6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çek İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1678 E. 2013/22034 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi hmk 297 sözleşmeye aykırılık içtihadı birleştirme kararı protokol istirdat kâr payı çek harç dosya masrafı i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 297

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait müteahhitlik karnesinin devri ile ilgili olarak davacılardan Teksen Ltd. Şti. ile davalı arasında yapılan tarihsiz sözleşme ile davalıya ait 18/04/2002 tarihli A grubu yaklaşık 18 trilyon tutarlı ve kanunen geçerlik süre 3 yıl olan müteahhitlik karnesinin davacı şirkete devrinin kararlaştırıldığı, devir için 31/05/2002 ve 30.06.2002 keşide tarihli 2.500.000,000 TL tutarlı çekler ile nakit 2.500.000,000 TL'nin verildiği karnenin 18 trilyon değil, 11,5 trilyon lira değerinde olması nedeniyle 08.05.2002 tarihli ek protokol gereğince 30.06.2002 tarih ve 2.500.000.000 TL bedelli çekin davacı şirkete iadesinin kararlaştırılmasına rağmen iade edilmediği, bu nedenle davacı şirketin bu çek

nedeniyle borçlu bulunmadığı, müteahhitlik karnesi sahibinin aynı zamanda şirket ortağı olmasının yasal zorunluluk olduğu için, davacı şirket ortağı Selahattin Çalpan kendisine ait 39 payı 08/04/2002 tarihinde davalıya devrettiği, daha sonra davalının şirketteki payını dava dışı Rukiye Orman'a devrettiğini, davacı şirket üzerinde kalan Bilecik-Bozöyük 75 kişilik Yetiştirme Yurdu İkmal inşaatı ihalesinin, davacı şirkete karnesini devreden davalının, davacı şirket ortaklığından 06.06.2002 tarihinde ayrılması nedeniyle, şirketin karnesiz kalmasından dolayı iptal edildiği, bu nedenle zarara uğrayan davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, müteahitlik karnesinin devri için davalıya verdiği bedeli ve karne harcı için ödediği 4.091.960,000 TL'yi davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30/06/2002 keşide tarihli 2.500,00 TL bedelli çek sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin iptaline, müteahhitlik karnesi nedeni ile ödenen nakit ve çek bedeli ile harç bedellerinin istirdadına ilişkin diğer talepler yönünden fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, müteahhitlik karnesi devri sözleşmesine aykırılık nedeniyle sözleşme gereği verilen çeklerin ve paranın istirdadı ile karne devri için yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir.

T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesine benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HMK'nın 297. maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 297. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır.

Somut olayda, mahkemece gerekçe kısmında, müteahhitlik karnesi devri sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, bu nedenle davacının sözleşme bedelini ve karne harcı için ödediği bedeli davalıdan talep edebileceği belirtilmesine rağmen, davacının bu talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek, gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Çek İstirdadı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11841 E. 2016/8217 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11053 E. 2013/9837 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İstirdat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4335 E. 2010/10697 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Çek Sorumluluk Bedeli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6199 E. 2013/21294 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11827 E. 2012/17662 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/1678 E.  ,  2013/22034 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.05.2012 tarih ve 2011/376-2012/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşme gereğince davalıya ait ve 18.04.2002 tarihli A grubu 18 trilyonluk geçerlik süresi 3 yıl olan müteahhitlik karnesinin devir masrafları davacıya ait olmak üzere davacı şirkete devrinin kararlaştırıldığını, karşılığında davalıya iki adet toplam 5 milyar liralık çek ve 2,5 milyar lira nakit para verildiğini, aynı zamanda karne sahibinin şirket ortağı olması gerektiğinden şirket ortağı olan davacı ...’in kendisine ait 39 adet hisseyi davalıya bedelsiz olarak davalıya devrettiğini, davalı beyanının aksine devre konu karnenin tutarının 11,5 trilyon çıkması nedeniyle 08.05.2002 tarihinde düzenlenen ek protokol ile davalının lehine keşide edilen 30.06.2002 tarihli 2,5 milyar liralık çeki iade etmeyi taahhüt ettiğini, ancak taahhüdünü yerine getirmediğini, davalının devraldığı şirket hisselerini başkasına devrederek ortaklıktan ve şirketteki teknik müdürlük görevinden ayrılması nedeniyle davacı şirketin üzerinde kalan ihalenin şirketin karnesiz kaldığı gerekçesiyle hükümsüz sayıldığını ileri sürerek davalı lehine keşide edilen 30.06.2002 tarihli çekin iadesine, bu mümkün olmazsa davacının bu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptaline, karne devir bedeli olarak davalıya nakit olarak ödenen 2.500.00 TL ile 31.05.2002 tarihli çek karşılığı ödenen 2.500.00 TL ve karne devri için yapılan 4.091.96 TL masrafın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait müteahhitlik karnesinin devri ile ilgili olarak davacılardan Teksen Ltd. Şti. ile davalı arasında yapılan tarihsiz sözleşme ile davalıya ait 18/04/2002 tarihli A grubu yaklaşık 18 trilyon tutarlı ve kanunen geçerlik süre 3 yıl olan müteahhitlik karnesinin davacı şirkete devrinin kararlaştırıldığı, devir için 31/05/2002 ve 30.06.2002 keşide tarihli 2.500.000,000 TL tutarlı çekler ile nakit 2.500.000,000 TL'nin verildiği karnenin 18 trilyon değil, 11,5 trilyon lira değerinde olması nedeniyle 08.05.2002 tarihli ek protokol gereğince 30.06.2002 tarih ve 2.500.000.000 TL bedelli çekin davacı şirkete iadesinin kararlaştırılmasına rağmen iade edilmediği, bu nedenle davacı şirketin bu çek

nedeniyle borçlu bulunmadığı, müteahhitlik karnesi sahibinin aynı zamanda şirket ortağı olmasının yasal zorunluluk olduğu için, davacı şirket ortağı Selahattin Çalpan kendisine ait 39 payı 08/04/2002 tarihinde davalıya devrettiği, daha sonra davalının şirketteki payını dava dışı Rukiye Orman'a devrettiğini, davacı şirket üzerinde kalan Bilecik-Bozöyük 75 kişilik Yetiştirme Yurdu İkmal inşaatı ihalesinin, davacı şirkete karnesini devreden davalının, davacı şirket ortaklığından 06.06.2002 tarihinde ayrılması nedeniyle, şirketin karnesiz kalmasından dolayı iptal edildiği, bu nedenle zarara uğrayan davacının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, müteahitlik karnesinin devri için davalıya verdiği bedeli ve karne harcı için ödediği 4.091.960,000 TL'yi davalıdan isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30/06/2002 keşide tarihli 2.500,00 TL bedelli çek sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, çekin iptaline, müteahhitlik karnesi nedeni ile ödenen nakit ve çek bedeli ile harç bedellerinin istirdadına ilişkin diğer talepler yönünden fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava, müteahhitlik karnesi devri sözleşmesine aykırılık nedeniyle sözleşme gereği verilen çeklerin ve paranın istirdadı ile karne devri için yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir.

T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesine benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. HMK'nın 297. maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK'nın 297. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.

Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır.

Somut olayda, mahkemece gerekçe kısmında, müteahhitlik karnesi devri sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, bu nedenle davacının sözleşme bedelini ve karne harcı için ödediği bedeli davalıdan talep edebileceği belirtilmesine rağmen, davacının bu talepleri yönünden davanın reddine karar verilerek, gerekçeyle çelişkili hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/568945000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.