedeli ile «harç» bedellerinin «istirdadına» ilişkin diğer talepler yönünden fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.
1-Dava, müteahhitlik karnesi devri «sözleşmesine aykırılık» nedeniyle sözleşme gereği verilen çeklerin ve paranın «istirdadı» ile karne devri için yapılan «masrafların» tahsili istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9082 E. 2011/16798 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · menfi tespit
Benzer bu kararda1-Dava, işletme devir bedelinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davanın reddine, % 40 «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline denilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, sahte belge olayının gerçekleşmediği, davacının iddia ettiği ruhsat iptali ile davalının eylemi arasında «illiyet bağı» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, % 40 tazminatın davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11053 E. , 2013/9837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
17. Sulh Hukuk (...
4. Sulh Hukuk Mahkemesi) Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2011/160-2012/400 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında danışmanlık hizmeti sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin hizmet bedelini ödemesine rağmen davalının gerekli danışmanlık hizmetini sunmadığını, bundan dolayı sözleşmeyi feshettiğini, ödenen bedelin talep edildiğini ancak reddedildiğini ileri sürerek, 6.678,80 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkete hizmet alma talebine yönelik olarak başvuruda bulunduğuna ve bunun yerine getirilmediğine dair delilinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, sözleşmenin haklı bir şekilde feshedildiğine dair herhangi bir evrakın davalı tarafından sunulmadığı, davacının davalının devlet desteğinden faydalanması için gerekli olan belgelerin her defasında eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediği gerekçesiyle, 6.678,80 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, danışmanlık hizmet sözleşmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir. T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HMK'nun 297. Maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin son
fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır. Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/516040200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz