Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9082 E. 2011/16798 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
illiyet bağı↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, sahte belge olayının gerçekleşmediği, davacının iddia ettiği ruhsat iptali ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, % 40 tazminatın davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, işletme devir bedelinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davanın reddine, % 40 icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline denilmiştir. Oysa, T.C. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesinin benimsemiş olup, bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, kurulan kısa kararda hüküm altına alınan hususların açıkça yazılması ve sonradan yazılan gerekçeli kararın da, önceki kısa karara uygun olmasıdır. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesine uyulmamış ve yargı kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Bu şekilde verilen bir kısa kararın, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK’nun 381ve 388. maddesi ve inceleme tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 294, 297. maddeleri anlamında bir kısa karar tefhimi olarak da kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, HUMK 381, 388. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1192 E. 2012/17778 K.
Ortak:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda1-Dava, işletme devir bedelinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davanın reddine, % 40 «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline denilmiştir.
Benzer bu kararda… , davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalı tarafın «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · kötüniyet tazminatı · infaz · asıl alacak · kötüniyet · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, «asıl alacak» davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.
… , davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalı tarafın «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, tarafların hak ve yükümlülüklerini tam olarak belirten ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde açıklanan yasa hükümlerine uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1646 E. 2020/5407 K.
Ortak:inkar tazminatı
İncelediğiniz kararda1-Dava, işletme devir bedelinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davanın reddine, % 40 «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline denilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazın iptali ile takibin 36.388,03 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte devamına, alacağın %20'si oranında «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazın iptali ile takibin 36.388,03 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte devamına, alacağın %20'si oranında «inkar tazminatının» davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5328 E. 2013/20864 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · ceza zamanaşımı · kamu düzeni · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… vunma ve dosya kapsamına göre, tecavüzün tespit edildiği tarih dikkate alındığında 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 03.01.2008 tarih 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı kararıyla 556 sayılı KHK'nın 61-A-c maddesi iptal edildiğinden «ceza zamanaşımının» uygulanamayacağı, fazla hakların saklı tutulması beyanının zamanaşımını tek başına kesmeyeceği gerekçesiyle, ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 376. maddesi (6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
3 benzer karar daha
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5807 E. 2013/20795 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kamu düzeni · kötü niyet · kötüniyet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirket borcu nedeni ile şirket yöneticisi aleyhinde takip yapıldığı, ancak şirket borcundan dolayı davacı aleyhine takip yapmanın mümkün olmadığı, davacının «kötüniyet tazminatına» ilişkin talebi ile ilgili olarak davalının açık bir «kötü niyetinin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» incelendikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Somut olayda; davacı taraf, dava dilekçesinde davalının yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin yanısıra «kötüniyet tazminatının» da tahsilini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda kısa kararda "davanın kabulüne" karar verilmek suretiyle kötüniyet tazminatının da kabulünü kapsayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak gerekçeli kararın 4 nolu bendinde talep edilen «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · borcun üstlenilmesi · kamu düzeni · avans faizi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararın 2 nolu bendinde "Davalı...A.Ş. ile fer'i müdahil ve «borcu üstlenen» ... aleyhine açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, 11.000,33 TL alacağın davalı...A.Ş. adına borcunu üstlenen ... ile diğer davalılardan 11/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili" şeklinde hüküm kurulmuş iken, gerekçeli kararın 2 nolu bendinin "Davacı tarafından, davalı...A.Ş. ile Fer'i Müdahi …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı...A.Ş. ile «borcu üstlenen» ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulü ile 11.000,33 TL'nin 11.11.1999 tarihinden itibaren avans faiziyle davalı...A.Ş. ile borcu üstlenen ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve «borcu üstlenen» ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · yasal faiz · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Somut olayda ise mahkemece, kısa kararda, hükmedilen manevi tazminatlara faiz uygulanmasına karar verilmediği halde, gerekçeli kararda hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9082 E. , 2011/16798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/05/2011 tarih ve 2004/212-2011/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ile davalı arasında 29.06.2003 tarihli sözleşme gereğince maden suyunun çıktığı taşınmazın, tesislerin, işletme ruhsatının 600.000 USD karşılığı alınarak karşılığında çek tanzim edildiğini, bugüne kadar da 150.000 USD ödeme yapıldığını, aralarındaki sözleşmede ruhsat devri sırasında bir problem yaşanması durumunda çeklerin ödenmesinin durdurulacağının belirtildiğini, bu bağlamda Sağlık Bakanlığı’nın davalının ruhsat alırken vermiş olduğu belgelerden birinin sahte olduğu gerekçesiyle ruhsatı iptal ettiğini ileri sürerek, davacıya borçlu olmadıklarının tespitini, % 40’tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini ve % 40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, sahte belge olayının gerçekleşmediği, davacının iddia ettiği ruhsat iptali ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, % 40 tazminatın davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, işletme devir bedelinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davanın reddine, % 40 icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline denilmiştir. Oysa, T.C. Anayasası yargılamanın aleniyeti ilkesinin benimsemiş olup, bunun anlamı yargılamanın açık yürütülmesi, kurulan kısa kararda hüküm altına alınan hususların açıkça yazılması ve sonradan yazılan gerekçeli kararın da, önceki kısa karara uygun olmasıdır. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesine uyulmamış ve yargı kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Bu şekilde verilen bir kısa kararın, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK’nun 381ve 388. maddesi ve inceleme tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 294, 297.
maddeleri anlamında bir kısa karar tefhimi olarak da kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla mahkemece, HUMK 381, 388. maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040783700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz