Sigorta rücu davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/9686 E. 2012/15401 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sigorta rücu davası↗ rücu davası↗ rücu↗ içtihadı birleştirme kararı↗ sigorta poliçesi↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, meydana gelen olayda sigortalı şirketin %80, forklift operatörü işçinin %20 oranında kusurlu olduğu, davalı Çetin Sosyal Hiz. Ltd. Şti’nin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, zararın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan sigorta rücu davası olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 382.maddesi ve halen yürürlükte bulunan HMK'nun 294 ncü maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas,1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır.
2) Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11053 E. 2013/9837 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nun 297. maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, danışmanlık «hizmet sözleşmesi» nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Mahkeme gerekçe kısmında davacının gerekli olan belgeleri eksik gönderilmesi nedeniyle davalının üzerine düşen edimini yerine getirmediğini belirtmesine rağmen, davanın kabulüne karar verilerek «gerekçeyle çelişkili» hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1250 E. 2021/962 K.
Ortak:rücu · sigorta poliçesi
İncelediğiniz karardaŞti’nin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, zararın «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan «sigorta rücu davası» olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
Benzer bu kararda… ve iyi nüfuz etmemiş kaynak kişi olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, olay ile zarar arasındaki «illiyet bağı» bulunanların tespit edildiği, ödenecek tazminat miktarının raporlarda belirtildiği bu zararın dava konusu «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen «hasar» arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesine (6102 sayılı TTK md.1472) dayanılarak açılan sigorta «rücu» davaları olup mahkemece, yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi raporları arasında çelişki · kusur oranı · illiyet bağı · riziko · kusur · hasar
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, «riziko» konusu olaydaki «kusur» durumuna ilişkin düzenlenen «bilirkişi raporları arasındaki çelişki» giderilip, riziko konusu «hasarın» gerçekleşmesindeki kusur durumunun somut bir biçimde tespit edilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
… ve iyi nüfuz etmemiş kaynak kişi olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, olay ile zarar arasındaki «illiyet bağı» bulunanların tespit edildiği, ödenecek tazminat miktarının raporlarda belirtildiği bu zararın dava konusu «sigorta poliçesi» kapsamında kaldığı, forkliftin çarpması sonucu borunun kaynak yerinden kırılmasında forklift kullanıcısının kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen kaynağın standartlara uygun yapılmamış olmasından kaynaklandığı, forkliftin çarpması ile meydana gelen «hasar» arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu kazadaki «kusur oranlarının» tespiti amacıyla dosya arasına alınan 05.05.2009 tarihli bilirkişi raporunda; forklift operatörünün %20, dava dışı sigortalının ise %80 kusurlu olduğu ancak anılan …
Somut olayda «rizikonun» davalı şirket operatörü tarafından yönetilen aracın branşman borusuna çarpması sonucu meydana geldiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5584 E. 2010/12170 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · butlan · iyiniyet · cy/cy şerhi · iptal davası · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...’in genel kurul tutanağında usulüne uygun «muhalefet şerhi» bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın dava açma hakkı yokluğundan, salt çağrıda usulsüzlüğün iptal «sebebi» olmadığı, genel kurullarda alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
… yırımı yapılmaksızın, açılan davanın süre yönünden reddine karar verildiği halde, gerekçeli kararda asıl davanın davacı ...’in genel kurul tutanağında usulüne uygun «muhalefet şerhi» bulunmadığından «iptal davası» açma hakkı olmadığı gerekçesiyle, birleşen davanın da genel kurullarda alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
1- Davacılar vekili, asıl davada müvekkili ... ’un üyesi olduğu davalı kooperatifin 24.06.2000 tarihli genel kurulunda 4 ve 5. numaralı kararların «mutlak butlanla» batıl olduğunu, birleşen davada da diğer müvekkili ...’un da kooperatif ortağı olduğu halde genel kurul toplantısına çağrılmadığından 26.06.1999 ve 24.06.2000 yıll …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12294 E. 2012/19713 K.
Ortak:i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaKarar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin «son» fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · menfi zarar · müspet zarar · kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · bilirkişi ücreti · kâr mahrumiyeti
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.570,29 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’nin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 4.829,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 2.591,32 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.700 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 891,32 TL alacağı olduğu, ancak davalı şirketin davacının 1.570,29 TL davalı alacağı bulunduğu kabulü nedeniyle bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde kısa kararda sehven 2.678,72 TL alacağın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle birleşen davada 2.678,72 TL’nın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden taleple bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
3)Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’nin karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, «müspet zararının» tazminini isteyemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10729 E. 2010/3945 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · mirasçılık · dosya masrafı · dava sebebi
Benzer bu karardaDavacılar vekilince 19.10.2006 tarihli oturuma «mazeret» beyan edilerek katılınmamış, mahkemece de mazeret kabul edilerek duruşma gününün davacı vekiline cevaplı telgrafla bildirilmesine karar verilmiş, ancak söz konusu yeni duruşma gününün hata sonucu davacılar vekilinin eski adresine gönderilmesi sonrasında 02.11.2006 tarihli «dosyanın işlemden kaldırılmasına» dair kararın sonradan mahkemece hatalı olduğundan bahisle kaldırılarak yargılamaya devam edilmesi, mahkemeden kaynaklanan bir hatadan ileri gelmesi nedeniyle HUMK’ …
… anevi, davacılar ..., ..., ..., ..., ...için ayrı ayrı 1.000' er YTL manevi, davacı ... için (10.000) YTL manevi, davacı ...için (456,31) YTL maddi ve davacılar ... «mirasçıları» ile ... mirasçılarının defin «masraflarına» ilişkin taleplerin kabulü ile 60' ar YTL tazminatın kaza tarihinden itibaren işlelyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, …
2-Yukarıda açıklanan bozma şekil ve «sebebine» göre mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9082 E. 2011/16798 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · menfi tespit
Benzer bu kararda1-Dava, işletme devir bedelinden kaynaklanan «menfi tespit» istemine ilişkin olup, mahkemece kısa kararda davanın reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise davanın reddine, % 40 «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline denilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, sahte belge olayının gerçekleşmediği, davacının iddia ettiği ruhsat iptali ile davalının eylemi arasında «illiyet bağı» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, % 40 tazminatın davalıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · marka hakkına tecavüz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacının tescilli markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde üretimde bulunduğu, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle, 3.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/9686 E. , 2012/15401 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2008/56-2010/547 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından Endüstriyel Paket Yangın Poliçesi ile sigortalı Polipex Europa Pol.A.Ş.'ne ait fabrikada, davalı şirket personeli olarak çalışan forklift operatörünün dikkatsizlik ve tedbirsizliği nedeniyle forkliftin ataçmanlarının branşman borusuna çarpıp boruyu kırmak suretiyle kızgın yağın boşalmasına ve maddi hasara yol açtığını, 73.915,16 Euro zararın sigortalıya ödendiğini, davalı şirket ile sigortalı şirket arasında Yardımcı Üretim İşçiliği Sözleşmesi mevcut olduğunu, bu sözleşme ile de görevlendirilecek personelin kusuru ile zarar vermesi halinde zararın davalı şirket tarafından tazmin edileceğinin kararlaştırıldığını, BK'nun 55. ve 100. maddeleri gereğince de davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, birleşen dava ile toplam 157.213 TL’nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, forklift operatörü işçinin resmiyette müvekkili şirketin işçisi olsa da, fiiliyatta ve gerçekte sigortalının işçisi gibi ve onların emrinde çalıştığını, işyerinde iş güvenliği, iş sağlığı ile ilgili tüm tedbirlerin sigortalı tarafından alınması gerektiğini, zarardan sigortalı şirketin sorumlu olduğunu ve poliçe kapsamına girmeyen hasarla ilgili davacının hatır ödemesi yapmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, meydana gelen olayda sigortalı şirketin %80, forklift operatörü işçinin %20 oranında kusurlu olduğu, davalı Çetin Sosyal Hiz. Ltd. Şti’nin direk bir kusurunun bulunmadığı, borunun kaynak yerinden kırılmasının nedeninin yapılan kaynağın zayıf, kifayetsiz ve iyi nüfuz etmemiş olmasından kaynaklandığı, sorumlusunun ise davacının sigortalısı ve kaynağı yapan ve kontrol eden olduğu, zararın sigorta poliçesi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, TTK’nun 1301. maddesine dayanılarak açılan sigorta rücu davası olup, mahkemece hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verildiği halde, gerekçe kısmında davalının sorumluluğunun bulunmadığı şeklinde görüş bildirilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmıştır.
T.C. Anayasası, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılama sonunda verilen kararın açıkça belirtilmesidir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 382.maddesi ve halen yürürlükte bulunan HMK'nun 294 ncü maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın hükme uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas,1992/4 Karar sayılı ilamında kısa kararla gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni olacağı belirtilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 388.maddesinin son fıkrası uyarınca kararın hüküm sonucu kısmında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunmamalıdır.
2) Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1063006400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz